YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İşte "Akil İnsanlar"ın Güneydoğu raporu
Akil İnsanlar Heyeti Güneydoğu Anadolu Bölgesi Grubu'nun raporunda, hükümetin, çözüme dair adımları bir an önce açıklamasının, toplumun sürece katılımını sağlayacağı belirtildi.
İşte "Akil İnsanlar"ın Güneydoğu raporu
28 Haziran 2013 / 15:38 Güncelleme: 28 Haziran 2013 / 15:42

Akil İnsanlar Heyeti Güneydoğu Anadolu Bölgesi Grubu'nca hazırlanan raporda, hükümetin, çözüme dair sembolik değeri olan adımları bir an önce atarak yapacağı düzenlemeleri açıklamasının, çözüme dair umutları diri tutup toplumun sürece katılımını sağlayacağına dikkat çekildi.

Yılmaz Ensaroğlu başkanlığındaki Akil İnsanlar Heyeti Güneydoğu Anadolu Bölgesi Grubu'nca hazırlanan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sunulan 38 sayfadan oluşan raporda, uzun bir geçmişe sahip olmasına rağmen, farklı siyasi yaklaşımlar yüzünden Kürt sorununa hala ortak bir isim konulamadığı vurgulandı.

İsimlendirmenin, Kürtler açısından, aynı zamanda soruna yaklaşımı da ortaya koyduğundan, fazlasıyla önemsendiği kaydedilen raporda, hükümetin çözüme dair sembolik değeri olan adımları bir an önce atarak yapacağı düzenlemeleri açıklamasının, çözüme dair umutları diri tutacağına ve tüm toplumun sürece katılımını sağlayacağına dikkat çekildi.

"Yapılan reformlar ve atılan demokratikleşme adımları, bölgede siyasi normları ve referansları yükseltmiştir" denilen raporda, şunlara yer verildi:

"Barış sürecinin Kürt siyaseti içinde de bir adaptasyon dinamiğini ifade ettiğini ve özellikle genç kuşakların buna pek hazır olmadıklarını vurgulamak gerekmektedir. Göründüğü kadarıyla, bugün o cenahta en sağduyulu odak BDP merkezi olup, il ve ilçe teşkilatlarına gidildikçe radikalizm artmaktadır. Barış süreci, sadece Kürt meselesinin değil, bugüne kadar dışlanmış ve ötekileştirilmiş bütün kesimlerin yaşadıkları kimlik sorunlarının çözümünü hedefleyen bir anlayışla sürdürülmelidir. Alevilerin haklarının verilmesini de Kürt meselesinde barışın sağlanmasının koşullarından biri olarak görülmektedir. Aksi halde, bunun hem bir tutarsızlık olacağı, hem de sürecin önüne hakiki bir siyasi engel olarak dikileceği vurgulanmaktadır."

Raporda, "Türkiye, temel bir sorunuyla yüzleşme cesaretini göstermekte, demokrasinin ve özgürlüklerin alanını genişleterek bu sorununu çözmeye çalışmaktadır" ifadesine yer verildi.

Uyuşturucu madde bağımlılığının, bölgenin en temel sosyal sorunlarından biri olup çatışmayı besleyen bir unsur olarak kullanılabildiği için de yapısal hale geldiği vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi:

"Koruculuğun kaldırılması konusunda bölgede geniş bir toplumsal mutabakat bulunmaktadır. Andımızın kalkması, ana dilde eğitim hakkının tanınması, anayasal vatandaşlığın kabul edilmesi, faili meçhul cinayetlerin ve kayıpların araştırılması, köye dönüş koşullarının sağlanması ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, çok geniş bir mutabakat içinde talep edilmektedir. Aleviler, Türkiye'nin Suriye politikasını ve üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim adının verilmesi gibi uygulamaları kendilerine yönelik bir tehdit olarak algılamaktadırlar."

"Barış süreci, Güneydoğu’da büyük bir moral destek ve sahiplenme bulmuş durumdadır" ifadesi kullanılan raporda, şunlar bildirildi:

"Ancak bu sahiplenme, aynı zamanda, büyük bir tedirginlik de içermektedir. Suriye'deki belirsizlik, Türkiye'deki seçim atmosferi ya da başkanlık sistemi önerisi gibi gündemler, barış sürecini baltalayabilecek bir ortamı hızla getirebilir. Çözümden anlaşılan, üzerinde herkesin anlaştığı haklar ve güç dağılımının yeniden belirlendiği bir yeni devletin ortaya çıkmasıdır. Burada yeni devletten kasıt, söz konusu devletin yapısı, örneğin federasyon gibi olasılıklar değil, bunun apaçık ve geriye dönüşsüz bir biçimde demokratik bir devlet olmasıdır. Devletin, eskiden uzaklaşmayı yeterli saymayan, geleceği toplumla birlikte inşa eden bir anlayışa gelmesi gerekmektedir."

Uçaklarda "Kürtçe" anons önerisi

Raporda, "Bölgeye sefer düzenleyen uçaklarda Türkçe ve İngilizce anonsun yanı sıra, Kürtçe anonsun yapılması, bölge insanının güveninin kazanılması ve somut bir ihtiyacın giderilmesi doğrultusunda bir insani adım olarak atılmalıdır" ifadesine yer verildi.

Özellikle gençlerin dini ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla medrese eğitimine olanak sağlanması ve bölgedeki medrese eğitiminin yeniden canlandırılması önerisine yer verilen raporda şöyle denildi:

"Mayınlı arazilerin temizlenip topraksız ailelere dağıtılması ve bu şekilde söz konusu toprakların ekonomiye kazandırılması, arazilerin ve dağların, mayınlardan, silah ve bomba gibi mühimmatlardan temizlenmesi ayrıca tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi önemlidir."

Bölgeye yapılan atamalar

Raporda yer verilen öneriler arasında bölgedeki kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan atamalarda, bölgede konuşulan yerel dilleri bilen, nitelikli, tecrübeli, istekli ve bölge insanına karşı önyargısız kişilerin tercih edilmesi gerektiğine yer verildi.

Köylerinden zorla göç ettirilen vatandaşlardan köylerine dönmek isteyenler için kapsamlı ve uygulanabilir bir "Köye Dönüş Projesi" hazırlanması önerilen raporda, şunlar kaydedildi:

"1980 askeri darbesi sonrasında tutuklulara yönelik insanlık dışı muamelenin ve zulmün simgesi haline gelmiş olan Diyarbakır Cezaevi, bir insan hakları müzesine dönüştürülmelidir. Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülere yönelik hak ihlallerinin ortadan kaldırılması için çaba harcanmalı; özellikle çocuk cezaevlerindeki taciz, tecavüz, işkence ve kötü muamele iddiaları ciddi bir şekilde soruşturulmalı ve suçlular hakkında gerekli işlemler hızla başlatılıp sonuçlandırılmalıdır."

Diziler, çatışmayı körükleyici dil kullanıyor

Barış sürecinde yazılı medyanın nispeten sorumlu bir dil kullandığı görülse de özellikle görsel medyada yer alan bazı dizilerde farklı etnik ve dini kimliklerin aşağılandığı, nefret söyleminin, ayrımcı ve çatışmayı körükleyici bir dilin kullanıldığının görüldüğü işaret edilen raporda, "Bu tür yayınların gözden geçirilmesinin ve bu konuda dikkatli ve hassas davranılmasının, çözüm sürecinin selameti açısından büyük önem taşıdığı bilinmelidir" izleniminin oluştuğu aktarıldı.

"Eşitlik temelinde adeta yeniden dizayn edilmesi şarttır"

Sonuç bölümünde hükümetin, çözüme dair kararlılığını bir kez daha vurgulayarak, sembolik değeri olan adımları bir an önce atması ve yapacağı düzenlemeleri açıklamasının, hem sürecin zarar görmemesi hem de hükümetin sürece ne ölçüde sahip çıktığı konusunda var olan kuşkuları bertaraf etmek açısından büyük önem taşıdığı belirtildi.

Bunun bir yandan çözüme dair umutların diri tutulacağını, bir yandan da bütün bir toplumun sürece katılımının sağlanacağına değenilen raporda, şunlar bildirildi:

"Kürt meselesinde 'sorun', devletin Kürtlere yönelik izlediği ret, inkar ve asimilasyon politikaları olmakla birlikte, 'çözüm', sadece bu politikaların terk edilmesiyle sağlanacak gibi gözükmemektedir. Kürtler açısından kalıcı bir çözüm için, siyasi ve hukuki sistemin, özgürlük ve eşitlik temelinde adeta yeniden dizayn edilmesi şarttır. Bunun da ciddi bir toplumsal uzlaşıyı gerektirdiği açıktır. Ne var ki, son günlerde Gezi Parkı vesilesiyle yaşanan olaylar ya da Alevilerin hak ve özgürlük talepleri üzerinden toplumda yeni bir laik-dindar kırılması yaratılmak istenmektedir. Çözüm sürecinin, bütün toplumu kuşatan kalıcı bir barışla sonuçlanmasını riske sokacak bu tür toplumsal çatışmalara izin vermemek ve farklı kesimlerin taleplerini gözeterek, süreci yürütmek gerekmektedir."

 

AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler