23 Eylül 2017 Cumartesi
  • Altın145,971
  • BIST104.123
  • Dolar3,4910
  • Euro4,1702
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7188
  • İstanbul21 °C
  • Ankara22 °C
  • İzmir25 °C
  • Konya24 °C
  • Adana30 °C
  • Antalya30 °C
  • Diyarbakır31 °C
  • Bursa21 °C
  • Kayseri25 °C
  • Kocaeli22 °C
  • Şanlıurfa31 °C
  • Gaziantep28 °C
  • İçel29 °C
Doğu - Batı savaşında zihinlerin işgali
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İHH suçlamaları reddetti
İHH görevlileri, İsrail'in suçlamalarını reddetti
İHH suçlamaları reddetti
07 Haziran 2010 / 18:22 Güncelleme: 07 Haziran 2010 / 18:23

İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı'nın (İHH) Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Oruç ve İHH Ortadoğu koordinatörü Hasan Aynacı, İsrailli yetkililerinin 'Mavi Marmara gemisinde El Kaide bağlantılı insanlar vardı' şeklindeki iddialarına yanıt verdi. İsrail tarafından açıklanan listede isimleri bulunan Oruç ve Aynacı, "Böyle bir örgütle kesinlikle alakamız yok. Biz orada iken böyle bir suçlamada bulunmadılar. Ellerinde bir liste vardı. Bizim de ismimiz vardı o listede." dedi.
 

İSRAİL İDDİALARINI YALANLADILAR: ELLERİNDE LİSTE VARDI

Basın toplantısı düzenleyerek iddiaları cevaplandıran Oruç, "İsrail dezenformasyonu iyi biliyor. Bu bir karalama kampanyasıdır. Bu bize bir suç ithamı değil bir iftiradır." diye konuştu. Oruç, "Ellerinde bir liste vardı. 16 kişinin ismi bulunuyordu. Bizimde ismimiz olduğunu gördük. Biz ayrıca alındık ve ayrı sorgulandık. Diğer arkadaşlardan ayırdılar. Herkes normal bir sorgulamadan geçerken biz özel bir kayıttan geçirildik. Uzun sorgulandık. Sürekli başka ekiplerce sorgulandık. Hep bu olayı konuştuk. Bizim kim olduğumuzu biz gelmeden biliyorlardı ve hazırlıklıydılar. Bizi böyle şeylerle orada suçlayamadılar. Hepsi biliyor ki İHH'da bulunan arkadaşların tek derdi insanlara yardım etmek. Kardeşlerini öldüren İsrail askerlerini bile tedavi edip geri onlara iade eden bir kuruma iftira atmaya çalışıyorlar. Bizim hiçbir şekilde bu tip şeylerle ilgilimiz olmadı, bundan sonra da olmayacak." diye konuştu.
 

Hakkındaki ithamları internetten öğrendiğini belirten İHH Ortadoğu Koordinatörü Hasan Aynacı, "Sadece gülüp geçtim. İsmi geçen örgüt sadece basın yoluyla bildiğim bir örgüt." dedi. Filistin'deki İslami Cihat örgütüne fon sağlamak ve bu paraların transferini yapmak ile suçlandığını aktaran Aynacı; "Benim görevim Ortadoğu'daki sivil toplum kuruluşları ile bağlantıyı sağlamak. Gemide yayının yapıldığı katta Arapça konuşan ülkelere çeşitli bilgiler veriyordum. Sanıyorum İsrail'deki askeri örgütler benim buradaki Arapça konuşmalarımı görüp bir suç atfetmek istediler. Kura çektiler ve şansıma bu çıktı. Bu örgütle kesinlikle bir alakam yok. Her türlü denetlemeye açık olduğumu açıklıyorum." diye konuştu.
 

SABAH NAMAZINDAN SONRA BOMBALANDIK

Gemide aktivist olarak bulunan doktor Ercan Kayrak, "Amacımız sadece oradaki bebeklere mama götürmekti," dedi. Yaşadıklarını anlatırken heyecanlanan Kayrak, "Yanımızda mide bulantısı, baş ağrısı ilaçları vardı. Sabah namazından sonra selam verdik ve birden bombalar arasında kaldık. Böyle bir şey hayatımda görmedim. Bu arada daha birinci dakikada şehitlerimizi vermeye başladık. Bu arada Mahmut ve Bahadır adlı doktor arkadaşlar yaralılara müdahale etmek için hamle yaptılar. Maalesef bu arkadaşlarımızı da vurdular." dedi.
 

"İSRAİL ASKERİNİ BEN TEDAVİ ETTİM"

Yaşanan arbedede yaralanan İsrailli askerleri kendisinin tedavi ettiğini aktaran Kayrak, "Ben bizzat kendim askerleri aldım Aşağı götürdüm. Orada tedavisini yaptım. Bu arada iki asker daha geldi. Onlarında da hiçbir şekilde darp almamaları için gayret ettim. Tedavilerini hijyen koşullarında iyi bir şekilde yaptım. Bu üç asker yüzümü çok iyi bilirler. Ön güverteden askerleri teslim etmek üzere çıkarttım. Ben onları teslim ederken göğsümden ve kolumdan vurdular. Sendeledim ve Kadir arkadaşım beni içeri çekti. Çekmeselerdi ben de şehit olacaktım. Benim yeni torunum oldu. Torunum tokken oradaki çocuklar aç kalmasın diye mama götürüyordum." diye konuştu.
 

"ORADA ÇARESİZLİĞİ YAŞADIK"

Gemide Anestezi Uzmanı olarak bulunan İHH aktivisti Mevlüt Yurtsever de olayın şokunu uzun süre üzerinden atamadığını ve hala etkisinde olduğunu söyledi. Yurtsever yaşadıklarını, "Yaralılara müdahale etmeye çalıştım çaresizliği yaşadım. Buradan yola çıkarken tamamen gönüllülüğe dayanan bir sistemle gemiye katılmak istediğimi söyledim. O gemide 15 doktor vardı. Bunların 10'u Türk pasaportu taşıyordu. Son gün gemide karşılaşılabilecek tıbbi problemlerle ilgili olarak yaşanabilecek problemle ilgili gemide anons yapıldı. Bunun üzerine bir araya geldik. Sadece yanımızda göz damlaları, göz yaşartıcı oksijen tüpü ve oksijen başlığımız vardı. Herhangi bir yaralanma olursa müdahale için 5 tane dikiş seti vardı. Buradan yola çıkarken yanımıza aldığımız malzeme bolca bulantı hapı, gemide yaralanmalara karşı ufak tefek ilaçlar. Saldırı olduktan yarım saat sonra 4 şehit ve 38 ateşli silah yaralanması geldi. O arada çaresizliği yaşadık. Faydamız olmayacak hastaya müdahale etmeyelim dedik.

Çünkü 38 insan sizden bir şey bekliyor ancak hekim olarak yapabilecek bir şeyiniz yok. İsrail askerlerinin bugün söyleyeceği her şey dezenformasyondur. Yarım saat sonra onlardan 2 asker gördüm. Bunlara dokunmayın diye koruduklarını gördüm bizim arkadaşların. 20 dakika sonunda onların askerleri verildi. Bizim elimizde 4 şehit 38 yaralı vardı. Her şeyimize el koydular. En son askeri ben iki doktor arkadaş ve bir hemşire teslim ettik. Askerlerini alırkenbize sedye vermediler. İtiraz ettiğim için beni kelepçelediler. Kırığı olan yaralıları yürütmek istediler. Sedye vermediler. Bir hekim olarak yaşadıklarımı halen unutamıyorum." sözleriyle aktardı. İHA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler