YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İlk milli tankımız tanıtıldı
Başbakan Tayyip Erdoğan, ilk milli tankımız 'Altay'ın tanıtım törenine katıldı. Erdoğan, 2008 de savunma sanayi için tarihi bir adım attıklarını söyledi. Altay'dan övgüyle bahsetti.
İlk milli tankımız tanıtıldı
15 Kasım 2012 / 15:52 Güncelleme: 15 Kasım 2012 / 16:15

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, Altay Projesi ile son derece yüksek teknolojileri bünyesinde barındıran ana muharebe tanklarını tasarlayıp üretebilen sınırlı sayıdaki ülkeler arasına girdiğini belirterek, ''Son 100 yıl içinde, gerek Birinci Dünya Savaşı'nda, yaşadığımız o Kurtuluş Savaşımızdaki sıkıntıları hatırlarsak, bugün Altay Tankı'nın ne anlam ifade ettiği çok daha iyi anlaşılacaktır'' dedi.

Koç Topluluğu şirketi Otokar'ın ana yükleniciliğinde tasarlanan ve geliştirilen Türkiye'nin ilk milli ana muharebe tankı ''Altay''ın ilk prototipleri, Otokar'ın Sakarya'daki fabrikasında düzenlenen törenle tanıtıldı.

Başbakan Erdoğan, tören öncesinde Otokar tarafından üretilen muharebe araçlarını inceledi. ''Kaya'' adlı muharebe aracına binen Erdoğan, burada yetkililerden aracın özelliklerine ilişkin bilgi aldı. Erdoğan'a Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel de eşlik etti.

Erdoğan konuşmasına ''Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyor, ülkemiz için, milletimiz için, savunma sanayimiz için büyük anlam ifade eden böyle bir törende bulunmaktan, adeta tarihe şahitlik ediyor olmaktan büyük iftihar duyduğumu belirtmek istiyorum'' diyerek başladı.

Bu anı ve gururu yaşatan Milli Savunma Bakanlığı'na, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne, Savunma Sanayi Müsteşarlığı'na, OTOKAR'a, projede yer alan kurum ve kuruluşlara teşekkür eden Erdoğan, özellikle, bu projede yer alarak, Türkiye'nin yüzünü ağartan, milletin mefahirine iftihar katan mühendislere, teknisyenlere, araştırmacılara, işçilere, tüm çalışanlara da şükranlarını sunduğunu ifade etti.

Erdoğan, bundan yaklaşık 4 yıl önce; 29 Temmuz 2008'de, Altay Projesi'nin imza töreninin gerçekleştirildiğini ve savunma sanayi için tarihi bir adım attıklarını anlatarak, şöyle konuştu:

''İşte bugün, attığımız o imzanın, verdiğimiz o kararın, adeta ete kemiğe bürünerek, somutlaşarak, müşahhas bir hal alarak sahneye çıkışına hep birlikte şahitlik ediyor, hep birlikte bunun gururunu yaşıyoruz. Türkiye, Altay Projesi ile son derece yüksek teknolojileri bünyesinde barındıran ana muharebe tanklarını tasarlayıp üretebilen sınırlı sayıdaki ülkeler arasına giriyor. Ülkemizin prestijini artıracak olan bu proje, dünya savunma liginde üst basamaklara yükselme yönündeki hedefimize önemli katkılar sağlayacak. Biz, 2008 yılında ilk imzayı atarken, proje için 78 aylık bir takvim belirlemiştik. Projede, şu anda 46'ncı aya ulaştık. Az önce, projenin geldiği son aşamayla ilgili arkadaşlarımdan detayları aldım. Projenin Kritik Tasarım aşamasının, proje uygulama takvimine uygun olarak tamamlanacağını öğrenmiş olmaktan da ayrıca memnuniyet duydum. Ancak yine görüştüğümüz arkadaşlarımız, gerek yönetim kurulu başkanları gerekse mesai arkadaşlarım, bunu daha öne çekme gayreti içinde olacağız, belki de bir-iki yıl öne çekilebileceğinin müjdesini verdiler. Bu bizler için çok çok önemli. Gerçekten böyle bir öne çekmeye başarabilmemiz halinde bu ülkemizin gücüne özellikle güç katacaktır.''


-''İrademiz tamdır''-


Başbakan Erdoğan, Altay Tankı'nın, ilk prototipleri üzerinde, 2013 yılı boyunca testler yapılacağını ifade ederek, bu test faaliyetlerinin akabinde, nihai prototiplerin üretim ve doğrulama test süreçlerinin başlatılacağını bildirdi.

Böylesine detaylı ve zorlu test süreçlerinin başarı ile tamamlanması sonrasında, seri üretim faaliyetlerinin de zaman kaybetmeksizin başlatılacağını belirten Erdoğan, ''Bu konuda irademiz tamdır ve gereken kararları zamanında alacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın'' dedi.

Erdoğan, Altay Projesi geliştirme faaliyetleri için yurt içindeki her türlü mevcut imkan ve kabiliyetlerin azami ölçüde kullanıldığını anlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Mevcut kabiliyet ve imkanların yanı sıra Altay Tankı'nın üretimi aşamasında, Türkiye çok önemli yatırımları da kazanma fırsatını elde etti. Altay Tankı'nın prototip üretimi aşamasında, savunma sanayimize uzun yıllar hizmet edecek çok önemli yatırımlar da gerçekleştirildi. OTOKAR tesislerinde, elektromanyetik güvenliğin test edileceği yüksek teknolojiye sahip yansımasız oda kuruldu. Tankın hareket kabiliyeti testlerinin icra edileceği tank test pisti ülkemize kazandırıldı. Çevre şartları testleri için iklimlendirme odası yapıldı. Şereflikoçhisar Tank Atış Poligonunda balistik koruma merkezi kuruldu. Makine Kimya Endüstrisi Kırıkkale tesislerinde ısıl işlem fırınları kullanılmaya başlandı. ASELSAN ve yine OTOKAR tesislerinde 6 eksenli simülatör kuruldu. Bu altyapı yatırımları, askeri-sivil başka birçok projeye hizmet edebilecek kapasiteye ve donanıma sahip.''

Başbakan Erdoğan, sadece bir tankın üretimini gerçekleştirmekle kalmadıklarını, savunma sanayinin geleceği, eğitim ve ekonomi adına da çok büyük yatırımları, çok önemli araçları Türkiye'ye kazandırdıklarını kaydederek, ''Son 100 yıl içinde, gerek Birinci Dünya Savaşı'nda, yaşadığımız o Kurtuluş Savaşımızdaki sıkıntıları hatırlarsak, bugün Altay Tankı'nın ne anlam ifade ettiği çok daha iyi anlaşılacaktır'' diye konuştu.


-Türk ordusunun zor dönemleri-


Başbakan Erdoğan, Osmanlı İmparatorluğu döneminde de özellikle beşeri yeterlilik ve donanım açısından çok güçlü bir ordu olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

''Osmanlı coğrafyasının her köyünden, hiç tereddüt etmeden savaşmaya koşan kahramanlarımız, yiğit Mehmetçiklerimiz vardı. Savaştıkları her cephede destan yazan komutanlarımız, zabitlerimiz, subaylarımız vardı. Ama bu ordu, özellikle Osmanlı'nın son dönemlerinde lojistik konusunda, teçhizat konusunda gerçekten çok büyük sıkıntılar içerisindeydi. Çöllerde savaşan Mehmetçiğin üzerinde, Balkan coğrafyasına uygun kıyafet vardı. Sarıkamış'ta, Erzurum'da, eksi 30'lara varan soğukta savaşan Mehmetçiğin üzerinde de tam aksine çöl kıyafetleri vardı. İstanbul'dan yola çıkıp, yarısı trenle, yarısı yaya olarak, 50 günde Erzincan'a ulaşabilen askerin ayağında parçalanmış çarıktan başka hiçbir şey yoktu. Koca bir tümen, elinde birkaç cebel topuyla, birkaç makinalı tüfekle, sınırlı sayıda mermiyle, aç biilaç bir şekilde, tam teçhizatlı, modern ordulara karşı cansiperane savaşmak zorunda kalıyordu.

Bunu daha önce de anlattım: Medine'de, Osmanlı Ordusu, kuşatma altında açlıktan ölmemek için, Merhum Fahrettin Paşa'nın talimatıyla çekirge yiyerek ayakta kalıyordu. Rahmetli büyük dedemin de şehit olduğu Sarıkamış'ta, askerlerimizi, düşman kadar, açlık kadar, yokluk kadar, maalesef bütün vücutlarını saran bit tüketiyordu. Buğday tanelerinin bir saç üzerinde kavrulmasıyla elde edilen bir avuç kavurga, Mehmetçik için bulunmaz bir nimet olarak görülüyordu. Avrupa ordularında uçak gelişmiş bir savaş aracı olarak kullanılırken, bizim, bırakınız neferlerimizi, zabitlerimiz dahi, uçağı ilk kez, kendi semalarında, üzerlerine bomba yağdırırken gördü. '' aa

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler