19 Ocak 2017 Perşembe
  • Altın147,904
  • BIST82.206
  • Dolar3,8278
  • Euro4,0631
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7045
  • İstanbul8 °C
  • Ankara0 °C
  • İzmir11 °C
  • Konya-1 °C
  • Adana17 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır12 °C
  • Bursa11 °C
  • Kayseri7 °C
  • Kocaeli7 °C
  • Şanlıurfa14 °C
  • Gaziantep13 °C
  • İçel16 °C
ABD GİZLİ BELGESİ VE REİNA SALDIRISI!
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İşte 15 yıllık OHAL bilançosu
İşte 15 yıllık OHAL bilançosu
22 Haziran 2010 08:38
Terör örgütü PKK'nın son saldırıları OHAL'in tekrar gündeme gelmesine neden oldu. Ancak 15 yıl uygulanan OHAL'in terörü bitirmediği görüldü. Bölücü örgüt PKK'ya en çok katılım da bu dönemde gerçekleşti.

PKK'nın saldırıları üzerine MHP ve emekli askerler tarafından gündeme getirilen olağanüstü hal (OHAL), Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da 15 yıl uygulandı.

Ancak resmî veriler olağanüstü hal döneminde terörün sona ermediğini, tam aksine büyük acılar yaşandığını gözler önüne seriyor. Bu sürede güvenlik güçleri 5 binden fazla şehit verdi, bir o kadar da sivil hayatını kaybetti. Yaklaşık 30 bin PKK'lı da etkisiz hale getirildi. Buna rağmen terör sona ermedi, örgüte en yoğun katılım bu dönemde gerçekleşti.

Terör örgütü PKK'nın saldırıları üzerine MHP ve emekli askerler tarafından gündeme getirilen Olağanüstü Hal (OHAL), Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki 13 ilde 15 yıl uygulandı. 1979 yılında başlayan sıkıyönetim de dahil edilince, bölge 23 yıl boyunca olağanüstü yöntemlerle yönetildi. İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve insan hakları derneklerinin verileri, 19 Temmuz 1987'de başlayıp 30 Kasım 2002 tarihinde sona eren olağanüstü hal döneminde terörün sona ermediğini, aksine büyük acılar yaşandığını gözler önüne seriyor. PKK, ilk eylemini sıkıyönetimin uygulandığı dönemde, 15 Ağustos 1984'te gerçekleştirdi. OHAL döneminde ve sadece olağanüstü halin uygulandığı bölgede 5 bin 52 güvenlik görevlisi şehit oldu, 5 bin 677 sivil insan hayatını kaybetti. Aynı dönemde yaklaşık 30 bin PKK'lı etkisiz hale getirilmesine rağmen terör sorunu bitmedi. Örgüte en yoğun katılım da bu dönemde gerçekleşti.

Eski Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu'nun hazırladığı OHAL raporu, vatandaş ile devlet arasındaki uçurumun olağanüstü dönemde hızla açıldığını gösteriyor. Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre; 1997 yılında Diyarbakır DGM'de faili meçhullere ilişkin 13 bin 344 dosya bulunuyordu. Malatya'da 879, Erzincan'da 695, İzmir'de 177, İstanbul'da 83, Ankara'da 73, Kayseri'de 37, Konya'da 22 dosya vardı. 2004'te yürürlüğe giren Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Kanun'a dayanılarak oluşturulan zarar tespit komisyonlarına Eylül 2006 tarihi itibarıyla 223 bin 294 kişi başvuruda bulundu.

İşte 15 yıllık OHAL'in acı bilançosu

OHAL döneminde ve sadece olağanüstü halin uygulandığı bölgede, 25 bin 344 örgüt mensubu, 5 bin 52 güvenlik görevlisi ve 5 bin 677 sivil insan hayatını kaybetti. 772 örgüt mensubu, 13 bin 678 güvenlik görevlisi, 6 bin 751 sivil insan yaralandı.

Bölgede toplam 1.248 adet siyasi nitelikte öldürme olayı meydana geldi.

OHAL valiliğinin yetki kapsamında olan yerleşim birimlerinde, işkence ve kötü muamele gerekçesiyle toplam olarak bin 275 suç duyurusunda bulunuldu.

Hizbullah'a yönelik 2 bin 968 operasyonda, toplam 9 bin 196 kişi gözaltına alındı, DGM'ye sevk edilen bu şahıslardan 3 bin 843'ü tutuklandı.

OHAL valiliğinin yetki kapsamında olan yerleşim birimlerinde 55 bin 371 kişi gözaltına alındı, 145 bin 231 kişi devlet güvenlik mahkemelerinde yargılandı. DGM'de bin 131 çocuk yargılandı.

Meclis Araştırma Komisyonu'nun raporuna göre, 1997 yılı Kasım ayı itibarıyla bölgede toplam 3 bin 428 yerleşim birimi boşaltıldı, 378 bin 335 kişi yerinden edildi. İnsan hakları kuruluşlarının verilerine göre ise bu dönemde yaklaşık 4 bin yerleşim birimi boşaltıldı ve üç milyonun üzerinde insan zorla göç ettirildi.

855 devlet memuru bölge dışına çıkarıldı, pek çok dernek ve vakıf kapatıldı, faaliyetleri engellendi.

Birçok gazete ve derginin bölgeye girişi, yayımı ve dağıtımı ile çok sayıda radyo ve televizyonun yayını yasaklandı.

Konser, tiyatro, festival vb. sanatsal etkinliklerin gerçekleştirilmesi engellendi, toplam 259 müzik kaseti yasaklandı.

27 Haziran 1985 tarihinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde köy koruculuğu uygulanmaya başlandı. Toplam 67 bin köy korucusu silah kuşandı.

Yaklaşık 4 bin korucu, öldürmeden köy yakmaya kadar yüzlerce suça karıştı.

Teröre karşı devletin yanında yer alanların ellerinde bulunan ateşli silahlara menşelerine bakılmaksızın taşıma ya da bulundurma ruhsatı düzenlendi.

OHAL akıl kârı değil, Allah bir daha o günleri göstermesin

Selahattin Çoban (Mazlum-Der Diyarbakır Şube Başkanı): OHAL istemek, geriye gitmek demektir. Hak ihlallerinin yaşanacağı, birçok alanda özgürlüklerin kısıtlanacağı döneme gitmek akıl kârı değildir. OHAL ile yine faili meçhul cinayetler artacaktır. Allah bir daha o günleri göstermesin. Bugün OHAL'i dillendirenler Türkiye gerçeğini bilmiyor. Demokratik bir anayasadan bahsedildiği dönemde bunu konuşmak, üniter yapının elini güçlendirmekten öteye gitmeyecektir. OHAL'in konuşulmasını çağ dışı olarak görüyoruz. Silahın yerini söze bırakacağı dönem varken, OHAL'in konuşulması şaşırtıyor, endişelendiriyor ve kaygılandırıyor. O dönemde birçok kanaat önderi, yazar öldürüldü. AHİM'de dosyası devam eden binlerce kişi var. Yeni bir OHAL, Türkiye'yi bölmek demektir.

Ülkeye 40 kat daha fazla zarar verir, adı bile insanı ürkütüyor

Alaaddin Korkutata (Diyarbakır Girişimci İşadamları Derneği (DİGİAD) Başkanı): OHAL yıllarca uygulandı, kim ne faydasını gördü? Bölgede hâlâ OHAL sıkıntısı yaşanıyor. OHAL'ı gündeme getirenlerin iyi niyetli kişiler olduğunu düşünmüyorum. Böyle bir şeyin faydasından ziyade ülkeye 40 kat daha zararı olur. Bahsetmek bile insanları ürkütüyor. Bölge halkı 5-10 yıldır yollarda daha az arama noktası gördü, gece seyahat edebildi. Bu durum devlete olan güveni artırırken aksi maalesef nefret tohumu oluyor. Şu an bölgenin birçok yerinde yatırım fırsatları var ve işadamları ciddi yatırımlar düşünüyor. OHAL'i konuşmak bile zarar veriyor.

Ülkeyi bataklığa sürüklemek istiyorlar, tek çare açılım

Vahdettin Bahadır (MÜSİAD Diyarbakır Şube Başkanı): OHAL'i istemek çılgınlık demektir. Bazı siyasiler egoları ve basit parti hesapları için Türkiye'yi bataklığa sürüklemek istiyorlar. Bunlar Türkiye'yi seviyorlarsa bu görüşleri dile getirmemeleri gerekiyor. Bunlar, OHAL'le Türkiye'yi cehenneme sürükleyeceklerini bilmiyorlar mı? Bu dönemde kışkırtıcılık yapmak, toplumun mukaddesatını istismar etmek, ülkeye vurulacak en büyük darbedir. Türkiye, er geç tüm kaosa rağmen demokratik zemini bululacaktır. Bu sorunların çözümünün demokratik açılım ve diyalogdan başka çaresi yok. Türkiye ancak böyle sorunlarını çözebilir. Siyonist beyinler ile içindeki kan emiciler Türkiye'yi bataklığa sürüklemeye çalışıyor. Sağduyulu kesim buna asla izin vermeyecektir. Bütün kusurlara ve aksaklığına rağmen biz bir şekilde AK Parti'nin başlattığı açılımın devam etmesini istiyoruz. Geriye dönük, kardeş kavgasına götüren hangi yöntem varsa ona karşı çıkacağız. Bütün kesimlerin aklını başına alması gerekiyor.

Cihaner'in tahliyesiyle aynı güne gelmesi tesadüf değil

Yasin Yıldız (Memur�en Diyarbakır Şube Başkanı): Tasvip etmemiz mümkün değil. Geçmişte millet yararına bir şey çıkmadı. OHAL'den medet umanlar aslında geçmişin o karanlık senaryolarını arzu edenlerdir. Millete rağmen millet için var olduğunu söyleyenlerin ne tür planlar yaptığı gün yüzüne çıktı. Bunlar o günleri arzuluyor. Kendilerine göre milleti idare etmeye çalışıyor. Aksine daha büyük acılar, kaos ortamı yaşanır. Mağduriyetler sayılamayacak kadar çoktur. Bunların oluşturduğu yaraları sarmadan millet iradesini keyfi planlarla ele geçirmek istiyorlar. Bana karanlık senaryolar sergileniyor gibi geliyor. Cihaner davasının kapatıldığı gün askerler şehit oldu. Bakıyoruz tamamen gündem değişti. Bu, durup dururken oldu diyemeyiz. Birileri belki de karanlık ellerini bu kana bulaştırdı. Bu tesadüf değildir. Milletin bu anlamda sağduyulu olması, olayları iyi okuması gerekiyor. Ölen bizim insanlarımız. Aklıselimle bir çözüm bulmalıyız. Yoksa kan dökmenin kimseye yararı yoktur. Böyle de çözüm bulunamaz.

Unutmayın, faili meçhuller OHAL döneminde yaşandı

Fahrettin Akyıl (Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı): Bu bölgede faili meçhul cinayetler ve köy boşaltmalar OHAL döneminde oldu. OHAL'i isteyen Bahçeli, gelsin Diyarbakır'da yaşasın. Bizler bu filmi daha önce de seyrettik. Bu işin çözümü daha fazla demokrasi, özgürlük, barış ve kardeşliktir. OHAL uygulamaları bu ülkeyi ileriye değil, daha da geriye götürür. Bu daha önce denenmiştir ve bunun sıkıntısı yaşanmıştır. OHAL'in ilan edilmesi ve demokratik açılımdan vazgeçilmesi bölgenin kaderini değiştirmek demektir. Buna kimsenin artık bu fırsatları vereceğine inanmıyorum. Hükümetin yapmış olduğu çalışmalara muhalefet de destek verse bugün belki bu noktada olunmayacaktı.
Zaman

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler