YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İşte gizli tanıkların ifadeleri
İşte gizli tanıkların ifadeleri
02 Mart 2010 10:45
Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanarak, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan ve mahkeme tarafından kabul edilen iddianamede yer alan bilgiler şöyle;

Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanarak, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan ve mahkeme tarafından kabul edilen iddianamede, 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk şüpheli sıfatıyla ilk sırada yer alıyor.

Toplam 61 sayfalık iddianamede, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, silahlı terör örgütüne üye olma, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve birden fazla kişiyle tehditle suçlanıyor.

İddianamede ayrıca, Erzincan İl Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Tapan, Eskişehir İl Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Recep Gençoğlu, Erzincan İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Nedim Ersan, Erzincan İl Jandarma İstihbarat Müdür Yardımcısı Ersin Ergut, Yaylabaşı Karakol Komutanı Murat Yıldız, astsubaylar Orhan Esinger ve Şenol Bozkurt, MİT Erzincan Şube Müdürü Şinasi Demir ve MİT mensupları Sadri Barkın İnce ve Kıvılcım Üstel ile 3. Ordu İstihbarat Başkanlığı Plan Eğitim Subayı Ahmet Saraçlar ve Erzincan'da av bayiliği yapan Yaşar Baş silahlı terör örgütüne üye olmakla suçlanıyorlar.

Ergenekon silahlı terör örgütüne yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmalar sonucunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davaları açıldığı belirtilen iddianamede, Ergenekon silahlı terör örgütünün yapısı, hedefleri ve hakkında bugüne kadar yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen deliller ve ulaşılan sonuçlarla ilgili iddianamelere dayanılarak açıklamalar yapılıyor.

İddianamede yer alan bazı ifadeler şöyle:

''Örgütün bugüne kadar yurt çapında yapılan operasyonlarla elde edilen örgütsel dokümanları incelendiğinde amaçlarına ulaşmak için naylon terör örgütlerinin oluşturulması, mafyanın ve uluslararası uyuşturucu ticaretinin kontrol altına alınması, medyanın ve sivil toplum kuruluşlarının kontrol altına alınması, siyasi partilerin kontrol altına alınarak, siyaset dünyasına yön verilmesi, gerektiğinde siyasilere suikast düzenlenmesi, örgüte eleman kazandırmak ve gelir sağlamak için illegal tüm yolların kullanılması gibi eylemlerin araç olarak benimsenmiş olması, ülkemizin bu örgüt nedeniyle karşı karşıya kaldığı tehlikenin boyutunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Örgütün, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde son derece gizli bir yapılanma içinde olduğu kadar, yukarıda açıklandığı gibi örgüt amaçlarının gerçekleştirilmesinde çok önemli gördüğü istihbarat örgütü içinde de kadrolaşmaya çalıştığı açıkça ortaya çıkmış bulunmaktadır.''

''ERGENEKON SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ERZİNCAN YAPILANMASI''

İddianamede örgütün Erzincan yapılanmasıyla ilgili olarak da şunlar kaydedildi:

''Halen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında Ergenekon silahlı terör örgütü kapsamında devam eden soruşturma kapsamında bulunan Dursun Çiçek tarafından imzalanmış bulunan İrticayla Mücadele Eylem Planı Erzincan ilinde hayata geçirilmek istenmiş, bu amaçla Ergenekon silahlı terör örgütüne bağlı olarak faaliyet gösteren şüpheli Saldıray Berk liderliğindeki yasa dışı oluşum faaliyetlerde bulunmuştur.

Bu çerçevede Gülen cemaatinin Erzincan'daki evlerine veya okullarına silah, uyuşturucu vs. suç unsurları ile yasa dışı illegal dokümanlar konularak sonrasında bu yerlerde eş zamanlı olarak operasyonlar yaptırılması ve böylece Gülen cemaatinin silahlı terör örgütleri kapsamına alınmasının sağlanmasının hedeflendiği ortaya çıkmıştır. Dursun Çiçek imzalı bu belgedeki ifadeler ile Erzincan İl Jandarma Komutanlığı istihbarat şubesinde görevli üsteğmen şüpheli Ersin Ergut'un ajandasındaki birbiriyle örtüşen el yazısı ifadeler bunun açık kanıtıdır.

Terör örgütlerinin adi suç örgütlerine göre profesyonel yapısı nedeniyle bu örgütlerin faaliyeti çerçevesinde işledikleri suçların kesin olarak tespit edilip, delillerinin ortaya konulabilmesindeki güçlükle herkesçe bilinmektedir. Özellikle üyelerinin tamamına yakını kamu görevlilerinden oluşan ve bir kısmı Erzincan ilinde üst düzey görevlerde bulunan Ergenekon silahlı terör örgütünün Erzincan yapılanmasının bu oluşumu ve işlenen suçların kamu görevinin yapılması kılıfı altında gerçekleştirilmesi karşısında delillere ulaşabilmenin zorluğu ortadadır.''

''ERZİNCAN'DA UYGULANMAK İSTENEN İRTİCAYLA MÜCADELE EYLEM PLANI''

İddianamede, İrticayla Mücadele Eylem Planı'nın Erzincan'da uygulanmak istenmesinin nedenleri ise 5 madde halinde şöyle sıralandı:

''1- Erzincan'da hem alevi hem de sünni vatandaşlarımızın yoğun olarak bulunması, diğer taraftan hem Kürt hem de Türk kökenli vatandaşlarımızın oturması nedeniyle kötü niyetli kişilerce bu durumun suistimal edilmesinin kolay olduğunun düşünülmesi,

2- Şüpheliler Saldıray Berk'in 3. Ordu Komutanı olarak elindeki tüm yetkileri mensubu bulunduğu terör örgütünün illegal amaçları doğrultusunda kullanmaktan çekinmemesi, bilakis bu konuda diğer şüphelilerin mevki olarak üzerinde bulunması durumunu da kullanarak onlar üzerinde etkinlik sağlaması,

3- Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, mensubu bulunduğu örgütün illegal amaçları doğrultusunda yaptığı faaliyetlerde yol gösterme, hukuki koruma sağlayacak konumda bulunması, Erzincan'ın farklı etnik kimlikleri barındıran yapısından yararlanarak huzursuzluklar çıkartılması ve dolayısıyla buradan başlatılacak olayların tüm ülke çapında yayılmasının mümkün görünmesi,

4- Erzincan'da gerek önceki İl Jandarma Alay Komutanı Recep Gençoğlu ve gerekse halen görevde bulunan İl Jandarma Komutanı Ali Tapan'ın elinde bulundurduğu kolluk gücünü örgütün amaçları doğrultusunda kullanmaktan çekinmemeleri, örneğin jandarma tarafından Erzincan'da yapılan İsmailağa ve Gülen grubuna yönelik soruşturmalar öncesi bu gruplarla ilgili mahkemeden önce dinlenmesi talep edilirken, bu grup mensubu olduğu iddia olunan kişiler hakkında suç olarak silahlı terör örgütleri arasında olduğu bu şüphelilerce bilinen (Hizbullah) ve (İBDA/C) terör örgütlerinin isimlerinin belirtilmesi, böylece bu silahlı terör örgütlerinin isimlerinin kullanılması halinde telefon dinleme kararlarının rahatlıkla alınabileceğini sahip oldukları mesleki birikim sayesinde gayet iyi bilen şüphelilerin yetkilerini örgütün amacı doğrultusunda bu şekilde kullanmaları,

5- Tutuklu MİT Müdürü Şinasi Demir başta olmak üzere diğer tutuklu MİT mensuplarının devletin ve yasaların kendilerine verdiği ülke çapında ve özellikle yabancı ülkelere yönelik istihbarat toplama ve değerlendirme yetkilerini kötüye kullanmaktan çekinmeyerek bu anlamda kullanmakta oldukları bir haber elemanına illegal olarak kişi/cemaat hakkında bilgi-belge getirmesi talimatı verdikleri, bu elemanla ilk ilişkiye girerken elemanın PKK konusunda yardımcı olmak istemesine rağmen sonraki süreçte haber elemanını cemaat ve tarikatlar konusunda sevk ettikleri, bu konularda elemandan illegal olarak birçok bilgi ve belgeyi temin ettikleri, bu bilgi-belge nedeniyle bir yüzbaşının ordudan atılmasını sağladıkları tespit edilmiştir.''

KİŞİSEL SUÇ

İddianamede, Cumhuriyet Başsavcısı olan şüpheli İlhan Cihaner'in işlemiş olduğu silahlı terör örgütüne üye olma suçunun tamamen kişisel bir suç olduğu belirtildi.

İddianamenin, ''Yetki ve Göreve İlişkin Değerlendirme Bölümü'' nde, Cihaner ve muvazzaf asker olan şüphelilere ilişkin soruşturma ve kovuşturmanın yöntemi ile ilgili değerlendirme yapıldı.

Şüpheli İlhan Cihaner'in Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmakta olup suç tarihi itibarıyla birinci sınıfa ayrıldığı anlatılan değerlendirmede, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar kanununun 82-92. maddelerinde düzenlenen görev suçları ile 93. maddesinde düzenlenen kişisel suçlara yer veriliyor.

İddianamenin 15. sayfasında, şöyle denildi: ''Şüpheli İlhan Cihaner'e ait silahlı terör örgütüne üye olma suçu TCK'nın 314/2 maddesinde düzenlenmiş bulunan ve cezası 5 yıldan 10 yıla kadar olan bir terör suçudur. Silahlı terör örgütüne üye olma suçu, görevle hiçbir şekilde bağdaşmayan, ilişkili olmayan ve görev nedeniyle işlenemeyecek olan ''mütemadi'' bir suçtur. Bu suçun niteliği ve temadi eden yapısı nedeniyle, temadinin bir kısmının mesai saatlerine yani görevli olan zamana tesadüf etmesi de hakim veya cumhuriyet savcısının örgüte üye olma suçu dışında örgütün faaliyetleri kapsamında ve amaçları doğrultusunda, görevinin kendisine verildiği yetkileri ve avantajları kullanarak işlediği birtakım suçların görev suçu olması mümkündür. Ancak sahip olunan resmi sıfattan ve görevden kaynaklanan yetkilerin örgütün amaçları doğrultusunda kullanılmış olması silahlı terör örgütüne üye olma suçunu görev suçu haline dönüştürmeyecektir.

Bu nedenle birinci sınıfa ayrılmış Cumhuriyet Başsavcısı olan şüpheli İlhan Cihaner'in işlemiş olduğu silahlı terör örgütüne üye olma suçu tamamen kişisel suçtur.

Ayrıca 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 4/a maddesinde sayılan suçlar arasında yer alması nedeniyle şüphelinin işlediği evrakta sahtecilik ve tehdit suçu da bu kanunun 9. maddesi gereğince CMK'nun 250. maddesi kapsamındadır.''

Şüpheliler arasında bulunan muvazzaf askerlere ilişkin açıklamalarda ise, iddiaların askeri suç olmayan, asker kişilere karşı işlenmeyen ve askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olması düşünülmeyen davaya konu TCK'nın 314. maddesi kapsamındaki, ''Silahlı örgüt kurmak veya yönetmek veya bu şekilde kurulmuş bir örgüte üye olma'' suçlarının kim tarafından işlenirse işlensin açıkça adli yargının görev alınandaki suçlardan olduğu anlaşılmaktadır.''

''ŞÜPHELİ SALDIRAY BERK''

İddianamenin 45 ve 53. sayfaları arasında, şüphelilerin bireysel durumlarına yer verildi.

Şüphelilerin, İstanbul'da örgüte karşı yürütülen başka bir dosyanın şüphelisi Dursun Çiçek tarafından hazırlandığı Adli Tıp Kurumu raporuyla sabit olan bir planı icraya koyduklarının anlaşıldığı iddia edilen bölümde, ''Soruşturma kapsamında ulaşılan deliller nedeniyle Ergenekon silahlı terör örgütünün Erzincan yapılanmasının en üst düzeydeki yöneticisi olduğu değerlendirilen 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk'in savunmasının alınmasının mümkün olmadığı'' ifade edildi.

Şüpheli Berk'in ayrıca, şüpheli Recep Gençoğlu'nun gözaltına alınarak Erzurum'a getirildiği gün Erzincan'da 3. Ordu Komutanlığına ait askeri araçlardan oluşan bir konvoyu önce şehir içinde dolaştırıp Erzurum istikametinde bulunan Üzümlü ilçesi kavşağına kadar intikal ettirerek geri dönüştürmesinin bir gözdağı verme girişi olarak algılandığı da iddia edildi.

İddianamede, ''Şüpheli İlhan Cihaner'in, Ergenekon terör örgütünün Erzincan yapılanması içerisinde, örgütün faaliyetleri çerçevesinde diğer şüphelilerle birlikte faaliyette bulunduğu, şüpheli Ali Tapan'ın Erzincan İl Jandarma Komutanı olması nedeniyle jandarma istihbarat şube müdürlüğü personeli olan tutuklu şüpheliler üzerinde denetim, gözetim, emir-komuta yetkilerinin bulunduğu, bu yetkileriyle şüpheliler Saldıray Berk ve İlhan Cihaner'in verdiği illegal talimatları yapma yaptırma görevi üstlendiği, yapılan suni (yalancı) gizli tanık bulma işlemini bizzat yürüttüğü'' iddia edildi.

ELE GEÇİRİLEN MÜHİMMAT

İddianamede, Çatalarmut Baraj Gölü'nde 27 Ekim 2009'da bir ihbar sonucu 13 adet el bombası, çeşitli çap ve nitelikte 350 civarında merminin bulunması üzerine, Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığınca gerekli soruşturmanın başlatıldığı bildirildi.

İddianamede şu ifadeler yer aldı:

''Erzincan Çatalarmut barajında bulunan mühimmatlar konusunda başta İl Jandarma Alay Komutanı şüpheli Ali Tapan olmak üzere, şüpheliler Ersin Ergut, Orhan Esirger ve Nedim Ersan'ın birlikte komplo kurup plan yaptıkları, bu plan dahilinde bulunan mühimmatları Erzincan Emniyeti ile suni olarak irtibatlandırmaya çalıştıkları, bunun için de yalancı tanık ayarlamaya çalıştıkları, bu kapsamda sözde tanık ile gizli bir şekilde şehir dışında görüşüp çeşitli vaatler karşılığında ikna etmeye çalıştıkları, ancak gizli tanığın (gizli tanık x) komplonun aracı olmak istememesi nedeniyle kabul etmediği tespit edilmiştir. Hatta başta şüpheli Ali Tapan olmak üzere adı geçen şüphelilerin tanığı gerçeğe aykırı anlatımlarda bulunması konusunda tanıklık yapması için iknaya çalışırken, bu olaydan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olan şüpheli İlhan Cihaner'in de haberinin olduğu, hukuki korumanın ve desteğin bizzat şüpheli başsavcı tarafından yapılacağı vaad edilmiştir. Şüpheli Ali Tapan Cumhuriyet Başsavcılığımızca alınan ifadesinde bu konu ile ilgili olarak tanık ile gizli bir yerde görüştüğünü, görüşme sonrasında da durumu şüpheli İlhan Cihaner'e arz ettiğini beyan etmiş, böylece planladıkları komplonun içinde şüpheli İlhan Cihaner'in de bulunduğu zımni olarak ikrar etmiştir.

Mühimmatların jandarma sorumluluk alanı içinde bulunması, ihbarcının mühimmatları jandarma yerine emniyete ihbar etmesi, olayın emniyet tarafından Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi yerine öncelikle CMK'nın 250. maddesi ile yetkili Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesinden dolayı şüpheli Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner tarafından emniyet hakkında ''adli olayı geç bildirmek'' nedeniyle soruşturma açılmıştır.

Şüpheli İlhan Cihaner tarafından adli olayı geç bildirmek suçundan başlatılan soruşturma sürecinde bulunan mühimmatların sanki emniyet tarafından oraya önce attırılıp sonra da ihbar ettirip bu mühimmatları bulduğu iddiası ortaya atılarak ve bu suni iddiayı ispatlamak amacıyla tanık bulma çabalarına girişilmiştir.''

ŞÜPHELİLERCE VARILMAK İSTENEN İLLEGAL AMAÇ

İddianamede, ''Şüphelilerce varılmak istenen illegal amacın da şu olduğu değerlendirilmiştir'' başlıklı bölümde ise şöyle denildi:

''Çatalarmut barajında bulunan ve el konulan mühimmatların emniyet tarafından olaydan önce oraya koydurulup bilahare de yine anlaşma ile mühimmatlar emniyet tarafından bulunmuş gibi gerçeğe aykırı bir senaryo üretilerek, Ergenekon terör örgütü soruşturması ve kovuşturmasında adli kolluk görevinin ağırlıkla emniyet teşkilatı tarafından ifa edilmekte olması nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bu soruşturmayı zayıflatmak, ele geçen yasal deliller hakkında kamuoyunda şüpheler yaratmak ve emniyet teşkilatına gözdağı vermek amacıyla hareket edildiği değerlendirilmiştir.''

''Gerek İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan gerekse İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamındaki sanıkların, şüphelilerin ve avukatlarının basına yansıyan beyanlarında, çıkan mühimmatlarla bir ilgilerinin bulunmadığı, bulunan ve el konulan mühimmatların emniyet görevlilerince gömüldüğünü iddia etmeleri dikkate alındığında uygulanmaya çalışılan bu senaryonun vehameti daha iyi anlaşılacaktır'' denilen bölümde, ''Bu illegal amacı gerçekleştirmek için şüpheliler var güçleriyle çalışma yapmışlardır. Şüpheliler İlhan Cihaner, Ali Tapan, Ersin Ergut ve Orhan Esirger'in birlikte hareket ederek yalancı tanık bulma ve suni olarak delil oluşturma şeklinde gelişen faaliyetleri tespit edilmiş, bu faaliyetlerin 3. Ordu Komutanı sıfatı taşıyan şüpheli Saldıray Berk'in himayesinde ve koordinasyonunda gerçekleştirildiği değerlendirilmiştir'' ifadesi yer aldı.

GİZLENMİŞ DOSYALAR

İddianamede, şüpheli Orhan Esirger'in evinde yapılan aramada ele geçen ve 183 numara ile numaralandırılan princo marca CD'de yeni nesil ekran kartlarının daha verimli kullanılabilmesi için bilgisayara yüklenilen ''Directx10'' isimli programın kurulum dosyalarında, uzantıları değiştirilerek gizlenmiş dosyalar bulunduğu belirtildi.

''EGE.dll'' olarak isimlendirilen dosyanın gizlenme amacıyla kullanıcı tarafından uzantısının ''*.dll'' olarak değiştirildiği ifade edilen iddianamede, şunlar kaydedildi:

''Bu dosyanın içeriğinin incelenmesinde (abiler ve ablalar. xls) isimli exel dosyaları içinde Gülen cemaati mensupları olduğu belirtilen kişilerin ad, soyad, baba adı doğum tarihi, doğum yeri, adresi telefon numaralarının yer aldığı fişleme tablolarının bulunduğu, (adresler.doc) adlı word dosyası içerisinde; Nurcu/Fetullah Gülen cemaatinin ışık evlerinin abiler ve ablalalrına ilişkin 48 adet adres bilgilerine ilişkin fişleme tablosunun bulunduğu, (OSAK.D1) olarak isimlendirilen dosyanın içeriğinin incelenmesinde (3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk ile ilgili değerlendirme.docx) isimli dosyada aynen; (erzincan ve civarındaki alevi köyleri özel olarak ilgilenmekte, bu köylerin ihtiyaçlarının giderilmesi için ordunun imkanlarını kullanmaktadır. Yaptığı yardımlar nedeniyle alevi köyleri ve dedeler tarafından sevilmekte, dedeler tarafından kendisine takdir beratları verilmektedir) şeklinde bilgilerin bulunduğu, (OCT 2006_XACT)_x64.cab.rar) isimli arşiv dosyasının içeriğinde (FG ile irtibatlı esnaflar.xls) excel dosyası içerisinde bazı esnaflara ait açık adres ve açık kimlik bilgilerinin yazılı olduğu fişleme tablolarının bulunduğu (irtibatlı memurlar.xls) isimli excel dosyası içerisinde kamu personeli başlıklı TC no, ad, soyad, baba adı, doğum tarihi telefon numaraları, çalıştığı yer ve adreslerinin bulunduğu fişleme tablosu çeşitli kamu personeline ait açık adres ve açık kimliklerinin yazılı fişleme tablosunun bulunduğu, (İsmailağa cemaat üyeleri.doc) isimli word dosyası içerisinde 109 adet cep telefonu numarası ile bu numaraların sahiplerinin TC no, ad soyad ve adreslerine ilişkin fişleme tablosunun bulunduğu tespit edilmiştir.

Bu süreçte MİT Erzincan bölge müdürünün de aralarında bulunduğu 3 MİT personelinin MİT haber elemanı olan bir kişiyi illegal amaçlar doğrultusunda (Dursun Çiçek'e ait olduğu anlaşılan İrticayla Mücadele Eylem Planını Erzincan'da hayata geçirmek için çalışma yürüttükleri) kullandığına dair şikayet alınması üzerine bu konuda da soruşturmaya başlanmıştır.''

İDDİANAMEDE GİZLİ TANIKLARIN İFADELERİNE DE YER VERİLDİ

İddianamede gizli tanıklardan ''Munzur''un şu ifadeleri yer aldı:

''Ben Erzincan'da bir iş yeri sahibiyim. Şu anda iş yerimi bırakmış bulunmaktayım. İş yerimi açtıktan kısa bir süre sonra iş yerime komutanlar da gelip gitmeye başladı. Bunlardan Şenol Başçavuş ile tanıştım. Daha doğrusu Şenol komutan, kendisi benimle yakından ilgilenmeye başladı. Şenol komutanla samimiyetimiz belli bir seviyeye gelince söz arasında İliç Savcısı ile tanışıp tanışmadığımı sordu. Ben de savcı beyin iş yerime gelip gittiğini söyleyince, Şenol komutan bana 'Bizi savcı beyle tanıştırır mısın? Bunun için bize ortam hazırlar mısın?' dedi. Bunun üzerine benim organize ettiğim bir gün İliç Savcısı ile Şenol komutan ve ekibini buluşturdum. Beraber okey oynadılar bu şekilde tanışmış oldular.

Aradan bir süre geçtikten sonra Şenol komutan benden bir masa donatmamı isteyerek, İliç Savcısını mutlaka çağırmanı istiyorum demesi üzerine, ben İliç Savcısını telefonla arayıp davet ettim. Savcı bey içeri girdiğinde, Şenol komutanın yanındaki bayanlarla beraber oturduğunu görünce bana 'Bunlar kim?' diye sordu. Bende 'Savcım bu bayanları Şenol komutan getirdi sizinle tanıştıracakmış' dedim. Bunun üzerine savcı bey Şenol komutanın yanına hiç uğramayarak durumdan rahatsız olduğunu belirtip iş yerimden ayrıldı.

Ortamı hazırladığım sırada Şenol komutan bana bir kalem kamera vererek, 'Savcı bey geldiğinde onun bayanlarla olan ilişkisini bu kalem kamerayla çekeceksin' dediği için üzerimdeki kalem kamera ile savcı beyi karşılamıştım, ancak savcı bey ortama girmeyince çekim işi de ortada kaldı.''

GİZLİ TANIK EFE

İddianamede, Erzincan'da üst düzey bürokrat olarak görev yaptığını belirten gizli tanık ''Efe''nin ise ''Tanık olarak ifade vereceğim hususlar, Erzincan ve bölgesinde Albay Dursun Çiçek imzalı irticayla mücadele eylem planının bazı adli ve askeri birimlerde görev yapan şahısların birlikte hareket ederek nasıl uygulamaya koydukları ve bunun haricinde bölgede Ergenekon olarak tabir edilen örgütün faaliyetlerinin neler olduğu konusundadır'' dediği belirtildi.

İddianamede gizli tanık ''Efe''nin ifadelerine şöyle yer verildi:

''Erzincan ve çevresinde Ergenekonun faaliyetlerini maddeler halinde anlatmak istiyorum.

a) Başsavcı ilk önce adliye içerisinde başlayarak fişleme işine başlamıştır. Mesela bir gün kendisini ziyarete gittiğimde ağır ceza reisi... lise yıllarında tarikat evlerinde kaldığını söyleyerek, uzak durmamı istemiştir.

b) Başsavcı mahiyetindeki K. savcıyı Erzincan Adliyesindeki icra dairesine göndererek, orada çalışan peruklu ve başı kapalı memureleri tutanağa geçirmiş ve bunu yaparken de memurların dışarı çıkmamaları için üstlerinden kapıyı kilitlemiştir. Memureler o savcı ve başsavcı ile ilgili hürriyet tehdit suçundan Adalet Bakanlığına suç duyurusunda bulunmuşlardır. Ayrıca baro da suç duyurusunda bulunmuştur.

c)Yine benim olduğum ortamda Erzincan Cezaevi Müdürü H.O ile ilgili İzmir'de okuyan kızının cemaat evinde kaldığını söylemiş ve sicilinin bozulması ile hakkında araştırma yapılarak dava açılması için M. savcıya görev vermiştir.

d)Başsavcının makamındayken Erzincan Asayiş İstihbarat Kısım Komutanı Şenol Bozkurt yanımıza geldi. Başsavcıya bir kalınca dosya ve CD'ler vererek bunların Nedim Yüzbaşı tarafından gönderildiğini söyledi. Makamından çıktıktan sonra kendisini önceden tanıdığım Şenol, bana bu dosyaların cemaat ve tarikatlarla ilgili bilgilerden oluştuğunu, CD'lerde bakan ve milletvekilleri ile birçok kişinin ses kaydı olduğunu söyledi.''

İddianamede ayrıca, ''Gizli tanık Efe, Dursun Çiçek'in de aralarında bulunduğu, 2009 yılı Ocak veya Şubat aylarında Erzincan'da 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk tarafından düzenlenen seminer adı altındaki darbe toplantısına katıldığı söylenen bir kısım rütbeli personeli ayrı ayrı teşhis etmiştir'' denildi.

GİZLİ TANIK X

Gizli tanıklardan ''X''in ise iddianamede şu ifadeleri yer aldı:

''Ersin Üsteğmen muhabbet esnasında bana Ergenekon davasıyla ilgili olarak; bu davanın Amerika'nın desteklediği cemaatin bir komplosu olduğunu, bu davanın Amerika'nın Türkiye'yi ele geçirmek için bir yol olduğunu, polisin de Amerikan destekli bu cemaatin hakim olduğu bir teşkilat olduğunu anlatarak, kendilerinin Ergenekon'a inanmadıklarını, terörle mücadele edenlerin sürekli suçlandıklarını söyledi.

Bu nedenlerle bulunan mühimmatın polis tarafından konulduğu izleniminin verilmesi için benim 'gizli tanık' yapılacağımı söyleyince ben kendisine 'Benim çoluk çocuğum var, benim bu şekilde ifade verdiğim öğrenilince ben ne yapacağım?' dedim. Ersin üsteğmen bana 'Senin yüzünü değiştiririz. Estetik ameliyat yaptırırız. Sana iş buluruz. 10 bin TL para veririz, bu tür şeyleri sen düşünme, dosyan Erzincan'da görülecek. İfade verirsen senin için hiçbir sıkıntı olmayacak. Burası için sana garanti veriyorum. Ancak dosyan Erzurum'a gidince kimliğinin gizli kalmasını garanti edemeyiz. Çünkü Erzurum savcısı polislere yakındır. Polisler Erzurum savcısından seni öğrenirler' dedi. Bu görüşmeyi yaptıktan sonra ayrıldık.''

ŞÜPHELİLER BU SUÇLARI İŞLEDİ

İddianamenin son bölümünde, şüphelilerin suçlamaları inkar ettiği, ancak iddianamede anlatılan eylemler nedeniyle üzerlerine atılı suçları işlediklerinin anlaşıldığı belirtildi.

Şüpheliler hakkındaki sevk maddelerinde ise şüpheli Saldıray Berk'in, Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Üyesi olma suçundan TCK'nun 314/2, şüpheli İlhan Cihaner'in yine Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Üyesi olma suçundan 314/2 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 4/a ve 9. maddeleri yollamasıyla işlediği resmi belgede sahtecilik suçundan TCK'nun 204/2-3, tehdit suçundan TCK'nun 106/2-c, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5, TCK'nun 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi talep edildi.

Diğer şüphelilerin de ''Ergenekon Silahlı Terör Örgütü'' üyesi olma suçundan ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istendi.

Bu arada, iddianamenin not bölümünde, gizli tanıklar üzerinde baskılar olduğu belirtilerek, şunlar kaydedildi:

''Gizli tanıklar üzerindeki ifadelerini değiştirmelerine yönelik baskılar devam ettiğinden, soruşturma dosyasında önemli yeri olan gizli tanık delillerinin kaybolma olasılığı bulunduğundan ve mevcut delillerin şüpheliler hakkında dava açmaya yeterli şüphe oluşturduğundan, yargılamanın selameti açısından büyük önem arz etmesi nedeniyle mahkemenizce bu tanıkların en kısa sürede dinlenmesi gerektiği düşünülmüştür.''

İddianamedeki deliller, toplam 14 klasör halinde sunuldu.

A.A.


 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler