25 Mayıs 2017 Perşembe
  • Altın144,066
  • BIST98.314
  • Dolar3,5732
  • Euro3,9941
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6194
  • İstanbul13 °C
  • Ankara4 °C
  • İzmir13 °C
  • Konya9 °C
  • Adana16 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır10 °C
  • Bursa11 °C
  • Kayseri4 °C
  • Kocaeli4 °C
  • Şanlıurfa12 °C
  • Gaziantep11 °C
  • İçel19 °C
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'Kaset' referandumu etkiler...
Vatan gazetesinde konuşan Hikmet Sami Türk, Baykal'ın ortaya çıkan kasetinin referandumda muhalefetin elini zayıflatacağını söyledi...
'Kaset' referandumu etkiler...
10 Mayıs 2010 / 08:19 Güncelleme: 10 Mayıs 2010 / 08:43

Gündeme bomba gibi düşen Baykal’ın kasetinin referanduma giden süreçte muhalefetin elini çok zayıflatacağını söylüyor eski Adalet Bakanı ve Anayasa Hukuku Profesörü Hikmet Sami Türk. Hesabı ise çok net; büyük olasılıkla 3 Ekim’de, olmadı en geç 10 Ekim’de referandum yapılır.

Vatan gazetesinden Mine Şenocaklı'ya konuşan Türk'ün işte o çok çarpıcı açıklamaları;

(...) Türk, hukuki ve siyasi cephelerden değerlendirdi konuyu uzun uzun. Baştan CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurusu yapmakta haklı olduğunun altını çizdi. Çünkü ona göre, HSYK’nın yapısının değiştirilmesine ilişkin madde Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinden hukuk devletini sarsacak nitelikteydi. Sonra bir hesap yaptı ve net konuştu; “Anayasa değişikliklerinin Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonraki 120 günlük sonunda ilk pazar günü halk oylamasına sunulması gerekiyor. Büyük olasılıkla 3 Ekim’de referandum yapılır.”

Peki ya iptal başvurusu? Bu konuda da hesabı kitabı net Hikmet Sami Türk’ün: “Referandum sonucundan sonraki ilk 10 gün içinde. Tabii eğer halk ”Evet“ derse... Peki halkın “Hayır” deme ihtimali var mı ona göre? Bundan dört gün öncesine göre varmış, ama eğer ki Baykal ile ilgili iddia doğru çıkarsa, “Evet” kesin gibi...

* Anayasa’nın 24 maddesini değiştirmeyi amaçlayan sürecin ilk perdesi, Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin’in “336 kabul, 72 ret, 1 oy boş” açıklamasıyla kapandı. Şimdi önümüzde bir halk oylaması süreci var. Bundan sonra ne olur?

Anayasa değişikliğine ilişkin kanun Cumhurbaşkanı’na sunulmuş bulunmakta. Cumhurbaşkanı’nın 15 gün inceleme yetkisi var. Cumhurbaşkanı bu süre içersinde anayasa değişikliğine ilişkin kanunu bir kez daha görüşülmek üzere Meclis’e göndermediği takdirde Resmi Gazete’de yayımlayacaktır. Resmi Gazete’de yayımlanması ise bu anayasa değişikliğinin kabul edildiği oy sayısına göre halk oyuna sunulması anlamına gelmektedir. Çünkü Anayasamıza göre, TBMM üye tam sayısının 5’te 3 ila 3’te 2’si arasında, yani 330 ila 367 arasında bir oyla kabul edilen anayasa değişiklikleri zorunlu olarak halk oyuna sunulur. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı’nın kanunu Meclis’e geri göndermeyip, Resmi Gazete’de yayımlaması Anayasa değişikliğinin halk oyuna sunulması anlamına gelmektedir.


* Peki halk oylaması ne zaman yapılacak? Bazı anayasa hukukçularına göre önümüzdeki 60 günün sonunda, bazılarına göre ise 120 günün sonunda.

Bu da tartışmalı bir konu. Çünkü o konuda daha önce yürürlükte olan kanuna göre, anayasa değişikliklerinin 120 günlük bir süre sonunda halk oylamasına sunulması gerekiyor. Daha doğrusu anayasa değişikliğine ilişkin kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren 120 gün geçmesi gerekiyordu. Fakat 2010 yılında bu kanunda bir değişiklik yapılarak bu süre 60 güne indirildi... Şimdi sorun, acaba bu 60 günlük süre önümüzdeki halk oylamasında uygulanacak mıdır, yoksa daha önce olduğu gibi 120 gün geçmesi mi gerekecektir? Burada bazıları hiç ilgisi olmadığı halde 1 yıldan da söz etmektedir. Bu 1 yılın anlamı da şu; Anayasamızın 79. Maddesi’nin son fıkrasına göre; anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulması milletvekili seçimlerinde uygulanan hükümlere göre olur. Milletvekilleri seçimleri bakımından ise Anayasamızın 67. Maddesi’nin son fıkrasında şöyle bir hüküm yer alıyor; “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.” Dolayısıyla 5955 sayılı bu kanun, 3 Mart 2010 günü kabul edilmiş ve Resmi Gazete’nin 9 Mart 2010 tarihli nüshasında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yani ancak 9 Mart 2011 tarihinden sonra yapılacak olan halk oylamalarında uygulanacaktır. O nedenle bu anayasa değişikliğinde eskiden olduğu gibi 120 günlük süre uygulanacaktır. Tabii kanunu Cumhurbaşkanı Meclis’e geri gönderecek mi, yoksa Resmi Gazete’de hemen yayımlanacak mı henüz belli değil. Ama Anayasa değişikliklerinin halk oylamalarına sunulması hakkındaki kanunun 2. Maddesi’ne göre halk oylaması Resmi Gazete yayımını takip eden 120 günden sonraki ilk pazar günüdür. Dolayısıyla bu değişiklik Resmi Gazete’de hangi gün yayımlanacak onu bilemiyoruz ama kabul edelim ki, Cumhurbaşkanı 15 gün içinde kararını versin. Mayıs ayının sonuna geldik demektir, kolaylık olsun diye 1 Haziran günü kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığını kabul edelim, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül geçecek... Dolayısıyla 1 Ekim gününü izleyen ilk pazar günü, ki 1 Ekim cumaya geliyor, demek ki 3 Ekim’de referandum yapılacak.

+++

Muhalefet iptal için ne zaman harekete geçmeli?

Hikmet Sami Türk HSYK’ya ilişkin maddenin Türkiye Cumhuriyeti devletinin yapısını bozacağını belirtiyor. Ona göre, eğer referandum sonucu ‘Evet’ çıkarsa, muhalefetin 10 gün içinde Anayasa Mahkemesi’ne gitmesi şart. Şekil olarak değil sadece, Cumhuriyet için!

* CHP Genel Başkanı Baykal Cumhurbaşkanı Gül’e bir öneride bulunmuştu. “Tartışmalı üç madde ayrılarak referanduma sunulsun” diye... Hâlâ bu mümkün olabilir mi?

Bu kanun Meclis’te 336 oyla kabul edildi, bu demektir ki kanun tümüyle halk oyuna sunulacaktır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı’nın bu kanunla ilgili olarak böyle bir ayırma yetkisi yok. Ama eğer kanun 367 ve daha yukarı bir oyla kabul edilmiş olsaydı o zaman Anayasamızın 175. Maddesine göre Cumhurbaşkanı’nın kanunun bazı maddelerini ayırarak halk oyuna sunması, bazılarını da doğrudan yürürlüğe koyması olanağı olabilirdi ama bu yok...

* O zaman belki de bu AK Parti’nin elini rahatlatan bir şey oldu anayasa değişikliğinin 336 oyla kabulü. Çünkü onların istediği bu paketin tümünün referanduma sunulmasıydı...

Evet. Ama önümüzde 4 aylık bir süre var ve burada halk oylamasına sunulan anayasa değişikliğinin lehinde ve aleyhinde propaganda yapma olanağı var. Yani hatta bu konuda anayasa değişikliklerinin halk oylamasına sunulması hakkındaki kanun, iktidar ve muhalefet partileri için radyo ve televizyonlarda konuşma sürelerini belirlemiştir. Bunların hepsi uygulanacaktır ve o sürenin sonunda da halk oylaması yapılacaktır.


* Peki Anayasa Mahkemesi’ne başvuru süresi ne zaman başlıyor sizce?

Şimdi o konudaki anayasa hükmüne bakalım. Çünkü bu da tereddüt konusu olabilecek bir nokta. Şekil bakımından denetleme Anayasanın 148. Maddesi’ne göre, cumhurbaşkanınca veya TBMM üyelerinin 5’e 1’i tarafından istenebilir, kanun yayınlanıp aradan 10 gün geçtikten sonra şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz.


* Dolayısıyla bu 10 gün ne zaman başlıyor?

Şimdi bu kanun Cumhurbaşkanı tarafından eğer Meclis’e geri gönderilmezse, halk oyuna sunulmak üzere Resmi Gazete’de yayımlanacaktır. Acaba bu, 10 günlük sürenin başlangıcı olabilir mi? Birinci görüş bu. Eğer bunu 10 günlük sürenin başlangıcı olarak kabul edecek olursak, o zaman bir taraftan halk oylaması süreci işlemeye başlarken, bir taraftan da bu davanın Anayasa Mahkemesi’nde görülmesi gerekecektir. Çünkü 10 gün içerisinde dava açılacak ve Anayasa Mahkemesi de sanıyorum ki önemli bir konu olarak bunu öncelikli olarak ele alacaktır. Fakat benim eğilimim buradaki kanun sözcüğünü, anayasa değişikliği gerçekten kanun haline geldikten sonraki anlamıyla almaktır.


* Biraz açar mısınız hocam?

O da şu; burada şimdi henüz kanunlaşma süreci tamamlanmamış olan bir kanun söz konusu. TBMM kabul etmiş. Cumhurbaşkanı halk oylamasına sunmak üzere yayımlıyor ama halk oylaması “Hayır”, yani ret oyuyla da çıkabilir. Çünkü halkımız “evet” ya da “hayır” diyecektir. “Evet” dendiği takdirde bu kanun haline gelecektir. Eğer kabul oyları, yani “evet” oyları yüzde 50’nin altında kalırsa o zaman bu anayasa değişikliği reddedilmiş demektir. Dolayısıyla bu anayasa değişikliği kanunlaşmış olmayacaktır. Öyle olunca hakkında ne diye dava açılsın? Çünkü kanunlaştıktan sonra, yani halk oyuyla kabul edildikten sonra kanun haline gelecektir. Dolayısıyla ben bu anayasa değişikliğindeki anayasaya aykırılık iddiasıyla davanın ancak halk oylamasında kanun kabul edildikten sonra açılabileceğini düşünüyorum ve zaten burada tartışılan siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin madde düştüğüne göre yargıyla, özellikle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’yla ilgili olan maddedir. Anayasaya aykırılık oradadır. Kanun, halk oylamasında kabul edildikten sonra da o maddenin de tümüyle iptali söz konusu değil. Sadece yargı bağımsızlığı ile bağdaşmayan, anayasanın değişmez niteliklerinden hukuk devleti ilkesine aykırı olan hükümler iptal edilebilir.


+++

Yeri doldurulamaz ama Baykal istifa etmeli

* Baykal’la ilgili fikriniz nedir?

Bu haberlerden büyük üzüntü duydum. Sayın Baykal Türkiye’ye, geçmişte Maliye Bakanı, Enerji Bakanı olarak hizmet etmiş bir siyasetçi. Şimdi de anamuhalefet partisi lideri. O nedenle de hakkındaki iddiaların doğru olmamasını diliyorum. Ama dünyanın her tarafında siyaset adamlarını yıpratmak için bu tür tertipler yapılabiliyor. Siyaset adamlarının özel hayatları hep skandalla ortaya çıkartılıyor. Bizde de geçmişte yaşandı. Bu nedenle ben bu kasetin Baykal’a karşı yıpratma kampanyasının bir parçası olduğunu düşünmek istiyorum. Tabii ki kesin bir şey söylemem mümkün değil ama siyaset adamları herkesten daha çok ahlâklı, dürüst ve dikkatli olmalıdırlar.


* Mazur görülecek bir tarafı yok yani?

Böyle bir şey olduysa eğer, asla! Aile kurumunun kutsallığından tutun, hiçbir şekilde hoş görülecek bir olay değil bu. Çünkü siyasetçiler kamuya mal olan kişilerdir. Onların bir anlamda özel yaşamları da yoktur. Halka saygı gereği dikkatli hareket etmek zorundadırlar.


* Geçmişte böyle bir olayla gündeme gelen Hasan Fehmi Güneş bakanlıktan istifa etmişti...

Evet. Aradan zaman geçtikten sonra yeniden siyasette yer aldı. Ama Hasan Fehmi Güneş hatırladığım kadarıyla o dönemde bir ses sanatçısının evine giderken takip edilip basında yer almıştı. Şimdi sanıyorum internette bir takım hoş olmayan görüntüler de yayınlanmakta. Yani bu kadar da gaflet içinde olunmaz. Baykal’ın da kendisinin bir mücadelenin hedefi olduğunu bilmesi gerekir. Sadece iktidar partisi ya da rakip partiler tarafından değil, kendi partisi içinde de... Önümüzde CHP Kurultayı var. Ona karşı rakip olanlar tarafından da böyle bir şey yapılabilir.


* O zaman Baykal ne yapmalı? Hasan Fehmi Güneş gibi hemen istifasını mı vermeli?

Tabii.. Çünkü bu CHP’yi, ana muhalefet partisini çok zor durumda bırakacak bir hareket. Bir de tam ne zaman ortaya çıkartılıyor bu kaset? Çok önemli bir anayasa değişikliği yapıldı. Bunun halk oylamasına sunulma süreci var. Önümüzdeki dönemde bu anayasa değişikliğinin lehinde ve aleyhinde olanlar propagandalarını yapacaklar ve Anayasa Mahkemesi’ne başvuracaklar. Bu süreçte muhalefeti çok zayıflatacak bir harekettir.


* Bu kaset referandum sonucunu bile etkileyebilir mi sizce?

Tabii etkileyebilir... Bu arada bir takdirimi ifade edeyim. Sayın Başbakan bu konudaki görüntülerin internetten çıkartılması konusunda Ulaştırma Bakanı’na talimat vermiş. Bu da Başbakan’ın en önemli rakibi hakkında böyle bir karalama yöntemini onaylamadığını göstermesi bakımından önemlidir. Ve takdir edilecek bir centilmenlik örneğidir. Bu kaseti hazırlayanlar ise parti içinden olabilir. Çünkü kamerayı yerleştirecek olan kişi Baykal’ın en yakınına kadar girebilecek olan biridir. Dışarıdan gelip yatak odasına bir kamera yerleştirilmesi mümkün değil. Onun veya olayda adı geçen bayan milletvekilinin yakınında olan bir kimse olabilir. Ama tabii bu Baykal’a karşı bir hareket. Dolayısıyla en yakın çevrede aranmalıdır.
Sola bundan büyük darbe olmaz


* Sizce Baykal ne yapmalı?

Bu fotoğraflar, görüntüler montaj mı, değil mi, bu cevapları bile beklenmemeli bence. Eğer doğruysa derhal çekilmeli. Hatta belki bunun doğruluğunun ortaya çıkmasını beklemeden çekilmelidir. Ama hukuki mücadeleyi de sürdürmelidir. Baykal 1999’da CHP seçimleri kaybedip, barajın altında kalınca, çok onurlu bir davranışla siyasetten çekilmişti. Daha sonra tekrar döndü. Şimdi de benzeri bir harekette bulunmalı. Bu her şeyin sonu demek değil. Bütün bunların asılsız bir isnat, montaj olduğu ispatlandıktan sonra tekrar dönüş yapabilir. Şimdi yapması gereken vakit kaybetmeden bu görevden ayrılması. Çünkü bu bütün solu ve sosyal demokrat hareketi etkileyecek bir süreçtir. Bundan daha büyük bir darbe olamaz sola... Ve tabii referanduma... Baykal böyle bir şey yaptıysa çok büyük bir sorumsuzluk.


* 7-8 yıl öncesinin deniyor. Peki bu hafiftletmez mi durumu?

Yok! Sanıyorum rahmetli İsmet İnönü’nün, aslında halkımızın söylediği bir söz vardır, özellikle Aleviler bu lafı çok kullanır, herkes için geçerlidir ama siyaset adamları için özellikle geçerlidir. “Siyaset adamının eline, beline, diline dikkat etmesi gerekir.”


* Rüzgar tersine mi döndü CHP’de? Büyük bir değişim vardı...

Dünyada böyle skandallar oluyor. Bazı önemli görevlerde bulunanların önüne bu çeşit cazip çekici hanımlar çıkarılır. Onun için aslında herkesin iyi ahlâklı olması gerekir. Ama özellikle bu görevlere yükselen insanların her atacakları adımı dikkatli atmaları gerekir. Baykal’ı ta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yaptığı dönemden beri tanırım. Ankara Hukuk Fakültesi’nde benim asistan, onun doçent olduğu zamanlardan beri... Türk siyasetinde önemli bir insan şüphesiz. Bu bakımdan böyle bir durumla karşılaşması üzüntü verici.


*Sizce CHP içinde onun yerini doldurabilecek kimse var mı?

1999’da çekildiği zaman yerine çok değerli bir insan gelmişti; Altan Öymen... Ama Baykal gerek siyasi tecrübesi gerek hitabet gücü açısından Türk siyasetinin en iyi hatiplerinden biridir, onun yeri doldurulamamıştır. O nedenle kolay değil, çok zor. Bu, sosyal demokrasiyi başsız bırakmak gibi bir durum. Yeri kolay kolay doldurulamaz. Böyle kitleleri etkileyecek insanlar zaman içinde ortaya çıkar. Ama o değerlerin kitleler tarafından görülmesi, benimsenmesi ve desteklenmesi zamanla olur. (VATAN)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler