YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kalkancı'dan ilginç iddia
Kalkancı, ismi nedeniyle mağdur edildiğini ve Ergenekon davasına dahil edilmek istendiğini iddia etti.
Kalkancı'dan ilginç iddia
22 Ekim 2009 / 23:55 Güncelleme: 23 Ekim 2009 / 00:02

Kamuoyunda bir dönem "sahte şeyh" bilinen Ali Kalkancı'nın, 'uyuşturucu imal etmek' ve 'uyuşturucu ticareti yapmak' suçlarından yargılanmasına başlandı. Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Kalkancı, ismi nedeniyle mağdur edildiğini ve Ergenekon davasına dahil edilmek istendiğini iddia etti.

Beşiktaş'taki İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya Ali Kalkancı ile birlikte tutuklu sanıklardan Abdülkadir Ekicioğlu, Veli Dönmez, Şinasi İlter, Engin Demir, Yılmaz Seyhan, Kadir Kadiroğulları, Süleyman Özdemir, Sinan Sağlar ile tutuksuz sanıklar Hüseyin Kalkancı, Mehmet Porsuk ve Orhan Sağlar katıldı. Kamuoyunda bir dönem "sahte şeyh" olarak tanınan tutuklu sanık Ali Kalkancı, duruşmada yaptığı savunmada, "Avukatımla birlikte teslim olmaya geldik. Kapıda beni Terörle Mücadele Şubesi'nde görevli polisler, Ergenekon dosyasıyla ilgili ifademi almak için gözaltına aldı. Emniyete götürdüler. Daha sonra serbest bırakıldım. Bu kez Narkotik Şube Müdürlüğü'nde görevli polisler beni aldı. 'Uyuşturucu imalatıyla ilgin var' dediler. Şok oldum. Tutuklandım. Suçlamaları kabul etmiyorum" dedi.

28 Şubat sürecinde çok mağdur edildiğini öne süren Kalkancı, basının da kendisi ile ilgili yerli yersiz haber yaptığını iddia etti. Kalkancı, "28 Şubat sürecinde tarumar oldum. O dönemde basın bana çok yüklendi. Ben de bu yüzden hassas davranıyordum. Medyatik olduğumdan dolayı böyle sıkıntılı bir işe atmam kendimi. Hâlâ benimle uğraşıyorlar. Gündem lazımdı. Beni tutukladılar. Beni Ergenekon'a dahil etmek istediler ama başaramadılar" diye konuştu.

Boşanma gerekçesiyle Kalkale Kimya Fabrikası'nı oğlunun ve Kadir Kadiroğulları'nın üzerine yaptığını söyleyen Kalkancı, "Veli Dönmez benim aile dostum. İmalathane ve laboratuarı Veli Dönmez'e devrettim. O dönem Veli Dönmez ve ortağı kavga etmiş. Sebebini şimdi öğreniyorum. Bu haplardan dolayı kavga etmişler. Suberg fabrikasında üretilen deterjan, kozmetik gibi malzemelerle fabrikamın bir ilgisi yoktur. O haplardan haberim yok. Veli Dönmez'e soruyorum; 'niçin benden gizledin'? Haberim olsaydı bizzat ben ihbar ederdim. Benim ahlakımı bilirler" dedi.

Abdülkadir Ekicioğlu ise, "Ali Kalkancı'yı Harun olarak tanıyordum. Onun fabrikasından Isparta'daki iplik fabrikamıza harman yağı alıyorduk. Ekonomik kriz nedeniyle fabrikayı satmayı düşündüğümü Ali Kalkancı'ya söyledim. O da alabileceklerini söyledi. Şartları görüşmek için birkaç defa Kalkancı'nın fabrikasına gittim. Son gittiğimde yukarı çıktım. Ali Kalkancı'nın olmadığını görünce aşağıya indim. Sanıklardan Veli Dönmez'le karşılaştım. Üstü pis olduğu için bana fabrikanın önündeki minibüsü arkaya çekmemi rica etti. Deterjan yükleyeceklerini söyledi. Deterjanlar yüklendiği sırada polis baskın yaptı. Yüklenenlerin deterjan değil uyuşturucu tablet olduğunu söylediler. İçindeki maddeleri ilk defa orada gördüm. Uyuşturucuların alıcısı ben değilim. Uyuşturucu maddelerin kime ait olduğunu da bilmiyorum" şeklinde konuştu.

Kimya mühendisi sanık Veli Dönmez, Abdülkadir Ekicioğlu'nun anlattıklarının doğru olduğunu savunarak, "Bir yıl önce Varol Çamurlu adlı kimya mühendisi bir arkadaşım yanıma geldi. Bir müşterisi olduğunu ve ona enerji hapı üretmek istediğini söyledi. Bana 'Basar mısın' dedi. İçeriği hakkında bilgi istedim. Bana yasal olduğunu söyledi. Malzemeleri ve kalıpları o getirdi. Ben bastım. Ama sonra üzerindeki işaretlerden kuşkulandım. Hapların alıcısını getirmesini istedim, getirmedi. Hapları vermem için beni tehdit etmeye başladı. Hapların bir bölümünü suyla imha ettim. Diğerlerini ise ham maddelerin arasına sakladım. Yakarak imha edecektim. Operasyon olduğu gece arkadaşlar, deterjanları yükleyeceklerine yanlışlıkla hapların bulunduğu çuvalları yüklemişler" dedi.

Dönmez, hapların uyuşturucu değil, uyarıcı hap olduğunu ileri sürdü.
Duruşmada iki sanık, avukatları olmadığı için savunma yapamazken, diğer sanıklar da suçlamaları kabul etmedi. Savunmaların ardından talepler alındı. Sanıklar ve avukatları tahliye talebinde bulundu. Duruşma savcısı, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi. Mahkeme heyeti, duruşmaya ara verdi. Aranın ardından kararlarını açıklayan mahkeme heyeti, tahliye taleplerini reddetti. Duruşma, 25 Şubat 2010 tarihine ertelendi.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler