YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İşte tarihi değiştiren kadınlar
Devletlere yön veren, tek bir sözüyle imparatorlukları titreten, yaptıkları buluşlarla dünyayı güzelleştiren kadınlar, yüzyıllardır tarihin akışını değiştiriyor.
İşte tarihi değiştiren kadınlar
07 Mart 2012 / 11:54 Güncelleme: 07 Mart 2012 / 12:22

Sadece ''başarılı erkekleri yetiştiren anneler'' veya ''başarılı erkeklerin arkasındaki eşler'' olmakla yetinmeyen kadınlar, tarih sahnesinde de rol aldı.

Yarın Dünya Kadınlar Günü... Uluslararası bu günde kadınların daha iyi koşullarda yaşamlarını sürdürebilmesi ve haklarına sahip çıkması gündeme gelirken, tarih boyunca bazı kadınlar farklı biçimlerde ülkelerinin kaderini, yaşamın akışını değiştirdi.

Ali Çimen'in kaleme aldığı ''Tarihi Değiştiren Kadınlar'' kitabı, tarihe yön veren bu kadınlardan bazılarının yaşam öykülerini bilinmeyenleriyle okura sunuyor. İşte tarihin akışını değiştiren bazı kadınlar:

-Kleopatra: ''Tüm korkunç ve garip olaylara kapımız açık ama konfordan rahatsız oluruz''... Mısır'ın içinden geçtiği çalkantılı duruma bu sözlerle atıfta bulunan Kleopatra, tarih sahnesine M.Ö. 51 yılında babası Kral Ptoleme'nin ölümüyle çıktı. O, babası öldüğünde daha 18 yaşındaydı. Yeni şartlar ışığında krallık onun ellerine kalırken, bir sorun vardı. Kurallara göre ülkesini kendi başına yönetemiyordu. Dönemin şartlarına uygun olarak kardeşiyle evlenmek zorundaydı ancak onun tahtı paylaşmaya niyeti yoktu. Gelenekçi saray ahalisini kızdıran Kleopatra, saray darbesiyle devrilince Mısır'dan ayrılmak zorunda kaldı. Geçen zaman içinde karşısına dünyayı titreten bir güç çıktı: Sezar. Tanıştıklarında Kleopatra 21, Sezar 50 yaşındaydı. Sezar'dan 1 çocuk da doğuran Kleopatra, yaşamını Mısır'ı dönemin ezici gücü Roma'dan korumaya adadı. Buna karşın ölümünün ardından ülkesi, Roma İmparatorluğunun vilayetlerinden biri oldu. Suikastlar ve savaşlarla örülü bir sahnede başrol oynayan Kleopatra'nın yaşamı, romanlara, filmlere, tiyatro oyunlarına konu oldu. Ancak dönemin tarihçilerine göre 39 yaşında hayata veda etti. Elini Mısır kobra yılanlarının bulunduğu bir sepete sokarak kendini kasıtlı olarak zehirletmişti. Zira, dönemin Mısır inanışına göre kobra zehiriyle ölmek insanı ölümsüz kılıyordu.

-Jeanne D'Arc: Yüzyıl Savaşlarının pençesi altındaki Kıta Avrupasında halkı bitkin, ordusu perişan Fransa'nın en karanlık döneminde ortaya çıkan genç kahraman, ülkesini bu hazin durumdan kurtardı. Orleans'ta başına geçtiği Fransız ordusu ile İngiltere'yi bozguna uğrattığında 17 yaşındaydı. İngilizler, kendilerine karşı savaşan Jeanne D'Arc'ı düzmece bir mahkemede yargılayarak erkek giysileri giyip savaşan ve gaipten sesler duyan bir kafir olduğu iddiasıyla yakarak öldürdü. Yakanları bugün kimse tanımasa da o gencecik kadın efsaneleşip romanlara, filmlere konu oldu.


-Hürrem'in aşkı-


-Hürrem Sultan:
''Gül yüzünden uzak kalalı nice canlar verdim/Geceleri sabahlara kadar feryat ederim''... Bu sözleri dünyayı titreten bir padişaha yazdıran genç bir kadındı: Hürrem Sultan. Doğduğu topraklardan koparılıp zamanın en kudretli imparatorluğunun başkentine getirilen Anastasia, Ukrayna'ya yapılan akınlardan birinde esir edilip satılmıştı. İstanbul'a getirilerek Osmanlı Sarayına alındı, ilk günlerini Topkapı Sarayında değil, muhtemelen Kırım, Manisa veya İstanbul'daki diğer saraylardan birinde geçirdi. Kanuni Sultan Süleyman'ın veziri Pargalı İbrahim Paşa tarafından Topkapı Sarayı'na getirilen genç kızın ismi, Hürrem olarak değiştirildi. Padişah tarafından tanınıp sevilince onun hayatına giren üç kadından biri oldu. İlk çocuğu Mehmet doğduğunda onun nikahlı eşi olmak istediğini padişaha ileten Hürrem Sultan, Kanuni'ye 5 evlat verdi. 5 çocuğunun doğumunun ardından muradına nail olan Hürrem Sultan, tarihe ''kendisine nikah kıyılmış tek Osmanlı saray kadını'' olarak geçti.

-I. Elizabeth: Daha 2 yaşındayken annesi Anne Boleyn idam edilen I. Elizabeth, gayrimeşru olduğu duyurularak tahttan indirildi. Üvey annelerinin büyüttüğü Elizabeth, tahta çıkan kardeşi tarafından hapsedildi. Tüm engellemelere karşın iktidarı ele geçirdi. Dini özgürlük tanıdığı Katoliklerin suikastına uğradı. Ordusunun başına geçip İspanyol donanmasını bozguna uğratan Elizabeth, başına geçtiğinde fakirlik ve mezhep savaşlarının eşiğindeki İngiltere'yi dünyanın en zengin ve kudretli ülkelerinden birine dönüştürdü. 45 yıl boyunca iktidarda kalan, dünyayı titretmesine karşın sadece ''fareden'' korkan Elizabeth, yaşamı boyunca hiç evlenmedi. Buna karşın neden evlenmediğini sorgulayan parlamentoya şu karşılığı verdi: ''Ben zaten İngiltere ile evliyim''.


-Hemşireliğin kurucusu-


-Florence Nightingale: Zengin bir ailenin kızıydı. Kardeşlerinin gözü süste, eğlencedeyken o sürekli okuyor ve insanlığa faydalı olmanın yollarını arıyordu. Arayışı kendi ifadesiyle ''Tanrı'nın ona yaptığı çağrıya uyarak'' hemşireliğin temellerini atacağı bir yaşam sürmeye karar vermesiyle noktalanacaktı. Kırım Savaşı esnasında sergilediği insan üstü performansıyla önce İngiliz askerlerinin, sonra tüm ulusun kahramanı oldu. Sürekli çalıştı, hasta olup görme yeteneğini kaybettiğinde bile... Adı okullara verildi. Mesleğinin dünyanın en saygın uğraşlarından birine dönüştürdü.

-Marie Curie: Fakir ama kalbi eğitim için atan bir ailenin çocuğu Marie, yaşamı boyunca bilimin sınırlarını zorlayacak hayaller kurdu. Hayatı pahasına hayallerini gerçekleştirdi. Ölümcül radyolojiyi kadınsı hassasiyeti ile ''evcilleştirip'' insanlığın hizmetine sundu. Radyoaktivite üzerine yaptığı çalışmalarda 2 kez Nobel Ödülü kazandı. Radyoloji biliminin kurucusu Madam Curie, aynı zamanda Nobel alan ilk kadındı.

-Helena Rubinstein: Eğitimini yarım bırakan ve zorla evlendirilme tehlikesi belirince başka bir kıtaya kaçan Helena, garsonluk ve dadılık yaptı. Doğru insanlarla tanışıp isabetli adımlar attı. İnsanoğlunun en ağır basan güdülerinden biri üzerine, ''güzel görünmeye'' oynadı. Kozmetik sanayinin kollarının önce Amerika'yı, sonra tüm dünyayı sarmasının mimarı oldu. Milyar dolarlara ulaşan güzellik şirketi kuran Rubinstein, ''çirkin kadın yoktur, tembel kadın vardır'' sözleriyle kozmetiğin gücünü de özetledi.


-Demir Leydi-


-Margaret Thatcher: 1925 yılında manav baba ile tezgahtar annenin kızı olarak dünyaya geldi Margaret Hilda Roberts. Burslu okudu. Oxford'a girmeyi başaran genç kadın, üniversitenin Muhafazakarlar Derneği Başkanı seçildiğinde siyasi çizgisini de belirlemiş oldu. Kimya ve hukuk dallarından dereceyle mezun oldu. Politakaya düşkünlüğü, 1950 ve 1951 yıllarında Muhafazakar Parti'nin en genç adayı olarak katılması ve henüz 35 yaşındayken parlamentoya girmesi ile sonuçlanacaktı. Bu arada seçim çalışmaları sırasında tanıştığı Sir Denis Thatcher ile hayatını birleştirdi. 1970 yılında Eğitim ve Bilim Bakanı olan Margaret Thatcher, 1979 yılında İngiltere'nin ilk kadın başbakanı oldu. Taviz vermez politikaları nedeniyle ''Demir Leydi'' ismi verilen Thatcher, 20. yüzyılın son 20 yılına damgasını vurdu. Soğuk Savaş döneminin en önemli aktörlerinden olan Thatcher, özelleştirme ve dolaylı vergilendirme politikalarıyla da tanındı.

-Benazir Butto: İslam coğrafyasının ilk kadın başbakanı Benazir Butto, Pakistanlı bir toprak ağasının çocuğuydu. ABD'de ve İngiltere'de eğitim gördü. Aileden miras alınan siyaset, onu iki kez ülkesinin başbakanı yaptı ancak her ikisi de kısa sürdü. Birinde darbeyle, diğerinde yolsuzluk iddialarıyla görevden alındı. Cesur bir politikacı olmasıyla tanınan Butto'nun babası askeri darbeyle, kardeşi suikastla ortadan kaldırıldı. Tüm bunlara rağmen yılmayan Butto, bir kez daha ülkesinin idaresine soyunmuştu ki bomba ve kurşunlar onu yaşam sahnesinden sildiyse de tarihten silemedi. AA

Caterina
 // Burcu Bilgin
Özgür bey haklısınız, ben bu haberin yazarıyım. Aslında kitapta Katerina ve en az on kadından daha söz ediliyor ama takdir edersiniz ki o takdirde epeyce uzun oluyor ve okurun ilgisi dağılıyor. Uyarınız için çok teşekkürler selamlar....
07 Mart 2012 23:34
caterina
 // özgür polat
acaba osmanlıyı viyana kapılarından çeviren caterina neden bu listeye konmamış bizim rahmetli baltacı mehmet paşa onun için herşeyimizi feda etmedimi...
07 Mart 2012 14:14
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler