YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'İvedilikle seçimli kurultay yapılmalı'
'İvedilikle seçimli kurultay yapılmalı'
06 Kasım 2010 09:22
Karayalçın’a göre CHP’deki sıkıntı bir kurultayla aşılır. Dünyadaki diğer sosyal demokrat partilerden örnekler veren Karayalçın’a göre CHP’de değişim Baykal’la başladı, Kılıçdaroğlu ile sürüyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sanal alemde gündeme getirdiği “Gönüllüler hareketi”nin mimarı eski SHP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın CHP sıkıntılı günler yaşarken VATAN’ın sorularını yanıtladı.

* Genel Merkez’de oda basmalar, kavgaları gördüğünüzde ne hissettiniz?
O sırada genel merkezdeki odamda çalışıyordum. Çok büyük bir üzüntü duydum ve sıkıntı yaşadım. CHP ve Türkiye için hiç iyi değildi.

* Sav - Kılıçdaroğlu arasında kopma sürpriz olmadı, siz şaşırdınız mı?
Bir anlaşmazlık olduğu görülüyor ve basına da yansıyordu. Aslında demeçlerden bunu çıkarmak, anlaşmazlığın olduğunu anlamak olanaklıydı. Çok şaşırtıcı olmadı ama bu kadar derin, sert sözcüklerin kullanılması galiba beklenmiyordu. Ben de beklemiyordum.

* Önder Sav’ın ‘Ben genel başkanı seçtiririm” deme hakkı var mıdır?
Gerginliklerde hoş ve doğru olmayan sözcükler kullanılabiliyor. Bu ortamın değiştirilmesi gerekli. Bence ivedilikle seçimli kurultay yapılmalı. Çünkü genel seçimlere 210 gün var. Sürecin tıkanmasına fırsat vermeden, tek hakem olan kurultayın kararına ivedilikle başvurulmalı. Kurultay bu açmazı nasıl çözecekse onu ortaya koymalı ve herkes de ona göre davranmalı.

* Size göre CHP’de bir ideolojik ayrılık yaşanıyor mu?
CHP olumlu bir değişiklik yaşıyor. Aslında Sosyalist Enternasyonal’e üye tüm cumhuriyetçi partilerde bu değişiklik değişik ölçülerde ve dozlarda yaşanmakta. Bugün ortaya çıkmış bir şey de değil. Sayın Baykal’ın genel başkanlığının son döneminde bu değişiklik ortaya çıkmaya başlamıştı. Klasik cumhuriyetçi yaklaşımda etnik farklılıklar, inanç farklılıkları önemsenmez ve gözardı edilmeye çalışılır. Önemli olan yurttaşlıktır. CHP’nin “İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz” yaklaşımını anımsayın.

* Artık o söylem değişecek mi?
1980’lerin sonundan itibaren dünya genelinde hemen hemen her din ve etnik yapıda inançlar, milliyetçilik öne çıkmaya başladı. Cumhuriyetçi partiler yurttaşlığı önemseyen yaklaşımlarını bu gelişmeler çerçevesinde değiştirme ihtiyacı duymaya başladılar. Kamusal alanın mekansal olarak tanımlanmaya çalışılmasının altında yatan da bu ihtiyaç. Dünya genelinde cumhuriyetçi partilerin duyduğu bu gereksinmeyi CHP de duymaya başladı. SHP’nin 89-90 yıllarındaki Kürt sorunuyla ilgili başlattığı çalışmaları hatırlarsak bu yeni ortaya çıkmış bir şey değil denilebilir. Ancak konunun en azından CHP için çok yeni olduğunu söylemek olanaklı.

* ‘Sav, Baykal ve Kılıçdaroğlu’ 3 parça seçime girecek CHP nasıl bir sonuç alabilir?
CHP’de yaklaşım ve siyaset farklılıklarının olması doğal kabul etmek gerekir. Çünkü CHP o klasik cumhuriyetçi çizgiden bir başka çizgiye doğru geçiyor. Bu Mustafa Kemal’in CHP’si, yeni CHP gibi tartışmalarla açıklanacak durum değil. “Evet Mustafa Kemal’in CHP’si yeni bir nitelik kazanıyor’ demek gerekir. Bu iyi bir şey.

* Kılıçdaroğlu’na kamuoyu desteği devam ediyor mu?
Ben ettiği kanısındayım. 5.5 ay önceki durum sözkonusu değil, kayma ve sapmalar var. Ama ana hatlarıyla kamuoyunun sayın genel başkana olan kredisinin sürdüğü kanaatindeyim.

* Peki kurultayda delegeye bu hava yansır mı? Ya da yeni bir genel başkanla CHP seçime nasıl girer?
1993’te İnönü SHP genel başkan adayı olmayacağını açıkladı. Hem benim hem Aydın Güven Gürkan’ın adı geçiyordu. İki dost olarak buluştuğumuzda, Aydın Hoca bana “Aday olma” dedi. Nedeni de, “Dünyada hiçbir güç aşağı doğru inmekte olan trendi durduramaz. İkincisi 91’den sonra CHP ayrıldı, Kürt kökenli sosyal demokratlar HEP’i kurdu, sosyalistler ÖDP’ye geçti. Üçüncüsü İSKİ’dir, dördüncüsü Sivas olayı ve beşincisi seçime 5 ay kala yeni genel başkanın seçime gitmesi zor’ dedi. Şimdi de 7 ay var. Çok kolay değil. Delegelerin bunu dikkate alacaklarını tahmin ediyorum.

* Kurultay sonrası ayrılık ya da yeni bir SHP görüyor musunuz?
Hayır. İlk SHP CHP’yi yarattı, SHP-CHP ile birleşti. Oy oranı SHP’nin o zaman yüzde 14.2, CHP’nin yüzde 4.9’du. Buna rağmen SHP birleşme kararını aldı, adını CHP yaptı. Bugünkü CHP, SHP’nin ürünüdür. Ama Erdal İnönü’nün 31 Ekim’deki ölüm yıldönümünde anılmamasını, 24 Ocak’ta Aydın Güven Gürkan’ın ölüm yıldönümünde anılmamasını çok üzüntüyle karışıladığımı belirtirim.

* Parti yönetimine mi bu sitem?
Anmayı düşünmeyenlere söylüyorum. Ama ben pratik olarak yeni bir partinin zor olduğunu düşünüyorum. Kurultay sonucuna göre yeni bir arayış içine girileceğini sanmıyorum, girilmemesi gerektiğini düşünüyorum.

* Kılıçdaroğlu’nun kazanması bu değişimin sürmesi anlamına mı gelecek?
Kemal Bey çok yeni şeyler söylüyor, deniyor. Genel seçimde yüzde 40’lık hedefi getirmesi bile yenidir. İlk kez bir genel başkan bu partide yüksek bir hedefi ortaya koyuyor. Kürt sorunu, türban konusunda farklı değerlendirmeleri var. Ben kurultay delegesi değilim ama olsaydım Kemal Beye bu fırsatın verilmesi doğrultusunda oy kullanırdım.

* Ama o söylemlerden türban tabanın tepkisini çekti...
Kılıçdaroğlu’nun türban konusunda ortaya koyduğu bir mutabakat denklemi var. “İlkokul, orta okul, devlet dairelerinde türban olmasın ama üniversitede olabilir. Güvencesini verin” dediler. Ama AKP’liler, ‘10 yıl sonra ne olur bilinmez, veremeyiz’ dedi. Bence türban kaygısı olan CHP’lilerin Kılıçdaroğlu’nun bu yaklaşımını olumlu karşılamaları gerekir.

* CHP’ye bakınca kafalar da karışıyor. Krizden fırsat çıkabilir mi?
Evet çıkabilir. Türkiye’nin güçlenmiş bir CHP’ye, yurttaşların karşısına ikna edici projelerle çıkan bir ana muhalefet partisine çok ciddi ihtiyacı var. Swissotel’deki toplantıya gelen konuklardan bir bölümü ilk gün, ‘Bunlardan bir şey olmaz’ gibi duyguları taşıyordu. Sonrasında ise müthiş bir coşku ortaya çıktı. Herkes olağanüstü katkıda bulundu. Belki 12 Eylül’de bir miktar gerileyen beklenti ve coşku düzeyinin kurultayda yükseltilmesi sözkonusu olabilir.

* Sav’a karşı duran Kılıçdaroğlu lider olmuştur denilebilir mi?
Kamuoyunda partinin üst kademesinde ikili bir yapı olduğuna ilişkin algılama varsa, yaygınsa giderilmesi gerekiyor. Varlığı olumsuzluk, bunun giderilmesi coşku yaratır. Ama bu süreçte işi kişiselleştirmenin anlamı yok. Bu tartışmaları lüks olarak görüyorum. Adını saydığınız isimlerin tümü CHP için değerdir. Şimdi bir genel başkan var. Kamuoyundan aldığı güçle, yeni söylemleriyle bir yönetim sergilemeye çalışıyor. Herkesin görevi katkıda bulunmaktır. Ki ben o iddiaları önemsiyorum, fırsat verilmeli diyorum.

* Kemalizm ya da Atatürkçülük tanımını herkes kendisine göre anlatıyor. Bu rahatsızlık vermiyor mu?
Kemalizm devrimci bir süreci öngörüyor, takılıp kalmayı reddediyor. Ecevit’in 70’lerden geniş halk kitlelerinin desteğini alma nedeni gardropculuğu reddetmesidir. Atatürkçülüğü sağlam, devrimci, ilerici temellere oturtmak istemesidir. Ama maalesef Mustafa Kemal Atatürk ifadesinin her bir sözünü parçalamış durumdayız. Kemalist olunca başkasın, Atatürkçü olunca başkasın. Ben Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten yanayım diyorum.

* Kurultay olmazsa...
Skıntılı havanın devam edeceğinden eminim. Uygun olmaz. Çok şey kaybedilir. Kararı verecek kurultaydır ve herkes o kararı içine sindirmeli.

Fransa örneği

Fransız sosyalistler yerel yönetim seçimlerinde Sarkozy’yi perişan ettiler. Nedeni Obama’nın facebook uygulamasını ilçe bazında değerlendirmeleri. Papanderu’nun PASOK genel başkanlığına seçilmesi çok ilginç oldu. Delegelik kurumu aşıldı. O seçimlerde Yunanistan yurttaşları tıpkı ABD ön seçimlerinde olduğu gibi oy kullandılar.


CHP’deki değişim sancısız olmaz ve zaman alır

HİNDİSTAN mucizesini yaratan Kongre Partisi’dir ve CHP’ye çok benzetilir. Bu parti için bitti deniliyordu. Ama İtalyan, kadın bir liderin başkanlığında kendisini yeniledi ve iki seçimdir mucizeler yaratıyor. Bir partinin kendisini yenilemesi ayıp ve kötü değil. Yeter ki doğrultusu iyi olsun. Türkiye’de cumhuriyetin sonuna mı geliniyor tartışması var. Avrupa’da ‘Refah devletinin sonuna mı geliniyor?’, dünyada ‘Sosyal demokrasinin sonuna mı geliniyor?’ tartışmaları var. Avrupa’da çok ciddi bir ırkçı örgütlenme yaşanıyor. Faşist partiler seçim kazanıyor. Maalesef bunları tartışmak durumundayken yaşadığımız olaylarla karşı karşıya kaldık. Hemen aşmalıyız.

* Söylem değişikliği Baykal’la mı başladı?
Sayın Baykal’ın konuşmalarında kısa sürede ortaya çıkan değişiklikler gösterge olarak alınabilir. Sayın Baykal, CHP’nin etnik olarak kör olduğunu ifade ediyordu ama bu, son dönemde değişti. Etnik körlükten, bunu önce gören sonra kabul eden bir aşamaya geldi. Hatta bu farklılıklarının insanları şerefi olduğunu söylemeye başladı. Bu çok yeni ve önemli bir gelişme.

* Dünyadaki sol partiler nasıl değişiyorlar?
Fransız Sosyalistleri, Hindistan’da Kongre Partisi bunu yaşadı. Bunun sancısız olması, kolaylıkla kabul edilmesi pek sözkonusu olmayabilir. Bu zaman alacak bir şeydir. CHP’de şimdi yapılan tartışmalar, ideloojik mi gibi kaygıları bu çerçevede düşünmek gerekir. Sayın Kılıçdaroğlu’nun siyaset alanını genişleten taahhütleri ve çağrıları oldu, bunu da önemsemek gerekiyor. Bu merkez-çevre kuramı Türkiye siyasetinde çok kullanılmaktaydı ama referandumdan sonra bu kurama çok gönderme yapılmaya başladı. CHP-SHP’yi de katıyorum- biz halk unsurunu gözardı etmekle suçlanageldik. ‘Adınızda halk var, ama bürokrasiye yakın oldunuz’ dendi.

* Haklılık payı yok mu?
Bu kadar yoğun bir suçlama varsa, ‘Yok arkadaş öyle değil biz halktan yana olduk’ demenin çok fazla anlamı yok. Bence de biz hep halktan yana olduk ama bu kadar eleştiri yapılıyorsa önem vermek gerekir. Biz Bülent beyin “halkçı” sıfatını miting meydanlarında kendiliğinden almasıyla yüzde 42’ye çıktık.

Gönüllüler hareketi

“CHP’nin örgüt yapısının dışında bazı düzenlemeleri gündeme getirmesi gerekiyor. Ben 1.5 yıl önce Baykal, Sav ve Kılıçdaroğlu’na bu önerimi anlattım. Siyasette örgütlenme teknolojisi dünya da çok ilerledi. Partilere üye olmak istemeyen, yönetime talip olmayan ama ideolojisini benimseyen gönüllüler var. Özellikle seçim dönemlerinde ortaya çıkıyorlar. Ben son yerel seçimlerde 10 bin Ankara gönüllüsü ile çalıştım. Doktoru da, şoförü de vardı. Önümüzdeki 7 aylık dönemde 500 bin hatta 1 milyon gönüllüye ulaşmalıyız. Hakkari’den Edirne’ye kadar. Partide yeni yapılar, parti dışında yeni platformlar denenmeli. Yeni dönemde örgüte hapsolmadan geniş bir kitleyi harekete geçirmekte yarar var.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler