YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kandaki zehrin kaseti bende
Özal'a son müdahaleyi yapan Prof. Dr Sinan Asan, zehirlenme iddiaları için 'Bu bir ihtimal' derken oğlu Ahmet Özal ise elinde bu iddiayı kanıtlayacak bir kaset bulunduğunu söyledi...
Kandaki zehrin kaseti bende
24 Eylül 2010 / 08:32 Güncelleme: 24 Eylül 2010 / 08:40

Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a hastanede son müdahaleyi yapan Prof. Dr. Sinan Asan, Korkut Özal'ın 'Evet ağabeyim öldürüldü' açıklamasının ardından Yeni Şafak'a "Zehirlenmiş olabilir" dedi. Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal ise, babasının kanını analiz eden laborantın "Kanda olmaması gereken şeyler var" itirafının bulunduğu görüntülerin kendisinde olduğunu söyledi.

DOKTORU: OTOPSİ YAPILMADI

 

Merhum Turgut Özal'a 1988'de düzenlenen suikaste ilişkin İstanbul Cumhuriyet Savcılığı 22 yıl sonra soruşturma başlatırken, ağabeyi Korkut Özal, ölümünün de tertip olduğunu açıklaması gündeme oturdu. Korkut Özal'ın "Evet ağabeyim öldürüldü. Ölümü bir tertip. Köşk'ün içine kadar girmiş bir organizasyon var" sözleri Turgut Özal'ın ülümüyle ilgilgi tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

OTOPSİ YAPILSAYDI ANLAŞILIRDI

Turgut Özal'a kalp ameliyatı yapan ekibin başında bulunan Prof. Dr Sinan Asan, Yeni Şafak'a merhum cumhurbaşkanının son dakikalarına ilişkin bilgiler verdi. Turgut Özal'ın Hacettepe Tıp Fakültesi Hastanesi'ne bir koruma ordusuyla getirildiğini anlatan Prof. Asan, "Yoğun bakımda bile koruma ordusu yanındaydı. Diğer hastaları çıkarttık. Bir general orada bulunan tüm personelin isimlerini aldı. Sanırım ambülansla gelirken kalbi durmuştu. Geç müdahale edildiği için de kalbi dönmedi. Kalp krizi geçirip mi öldü, yoksa zehirlendi mi? Kalp krizini tetikleyen bir ilaç mı verildi? Bunlar hakkında bilgimiz yok. Çünkü otopsi yapılmadı" dedi. Özal'ın vefat ettiği kesinleşince, cenazesinin morga indirildiğini anlatan Asan "Bildiğim kadarıyla otopsi yapılmadan doğrudan defnedildi. Sanırım 'Benim cenazemi fazla uğraştırmayın' diye bir vasiyeti vardı. Belki de o yüzden otopsi yaptırmadı" diye konuştu.

O GÖRÜNTÜLER BENDE VAR

Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal ise Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden doçent ünvanlı bir doktorun kendisini aradığını belirterek "Bana Turgut Özal'ın hastaneye geldiği gün aldığımız kan bizde, isterseniz size veririz dedi. Bunu annem Semra Özal'a anlattım" dedi. Semra Özal'ın da hastaneye bir dilekçe yazarak başvurduğunu anlatan Ahmet Özal, "Bu aşamadan sonra farklı olaylar gelişmeye başladı. Bize 'kan kaybı olmuş' denilerek bir cevap verildi" dedi. Kanın olduğu yere gizli kamerayla giren Kanal 6 muhabirinin görüntüler çektiğini anlatan Özal "O görüntüler bende var. Görüntülerde yaşlıca bir laborant konuşuyşor. Muhabir babamın kanından ne çıktığını soruyor. Laborant ise 'bir insanda olmaması gereken şeyler' cevabını verdiyor" diye konuştu.

AHMET ÖZAL İFADEYE ÇAĞRILDI

Turgut Özal'a suikast dosyasını 22 yıl sonra yeniden açan İstanbul özel yetkili Cumhuriyet Savcılığı, medyaya açıklamalar yapan Ahmet Özal'ı ifade vermeye çağırdı. Eski MGK Genel Sekreteri Yirmibeşoğlu ise gerek görülürse ifade verecek.

 

Semra Hanım'ın çantasındaki saç sırrı çözer

Eski cumhurbaşkanlarından Turgut Özal'ın ölümüyle ilgili olarak Ahmet Özal ve Korkut Özal'ın 'öldürüldü' iddiaları Türkiye gündemine bomba gibi düşerken değişik değerlendirmeler de yapılıyor. Özal'ın başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı döneminde koruma müdürü olarak görev yapan, bir dönem de ANAP milletvekilliğinde bulunan Musa Öztürk, Özal'ın ölümüyle ilgili ilginç yorumlar da bulundu. Öztürk, Özal'ın ölümünün nedeninin bulunmasının aslında hiç de zor olmadığını, ölüm sırrının çözümünün de Semra Özal'ın çantasında bulunan Turgut Özal'ın bir tutam saç teli olduğuna dikkat çekti.

BİR TUTAM SAÇ KESTİ

Musa Öztürk, "Semra Hanım, Turgut Bey'in vefatından sonra bir tutam saçını keserek hatıra olsun diye aldı ve çantasını koydu. Bunu biliyorum. Ben de ölüm nedeniyle ilgili iddiaların tekrar ortaya atılması nedeniyle ısrarla şunu söylüyorum. Saç tellerinden ölüm nedeni bulunabiliyor. Napolyon bile 1820'lerde ölmüş, saç telinden ölüm nedenini buldular ABD'de. Adam mide kanserinden ölmüş mesela" dedi. Ahmet Özal'ın ortaya attığı 'Sabri Yirmibeşoğlu öldürdü' iddialarına da şaşırdığını dile getiren Öztürk, "Paşanın ismi dikkatimi çekti. İnanın bu olayla ilgili ilk defa duyuyorum. Nereden çıktı bu isim bilmiyorum" dedi. Ahmet Özal ile Korkut Özal'ın neden bu olayı tekrar gündeme getirdiklerini de bilemediğini belirten Öztürk, "Benim bundan sonra söyleyeceklerim bilinenin tekrarı olur, demagoji olur" dedi.

 

Sabri Yirmibeşoğlu ve Simavi'ye suç duyurusu

Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik, Türkiye'nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a düzenlenen suikast ile ilgili kasten adam öldürmeye teşebbüs ve suçluyu gizleme fiillerinden dönemin MGK Genel Sekreteri Sabri Yirmibeşoğlu ile Hürriyet gazetesinin eski sahibi Erol Simavi hakkında suç duyurusunda bulundu. Ümraniye Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuran Çevik, "Suikasti soruşturan savcıya olayın üzerine gitmemesi için baskı yapmışlar.

Ahmet Özal, babasının ülkenin karışmaması için o gün açıklama yapmayı uygun bulmadığını ifade etti' dedi Adem Çevik, mahkemeye sunduğu dilekçede Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal'ın 1988 yılında babasına yönelik gerçekleşen suikastin arkasında dönemin MGK Sekreteri Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu'nun bulunduğunu ve olayı soruşturan savcıya 'Olayın üzerine gitmeyin' baskısı yapıldığını hatırlattı.

 

SUİKASTTA YENİ İSİM

8.Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, dün gece CNN Türk'te katıldığı bir canlı yayında 1988 yılında babasına düzenlenen Kartal Demirağ suikastıyla ilgili önemli bir iddiada daha bulundu. Özal, kendisine gelen bir mektubu dayanak göstererek suikast için Kartal Demirağ'dan önce başka bir tetikçi tutulmak istendiğini ancak, bu kişinin teklifi kabul etmeyince infaz edildiğini öne sürdü. Ahmet Özal, babasının ölümünden sonra suikastla ilgili kendisine birçok ihbar mektubu geldiğini, bunlardan bir tanesinin ise çok çarpıcı bilgiler taşıdığını ifade etti. Ahmet Özal, mektupta o dönemde cezaevinde bulunan Veli Can Uzuncu isimli bir ülkücünün, Turgut Özal suikastı için kiralanmak istendiğini ancak Uzuncu'nun teklifi 'Ben alnı secdeye giden adamı vurmam' diyerek reddettiğinin yazıldığını aktardı. Özal mektupta "Mektupta Uzuncu'nun 1988 Mart ayında infaz edildiği, daha sonra onu vuran adamın da öldürüldüğü iddia ediliyordu" dedi.

SAVCILIK ARAŞTIRSIN

Ahmet Özal, bu bilginin de gerekli merciler tarafından araştırılmasını isteyerek, Kartal Demirağ'ın babasına yönelik suikastı 3 ay sonra Haziran'da gerçekleştirmesinin bu iddiayla ilgili önemli bir bulgu olduğunu belirtti. (Yeni Şafak)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler