YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İşte SDE'nin 'Gezi Parkı' raporu
Stratejik Düşünce Enstitüsü'nün (SDE), "Gezi Parkı Etrafında Yaşanan Toplumsal Olaylara İlişkin İzleme ve Değerlendirme Raporu" açıklandı.
İşte SDE'nin 'Gezi Parkı' raporu
20 Haziran 2013 / 17:03 Güncelleme: 20 Haziran 2013 / 17:24

Taksim Gezi Parkı odaklı gelişmelerin toplumsal ve siyasal boyutlarının ele alındığı raporda "Küçük bir grubun, yerel bir sorun için başlattığı bu eylemler yoğun şiddet içeren, seçilmiş meşru bir hükümeti antidemokratik yollarla düşürmeye çalışan bir organizasyona nasıl dönüştü.

Bu eylemler kime ve neye hizmet ediyor Eylemcileri sokağa döken nedenler, talepleri ve hedefleri ne Eylemlerin uluslararası boyutu nedir Eylemciler nasıl bir profile sahipler Süreçte siyasal partilerin tavırları demokrasiyle ne ölçüde bağdaşır durumda "gibi sorulara yanıt arandı.

Raporu, aralarında akademisyen, gazeteci ve araştırmacıların bulunduğu 24 kişilik bir heyet hazırladı.

Gezi Parkı bir bahane ve sembol

Raporda, olayların gelişim süreci, eylemcilerin profili, eylemcilerin amaçları ve söylemleri, eylemlerin uluslararası boyutu, değerlendirme ve öneriler bölümleri yer aldı. Raporda, eylemlerin büyümesinin, "Gezi Parkı ve çevreyi koruma hassasiyetiyle bir ilişkisi bulunmadığı parkın bir bahane ve sembol olduğu" vurgulandı.

Gezi Parkı eylemcileri ve ülke genelindeki eylemcilerin birbirinden farklı olduğuna değinilen raporda, "Gezi Parkı eylemcilerinin sistem karşıtı, küçük bazı sol gruplardan oluştuğu, hükümetin İstanbul eksenindeki projelerine karşı çıkan Taksim Platformu üyelerinin farklı sol kesimlere mensup oldukları ve bu kişilerin ulusalcı sol çizgiye yakın bir kesim olduğu, ülke genelindeki eylemcilerin ise hem devrimci hem de ulusalcı sol çizgiye mensup kişilerden oluştuğu" bilgisine yer verildi.

Eylemcilerin profilleri

Raporda oldukça geniş bir yelpazeye sahip olan eylemci profilinin ana hatlarına ilişkin veriler de yer aldı. Eylemcilerin, ulusalcı sol eğilimliler, kent elitleri, belirgin bir siyasal eğilimi olmayan, muhalif söylemin etkisinde kalan gençler, devrimci sol parti ve örgüt mensupları, marjinal kesimler, seküler eğilimli milliyetçiler, kendilerini Müslüman kapitalistler veya devrimci İslamcı şeklinde nitelendiren gruplar ile militarist gruplardan oluştuğu belirtildi.

Eylemlerin kısa sürede kitleselleşmesi ve grupların hızlı bir şekilde ortak bir paydada buluşmalarının dikkat çekici bir durum olduğu ifade edilen raporda, davranışları göz önünde bulundurulduğunda eylemcilerin spontane bir şekilde başladığı iddia edilen gösterilerin "mantık" ile izah edilmesinin mümkün olmadığı ve "daha önceden anlaşıldığı" izleniminin oluştuğu aktarıldı.

Raporda, eylemcilere ilişkin şu saptamalara yer verildi:

"Siyasal partilerin kendi aralarına katılmasını istememişlerdir. Kendi içlerinde ayrılmalarına neden olacak siyasal sloganlar atmamışlardır. Sonuçlarını öngörebildikleri için erken seçim çağrısı yapmamışlardır. Bir taraftan icra ettikleri her türlü şiddet eylemlerine rağmen şiddetten uzak durulması çağrısı yapmışlardır. Yolu eylem alanlarından geçen mütedeyyin olduğu anlaşılan kişilere hakaret ve sataşmalarına rağmen dini inançlara saygılı olduklarını vurgulamışlardır. "Bayrak" ve "İstiklal Marşı" gibi ortak değerleri kullanmışlardır. Özgürlük ve demokrasi vurgusu yapmışlardır. Polis müdahalesini gerekçe göstererek sürekli mağduriyet dili kullanmışlardır."

Raporda ayrıca eylemlerin amaç itibariyle Cumhuriyet mitinglerine benzetilirken, kullanılan yöntem ve araçlar açısından onlardan ayrıştığına dikkat çekildi.

Eylemcilerin talepleri

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile görüşen eylemci heyetinin "af talebinin" eylemleri bahane ederek ortalığı yakıp yıkanların affedilmesini de beraberinde getirdiğine işaret edilen raporda, "Gezi Parkı hadisesi yaşanmamış olsa dahi, başka bir bahaneyle ya da kurguyla benzer eylemlerin örgütlenebileceği ve bu doğrultuda hazırlıkların yapıldığı görülmektedir" değerlendirmesinde bulunuldu.

AK Parti iktidarına karşı sistematik şekilde olayları çarpıtarak ya da kışkırtıcı yayınlar yapan bazı günlük gazete ve televizyonların son derece etkili olduğuna vurgu yapılan raporda, hükümetin bazı icraatlarının medya tarafından ajite edilerek ve büyütülerek verildiğine dikkat çekildi.

Hedef Başbakan Erdoğan

Stratejik Düşünce Enstitüsü'nün (SDE), "Gezi Parkı Etrafında Yaşanan Toplumsal Olaylara İlişkin İzleme ve Değerlendirme Raporu"nda eylemcilerin, hükümet ve AK Parti'den daha çok doğrudan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef aldıkları tespitinde bulunuldu.

Raporda, "Ancak bu hedef alma durumunun çoğunlukla Sayın Başbakanın siyasal tasfiyesiyle sınırlı bir amaca matuf olduğu ve tüm AK Parti'yi sürece dâhil edecek bir erken seçim çağrısına dönüşmediği gözlenmektedir" ifadesi kullanıldı.

Eylemcileri provoke edenler arasında yabancı istihbarat güçlerinin de bulunduğunun kolayca tahmin edilebileceği bilgisine yer verilen raporda "Türkiye'nin son dönemlerde uluslararası ilişkiler bağlamındaki pro-aktif tavrı, ekonomik göstergeler açısından giderek büyümesi ve kendi iç toplumsal barışını sağlamaya yönelik olarak izlediği kararlı politikaların da sürecin büyümesinde etkili olduğu söylenebilir. Bunun yanında eski pozisyonunu ekonomik olarak korusa bile siyasi konularda eski etkinliğini korumakta zorlanan ve bu nedenle hükümetin politikalarından rahatsız olan bazı iş çevrelerinin de, özellikle medya organları kanalıyla kışkırtıcı rol oynadıkları dikkat çekmektedir" cümleleri yer aldı.

Yapısal ve konjonktürel nitelikli önlemler

Raporda, alınması gereken önlemler "yapısal ve konjonktürel nitelikli" olmak üzere ikiye ayrıldı.Raporda, yapısal nitelikli önlemlere ilişkin şu önerilerde bulunuldu:

"AK Parti, arkasındaki güçlü halk desteğinden hareketle, dünyada yaşanan değişimi Türkiye açısından da güçlü bir şekilde harekete geçirmiş, durağan ekonomiyi pozitife evirmiş, küresel düzeyde kabul görmüş kavramsallaştırma bağlamında demokrasiyi devlet ve toplumun merkezine yerleştirmeye çabalamıştır. Bürokratik oligarşi olarak ifade edilen ve neredeyse tüm Cumhuriyet tarihi boyunca süregelen katı devletçi ve merkeziyetçi yapılanma, AK Parti iktidarı süresince belirgin bir dönüşüme uğramıştır.

Türkiye'de yaşanan demokratik değişim kalıcı olabilmesi için yeni bir anayasa yapımına hız ve ağırlık verilmelidir. Aksi takdirde son on yılda yaşanan demokratik dönüşüm dalgasının konjonktürel kalması gibi bir sonuçla karşılaşılabilecektir.

Gençlerin çoğulcu bir eğitim ortamına kavuşması, bu zenginliği yansıtabileceği genişlikte bir sivil siyaset alanı bulması, akranlarıyla küresel düzeyde rekabet edebileceği kalitede bir fiziksel altyapıya ve fırsat eşitliğine sahip olması gerekmektedir.

Eğitim politikaları demokratik değerlere ve insan haklarına saygılı, milli-manevi değerlerle uyumlu bir yapıya kavuşturulmalıdır"

Konjonktürel nitelikli önlemlere ilişkin olarak raporda, "Oluşan yeni toplumsal yapının doğru bir şekilde anlaşılması için kapsamlı sosyolojik analizlerin yapılması büyük bir önem taşımaktadır.'Kentli elitler sınıfının' tüm yönleriyle ve bilimsel bir anlayışla analiz edilmesi de oldukça önemlidir. Medyanın hala eski yapısından, alışkanlıklarından tam olarak vazgeçmediğini, halkı belirli ölçülerde manipüle etme gücünü muhafaza ettiğini ve yeri geldiğinde bu gücü ölçüsüzce kullandığını bir kez daha göstermiştir. Hükümetin bu konuda daha duyarlı olması ve kriz anlarında halkın medyadaki tek sesliliğin ya da hegemonik söylemin etkisinden kurtulmasını sağlayacak daha farklı ve işlevsel bilgilendirme mekanizmaları geliştirmesi gerekmektedir" denildi.

Çözüm süreci sabote edilebilir

Raporda, "çözüm sürecini" sabote etmek için doğrudan veya dolaylı girişimler ortaya çıkabileceğine işaret edilerek, hükümetin böylesine durumlar karşısında rehavete düşmemesi ve çözüm sürecini kararlılıkla sürdürmesinin büyük bir önem taşıdığı belirtildi.

Eylemlerin en önemli stratejik hedeflerinden birinin de Türkiye'nin İslam ülkeleriyle geliştirdiği ilişkileri bozma, durdurma veya daha da ilerlemesini engellemek olduğu kanaatine yer verilen raporda, ilişkileri olumsuz yönde etkilemeye yönelik yeni girişimlerin olabileceği ihtimalinin hesap edilerek etkin tedbirler alınması gerektiğine vurgu yapıldı.

Cumhuriyet tarihi boyunca her Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ülkede istikrarsızlık ve kaos oluşturmaya dönük çabalar olduğu anımsatılan raporda, 2014 yılı içindeki belediye ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde kaos veya istikrarsızlık oluşturmaya dönük iç ve dış çabaların tekrarlanacağı ihtimalinin gözönünde bulundurulması ve daha sıkı tedbirler alınması, toplumun bu ihtimallere karşı sık sık uyarılması tavsiyesinde bulunuldu.

Raporda, yeni anayasanın biran evvel yapılması ve bunun için de TBMM'nin bu yaz tatile girmemesi ve tatili kısaltması konusunda öncülük edilmesi gerektiğine işaret edildi.

Reformlar hız kesmeden devam etmeli

SDE'nin hazırladığı raporun sonuç kısmında "Türkiye'nin demokratik reformlara hız kesmeden devam etmesi" ve "Özgürlükçü ve demokratik bir anayasanın ivedilikle hazırlanması" gerekliliğine vurgu yapıldı.

Çağın değişen ihtiyaçlarına uygun çoğulcu ve özgürlükçü bir eğitim sistemi reformunun uygulamaya alınması ve Kültür Politikalarının Yeni Türkiye paradigmasına göre yeniden yapılandırılması gerektiği ifade edilen raporda, şunlar belirtildi:

"Toplum içindeki farklı kesimlerin sinir uçları ile hassasiyetlerini ortaya koyacak, bu şekilde toplumsal barış ve huzurun korunmasını sağlayacak bilimsel, sosyolojik çalışmaların yapılması ve gereken tedbirlerin alınması, sistem içindeki darbeci ve vesayetçi mekanizmalarla mücadeleye devam edilmesi, hiçbir vatandaşımızı ötekileştirmeyecek bir dil kullanılmasına özen gösterilmesi ve barış içinde bir arada yaşanabilecek eşit ve onurlu vatandaşlık algısının güçlendirilmesi, Türkiye'nin siyasi istikrarını ve ekonomik güvenliğini koruyacak hassasiyetlere özel dikkat gösterilmesi, Dış Politikadaki Yeni Türkiye vizyonu ve hedefleriyle bölgeye ilham kaynağı ve model örnekliğini yıpratacak, bozacak müdahalelere ve saldırılara fırsat verilmemesi, 2014 seçim yılı olması nedeniyle çeşitli iç ve dış provokasyon risklerine karşı tedbirli ve dikkatli olunması, bu olaylardan dersler çıkarılarak, otokritik yapılarak ileriye yönelik yönetimsel sonuçların çıkarılması, basın ve haber alma özgürlüklerine hiçbir şekilde zarar vermeden sorumlu haber yapılmasını sağlayacak medya etiği ilkelerinin basın kuruluşlarının temsilcileri ile birlikte saptanması büyük bir önem taşımaktadır."

SDE Başkanı Aktay

Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) Başkanı Yasin Aktay, "Türkiye'de sadece belli bir kesimin faydalanacağı demokratikleşme değil, herkesin faydalanacağı, herkesin kendisini bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı hissedebileceği bir demokratikleşme sürecine katkı sağlamak istiyoruz" dedi.

Türkiye'nin son üç haftadır Taksim Gezi Parkı'nda başlayan eylemleri konuştuğunu hatırlatan Aktay, "Eylemlerin çapı ve kullandıkları dil, pek çok soru işaretinin doğmasını da beraberinde getiriyor" diye konuştu.

Aktay, Türkiye'nin, huzuru,barışı ve istikrarı korumak için soruların cevaplarını acil bir şekilde bulması gerektiğinin altını çizerek, "Türkiye'nin içinden geçtiği kritik dönemde bu sorulara cevap bulmak, öneriler sunmak ve gereken tedbirleri almak açısından her kesime gönemli görevler düşmektedir" değerlendirmesinde bulundu.

 

AA

Etiketler:
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler