YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İşte Gülen'in yazdığı o mektup!
ABD'de yaşayan Fethullah Gülen'in Türkiye'ye barış mektubu gönderildi öğrenilmişti. Gülen o mektubu kime yazdı? İşte o mektuptan çarpıcı detaylar...
İşte Gülen'in yazdığı o mektup!
04 Ocak 2014 / 22:58 Güncelleme: 04 Ocak 2014 / 22:59

Fethullah Gülen'in mektubu günün en çok konuşulan detayı oldu. Konuya ilişkin basında yer alan haberler üzerine Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı açıklama yaptı. Son olarak Herkül.org'da mektubun yazım süreci ve içeriğiyle ilgili detaylara yer verildi.

Mektubun yazım süreci

Mektubun yazım sürecine ilişkin olarak, "21 Aralık’ta gelip Hocaefendi’yle görüşen ve onun değerlendirmelerini not eden misafirimiz, yazılı bir metinle dönmenin çok daha faydalı olacağını söyleyince, muhterem Hocamız, medyada sözü edilen o mektubu yazıp verdi. Daha misafirin gelişi teklif edilirken “Bu ziyaretten mutlaka Başbakanımızın da haberi olsa!” dileğini ifade eden Hocaefendi, mektupta muhtevanın Başbakan’la paylaşılması arzusunu da dile getirdi. İhtimal bu iki hususla da gizli saklı bir iş yapılmadığı nazara veriliyordu." ifadeleri kullanıldı.

İşte o mektubun içeriği

Fethullah Gülen'in mektubu aşağıdaki satırlardan oluşuyor:

*Adanmış ruhların faaliyetlerini ve müesseselerini, -başkaları “Hizmet”, “Hareket”, “Cemaat” veya “Câmia” gibi farklı isimlendirmelerde bulunsalar da- her tür, her anlayış, her renk ve her desenden insanın (camide bir araya gelip beraberce saf tutan inananlar misillü) bir makuliyette ve bir mantıkiyette buluşmalarının neticesi olarak gördüğünü.. ve hedef alınması karşısında çok mahzun olduğunu;

*Daha dershaneler meselesinin konuşulduğu ilk günlerde ricâl-i devlete değişik vesilelerle milletimiz için faydalı gördüğümüz müesseselerin kapatılmamasını ve mevcut halleriyle misyonlarını ifa etmeyi sürdürmesini arzuladığımız hususunun iletildiğini;

*Hizmet gönüllülerinin genel ve sosyal medya aracılığıyla elden geldiğince nezaket çerçevesinde kendilerini ifade etmelerinin ortaya atılan itham ve iftiralar neticesinde başladığını ve bu hususta kanunlar çerçevesinde hukukun gereklerinin seslendirildiğini; fakat, zamanla içtimai hayat içinde bir çok insanın hadiseye dahil olması neticesinde maalesef yer yer nezaket ölçülerinin dışına çıkan bir üslup ile çok çirkin söz ve karşılıklı isnatların gündemde olduğunu;

*Kendisinin, devletin kanun çerçevesinde yürüyen işleyişi hususunda emir verme, müdahale etme ya da memurları bir noktaya sevk etme konumunda asla bulunmadığını;

*Bununla birlikte, sohbetlerinde tansiyonun düşürülmesi adına dost, muhip ve sevenlerine itidal tavsiye edeceğini; özellikle bir kesim medya kuruluşlarında kara propaganda sayılabilecek yayınların sona ermesini arzuladığını; bu konuda kendisinin elinden geleni yapacağını; Cumhurbaşkanımızın da ciddi etkili adımlar atacağına ve samimi gayretlerle yeniden akl-ı selime dönüşün sağlanacağına inandığını;

*Kanunların belirlediği vazifeleri yine kanunlar çerçevesinde yerine getiren memurînin sırf belli bir yere nispet edilerek engellenmesini ve hatta süreçle hiçbir ilgisi olmadığı halde yine aynı nispete dayandırılarak tasfiyelerin (daha doğrusu kıyımların) yapılmasını üzüntüyle izlediğini;

*Devlet memurlarının üzerlerine gidip onları vazifelerini yapmaktan men etme ve masum vatan evladını sadece belli bir yere nispet ederek tasfiyeye/kıyıma tabi tutma konusunda kendisi ve sevenleri sussa bile maşeri vicdanın susmayacağını;

*Şimdiye kadar hayatın değişik alanlarında yalnızca “falan yere müntesip, falancı.. filancı..” görüldüğünden dolayı mağduriyete uğramış pek çok insanın gelip gözyaşı döktüğüne şahit olduğunu; fakat bunları hiç dillendirmediği gibi o insanlara da sabır ve vifak tavsiye ettiğini;

*Dünyanın dört bir tarafına dağılmış ve Allah’ın inayetiyle, kıymetli dostların himmet ve himayesiyle sürekli genişleyen Hizmet hareketinin -maalesef- önünü kesmeye matuf gayretlerin aşikar hale geldiğini; bu yakışıksız engelleme faaliyetlerinin -önceden olmamakla birlikte- hareketin büyümesi ve genişlemesiyle eş zamanlı olarak arttığını;

*Ayrımcılık ve meşrepçilik gibi hatarlı düşünce ve çirkin işlerin önü alınmazsa yarın Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri muhiblerinin, Süleyman Efendi’nin talebelerinin, İlim Yayma Cemiyeti’nin, Menzil mensuplarının ve diğer meşreplerin/mesleklerin de aynı muameleye maruz kalacaklarını;

*Kendisinin ve sevenlerinin dün neredeyse şu yaklaşan seçim sürecinde de aynı yerde ve çizgide durduğunu;

*Hep sulh ve huzurun, ittihad ve ittifakın, uhuvvet ve hulletin yanında yer almaya, kendisine sevgi duyanları da bu yönde teşvik etmeye çalıştığını; gözünde ahiretin tüllenip durduğu şu yaşından sonra da başka bir sevda, düşünce ve emelinin olamayacağını;

*Bundan sonra da arkadaşlarına, dostlarına ve sevenlerine itidal tavsiye ederek huzurun temini adına elinden geleni yapmaya çalışacağını ve her zaman sulhun takipçisi/destekçisi olacağını..

Olay yaratan Gülen mektubunda 3 maddeye dikkat

Fethullah Gülen'in yazdığı o mektupta ne var? Gülen o mektubu kime yazdı? İşte o mektuptan çarpıcı detaylar...

Başbakan Erdoğan'ın Fethullah Gülen'den mektup aldık sözleriyle başladı bugün her şey.

Erdoğan Dolmabahçe'de gazetecilerle konuşurken Gülen'den bir mektup aldığını söyledi ancak cemaate yakınlığı ile bilinen Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'ndan Erdoğan'ı yalanlayan bir açıklama geldi.

"O mektup Erdoğan'a yazılmadı."

Peki akşam saatlerinde siyasetin gündemine bomba gibi düşen bu mektupta ne yazıyordu?

Radikal.com.tr'nin haberine göre, Cemaatle görüşme trafiği Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’ın Pakistan dönüşü başladı.

AK Parti kanadından önemli isimlerin isteğiyle iki isim Pensilvanya’ya gitti. Bu isimler hem Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile hem de “camia” ile diyalog kanalları olan Zaman Gazetesi eski Sahibi Alaaddin Kaya ve Star Gazetesi Yazarı Fehmi Koru.

Fethullah Gülen ile görüşen Kaya ve Koru, AK Parti tarafının “ortamın sakinleşmesi” olarak özetlenebilecek mesajını iletti. Fethullah Gülen, bu sözlere “Bana uzatılan eli karşılıksız bırakmam” karşılığını verdi. Koru ve Kaya, Gülen’in ıslak imzasını taşıyan bir mektupla Türkiye ’ye döndü.

Bu mektupta Gülen 3 noktaya dikkat çekiyor:

- Dershanelerin kapatılması milletin zararına olur,

- Kamudaki görevden almalar vicdanları sızlatır hale geldi

- Medyadaki savaş baltaları gömülmeli.

Emre Uslu'da Koru'yu işaret etti

1388848114-untitled-1.jpg

04:36
 // M.N.A.
Evet adanmis ruhlar kime? Dolar vr turkiye dusmanlarina adanmis cakallar...
05 Ocak 2014 04:36
04:02
 // m gamzeli
Lider;dogru yol gösterisidir,kendi menfaati için değil Hakkın ve halkın rızasını alan kişidir,topluma huzur güven rahatlık verir.ne değişti bunu anlamakta zorluk çekiyorum çuval iğnesi elinizdeydi durmadan batırıyordunuz.daha hükümet iğneyi elinizden almadan bagırmaya başladınız.acıttımı?Kim dini ve müslümanları kendi menfaatleri için kullanıyorsa ALLAH.....! Bizde beddua yok dua var.çünkü bizim liderimiz beddua degil dua edin taş atana ekmek atın yaralılarını yaradan'dan ötürü seviyoruz.ALLAH hidayet etsin rabbim rızasını alanlardan ekleyip fitne fesada düşürmesin...bizde dua var,dua.......
05 Ocak 2014 04:02
00:33
 // İKİNCİ GEZİ DAYATMASI
Hani Geziciler de, şunu yapmayın, bunu yapmayın diye, hükümet'e ikinci bir sevr imzalatma cürretinde bulunmuştu ya, Sen aşmışın be hoca!
Bu ne bu!? Ne iş? Ülkemizi işgal ettiniz de, bizim haberimiz mi yok. Sen al o mektubunu da, kendi üzerinde yırt. Bir daha da, böyle şeylere, tevessül etme. Sahi sen kimsin? Bu cürreti nerden buluyorsun? Kendini nasıl olurda Menzil ile bir tutarsın. Seyyid ve Şerif'lerle kendini nasıl kıyaslarsın. Aziz Mahmut Hüdayi hazretlerine de, Said'i Nursi hazretlerine de, Menzil'e de kurban ol....
05 Ocak 2014 00:33
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler