YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İlker Başbuğ'a şok suçlama
İlker Başbuğ'a şok suçlama
11 Ekim 2011 23:48
Balyoz davasının bugün görülen duruşmasında eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında şok suçlamada bulunuldu.

''Balyoz Planı'' davasının tutuksuz sanığı emekli Astsubay Embiya Şen, savunmasında AK Parti'ye oy verdiğini ifade ettiği için bazı tutuklu sanıklar ve yakınları tarafından sataşmalara ve hakaretlere maruz kaldığını söyledi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada söz alan Şen, duruşmaya ara verildiğinde tutuklu sanıklardan Çetin Doğan'ın eşi Nilgün Doğan başta olmak üzere birçok sanık ve sanık yakınının sataşmalarına ve hakaretlerine maruz kaldığını kaydetti.

Sanıklar ile yakınlarının küçümseme ifade eden bakışlarıyla da tacize uğradığını söyleyen Şen, ''Yıkmakla suçlandığımız bir hükümete oy verdiğimi söylediğim için bu sataşmalara maruz kalıyorsam durum daha da vahim. Bu sataşmaları ve hakaretleri hak edecek ne yaptım  Savunmamda kimseyi suçlamadım. Sadece kendi hayat görüşümü söyledim. AK Parti'ye oy verdim diye hakarete maruz kaldım. Herkesin aynı şekilde düşünmesi diye bir şey yok. Kimse kusura bakmasın. Bu tahammülsüzlüğü anlamak güç. Aylardır burada bir oluşum iddiası yargılanıyor. Bu tahammülsüzlük, bu iddialara bir nebze ışık tutacaktır'' diye konuştu.

Mahkeme Heyeti Başkanı Ömer Diken de mahkemenin huzurunda işlenen suçlarla ilgili olarak işlem yapma yetkileri bulunduğunu ifade ederek, ''Ancak mahkememiz, şahit olmadığı konularla ilgili bir işlem yapamaz. Eğer şüphe duyulabilecek bir konu varsa, duruşma salonunda alınan ses kayıtları incelenerek konunun aydınlatılmasına çalışılır. Siz, konunun duruşma arasında olduğunu söylediniz. Bu nedenle şahsi olarak Silivri Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunma hakkınız var. Jandarmaya müracaat edip, durumu anlatarak tutanak da tutturabilirsiniz'' dedi.

Savcı Savaş Kırbaş ise Şen'in, ''Bu tahammülsüzlük sanırım bu konuya ışık tutacaktır'' şeklindeki sözlerini hatırlatarak, ne demek istediğini sordu.

Şen de kendisine yönelik sataşma ve hakaretlerin etkisiyle bu şekilde konuştuğunu belirterek, ''Bildiğim bir şey yok. Hükümete oy verdim diye bana tahammül edemeyenler, mevcut hükümete de tahammül edememişlerdir diye yorum yaptım'' dedi.

Duruşmada savunma yapan tutuklu sanıklardan Ahmet Dikmen'in avukatı Nevzat Güleşen, müvekkilinin suçsuz olduğunu ifade ederek, ''Müvekkilim suçlu bulunursa bir daha avukatlık mesleğini yapmayacağım. Müvekkilimin suçlu olduğu ispat edilsin cübbemi çıkaracağım'' şeklinde konuştu.

Öğleden önceki oturumda avukatı hazır olmadığı için savunması alınamayan tutuksuz sanıklardan Musa Farız da hakkındaki suçlamaları kabul etmedi.


-Beşiktaş'taki hakimler ve savcılar-


Duruşmada daha sonra tutuklu sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi.

Birleşen dosyanın tutuklu sanıklarından hakim Albay Ahmet Zeki Üçok, Beşiktaş'taki ağır ceza mahkemelerinin, Türkiye'nin her yerindeki davalara baktığını belirterek, ''Asıl olan suçun işlendiği yerdir. Ama TSK mensubu bir asker nerede suç işlerse işlesin mutlaka Beşiktaş Adliyesinde yargılanır. Dünyanın hiçbir yerinde kendi ordusunun haklarını bu kadar acımasızca gasp eden bir mahkeme yoktur. Beşiktaş mahkemeleri federal mahkemeler midir  Beşiktaş Adliyesindeki savcılar ve hakimler kendilerini tüm mahkemelerin, hatta Yargıtay'ın da üstünde görmektedir'' dedi.

Başkan Ömer Diken, Üçok'a, savunma sınırlarını aştığını söyleyerek, ''Hakim ve savcılara saldırıyorsunuz. Hakim ve savcılara suçlama yapamazsınız'' uyarısında bulundu.

Beşiktaş'ta kendi görev yaptığı mahkemede uyuşturucu çeteleriyle ilgili davalara baktığını anlatan Diken, ''Van Başkale'den uyuşturucuyu yurda sokup İstanbul'a getiriyor. Suçun devam ettiği yer İstanbul'dur. Siz de bu görevi yaptınız, yargılandıktan sonra belki yine yapacaksınız'' dedi.

Üçok ise savcı ve hakimleri hedef almadığını belirterek, ''Sadece görevle ilgili maddelerin dikkate alınmadığını ifade ediyorum'' diye konuştu.


-''Askeri isyan''dan yargılanılmalı-


''Ergenekon'', ''Poyrazköy'', ''Kafes'', ''Amirallere suikast girişimi'', ''ıslak imza'', ''askeri casusluk ve şantaj'' gibi askerlerin de yargılandığı davalara işaret eden Üçok, askerlerle ilgili iddiaların askeri ceza kanunu kapsamında askeri mahkemeleri ilgilendirdiğini söyledi.

Üçok, ''Balyoz planı'' davası kapsamında 224 askerin yargılandığını, soruşturma kapsamında da 41 askerin tutuklandığını hatırlatarak, ''Yaklaşık 120 bin rütbeli personelin görev yaptığı TSK'da, topu topu bir bölük sayısı kadar olan 265 asker, komutanlarına haber vermeden, askeri hiyerarşinin dışında, alenen bir araya gelerek amire itaatsizliğe kalkışırlarsa acaba bu ne suçu olur  Askeri ceza kanunu bunu belirlemiştir. Bu, askeri isyan suçudur'' diye konuştu.


-Büyükanıt ve Başbuğ'a sitem-


Üçok, 2008'de, Kara Kuvvetlerindeki Karargah Evleri yapılanması içerisinde bulundukları iddiasıyla 5 teğmen ve Harp Okulu öğrencilerinin Beşiktaş Adliyesinde tutuklanmasını anımsatarak, şöyle devam etti:

''5 teğmenin tutuklanmasıyla başlayan bu süreçte, ben de Hava Kuvvetleri içerisinde var olduğu iddia edilen Karargah Evleri soruşturmasını yürüten savcıydım. 5 teğmen ile ilgili soruşturmanın da hukuki irtibat bulunması nedeniyle askeri savcılık olarak bana verilmesi için Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğine gittim. Ancak benim, bu 5 teğmenin tutuklanmasının TSK'yı test etmek amaçlı olduğunu, bu soruşturmaların askeri yargının görevine girdiğini, bu soruşturmaları görevsiz olan Beşiktaş Adliyesine bıraktığımız takdirde tutuklamaların artarak devam edeceğini beyan etmeme karşın, hukuki delillerle desteklenen bu ikazlarım, dönemin Genelkurmay Başkanı olan Yaşar Büyükanıt tarafından dikkate alınmamıştır. Bana, 'Biz bu işe karışmayacağız' denilerek, soruşturmanın Beşiktaş savcılarınca sürdürüleceği bildirilip, soruşturma emri verilmemiştir. Bu olayın akabinde, Beşiktaş Adliyesinde görevli savcılar yavaş yavaş soruşturma kapsamına aldıkları askeri şahısların rütbelerini yükseltmeye başlamışlardır. Daha sonra, Ağustos 2008 itibarıyla göreve gelen İlker Başbuğ da aynı tutumu devam ettirmiştir. Askeri yargıyı ısrarla soruşturmaların dışında tutmuştur. Sayın Başbuğ'un dönemi, kanaatimce, TSK tarihinde, personelinin en acımasız hukuksuzluklara, aşağılanmalara ve zulümlere maruz kaldığı dönem olmuştur. 5 teğmen ile başlayan süreç, sayın Başbuğ döneminde, 2'si orgeneral olmak üzere 54 general/amiral, 140 subay ve 3 astsubayın haksız yere tutuklanmalarına kadar varmıştır.''

Genelkurmay Başkanlığı ve Adli Müşavirliğin bu süreci iyi yönetemediklerini öne süren Üçok, 2010 yılının başında Genelkurmay Başkanına, Kara, Hava, Deniz Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanına mektup yazdığını, bazı önerilerde bulunduğunu, ancak İlker Başbuğ tarafından bu önerilerinin hiçbirisinin dikkate alınmadığını kaydetti.


-Genelkurmay Başkanına mektup yazın-


Genelkurmay Adli Müşaviri Hıfzı Çubuklu'nun da tutuklandığını anımsatan Üçok, ''Hasdal Cezaevine konulmuştur. Arkadaşları tarafından kendisine, niçin ısrarla askeri yargının bu sürecin dışında tutulduğu ve gerçek görevli mahkemelerin tespit edilebilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine gidiş yolunun engellendiği sorulmuştur. Kendisi, Hasdal'da tutuklu bulunan arkadaşlarına, bu hususta dönemin Genelkurmay Başkanı olan İlker Başbuğ'un emir verdiğini ve askeri yargının bu sürecin dışında tutulmasını istediğini söylemiştir. Eğer bu doğru ise, TSK'nın başkomutanı olan İlker Başbuğ, generallerini, amirallerini, subaylarını, astsubaylarını, verdiği emirler doğrultusunda hiç çekinmeden hayatlarını feda eden bu kahraman askerlerini satmış demektir'' şeklinde konuştu.

Sanık yakınlarının Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'e mektup yazarak, ''Bizim babalarımızın, kocalarımızın, oğullarımızın, kardeşlerimizin, ağabeylerimizin gerçek görevli mahkemelerde adil bir şekilde yargılanabilmelerini sağlayabilmek için askeri mahkemelerde haklarında dava açtırın'' demelerini isteyen Üçok, sanık yakınlarının bazı köşe yazarlarına da mektup yazıp, e-posta atmalarını talep etti. AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler