YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Irak'a tazminat davaları açılsın!
Yarar, 'Irak'la yapılan anlaşma gereği terör mağdurlarının Irak'a tazminat davası açma hakkı var. Bugünü kadar hiç bir dava açılmadı. Bu da terörle mücadelenin bir yoludur' dedi.
Irak'a tazminat davaları açılsın!
27 Ağustos 2012 / 09:44 Güncelleme: 27 Ağustos 2012 / 09:49

 

 

Bayramın 2. günü Gaziantep'i kana bulayan ve sivilleri hedef alan terör eylemi, toplumun her kesiminde tepkiye yol açtı. PKK'nın son dönemde eylemlerini yoğunlaştırdı. Askerlerden sivillere hatta ilçe merkezlerine yöneltti. Peki neden? PKK artan eylemlerinin nedeni Suriye'deki gelişmeler mi yoksa başka nedenleri de var mı?

Türkiye terörle mücadelede başarılı mı yoksa bu mücadeleye başka enstrümanlar da mı eklemeli? Söyleşi-Yorum'da bu soruları AHaber Güvenlik Politikaları Danışmanı eski bir asker olan Mete Yarar'a sorduk.

 

Terörle mücadele konusunda başarılı mı size göre?

Bence başarılı. Hep derler ya Türkiye yedi düvele karşı savaşıyor diye, tam da öyle aslında. Her yıl Türkiye'nin yakaladığı silahı, uyuşturucuyu dünyada başka ülke başaramaz. Türkiye eğer terörü Şemdinli'ye sıkıştırmışsa bu başarıdır. Türkiye'de hâlâ Kürtler Türkler birbiriyle yaşamaktan vazgeçmemişse bu başarıdır. Halkın başarısıdır. Ama hep şunu söylüyorum; güvenliğin sağlanacağı yer Türkiye sınırları değildir.

Neresidir?

Sınırlar sınırda korunmaz. PKK'nın eline silah vereni, örgüte mali yardım yapanı tespit edip bunu engellemediğiniz; PKK'ya lojistik destek sağlayanları bundan vazgeçiremediğiniz sürece iki kardeşin karşı karşıya gelmesini engelleyemezsiniz. Terörle mücadele PKK'ya silah verin eli bulup ortaya çıkarmanızdır. PKK'nın savacak gücünü kesmelisiniz. Eğer PKK silah alamazsa, silah alacak parayı bulamazsa terör eylemlerini gerçekleştirme imkanı azalacaktır.

MÜCADELE SINIRDIŞINDA BAŞLAMALI

Coğrafi olarak baktığımız zaman silahın gideceği üç kanal var; Türkiye, İran ve Irak. Ve Kandil'de konuşlanmış. Türkiye Barzani ile yakın ilişki içinde. Ne anlatıyor bu tablo size?

Türkiye'nin sorunu kendi işini başkasına havale etmesi. Barzani'nin Türkiye adına bir şey yapması doğru değil. Ben şunu anlamıyorum, PKK'nın satın aldığı silahları Türkiye izleyemiyor mu? Dünyada terör örgütlerine silah temin edenlerin sayısı iki elin parmağı kadardır. Bunlar tespit edilemiyor mu? Hadi bunu tespit edemediniz, bu silahları Kandil'e ulaşırken uçaklarınızla tespit edemiyor musunuz? Anlık istihbarat paylaşımı bunu kapsamıyor mu? Bence Türkiye bu konularda ciddi adımlar atmalı. Terörle mücadele sınırda, sınır içinde olmaz. Terörle mücadeleyi ülke dışında kurmak zorundasınız. Türkiye'nin terörle mücadelede başka bir evreye geçmesi lazım. Yani PKK'ya giden silahı, parayı, lojistik kaynakları kesmeli. Mücadele buradan başlamalı.

Bu izleme görevi kimin?

Bu MİT'in görevi. Bunları yapacak olan MİT. Bu yüzden MİT güçlü olmalı. Özellikle sahada. Terörle mücadele Türkiye içinde değil, Türkiye dışında başlamalı.

HARCANAN PARA IRAK'TAN ALINABİLİR

Bu Türkiye'ye çok pahalıya mal olmadı mı?

PKK'nın yıllardır Türkiye'ye karşı uyguladığı terörün Türkiye'ye maliyeti çok fazla. Bir kere hiç terör eylemi olmasa bile siz terör endişesi yüzünden bile bölgeye belli bir kaynak ayırıyorsunuz. Daha fazla asker, daha fazla güvenlik kuvveti ve daha fazla askeri malzeme. Bunlar normal savunma harcamalarınızın artması demek. Bence burada Türkiye birkaç açıdan zaaf gösteriyor. İlki siz teröre eğer sona erdirmek istiyorsanız sadece teröristle mücadele ederek çözemezsiniz. Ülkenin demokratik standartlarını da yükseltmek zorundasınız. Terör örgütünün size karşı kullandığı propaganda araçlarını ellerinden almalısınız. Ama başka bir önemli konu şu. Türkiye ile Irak arasında yapılmış Sınır Güvenliği ve İşbirliği Anlaşması var. Ve bu anlaşma halen geçerli. Bu anlaşmaya göre Türkiye-Irak sınırında Irak tarafında bir güvenlik zafiyeti oluşursa ve bu zaaftan dolayı karşı taraf zarar görürse tazminat hakkı doğar.

Yani...

Yanisi şu; Türkiye'nin terörle mücadele kapsamında harcandığı söylenen 300 milyar doları Irak'tan hukuki olarak talep etme hakkı var.

MAĞDURLAR DAVA AÇSINLAR

Nasıl olacak bu?

Bu buradaki terörden mağdur olmuş insanların mahkemelere dava açması ile olacak. Sıradan insanlar belki bunları bilmiyor olabilir ama terörle mücadele eden bir ülkenin bu gibi alternatif yollar konusunda halkı bilinçlendirmesi gerekiyor. Devlet, STK'lar bu konuda öncülük etmeli. Türkiye şu anda hem töröre harcadığı milyarlarca doları hem de şehit yakınları Irak'a Ankara Anlaşması'ndan dolayı dava açabilir. Siz Irak'a yönelik 500-1000-2000 tane tazminat davası açın ve Ankara Anlaşması'na göre Irak'ı milyarlarca dolar tazminat mahkûm edin bakalım ne olacak?

Ne olacak?

O zaman Irak hükümeti Kandil'deki konuşlanmaya ve terör yapılanmasına izin vermeyecektir. Siz ülke olarak terörist bir yapıya barınma imkanı yaratmanın, ona maddi yardım yapmanın, örgüte silah satmanın ağır maliyeti olacağını karşı taraflara hissettiremiyorsanız yapacak fazla bir şeyiniz yok demektir. Kuzey Irak ya da Irak Kandil'i boşaltacak. Boşaltmasını kaba güçle değil, hukuk yoluyla da sağlayabilmeyiz. Bu yönde elimiz güçlü ama bugüne kadar hiç bu yol kullanılmamış. Terörü lanetlemekle terörle mücadele edilmez.

 

Hedef Türkiye'yi Suriye'ye çekmek

 

Gazianetep saldırısına gelelim neden?

Gaziantep saldırısının hedefi Türkiye'yi Suriye ile sıcak bir çatışmaya çekmektir. Şemdinli'de de PKK Türkiye'yi İran ve Irak'a çekmek istiyor. PKK'nın A Planı ülkede kaos yaratarak alanını genişletme isteğiyse B Planı da, Türkiye'nin bu ülkelerle savaşa girmesidir. Gaziantep saldırısının hedefi Türkiye'yi Suriye'ye girmeye zorlamaktır. Aynen Şemdinli'de olduğu gibi. Şemdinli'de de hedef Türkiye'yi sadece Irak'a değil, İran'ın içine de çekebilmektir. Terör örgütünün mantığı budur. Bence bunu halka anlatmak ve terör eylemleri

sonrası toplumsal sağduyuyu kaybetmemektir. Terörle mücadele etmenin yolu sadece terörle mücadele etmek değildir. Terörün mantığını öngörerek ona alternatif üretmektir. Amaca giden yolları kesmektir.

Amaç Türkiye'yi Suriye'ye çekmek mi?

Kesinlikle. Amaçlanan Türkiye'yi sıcak savaşa çekmek ve bunu etnik ve mezhepsel bir savaşa dönüştürmek. Böylece devlet otoritesini azaltmak. Doğacak kaostan da yararlanmak ve Güneydoğu'da bir otorite tesis etmeye çalışmaktır. PKK'nın şu anda uyguladığı taktik 'gayri nizami harp'tir.

 

Demokrasi terörle dalga geçilmesidir

 

Terörle mücadelenin bir yolu da demokratikleşme dediniz, açar mısınız?

Terörle mücadele bir güvenlik aracı olarak sizin kullandığınız bir yöntem ama terörü ortadan kaldırmanın temel yolu terörle mücadele değil, demokratikleşmedir. Eğer Türkiye son yıllarda başlattığı demokratikleşme hamlelerine devam ederse terör örgütünün eli zayıflar ve taşeronluğu iyice ortaya çıkar. PKK bugün ne diyor; 'Türkiye'deki değişimi biz zorluyoruz'. Devlet olarak size düşen böyle olmadığını kanıtlamaktır. Kürdüyle, Türküyle tüm farklılıkların hak ve özgürlük taleplerini, ülkenin birinci sınıf bir demokrasi olması için seferber etmelisiniz. Demokratikleşme tüm Türkiye içindir. Yani demokratikleşmede hepimiz kazanmalıyız. Hepimizin yaşam standartları yükselmeli. PKK Türkiye'ye zayıf yerlerinden saldırıyor. Mesela Alevilerin yaşadıkları sorunlar.

Ne gibi?

PKK, devletten rahatsız olanları yanına çekmek istiyor. Ne yapıyor bunun için bölgede kendini yalnız hissedenlerin evlerini işaretliyor. Bu örneği şunun için veriyorum, sizin eğer içerde zayıf noktalarınız varsa örgüt bunun üzerine geliyor. Bunun için yapmanız gereken içerdeki sorunlarınızı çözmeniz. Demokratikleşme inisiyatifi PKK'dan almak demektir. Demokrasi terörün tek panzehiridir. Türkiye'nin terör sorununun çözümü de demokratikleşmeden, demokrasiden geçer. Demokrasi terörle dalga geçmektir. Demokratikleşme için terörün bitmesini bekleyemeyiz.

 

Artan PKK eylemleri teşeronluğun kanıtı

 

Terör örgütü PKK'nın son dönemde arttırdığı eylemleri nasıl okumalıyız?

Önce PKK'yı basit biçimde analiz edelim. PKK, homojen bir yapı değildir. PKK başından beri kendi içinde birden fazla grubu barındırmaktadır. İkincisi de birden fazla ülkenin etkisi altındadır. Ona lojistik destek sağlayan ülkeden tutun da, bugün hâlâ silah temin eden kanallara, aracılara ve ülkelere kadar. Bu iki unsur bize PKK'nın heterojen ve başka ülkelerle temasının olduğunu gösteriyor. Son eylemlere geldiğimizde burada eylem tarzında bir değişiklik yok. Değişiklik PKK'yı kullananların terör eylemlerindeki dozaj artırma emrinden kaynaklanıyor. Tek farklılık bu. Gelen emirle PKK hızlandırılmış bir eylem trafiğine girdi. Ama hemen belirtelim ki, bu PKK'nın tarzına da uygun değil. Eylemleri arttırıyorlar ama geçmişte hiç olmadıkları kadar kayıp veriyorlar.

Neden hızlandırılmış eylem trafiğine girdi PKK?

Son 1 yıl içinde 1000'in üzerinde kaybı var PKK'nın. Bu 5-6 bin kişilik bir örgüt için büyük bir kayıptır. Eskiden bu kadar büyük kayıplar verildiğinde, örgüt içinde sorumlular bulunur ve cezalandırılırdı. Şimdi öyle bir şey söz konusu değil.

BİRDEN ÇOK PKK VAR

Eylem tarzında değişim mi var?

Evet. Bir eylemde 50-60 kaybı göze alabiliyor artık PKK. Bu bölgede alan hâkimiyeti kurmak, bölgeyi ele geçirmek gibi stratejilerle açıklanamaz. Ki öyle bir şey de söz konusu olamaz. PKK bu yeni eylem tarzı onun tam bir taşeron örgüte dönüştüğünü gösteriyor. PKK bırakın Kürtlerin hakları için bugün kendisi için bile savaşmıyor. Artık başkaları için eylem yapıyor. PKK artık bölgede savaşacak 14-15 yaşında çocukları para karşılığı satın almaya ya da kaçırmaya başlamıştır. Kürtlerin hakları için savaştığını söyleyen bir örgütün bunu yapması kendi halkına ihanettir.

Peki kimin taşeronu PKK?

Başta söyledim. PKK he-terojen bir örgüt. Kararların tek merkezden alındığı bir PKK yok karşımızda. İçinde Türkiyeli, İranlı ve Suriyeli Kürtler var. Yönetiminde Suriye'ye yakın olan var, İran'a yakın olan var. Eğer örgütün bölgede geleceği yoksa örgüt içindeki bu farklılıklar kendi geleceklerini garantiye almak için farklı farklı ülkelerle pekala işbirliği yapabilirler. Şu anda görüntü o yönde. PKK içindeki farklı kanatlar farklı ülkelerle işbirliği halinde. Taşeronluğu buradan belli. Bu kadar insan kaybı başka türlü göze alınmaz. PKK Kürtleri temsil eden, onların hakları için mücadele eden bir örgüt olmadı. PKK bu toprakların gerçeği değil, o yüzden başarılı olamazlar. Her gün verdiğimiz canlar bizim canlarımız.

Amaç ne?

İki nedeni var. PKK Türkiye'yi yenemeyeceğini anladı. Diğer taraftan Arap Baharı'ndan da yararlanmak istedi. Bölgede nüfuz alanını arttırmak istedi. Sadece Suriye'deki kaostan değil, Türkiye'nin de yerleşik devlet düzenini bozmak için Doğu ve Güneydoğu'da kaos yaratmak ve ondan faydalanmak istiyor. Bunun için PKK, devletten memnun olmayanları yanına almak istiyor. Devletten rahatsız olan tüm kesimleri kışkırtarak kendi safına çekmeye çalışıyor. Aslında korkulacak olan budur.

 

PKK ALEViLERi YANINA ÇEKMEK iSTiYOR

 

PKK kimleri yanına çekmek istiyor?

Mesela bölgedeki Alevileri. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun farklı illerinde Alevilerin evlerinin işaretlenmesi bu hedefe uygun bir eylemdir. Bölgedeki farkı dinsel ve kimlik aidiyetinde olanların sorunlarını gündeme getirmek bu stratejinin bir parçası. Amaç devletten rahatsız olanları, devletle sorunu olanları kendi yanına çekmek. Uludere'nin de bu kadar sıcak tutulma sebebi budur.

Gaziantep, Adıyaman gibi illerde evlerin işaretlenmesi PKK'nın işi mi?

Ben öyle düşünüyorum. Bakın size Kerkük'ten örnek vereyim. Kerkük'te PKK varlığını devam ettirmek için Kürtlere, Araplara yönelmezdi. Gidip Türkmenlere propaganda yaparlardı. Kerkük yönetiminin Türkmenlere ayrımcılık yaptığı tezini işlerlerdi. Türkiye'deki taktikleri bu. İkinci olarak da son dönemde artan kaçırma eylemleri ile vermek istedikleri mesaj da; 'burada devlet benim, burası benim kontrol ettiğim alan' mesajıdır. PKK'nın vermek istediği mesaj da, Türkiye'nin Suriye'ye mezhepsel ve etnik olarak baktığı şeklinde.(Yeni Şafak)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler