YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kararnameye tepkiler çığ gibi
Korsan kararnameye tepkileri okumak için TIKLAYIN
Kararnameye tepkiler çığ gibi
18 Temmuz 2009 / 07:23 Güncelleme: 18 Temmuz 2009 / 00:00

Nerede ve nasıl hazırlandığı belli olmayan HSYK'nın korsan kararnamesine tepkiler çığ gibi büyüyor. Üye Ali Suat Ertosun'un gündeme getirdiği kanuna aykırı taslağa siyasiler, hukukçular, sanatçı ve gazeteciler tepki gösteriyor. Diğer taraftan önemli soruşturmaların savcılarının görevden alınmasını isteyen Ertosun'la ilgili dün medyada çarpıcı bilgilere yer verildi.


Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndaki (HSYK) atama krizi, çoğunluk üyelerin Ergenekon, KCK ve faili meçhul cinayetlerin soruşturmasını yürüten başsavcı ve savcıların değiştirilmelerine yönelik kanuna aykırı kararname taslağında ısrar etmeleri sebebiyle devam ediyor. Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenmesi gerekirken, bazı HSYK üyelerince hazırlanan taslak, 'korsan kararname' iddialarına yol açtı. Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı kararname taslağı üzerindeki görüşmeler sonuçlandırılmak üzereyken 13 Temmuz günü akşam saatlerinde üye Ali Suat Ertosun'un gündeme getirdiği kanuna aykırı taslağa, 'Kuruldan ayrı olarak nerede ve nasıl hazırlandığı belli olmayan,  hiçbir gerekçe içermeyen' eleştirisi yapılıyor. Alternatif taslak, HSYK'daki görüşmeleri kilitlerken, önemli soruşturmaların savcılarının görevden alınmasını isteyen üye Ali Suat Ertosun'la ilgili ise medyada çarpıcı bilgiler gündeme geldi.


Dün bazı gazetelerde yer alan haberlerde HSYK üyesi Ertosun'un, Ergenekon soruşturmasında 'örgüt toplantısı' diye nitelenen 'Kent Otel toplantıları'na 13 kez katıldığı iddia edildi. Söz konusu haberlerde ayrıca Ertosun'un Ergenekon'da tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Engin Aydın'la bir araya geldiğini gösteren fotoğraflara da yer verildi. Fotoğrafın Adalet Bakanlığı'nın HSYK'nın Yaz Kararnamesi'ni bitirip kurula verdiği 15 Haziran'dan sonra çekildiğinin öne sürülmesi ise alternatif taslağın Ergenekon baskısıyla hazırlandığı iddialarını güçlendiriyor. 'Kent Otel toplantıları'na bazı Yargıtay ve Danıştay üyelerinin ve iki HSYK üyesinin katıldığı yargı çevrelerinde iddia olarak konuşuluyor ancak delilleriyle açıklanamıyordu. Gazetelerde yer alan fotoğraflar ise bir HSYK üyesinin Ergenekon iddianamesinde gizli örgüt toplantısı olarak nitelendirilen toplantılara katıldığının, sanıklardan biriyle de diyalogda olduğunun kanıtı gibi.


Ertosun'un Ergenekon hakim ve savcılarının değiştirilmesiyle ilgili görüşmelerde bulunması ve HSYK üyeliğinin tartışmalı hale geldiği belirtiliyor. HSYK üyesi Ertosun'un toplantılara katılarak tarafsızlığını yitirdiği, Ergenekon soruşturmasındaki hakim ve savcıları yakından ilgilendiren kararname oylamalarına katılmasının kanuna ve etiğe aykırı olduğu öne sürülüyor.


Ertosun'un Ergenekon iddianamesinde örgüt toplantısı olarak geçen Kent Otel toplantılarına katılması gözleri Yargıtay'a çevirdi. Ertosun, Yargıtay üyesi olması sebebiyle haklarındaki iddiaları Ergenekon soruşturmasını yürüten özel yetkili savcılar soruşturamıyor. Yargıtay Kanunu'na göre, üyelerin hakimlik vakar ve onuruna ve kişisel haysiyetlerine dokunan veya görev gereklerine uygun düşmeyen davranışlarından, kişisel ve görevle ilgili suçlarından dolayı ön ve ilk soruşturmayı yapma görevi Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu'na ait. Ancak soruşturmaya başlanabilmesi için Yargıtay Başkanı'nın iddiaları ciddi bulması ve Ergenekon savcılarından ilgili bilgi ve belgeleri istemesi gerektiği belirtiliyor. Ergenekon'un 2. iddianamesinde, 'Kent Otel toplantıları'nın örgütün amaçları doğrultusunda yapıldığı anlatılıyordu. İddianamede toplantılar, 'İlhan Selçuk'un organize ettiği sekretaryasını şüpheli Engin Aydın'ın yaptığı, sadece belirli kişilerin katıldığı gizli toplantılar olduğu, bu toplantılarda liste başında sanık İlhan Selçuk'un isminin altında emekli orgeneraller Mehmet Şener Eruygur ve Ahmet Hurşit Tolon isimlerinin bulunduğu' ifadeleriyle anlatılıyordu. Toplantılarda Başkent Üniversitesi Rektörü Mehmet Haberal, ATO Başkanı Sinan Aygün, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, emekli Tümgeneral Erdal Şenel ve Mustafa Balbay'ın bulunduğu belirtiliyordu.


Korsan kararnameyi gündeme getiren Ali Suat Ertosun'u kamuoyu yakından tanıyor


Gündeme getirdiği korsan kararname ile HSYK'da atama krizine yol açan Ali Suat Ertosun, kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim. Ertosun, 2000 yılında F tipi cezaevlerini protesto için ölüm oruçlarına karşı yapılan 'Hayata Dönüş' operasyonu sırasında Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü görevindeydi. Operasyonda iki askerle birlikte 32 kişi öldü. Ertosun'a bu operasyonların ardından 2004 yılında 'Devlet üstün hizmet madalyası' verilmişti. Ertosun daha sonra, 2003 yılında Yargıtay üyeliğine, 5 Mayıs 2008'de ise Yargıtay Genel Kurulu'nun gösterdiği üç aday arasından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından HSYK üyeliğine seçildi. Diğer yandan Sabancı suikastı sanığı Mustafa Duyar'ı Uşak Cezaevi'ndeki isyan sırasında öldüren Nuri Ergin, "Cumhuriyet savcısı Zekeriya Öz, Sabancı suikastıyla ilgili bir şeyler ortaya çıkarmak istiyorsa Ali Suat Ertosun'un neden Mustafa Duyar'a yakınlık gösterdiğini sorgulasın." demişti.


Milliyet yazarı Taha Akyol: Savcıları başka göreve atamak davaya müdahaledir
HSYK'nın çoğu üyeleri Ergenekon'a bakan hakim ve savcılarla Diyarbakır savcısını cımbızla seçerek başka görevlere atamak, yerlerine yeni hakim ve savcıları getirmek istiyor, Adalet Bakanı da buna karşı çıkıyor. Eğer böyleyse çok vahim! Çünkü; savcı ve hakim atamalarında onların isteği önemlidir, Ergenekon savcı ve hâkimlerinin ise atanma talepleri olmamıştır. Bu hakim ve savcılar hakkında, görevlerini kötü yaptıklarını düşündürecek bir disiplin soruşturması bile yoktur. Dahası, bu hakim ve savcılar sadece Ergenekon'a bakıyorlar ve uzmanlaştılar. Onları başka göreve atayıp yerlerine HSYK üyelerinin 'uygun' bulacağı yeni isimleri atamak, açıkça "görülmekte olan belirli bir davaya müdahale" anlamına gelecektir. Konularında uzmanlaşmış olan Ergenekon savcı ve hakimlerini başka işlere atamak, bundan sonra hassas konularda açılabilecek soruşturmalar için açıkça "gözdağı" vermek olarak da algılanacaktır. Yeni hakim ve savcıların bu çok kabarık dosyayı sıfırdan incelemeye alması da adaleti temelli sürüncemede bırakacaktır. HSYK, YARSAV gibi politize bir dernek değildir, tarafsız olmaya mecbur bir kamu kurumudur. Bu tür hatalardan uzak durmalı, yargı hayatımızdaki "tarafsızlık" tartışmalarını büsbütün tahrik etmekten sakınmalıdır. 'Tek görüşlü' kurullar asla tarafsız olamaz!


Vatan yazarı Güngör Mengi: Ergenekon savcılarına müdahale, yargının iflası olur
'Yargıya müdahale' şüphesinin yüzde bir oranında bile gerçekleşme riski varsa topyekûn ayağa kalkıp 'sakın ha!' diye bağırmak için ortada fazlasıyla sebep vardır." İlerlemiş, karmaşık, hele siyasallaşmış bir davanın savcı ve hâkimlerini yerlerinden almak için çok haklı sebepler gerekir. Bu sebepler kamuoyuna açıklandığında herkesi ikna edecek ağırlıkta olmalıdır. Böyle bir durum da hazırlık da görünmüyor. Öyleyse Ergenekon davasına bakan hakim ve savcıları mağdur ve kahraman yapacak yargıyı da yere serecek ihtimal söz konusu değildir. Ama 'Vatan' olarak biz yine de uyarıda bulunma ihtiyacını duyuyor, böyle bir riske karşı HSYK üyelerini dikkatli olmaya çağırıyoruz. Yargının bağımsızlığına yönelen güvensizliği şu dönemde haklı çıkaracak müdahaleler Türkiye'yi kaosa sürükler. Bize lâzım olan şey adalettir. Onun güvencesi de bağımsız yargıdır. Ergenekon davasına yönelecek müdahale, yargının iflâsı, adaletin yıkımı olur. Savcı Zekeriya Öz'ün polis marifetiyle rahmetli Türkân Saylan'ın evine girmesinden daha derin bir tahribat yapar... Kompleksli mahkemeler yaratmayalım!


Star yazarı Şamil Tayyar: Bazı üyelerin hazırladığı 'korsan taslak' tam bir kıyım
HSYK'da bazı üyeler, 13 Temmuz günü akşam saatlerinde bir araya gelerek, 'korsan' taslak hazırladılar. Çünkü yasada çok açık hüküm var. Taslak metin bakanlık personel birimi tarafından hazırlanır. Ayrıca, bir anda ne değişti de uzlaşma aşamasındaki taslak metinden vazgeçip yeni bir taslak metin hazırlandı? İşin garip tarafı, bazı HSYK üyelerinin hazırladığı taslak metinde, tam bir kıyım var. İki gündür yazıyoruz, meğer yazdıklarımızla sınırlı değilmiş. Görevden alınmak istenenler arasında Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların yanı sıra İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin ve yardımcısı Turan Çolakkadı da var. Zaten Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Fikret Seçen ilk sıralarda. Şırnak'taki kazılarla ilgili soruşturma talimatını veren ve Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz'ün tutuklanması yolunu açan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Durdu Kavak da HSYK üyelerinin kara listesinde. HSYK'nın kara listesine, KCK operasyonunda görev alan özel yetkili 5 savcıyla İzmir'de 'süper savcı' diye bilinen savcı Murat Gök'ü de ekleyin. Fotoğraf bu. İyi niyetten izler görüyor musunuz? Hukuk kuralları içinde izah edebiliyor musunuz? Bu kadar ısrarcı olmayı neyle açıklıyorsunuz?


Zeynep Tanbay (Sanatçı): Kamuoyu oluştu, hiçbirimiz sessiz kalmayacağız
Ergenekon savcısı Zekeriya Öz'ün bu davadan bir şekilde yerinin değiştirilmesi demek, Ergenekon davasına vurulmuş bir darbe olacaktır. Zekeriya Öz ve arkadaşları çekilirse, Şener Eruygur'un eşinin '12 ve 14 nolu mahkeme bizim elimizde' demesine kesinlikle inanacağım. Bu tutum endişe verici ama çok önemli bir şey var ki artık burada bir kamuoyu var. Hiçbirimiz bunun karşısında sessiz kalmayacağız.


YALÇIN TOPÇU (BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ GENEL BAŞKANI): Milletin iradesi esas alınmalı
HSYK'ya kasıtlı bir müdahale yapıldığı ayan beyan ortadadır. Bu işlerden ellerini çekmeliler. Türkiye bir hukuk devletidir, hukukun üstünlüğü hakim kılınmalıdır. Dışarıdan müdahale hepimizi neticede hukuk dışı yollara iter. Anayasa'nın bir an evvel değişerek, yasama, yürütme, yargının yerli yerine oturtulması şarttır. Bu işler yapılırken milletin iradesi esas alınmalıdır.


SEDAT LAÇİNER (USAK BAŞKANI): Davanın sonuna kadar kalmalılar


Hem Ergenekon hem de KCK soruşturmaları Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından son derece önemli. Bu davayı başından beri yürüten savcılar davanın sonuna kadar kesinlikle görevlerinde kalmalı. Aksi durumda hem davanın süresi uzar hem de yargıya güven zedelenir. Bu noktada hükümet savcılara destek çıkmalıdır. Özel davaları topluma diğer davalardan 10 misli farklı anlatmalısınız.


ŞEREF MALKOÇ (SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI): HSYK'yı töhmet altında bırakır


Başlamış soruşturmalar var. Bu kadar bilgiye sahip savcıların kritik bir aşamada görevden alınması, zihinlerde karışıklık meydana getirir. HSYK'yı töhmet altında bırakır bu durum. Böyle bir şey olursa, kimseye adaletin kutsallığını anlatmak mümkün olmaz. Görev yapan savcıların bu aşamadan sonra görev yerlerinin değiştirilmesi adaletin çivisinin çıktığı anlamına gelir.


SACİT KAYASU (ESKİ SAVCI): Atamalar davayı en az iki yıl uzatır


Ergenekon savcılarının isteği olmaksızın HSYK'nın böyle bir işe kalkışması davayı sekteye uğratır. Savcıların görevden alınması Ergenekon davasının sonucunu en az 2 yıl erteleyecektir. Yeni gelen hakim ve savcılar bir yandan onlarca dosya ve dokümanı inceleyecek, bir yandan da davayı takip edecek. Buna nasıl vakit ayıracaklar. Dava bitene kadar tayin gibi değişiklikler olmamalı, fakat takviye olmalı.


HÜSEYİN KOCABIYIK (ESKİ ANAVATAN MKYK ÜYESİ): Askerî darbe kadar tehlikeli


Bu olay bir yönüyle hayırlı olmuştur. Türkiye'nin yasama organı, bu olaylardan büyük ders çıkarmalı ve Anayasa Mahkemesi'nin, HSYK'nın, Danıştay'ın yapısıyla ilgili kararlar almalıdır. Devletin anayasal kurumları, rejimin özüne, egemenliğin halka ait olması fikrine aykırı davranışlar sergiliyor. Kendilerine göre siyasî kararlar üretiyorlar. Bu vahimdir ve askerî darbe kadar tehlikelidir.


ESAT CANAN (ESKİ CHP MİLLETVEKİLİ): HSYK'nın yaptığı vahim bir olay


Basında yer alan iddialar doğru ise bu çok vahim bir olaydır. HSYK aslında idari bir makamdır. Belirli kurallar çerçevesinde hareket etmesi gerekir. Onların böyle bir şey yapmaları, yargıya müdahaledir. Eğer Ergenekon davasına bakan savcı ve hakimlerin görev yeri değiştirilirse, bunun anlamı bu davanın sonuçlandırılmaması çabasıdır. Böyle bir durumu da kabul etmek mümkün değil.


İSMAİL AMASYALI (ESKİ DYP MİLLETVEKİLİ): Şaibe doğar, halka bunu kimse anlatamaz


Ergenekon savcı ve hâkimleri görevden alındıktan sonra bu dava sonuçlanırsa, benim Türkiye'deki adalet sistemine güvenim kalmaz. Bu savcılar ve hakimler üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunulursa bu ahlaki değildir. Şaibe doğar. Halka bunu kimse anlatamaz.


SEZGİN TANRIKULU (ESKİ DİYARBAKIR BAROSU BAŞKANI): Yargıya güven yara aldı


HSYK'nın yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konularında güvence oluşturmadığı öteden beri altını çizdiğimiz bir konu idi. Yargının bağımsız olmadığı konusunda kuşkular vardı. Bu son gelişme ile adalete ve yargıçların bağımsızlığına olan güven daha da yara aldı. Yargı, yasama ve yürütmeden ne kadar bağımsız olması gerekirse kendi içinde de bağımsız olmalı.


HASAN MACİT (DSP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI): Savcılar görevde kalmalı


Bir dava süreci başlamışsa, dava konusu olayları daha iyi bilen görevlilerin davayı sonuçlandırıncaya kadar görevlerinin başında kalmasının daha doğru bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Değişiklik yapılırsa yeni hâkim ve savcılar önlerine gelen dosyaları hukuk çerçevesinde değerlendirir. Ancak olaya tam vâkıf savcı ve hakimler dava dosyasını daha gerçekçi bir sonuca ulaştırır.


İNAL BATU (EMEKLİ BÜYÜKELÇİ): Darbecilere yeşil ışık yakmaktır


Bu saatten sonra Ergenekon savcılarının ve hakimlerinin değiştirilmesini, doğrudan doğruya bu işi bitirmek niyetiyle açıklarım. Yani yapılacak böyle bir değişiklik "Ergenekon'dan yargılananların hepsi serbest kalmalıdır, bu dava sona ermelidir." anlamına gelir. Bu değişikliği Türkiye'nin geleceği adına büyük hata olarak görürüm. Amaç, Ergenekon'a son vermek ve bu işin peşini bırakmaktır.


AHMET GÜNDOĞDU (MEMUR SEN GENEL BAŞKANI): HSYK'dan beklentisi olanlar var


Bu süreçte HSYK'dan beklentisi olanlar var. İçeride ve dışarıda Ergenekon'a destek olanlar beklenti içerisinde. Ancak bir tarafta da işleyen bir hukuki süreç var. Şimdi bu sürecin kesintiye uğramadan devam etmesi gerekiyor. Şemdinli savcısının arkasında durmamak Türkiye'yi birkaç yıl geriye götürdü. Şimdi de Ergenekon süreci sabote edilmeye çalışılıyor.


SALİM USLU (HAK-İŞ BAŞKANI): HSYK, davaları baskı altına alıyor


Bu süreçte şunu gördük ki siyasetin yargıya müdahalesi yok. Tam tersine yargının siyasallaşması söz konusu. HSYK'nın tavrı, yargının tarafsızlığını ne derece yitirdiğini, hukukun ne kadar siyasallaştığını göstermesi açısından önemli. HSYK'nın sürmekte olan bir davaya yönelik manipülasyonlara alet olması, kamuoyundaki rahatsızlığı artıracak. Bu durum, yargı reformunun gerekliğini de ortaya koyuyor. ZAMAN


HSYK üyesi ile ETÖ sanığı aynı karede  DETAY

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler