YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Karar utandırdı!
26 kişiye satılan 13 yaşındaki N.Ç.’nin bu insanlarla ‘rızasıyla’ birlikte olduğu yorumu yapılarak sanıklara alt sınırdan ceza verilmesi Türkiye’yi ayağa kaldırdı...
Karar utandırdı!
03 Kasım 2011 / 08:13 Güncelleme: 03 Kasım 2011 / 08:23

Yargıtay’ın, N.Ç. kararı büyük yankı uyandırırken, Yargıtay Başkanlığı’ndan kararı savunan ve kafaları karıştıran bir açıklama geldi. Yargıtay, 13 yaşındaki N.Ç.’yi satan iki kadın ve küçük kızla birlikte olan 26 kişiye verilen cezalardaki düşüklüğün eski Türk Ceza Kanunu’nun (TCK)uygulanması zorunluluğundan kaynaklandığını savunarak, yargılama safhasının henüz tamamlanmadığını açıkladı. Ancak N.Ç. ile ilgili tartışmalar yeni TCK’nın uygulanamamasından, eski TCK’ya göre karar verilmesinden değil, N.Ç.’nin 26 kişiyle “rızasıyla” birlikte olduğu yorumu yapılarak, cezaların buna göre ve alt sınırdan verilmesinden kaynaklanıyor. Yargıtay’ın davanın bozulduğunu açıkladığı kısmı ise 15 yıl fazla cezadan kurtulan sanıkların cezasında sadece 2,5 yıllık bir artırıma neden olacak. Yargıtay’ın yorumu, 13 yaşında para karşılığı satılan kızların, satıldıkları kişilerle “rızasıyla” birlikte oldukları sonucunu da doğuruyor.

‘Kanuni zorunluluk’

Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 13 yaşında 26 erkeğe satılan N.Ç.’nin, bu kişilerle rızasıyla birlikte olduğu yorumunu Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin onaması, yargıya yönelik eleştirileri artırdı. Eleştiriler üzerine bir açıklama yapan Yargıtay Başkanlığı, kararı özetle şöyle savundu:

“Yargılama sonunda sanıkların üzerine atılı fiillerin suç tarihlerinin 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesinden önce olması sebebiyle; her iki yasanın karşılaştırılması sonucunda, 765 sayılı TCK hükümlerinin uygulanmasında kanuni bir zorunluluk olduğundan 765 sayılı Kanun hükümleri uyarınca karar verilmiş ve bu kararla ilgili olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nce yerel mahkemece verilen kararların bir kısmının onanmasına, bir kısmının ise çeşitli hukuki sebeplerle bozulmasına karar verilmiştir. Yargılama safahatının bütün yönleriyle henüz tamamlanmamış olması ve basında çıkan haberlere yönelik kurumumuzca daha fazla yorum yapmanın adil yargılanma/adil yargılama ilkelerini zedeleyeceği değerlendirilmiştir.”

‘Kötülüğün farkındaydı’

Ancak tartışmalar yeni TCK’nın uygulanmamasından, eski TCK’ya göre ceza verilmesinden kaynaklanmıyor. Hem Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi hem de Yargıtay, bu nedenle değil, N.Ç.’nin, hem kendisini satan iki kadının yanına hem de 26 erkeğe rızasıyla gittiği yönündeki yorumlarından dolayı eleştirildi. Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi, N.Ç.’nin hem kendisini pazarlayan iki kadının, hem de kendisiyle ilişkiye giren 26 kişinin yanına rızasıyla gittiğini savundu. Kararda, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu’nun raporuna atıf yapılarak, “Mağdurenin 2002 yılı temmuz ayında 15 yaşı içerisinde olup 15 yaşını bitirmediği, mağduresi olduğu olayın ahlaki radaetini müdrik (ahlaki kötülüğünün farkında olduğu) olduğu” denildi. Raporda, N.Ç. için, “Olaya ruhsal yönden mukavemete muktedir olduğu, beyanlarına itibar edilmemesi için bir neden olmadığı” belirtildi. Kararda, Adli Tıp’ın, N.Ç. için yaptığı, “Bu olaylara ruhsal yönden karşı koymaya muktedir” yorumu anımsatılarak özetle, “Küçük kızın kendi iradesiyle para kazanmak amacıyla sanıklarla ilişkiye girdiği anlaşılmaktadır” denildi. Sanıkların mağdureye karşı kullandıkları maddi veya manevi bir cebir unsurunun bulunmaması, mağdurenin yaşının da kanunun suç olarak kabul ettiği 15 sınırında olması nedeniyle, sanık T. ve E. dışındaki sanıklar için cezaların alt sınırdan tayin edilmesi gerektiği kanısına ulaşıldığı vurgulandı.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, mahkemenin bu yorumlarını yerinde bularak, N.Ç.’nin erkeklerle rızasıyla birlikte olduğu sonucuna vardı. Sanıklara, en az 5 yıl hapis cezası öngören, “15 yaşından küçük biriyle rızasıyla birlikte olmak” suçundan ceza verildi. Sanıklara, “cebir ve tehditle birlikte olma” suçu yerine “rızayla birlikte olma” suçundan ceza veren mahkeme, alt sınırdan, sadece 5 yılla cezalandırdığı sanıkların cezasını iyi hal indirimi ile 4 yıl 2 aya indirdi. Yargıtay, “rızayla birlikte” olma yorumuna dayanan bu cezayı onadı. Yargıtay, rızasıyla birlikte olmadığı yönünde karar verse, sanıklar en az 10 yıl hapisle yargılanacaktı. Mahkeme, N.Ç.’nin alıkonulması suçu konusunda da “reşit olmayan kişiyi zorla alıkoyma” yerine “rıza” yorumu nedeniyle, “rızasını alarak alıkoyma” maddesinden işlem yaptı. Bu maddedeki cezanın düşüklüğü nedeniyle, bu suç zamanaşımına girdi. Yargıtay, mahkemenin bu kararını da yerinde buldu. Böylece, Yargıtay’ın onadığı kararlarla, sanıklar 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasından kurtuldu. “Rıza” yorumuna dayalı bu iki karar, sanıkların 15 yıllık fazladan cezadan kurtulmasına yol açtı.

Bozulan kısım daha az

Yargıtay’ın açıklamasında işaret ettiği “bozma” kararı ise 18 sanığın ve iki kadının, aynı zaman ve mekanlarda ilişkiye girdikleri için cezada artırım yapılabileceği yorumundan kaynaklanıyor. Yargıtay, 20 sanığın cezasında, reşit olmayan cinsel ilişki suçunun birden çok kişi tarafından işlenmesi durumunda cezanın yarı oranında artırılacağı hükmünün uygulanabileceğine işaret etti.
Ancak bu artırım olsa da bu sanıkların cezası sadece 2,5 yıl daha yükselecek. Böylece, kurtuldukları cezalar dikkate alındığında, sanıklar 12,5 yıl kârlı olacak.

Heyette kadın yok

Yargıtay’ın tartışılan karara imza atan 5 üyeli heyette kadın üye bulunmuyor. Üyelerden 3’ünün Yargıtay’a son dönemde seçilen yeni isimlerden olduğu, 2’sinin ise kıdemli üye olduğu öğrenildi. Yargıtay Başsavcılığı da dava ile ilgili tebliğnamesinde, yerel mahkemenin kararının onanmasını istemişti. Ancak gelen tepkiler doğrultusunda başsavcılığın, görüş değiştirip, itiraz yetkisini kullanarak davayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na götürebileceği ifade ediliyor. N.Ç.’nin avukatları ise kararı veren daireden, kararın onanan kısmının düzeltilmesini isteyebilecek, ancak aynı isimler dosyaya bakacağı için genellikle bu yoldan sonuç alınamıyor. Bu nedenle, dosya Genel Kurul’a taşınmazsa, N.Ç.’nin rızasıyla birlikte olduğu yorumu kesinleşecek ve benzer dosyalar için de bu yorum emsal oluşturacak.

‘Kabul edilemez’

Yargıtay’ın kararına siyasi partilerden de tepki geldi.
CHP

Kemal Kılıçdaroğlu: 13 yaşındaki bir çocuğun temyiz kudretine sahip olup olmadığını yargıçlar bilmezler mi? Yasalarımızda düzenleme var, ’temyiz kudretine sahip olup olmadığı, bunun yaşı kaçtır’ diye. 13 yaşındaki bir çocuğun doğruları ve eğrileri büyük bir insan gibi tahlil etmesi mümkün değil. Böyle bir olay karşısında verilen bir karar aslında Türkiye’de hukuktaki, çürümüşlüğü gösterir.
Binnaz Toprak: Kız çocuğunun ne yaptığını bildiği belirtiliyor, ceza indirimine gidiliyor.  Bu hiçbir hukuk sisteminde kabul edilemiz. O zaman yetişkinlik için 18 yaş demeyelim, 13 yaşına indirelim.

Aylin Nazlıaka: N.Ç.’nin yaşadıkları insanlık suçu. Bu olaya karşı Başbakan’ı da Bakan’ı da susmamaya, tepki koymaya davet ediyorum.
Rıza Türmen: 13 yaşındaki çocuğun rızası olduğunu söylemek, hukuk dışı bir yorumdur. Dava bu aşamadan sonra AİHM’ye gidebilir. AİHM, adil yargılama yapılmadığı, Türkiye’nin çocuk hakları sözleşmesini dikkate almadığı, devletin yükümlülüğünü yerine getirmediği tespit edilebilir.
MHP

Oktay Vural: Böyle bir kararın kamu vicdanına sığmadığı ortaya çıkmıştır.

BDP
Sebahat Tuncel: N.Ç.’den partimiz adına özür diliyorum. 8 yıldır hakkını koruyamadık. Devlet yargı kararı ile bu tecavüz suçuna ortak oldu.

4 ameliyat geçirdi

Tecavüze uğrayan 13 yaşındaki N.Ç. davasında “Rızasıyla birlikte oldu” şeklindeki mahkeme kararını onayan Yargıtay’a bir tepki de eski İstanbul İl Sosyal Hizmetler Müdürü Kahraman Eroğlu’ndan geldi. Tecavüzün ortaya çıkmasının ardından İstanbul’da tedavi altına alınan N.Ç’nin yaşadıklarına o dönem tanıklık eden Eroğlu, Milliyet’e şunları anlattı: “N.Ç. bize geldiğinde çok hırpalanmış bir vaziyetteydi. Zayıf, sıska bir kızdı. 6 yıl bizim yanımızda Sosyal Hizmetler’de kaldı. Sevmek için elini kafasına ya da omzuna doğru götürenlerden ürküyordu. Erkeklere karşı tepkisi vardı. Geceleri sıklıkla uyanıyordu. Nöbetçi görevlilerin anlattıklarına göre, ‘Yapmayın, ben daha çocuğum’ diye rüyasında sayıklıyormuş. Uzun süre psikiyatrik tedavi gördü. Prof. Dr. Bengi Semerci de kendisiyle 2 yıla yakın süreyle ilgilendi. Uyumsuz bir kişiliği vardı. Kendine güveni yoktu. Kimselere de güvenmiyordu. Kimseyle konuşmuyordu. Gördüğü tedaviler sonrası yeniden yaşama sarıldı. Okula gitmeye başladı.”
Eroğlu hurriyet.com.tr’ye yaptığı açıklamada da, Ç. ile ilgili ilginç bir gerçeği anlattı: Uğradığı tecavüzler neticesinde bize ilk geldiği zaman oturmakta güçlük çekiyordu. Dörtten fazla ameliyat oldu. Büyük bir travma yaşıyordu. Tekrar okula kayıt yaptırdık, adını değiştirerek okula gidip geldi. İyi bir eğitim aldı. Çok güzel şiirler, öyküler yazıyordu. Daha sonra yaşı dolunca yurttan ayrıldı. İşe girdi, kendisine ev tuttu, iyi bir hayata başladı. Arada bir beni arar, bana ‘baba’ diye hitap eder. En son 2 ay önce bana uğramıştı. Yargıtay’ın kararına çok üzüldüm.”  (Milliyet)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler