YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İşte PKK'nın gerçek hedefi
İşte PKK'nın gerçek hedefi
19 Ekim 2010 08:13
Güvenlik Uzmanı Doç. Süleyman Özeren, PKK'nın bölgenin gerçek sorunlarını çözmeyi hedefleyen her türlü grubu yok etmeye çalıştığını söyledi.

Güvenlik Uzmanı Doç. Süleyman Özeren, "Bölgedeki sivil toplum örgütleri, bölge halkının oksijen çadırıdır. Bu tür STK'ların cesaretlendirilmeleri gerekir" dedi. Özeren Bugün gazetesinden Seda Şimşek'in sorularını yanıtladı...

*Sivil toplum örgütlerinin bölgedeki faaliyetleri sorunun geleceğini nasıl etkiler?

Bugün değişen Türkiye'nin en önemli göstergelerinden birisi de bölgedeki sorunun çözümünde tekelin PKK'ya bırakılmayacağı gerçeğidir. Sivil toplum kuruluşlarının, "boykotu boykot etme" kararı, örgüte, liderine ve ideolojisine vurulmuş en büyük darbedir. Örgüt, bölgenin gerçek sorunlarını çözmeyi hedefleyen her türlü grubu, alternatifsiz olma stratejisiyle yıldırmaya ve yok etmeye çalışmaktadır. Bu da örgütün Kürt halkının örgütü değil, belirli bir çıkar grubunun  örgütü olduğunu göstermektedir.  Bölgedeki sivil toplum, bölge halkının oksijen çadırıdır. Bu tür STK'ların cesaretlendirilmeleri gerekir.

TERÖR STATÜ KAYNAĞI HALİNE GELDİ

*Açılım süreci ile terörle mücadele birlikte yürüyebilir mi?

Açılım süreci terör örgütünün taleplerini karşılama süreci değildir. Açılım, aslında terörle mücadelenin söylem dilinin değişmesidir. "Demokratikleşme süreci" demek daha doğrudur.

*Örgütün tasfiyesi, silahsızlanma süreci konuşuluyor.

Terör örgütlerinin silahsızlandırılmasının önündeki en önemli sorun terörün belirli kişiler için bir meslek haline gelmesidir. Bir statü kaynağı haline gelmesidir. Buna Öcalan ve lider kadro da dahildir. Diğer taraftan IRA örneğinde gördüğümüz gibi terör örgütünün bitirilmesine yönelik adımların atılması terörün tamamen biteceği anlamına gelmeyebilir.  Bu tür süreçlerin dikkatli yönetilmesi gerekir. 

İSTİHBARAT BİRİMLERİ SABOTEYİ ÖNLEDİ

* Neye dikkat edilmesi gerekiyor?

Görüldü ki demokrasi derinleştikçe, örgütün istismar alanlarının kurutulmasına yönelik adımlar atıldıkça örgüt ya da bunun uzantıları bu süreçleri baltalamaya çalışmışlardır. Bugün Türkiye'de demokrasinin her geçen gün derinlik kazanmasının arkasındaki temel unsurlardan birisi de Türkiye'de önleyici güvenlik anlayışının gelişmesidir. İstihbarat birimlerinin son dönemlerde ele geçirdiği patlayıcılar ve eylemlerin hazırlık aşamasında durdurulması demokrasi yürüyüşümüzün sabote edilmesini önlemiştir.

İKNA EDİLMESİ GEREKEN TÜRKİYE'DİR

* Birden fazla PKK'nın olduğu iddia ediliyor, hatta bazen "derin PKK" gibi adlandırmalar yapılıyor. Kaç tane PKK var ya da kimlerin PKK'sı var?

Burada, "kaç tane PKK var?" sorusundan çok, örgütteki herhangi bir grubun şiddeti reddedip reddetmediği önemli. PKK içinde şiddeti reddeden bir grup varsa, o zaman birden fazla PKK'dan bahsedilebilir. Şiddeti reddeden yoksa o zaman PKK aslında tektir. Örgütün içinde şebeke ya da başka bir yapılanma varsa ve bunlar eylem yapıyorsa bunun üstesinden gelmesi gereken de PKK'dır. İyi PKK kötü PKK değil, şiddeti reddeden ve etmeyen ayrımı önemli. Şiddeti reddeden IRA, eylem yapan grupları eleştirip dışlayınca RIRA (Gerçek IRA) örgütü IRA'dan kopmuş, bu da sorunun çözümünü IRA ölçeğinde hızlandırmıştır. Hem eylem yapıp hem de çözümde ikna edilmeyi beklemek çözümsüzlük istemektir,  ikna edilmesi gereken Türkiye'dir. Burada samimiyet testine tutulması gereken de PKK ve BDP'dir.

ÖRGÜTE KARŞI DİPLOMASİ TRAFİĞİ

*Erbil'de, Şam'da, Tahran'da yapılan görüşmeler nasıl okunmalı?

Son dönemde artan bir ivme ile devam eden uluslarası diploması terörle mücadelenin dış desteğinin reel olarak kesilmesi çabasıdır. Türkiye'nin komşu ülkelerle diploması trafiğinin sıklığı hem terör örgütü hem de terör rantçılarına yönelik bir çabalar bütünüdür. Bu bölgede silah kaçakçılığı, insan kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı yapan terör rantçılarına yöneliktir.

*Kimler bu terör rantçıları?

Uzun süre terör sorunu olan ülkelerde terör kendi ekonomisini yaratır.  Bu ekonomi çift yönlü çalışır. Hem terör örgütü hem de diğer çıkar grupları bu ekonominin en başat yararlanıcılarıdır. Türkiye'de terör -kaçakçılık - yolsuzluk üçgeni birbirinden beslenen bir olgudur. Terörün sürmesini isteyenler sadece Kandil'de ve İmralı'da değildir, kırsalda eli silahlı olanlar kadar kentte uyuşturucudan kazandıkları paralarla lüks yaşam sürdürenler de terör sorununun çözülmesini istemezler. Sadece terör örgütü odaklı değil, sorundan nemalanan terörden rant elde eden çıkar gruplarının da çözüme direnci söz konusu.

GÖÇ TRAVMAYI DERİNLEŞTİRDİ

Terör nedeniyle göç edenlerin yaşadıkları travmaları da beraberlerinde götürdüklerine dikkat çeken Özeren, "Toplumun bu kesimleri belki de terör sorununu kırsal olmaktan çıkardı" şeklinde konuştu.

*Doğu'da yaşan Kürtler'le batıda yaşayan Kürtler aynı konuları mı dert ediniyor?

PKK terör örgütünün başarısız olmasının temelinde toplumumuzun iç içe geçmişliği vardır. Bunca yıllık yıkma ve provokasyon çabalarına rağmen Türkiye'de bir Kürt-Türk çatışması çıkartılamamıştır. Bu Türkiye'nin aynı zaman gücüdür. Türkiye'de bir bölücülük ve bölünme sorunu yoktur. Türkiye'de PKK terörü açısından bir bölünememe sorunu vardır.  Uzun yıllara dayanan çabanın PKK aleyhine sonuçsuz kalması söz konusudur.

*Diyarbakır'da yaşayan Kürt ile Orta Anadolu'da, Mersin'de, İstanbul'da yaşayan Kürt'ün sorunu aynı mı?

Ülkemizin değişik bölgelerinde yaşayan Kürtlerin bölgesel düzeyde sorunları olabilir. Örneğin Orta Anadolu'daki Kürt kökenli insanların sorunları, terörden dolayı Mersin'e, İstanbul'a ya da Antalya'ya göç etmek zorunda kalanlardan farklıdır. Terörden dolayı göç etmek zorunda kalanlar, yaşadıkları travmaları beraberlerinde götürdüler. Bunlar gittikleri yerlere de entegre olamayınca travma derinleşti. Toplumun bu kesimleri belki de terör sorununu kırsal olmaktan çıkardı. Bu da örgüte yeni eleman devşirme olanakları sundu. En azından örgütün söylemleri bu kesimlerde taban tuttu. Aslında kentleşme sürecinde bu bireylerin entegrasyonu başarılı olsa, terör sorununun gelecekteki olası artçı depremleri de önlenebilir. Bu insanları köylerine geri göndermek yerine entegrasyona ağırlık verilmelidir.

ÖRGÜT ERKEKLERİ BİRARADA TUTMAK İÇİN KADINLARI KULLANIYOR

*Bölgede alan çalışması yaptınız, dağa çıkışlarda temel sebep nedir?

PKK'ya katılımlarda bireysel nedenlerin daha önde olduğunu görüyoruz. Sol örgütlerde motivasyon daha çok ideolojiktir, ancak PKK'da bireylerin örgüte katılım nedenlerinin başında bireyin içinde bulunduğu sosyo- psikolojik ve ekonomik nedenler olduğunu görüyoruz. Geçmişte ise dağa katılmanın itici faktörlerinden birisi de devlet adına hareket ettiğini iddia eden bir kısım devlet görevlilerinin hukuk ihlalleri. Bu hukuk dışılıklar, o bölgedeki bireylerin devlete olan inançlarını kaybetmelerine neden olmuş.

*Özellikle kızların dağa gitme gerekçesiyle ilgili ilginç tespitleriniz var.

Örneğin kırsala gitme aşamasında bir kıza, neden örgüte katılmak istediği sorulduğunda aslında örgüte katılmasının arkasında PKK'nın ideolojisinden çok,  içinde bulunduğu ortamdan kaçma gayreti olduğunu görüyoruz. 14 - 15 çocuklu bir ailede yaşıyor ve evde adeta bir köle gibi çalıştırılıyor, bu hayattan kurtulmanın yolunu dağa çıkmak olarak görüyor. Tabii ki bütün katılımların nedeni bu değil.

*Örgütte kadın faktörü nedir?

PKK'da kadın çok önemli bir faktör. Örgüt, kadını kuruluşundan  günümüze kadar sürekli istismar etmiştir. Bugünlerde örgütte erkekleri bir arada tutma adına kadın kullanılmaktadır.

PKK EYLEMSİZLİK DÖNEMİNİ  GELECEKTEKİ EYLEMLERE HAZIRLIK FIRSATI OLARAK KULLANIYOR

*PKK'nın eylemsizlik kararı bir aldatmaca mı?

PKK terör örgütü son dönemde "eylem-eylemsizlik-siyasallaşma stratejisi"ne ağırlık vermektedir. Bugün geldiğimiz noktada örgüt, eylemsizlik kararı aldığı dönemleri gelecekteki eylemlerine hazırlık fırsatı olarak kullanmaktadır. Son dönemde batıya nakledilirken yakalanan patlayıcılar bunun en çarpıcı göstergesidir. Hakkari örneği PKK'nın eylemsizliğinin her zaman istisnası olmuştur. Hakkari'de eylemsizlik uygulanmamıştır. Eylemsizlik kararı örgüt tarafından siyasallaşmanın derinleştirilmesi süreci olarak kullanılmaktadır. Son eylemsizlik kararı da demokratik özerklik, eğitim ve din kurumlarının boykot edilmesi çağrısı, siyasallaşma çok kurumluluğa geçiş çabasıdır. Diğer yandan eylemsizlik dönemlerindeki eylemleri örgütün inisiyatifi elde tutma çabasıdır.

*Eylemsizlik sürecinde Tunceli'de yaşanan nedir?

Örgüt eylemsizlik dönemlerindeki eylemlerini, meşru müdafaa ya da savunma olarak açıklıyor. Bu da aslında örgütün eylemsizlik çelişkisinin başka bir göstergesidir. Bu yönüyle de dünyada pek de bir örneği yoktur bu örgütün. (Bugün)

akıldan vazgeçmeden...
 // ibrahim çelikoğlu
PKK'yı büyütüp yetiştiren AB'idir.İstekleri;"Doğuda artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktır."ı gerçekleştirmektir.Bunu anlayamayan,inanmıyannın yorum hakkıda yoktur......
19 Ekim 2010 14:35
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler