YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Kendini yere atıyorlar"
İçişleri Bakanı Beşir Atalay günlerce konuşulan polisin öğrencilere müdahalesi ile ilgili Kanal 7'de açıklamalarda bulundu. Atalay, "O görüntüleri inceledik polis öğrencilere vurmadı öğrenciler arasından kendini yere atanlar oldu" dedi...
"Kendini yere atıyorlar"
20 Aralık 2010 / 16:03 Güncelleme: 20 Aralık 2010 / 16:29

 İçişleri Bakanı Beşir Atalay, ''Ben baştan beri, Genel Başkanlığından bu yana Kılıçdaroğlu'na baktığımda, hiç tutarlı bir politika ortaya koyduğunu görmedim, çelişkilerle dolu'' dedi.

Atalay, Kanal 7'de yayımlanan ''Başkent Kulisi'' adlı programda, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. ''CHP Kurultayı ve CHP'de yeni süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna Atalay, demokratik ülkelerde anamuhalefet partilerinin çok önemli olduğunu söyledi.

Türkiye'de siyaset yapan biri ve vatandaş olarak iktidarın yanında kuvvetli, gerçekten üreten güçlü bir muhalefetin olmasını arzu ettiklerini, bunun gerekli olduğunu belirten Atalay, CHP'nin geçmiş kongrelerine göre daha sakin ve bütün bir kongre geçirdiğini kaydetti.

CHP kongrelerinin genelde tartışmalı ve kavgalı geçtiğini dile getiren Atalay, ''Burada daha sakin bir kongre var. Bir anlamda Genel Başkan kendi istediği listeyi de oluşturdu gibi. Deniz Baykal, Önder Sav faktörü sanki çok fazla önemli değilmiş ya da bundan sonra önemli değilmiş gibi görünüyor. Meclis içerisinde kendi gruplarından, milletvekillerinden çok kişiyi listenin içerisine almadılar. Orada dikkati çeken DSP'den geçen bir kaç isim var. Bir anlamda DSP'yi de kollayan bir liste'' diye konuştu.

Bu anlamda bakıldığında Kılıçdaroğlu'nun başarılı göründüğünü ifade eden Atalay, şöyle devam etti:

''Ama benim kendi gördüğüm, kendi kanaatim, CHP kolay değişecek bir parti değildir. Kolay değişmez ve ona da müsaade etmezler. Neticede CHP statükoculuğun savunucusudur, temsilcisidir her ne kadar onlar sosyal demokrasiden söz ederlerse de o anlamda bir politikalarını biz görmedik. Şu anda AK Parti'nin yürüttüğü politika Türkiye'deki belki bu güne kadar en etkili sosyal politikadır. Dileriz ki CHP'de bu madana etkili bir politika yürütür.

Ben baştan beri, Genel Başkanlığından bu yana Kılıçdaroğlu'na baktığımda hiç tutarlı bir politika ortaya koyduğunu görmedim, çelişkilerle dolu. Onun biraz da İstanbul Belediye Başkanlığından biliyorsunuz ismi ön plana çıkmıştı, sürekli yolsuzlukla mücadele ediyor gibi bir hava ama aslında çok ucuz bir hafiyelik benim gördüğüm ondaki. İşini iyi yapmayan, iyi çalışmayan böyle hemen yüzeysel bazı şeylerle insanı suçlayan böyle bir görüntü. Yani ağır başlı dengeli, konulara bütün boyutuyla yaklaşan bir liderlik görmedim. Genel olarak benim CHP'den ve liderinden doğrusu çok istememe ve beklememe rağmen şu anda bir umudum yok, kongrenin sonucu ne olursa olsun.''


-''KAYSERİ'DEKİ YOLSUZLUK İDDİALARI-


Beşir Atalay, ''Kayseri olayının da kızgınlığını yaşıyor olabilir misiniz?'' sorusuna, ''Hayır hayır'' yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu'nun memurluktan gelmesiyle övündüğünü dile getiren Atalay, ''Bürokratlık, genel müdürlük yapmıştır, maliye kökenlidir. Soruşturmanın ne olduğunu, rüşvet iddiasının ne demek olduğunu ve bunu kimin soruşturduğunu çok iyi bilir ama halen kafasını takmış işte Kayseri Vali Vekili 'rüşvet dediği halde onunla ilgili işlem yapılmamış' diye. Biz bu belgelerin hepsini Bakanlığımızın web sitesinde yayınladık. En cahil adam bile bir defa anlatmada bunu anlar. Eğer ortada biriyle ilgili rüşvet iddiası varsa bu konuda Cumhuriyet Savcılığı idareden filan izin almaz kamu görevlisiyle ilgili. Ne Valinin ne Bakanlığın izin vermesine gerek yoktur'' dedi.

Rüşvetle ilgili konuyu savcılığın araştırdığını kaydeden Atalay, şöyle konuştu:

''O Vali Vekilimizin, yazdığı da o zaman budur, 'bu rüşvetle ilgili olduğu için idarenin yapacağı bir işlem yok, bunu savcılık zaten direkt kendisi yapacaktır' diyor. Sonra savcılık ne yapıyor bunu düzeltiyor. 'Haklısınız zaten rüşvetle ilgili kısmını ben yapıyorum ama görevi kötüye kullanma ve görevi ihmalle ilgili bu konuda da iddialar var bunları idare yapacaktır' diyor. İdare de bunu yapıyor.

Bu kadar açık, şeffaf yürümüş bir konuyu halen şeffaf olmamakla suçluyorlar. Şunu söylemek istiyorum, kendileri de bin pişman oldular, yine iyi çalışılmamış bir dosyayı alelacele gündeme getirdiler ama sonunda çok zor durumda kaldılar. Artık onlar üzerinde durmazlar, bunun bitmesini isterler. Onlar iftirayı at izi kalırsa kalsın biraz... Ama biz bırakmayacağız, yani bu tür hataların peşini bırakmayacağız. Bir yerde bir cümle söylerse onun karşılığını fazlasıyla veririz bunu ifade etmek istiyorum.''


-''3 Y MÜCADELESİ BİZİM İÇİN ÖNEMLİ''-


İçişleri Bakanı Atalay, ''Hükümet'in yolsuzlukla mücadelesi konusundaki yaklaşımı nedir?'' şeklindeki soruya ''Bugün Başbakanımızın bir ifadesi vardı 'biz buralarda bunları sırf daha fazla oy almak için yapmıyoruz. Biz ülkemize, sizlere hizmet için bunları yapıyoruz, buradaki eserlerimizi...' Biz siyaset için konuşmayız, kendi bireysel ilkelerimiz de buna izin vermez. Bu 3 Y bizim için önemlidir. Yolsuzlukla, yasaklarla, yoksullukla mücadele. Şu anda AK Parti politikalarına baktığınızda her yerde bunu görürsünüz. Bizim mücadelemiz bir demokrasi mücadelesidir. Demokrasiyi daha da güçlendirme mücadelesidir. Yaptığımız bütün çalışmalar 8 yıldır bunun içindir. Yoksullukla mücadelede herkes bilir bizim o politikalarımızı'' şeklinde yanıtladı.


-İSTANBUL'DAKİ ÖĞRENCİ OLAYLARI-


''Öğrenci olayları ve yumurta atma eylemlerinde polisin tutumuna ilişkin'' soru üzerine Atalay, ''Özgürlükler konusunda AK Parti Hükümeti'nin alanı çok geniştir. Bizim baştan sona çabamız özgürlük alanlarını genişletmektir'' dedi.

Güvenlikten ve polisten sorumlu Bakan ve birey olarak hayatının özgürlük mücadelesiyle geçtiğini ifade eden Atalay, aktif geçen öğrenciliğimden bu yana 'daha fazla özgürlük' dediğini anlattı.

''Eylemlere katıldınız mı?'' sorusuna Atalay, ''Çok ama hiçbirinde ne yumurta attık ne taş. Sözle kendimizi bir yerlerde ifade ettik'' yanıtını verdi.

Ankara Hukuk Fakültesinde dernek başkanlığı yaptığını anlatan Atalay, şöyle devam etti:

''Ben üniversite rektörlüğü yaptım. Üniversitem, Türkiye'nin en özgür üniversitelerinden biriydi. Ben 28 Şubat sürecinde görevden alındığımda suçlamaların bir kısmı daha fazla özgürlükçü olduğumuz içindi. Biz öğrencilerimizin düşüncelerini ifade etmelerinden hiç rahatsız olmayız, polis de bundan rahatsız olmaz.

Ben İstanbul kısmını -bir önceki pazar günü İstanbul'daydım- çok inceledim. Polis yöneticilerini emniyet müdüründen başlayarak topladım. Onlardan da dinledim, onlar da kendi içlerinde irdelemiş, alternatif tedbirler neler olabilir bunlar da tartışıldı. Böyle görüntüler ortaya çıktığında polis de bundan memnun olmaz.''


-''ÖĞRENCİLERİ HAREKETLENDİRMEK İSTEYENLER VAR''-


Son aylarda üniversitelerde, belirli kesimlerde öğrencileri hareketlendirmek isteyenlerin var olduğunu belirten Atalay, bunu bildiklerini ve tespit ettiklerini kaydetti.

Atalay, ''Bunlar çok küçük oranlarda olan biraz daha uç diyebileceğimiz ama genelde biraz daha ulusalcı kesim içerisinde toplananlar. İstanbul'daki rektörler toplantısında da 6 ayrı grup öğrenci vardı. Bunların geldikleri noktalar belirli. Bunların 4 tanesi polisin de korumasıyla geldiler. Açıklamalarını yaptılar, mesajlarını verdiler ve gittiler ama 2 grup var ki bunların birisi Ankara ve Eskişehir'den gelenler bir de İstanbul'un içerisinden bir grup var, bunlar dağılmak istemediler, oraya girmek istediler. Olayları ben ekrandan seyrettim, o gün çekilenleri seyrettim. İlk defa polisin üzerine getirdikleri bayrakların sopalarıyla saldıran, vuran, hatta 3 polisi yaralayan öğrenciler...'' diye konuştu.

İstanbul'daki olaylarda da polisin sonuna kadar çaba gösterdiğini vurgulayan Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Polis, belirli bir noktadan sonra öğrencileri uzaklaştırmak için gaz sıkmıştır, vurmamıştır. O yerde yatan bir kız öğrenci görüntüsü var, 40 yönden biz onu inceledik böyle bir görüntü niye meydana geldi diye. Böyle bir görüntü olmamalı. Onunla ilgili bir darbe yok. Çok ileri saldıran, polise vuran öğrencilerden bir kısmını gözaltına alma teşebbüsü sırasında ekran görüntüsü vermek için kendini yere atanlar da oluyor. Öğrencilerde olur bunlar. Bunun içerisinde belli bir grup var. Biz bunları tespit ettik, dosyamda var benim.

Geçen yıl Tekel işçileri eylemine katılmış, İstanbul'da Mc Donald eylemine katılmış, Samsun'daki eyleme katılmış, Ankara'da Siyasal Bilgiler Fakültesinde yumurta atma eyleminde var. Bunlar öğrenci ama her yerde bu tür şeylerin içerisinde olan belli bir grup var. Bunların kim olduğu, nereden geldiği biliniyor. Bunların sayıları çok az çok büyük öğrenci kitlelerini filan temsil etmiyor.

Ne olursa olsun yine de düşüncesini ifade etmek isteyene sonuna kadar müsamaha ediliyor. Belli bir noktadan sonra polis eğer güvenliği sağlamazsa o zaman polisi suçlar vatandaş. Yani bu olayları büyük bir olgunlukla tarafsızca, sabırla bütün boyutlarıyla incelediğinizde polisin gerekeni, fazlasını yapmadığını görürsünüz.''

Küçük bir olayın polisin imajını yıkıp geçtiğini dile getiren Atalay, ''Polis devletine mi gidiyoruz?'' sorusuna ''Öyle şey olur mu, AK Parti ve polis devleti bunlar bir araya gelmez ki'' şeklinde yanıtladı. (AA)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler