YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Kanadoğlu isterse Kürt sorunu hemen çözülür"
"Kürt sorununun temeli İsmet Paşa döneminde atıldı"
"Kanadoğlu isterse Kürt sorunu hemen çözülür"
01 Haziran 2009 / 08:58 Güncelleme: 01 Haziran 2009 / 00:00

Kürtler’in kendi aralarında “bilge” olarak gördüğü 84 yaşındaki Tarık Ziya Ekinci BUGÜN’e konuştu.


Ev sahipleri tarafından hayatının uzun bir bölümünde "aşağı" sayılanlardan biri. Çünkü, hem Kürtçü hem de sosyalist. Kürt mücadelesinin tarihini bir de ondan dinlemenin doğru olacağını düşündük.


Sanıyorum, benim zihnime de yerleşmiş bazı kabuller röportaj esnasında ve sonrasında şaşkınlığa yol açtı. Daha kesin, daha keskin ve daha kapalı olacağını düşündüğüm Tarık Ziya Ekinci hiç değilse çözüm bahsinde günümüz liberallerinden çok da farklı düşünmüyor.


Türkiye’de Kürt sorunu çözülür mü?


Genelkurmay bütün yönleriyle ‘evet’ derse, Kanadoğlu ‘evet’ derse sorun çözülür. Bürokrasi, siyasi iktidardan bağımsız olarak “devlet benim” diyor. O zihniyetin değişmesi çok zor.


Sizce “Kürt sorunu” nasıl çözülür?


Benim tezim, ileri bir demokrasi ile AB perspektifi içinde AB normlarını Türkiye’de uygulamak suretiyle çözülür. Kürtler tek başlarına mücadele ederlerse böyle bir demokrasiye güçleri yetmez. Türkiye ne kadar demokratikleşmede mesafe kat ederse Kürt sorununun çözümüne o kadar yaklaşırız.


Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması yönünde çalışmalar var. Bu konuda neler düşünüyorsunuz, sonuç alınır mı?


Faili meçhul cinayetlerin mimarı Süleyman Demirel. PKK’nın lojistik desteğini kesmek amacıyla kurulan örgütün Milli Güvenlik Kurulu belgelerinde yer aldığını gören gazeteciler var. 1993’te başladı ve devam etti. 17 bin kişi öldürüldü. Aralarında Ankara Bürosu’nda çalışan kardeşim Yusuf Ekinci de var.



Ergenekon soruşturması ile ilgili düşünceleriniz neler?


Ergenekon’un Türkiye’nin demokratikleşmesinde çok önemli bir merhale olduğunu düşünüyorum. Sulandırılmadan, evrensel hukuka uygun biçimde bu iş çözülürse Türkiye çok ileri gider. Türkiye demokratikleşme yolunda tarihinde atılmamış bir adım atmış olur. Her türlü darbeciliğin önü kapanır, vesayet rejimi de sönümlenmeye başlar.



Kürtler’in Atatürk’le ilişkileri nasıldı?


Kurtuluş Savaşı başlarken Mustafa Kemal, Kürt beyliklerini denetim altına alabilmek, onlarla birlikte Kurtuluş Savaşı’nı sürdürebilmek için Kürt beyliklerinin başındaki isimlere mektuplar yazmıştır. Kürtler, Atatürk’le işbirliği yaparak savaşta başarı kazanılması için canı gönülden mücadele etmişlerdir.



Cumhuriyet’in kurulmasından sonra nasıl bir milliyetçilik anlayışı doğdu?


İsmet İnönü, Sivas Demiryolu’nun açılışında “Bu ülkede sadece Türk Ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkında sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur”diyor.


Mahmut Esat Bozkurt, 1930’da Ödemiş’te “Türk bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette bir tek hakkı vardır, hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı…Dost, düşman ve hatta dağlar bu hakikati  böyle bilsin”açıklaması yapıyor.Bunlar Kürt aydınlarda çok aksi tesir yaptı.


Kürtler bağımsız devlet kurmak istemezler mi?


Onarlın ayrılıp bağımsız bir devlet kurma gibi bir talebi yoktur. Böyle bir talep eşyanın doğasına aykırıdır. Kürtler’e atfedilen ‘bölücülük’ suçlaması sosyolojik ve bilimsel olarak doğru değildir.


Bugünkü Kürt hareketini kim yönetiyor?


Yeni yetişen aydın ve küçük burjuvazi. Doktoru, avukatı… Okumuş katmanlar bugünkü Kürt hareketinde talep sahibidir.


Bugün









01.06.2009


Kanadoğlu:Savcılar benim kim olduğumu biliyor


Detay


 Tarık Ziya Ekinci kimdir?


1925’te Lice’de dünyaya geldi. Türkçe’yi diğer arkadaşları gibi ilçenin tek ilkokulunda öğrendi. Ortaokulu ve liseyi Diyarbakır’da okudu. 1949’da İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Mecburi hizmetini Siverek, Diyarbakır ve Lice’de tamamladı. İhtisas için bir süre Paris’te kaldı. 1957’de İç Hastalıklarda Uzman Hekim olarak Diyarbakır’a yerleşti.


3 dönem Diyarbakır-Mardin-Siirt illeri Tabip Odası Başkanlığı yaptı. 1958-80 yılları arasında TTB Merkez Konseyi Kongrelerinde bölge hekimlerini temsil etti ve hekim haklarına ilişkin önerilerde bulundu. Bir dönem TTB Merkez Konseyi Yüksek Disiplin Kurulu Üyeliği yaptı.


Diyarbakır’da aylık bilimsel tıbbi toplantılar ilk defa onun tarafından düzenlendi. Diyarbakır, Mardin, Siirt illeri Tabip Odası adına Neşter isimli üç aylık bir dergi çıkardı. Aylık toplantılarda sunduğu bilimsel tebliğler Neşter Dergisi’nde yayınlandı.


1948’de tıp öğrencilerine hitap eden Farmakoloji ve Tedavi Notları kitabı çıktı. Tıbbi yazıları Neşter ve Dirim dergilerinde yayınlandı. Paramedikal yazıları ile TTB Kongreleri’ndeki konuşmaları ve meslek sorunlarına ilişkin önerileri konseyin yayın organı Toplum ve Hekim Dergisi’nde yayınlandı.


Ekinci, mesleki etkinlikler yanında politik yaşamda da aktif biçimde yer aldı. Demokrasi ve insan haklarına öncelik veren politik çalışmalarını 1957-60 arasında CHP’de ve 1960 darbesinden sonra da TİP’te sürdürdü. Yön Dergisi’nin Sosyalist manifestosunu imzaladı. Doğan Avcıoğlu ve arkadaşlarıyla birlikte SOSYALİST KÜLTÜR DERNEĞİ’nin kurucuları arasında yer aldı. Derneğin Diyarbakır şubesinin başkanlığını üstlendi. Düzenlediği haftalık eğitim toplantıları işçi ve aydınlar tarafından ilgiyle izleniyordu.


Ekinci 1965’te TİP’ten Diyarbakır Milletvekili seçildi. TİP Merkez Yürütme Kurulu Üyeliği, Parti Genel Sekreterliği, TBMM TİP Grup Sözcülüğü ve Grup Başkan Vekilliği yaptı. Meclis çalışmalarında demokrasi ve insan haklarıyla Kürtlerin kimlik ve kültür haklarını savunmaya öncelik verdi.


1967’de TİP üyelerinin başlattığı ve 1 yıl boyunca devam eden Doğu Mitingleri’nin tümüne katılarak yol gösterici konuşmalar yaptı.


1970’de sol gençliğin örgütlenmesine öncülük etti. Diyarbakır DDKO’nun kuruluşunda aktif rol aldı. Silvan, Ergani, Kozluk ve Batman DDKO’larının kurulmasına da öncülük etti.


12 Mart’ta Diyarbakır Sıkıyönetim Cezaevi’nde Kürtçülük propagandası yaptığı iddiasıyla TCK’nin 142/1.maddesinden üç yıla mahkum oldu ve iki yıl tutuklu kaldı.12 Eylül döneminde de çeşitli polisiye tertiplerle 5 kez tutuklandı. 1982’de kısa bir süre özgür kalınca yurtdışına çıktı ve 1989’a kadar Paris’te hekimlik yaparak yaşamını sürdürdü. 30 Haziran 1989’da Türkiye’ye döndü, eski mahkumiyetinden kalan kısa süreli cezasını çektikten sonra İstanbul’a yerleşti.


Parlamento konuşmalarından oluşan Doğu Dramı adlı ilk siyasal muhtevalı kitabı 1966’da, Devlet ve Ben adlı ikinci kitabı 1995’te yayımlandı.


1994’te kardeşi Av. Yusuf Ekinci cinayetini konu alan Faili Meçhul Bir Cinayet adlı üçüncü kitabı 1995’te çıktı. Vatandaşlık Açısından Kürt Sorunu ve Bir Çözüm Önerisi adlı dördüncü kitabı 1997’de yayımlandı. Demokrasi, Çokkültürlülük ve Bir Yargısal Serüven adlı beşinci kitabı 1999’da, Avrupa Birliği’nde Azınlıkların Korunması Sorunu Türkiye ve Kürtler adlı altıncı kitabı 2001’de yayımlandı. 2004 yılı Mayıs ayında Sol Siyaset Sorunları Türkiye İşçi Partisi ve Kürt Aydınlanması adlı yedinci kitabı ile Millet Milliyetçilik, Devlet ve Anayasa Sorunları adlı sekizinci kitabı yayımlandı. Aynı yılın Ekim ayında ise Türkiye’de Demokrasi ve İnsan Hakları Sorunları başlıklı dokuzuncu kitabı ile Türkiye’nin Kürt Siyasetine Eleştirel Yaklaşımlar başlıklı onuncu kitabı yayımlandı. Peri Yayınları’nın çıkardığı Türkiye’nin Çağdaşlaşması ve Kürtler başlıklı on birinci kitabı da 2006 yılı Kasım ayında yayımlandı. “ Bir Kürt Aydını’nın Lice’den Paris’e Uzanan Yaşam Serüveni”başlıklı İki ciltten oluşan otobiyografik anı-kitabı yayına hazırlanmaktadır.


Ekinci’nin ayrıca sosyalist ve demokrat çevrelerin çıkardıkları çeşitli dergi ve gazetelerde pek çok makalesi yayımlanmıştır.


 


 


 


 


 


 


 


 



 


 


 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler