YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İddianamede yeni talep...
Ergenekon davası kapsamında Odatv'deki aramalara ilişkin soruşturmada 14 şüpehi sanık hakkında hazırlanan iddianamenin şüpheli avukatlara verilmesi talep edildi.
İddianamede yeni talep...
29 Ağustos 2011 / 13:56 Güncelleme: 29 Ağustos 2011 / 14:02

''Ergenekon'' soruşturması kapsamında Odatv'de yapılan aramalara ilişkin yürütülen soruşturmayla ilgili olarak, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ile gazeteciler Ahmet Şık, Nedim Şener ve Soner Yalçın'ın da aralarında bulunduğu 12'si tutuklu 14 şüpheli hakkında hazırlanan ve özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianamenin, şüpheli avukatlarına verilmesi talep edildi.

Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız'ın hazırladığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Fikret Seçen'in incelenmesinin ardından, Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda yeni açılan özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen 134 sayfalık iddianamede yer alan şüphelilerden Barış Terkoğlu, Coşkun Musluk, Şükrü Doğan Yurdakul, Muhammet Sait Çakır ve Barış Pehlivan'ın avukatı Celal Ülgen, iddianamenin gönderildiği İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesine bir dilekçe sundu.

Dilekçede, özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından hazırlanan iddianamenin 26 Ağustos'ta mahkemeye sunulduğu hatırlatılarak, mahkeme açısından Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (CMK) 174/1. maddesinde de düzenlenen sürenin, bu tarihte başladığı anlatıldı.

CMK'nın 2. maddesine göre, soruşturma aşamasının, iddianamenin kabul kararıyla biteceğinin belirtilmesine rağmen, Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 10/d. maddesi kapsamında alınan kısıtlama karanının hangi tarihten itibaren hükümsüz kalacağı hususunda bir düzenlemenin bulunmadığı kaydedilen dilekçede, bu madde çerçevesinde İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesince alınan 19 Mart 2010 tarihli kısıtlama kararının gerekçesinde, yakalanması muhtemel kişilerin ve bu kişilere ait telefon görüşmeleriyle bilgilerinin bulunması nedeniyle kısıtlama kararı alındığı hususunun yer aldığı aktarıldı.

İDDİANAMEDE ŞÜPHELİ LEHİNE HUSUSLARIN İRDELENMESİ

İddianamenin mahkemeye sunulmasıyla birlikte kısıtlama kararına gerekçe oluşturan fiili durumun ortadan kalktığı ve bu kararın da hükümsüz kaldığının kabul edilmesi gerektiği savunulan dilekçede, ''Kamu davası açma görevi'' başlıklı CMK'nın 170. maddesinin, iddianamede bulunması gereken hususları teker teker saydığı ve mahkeme tarafından inceleme yapılırken şüpheli lehine hususların iddianamede belirtilmiş olup olmadığının da irdelenmesi gerektiği dile getirildi.

Dilekçede, şu ifadeler kullanıldı:

''İddianame, savcılık makamının değerlendirmelerini içeren bir metindir. Ancak savunma makamının görüşleri alınmaksızın yapılacak bir muhakeme eksik kalacaktır. Bu çerçevede, iddianamenin irdelenmesi aşamasında dahi savunma makamının bu konuda görüş ve değerlendirmelerinin alınması, adli yargılanma hakkı çerçevesinde bir zorunluluk oluşturmaktadır. Bu görüş alınmaksızın yapılan değerlendirme her zaman eksik kalacak ve savunma hakkının tam anlamıyla kullanılmasını engelleyecektir. Özellikle mahkemenizin tensip kararıyla birlikte müvekkillerimizin özgürlüklerine ilişkin bir değerlendirme yapacağı göz önüne alınırsa, savunmanın görüşü alınmaksızın yapılan bu değerlendirmenin bu haliyle eksik olacağı da şüphesizdir.''

''TAHLİYE TALEPLERİ DEFALARCA REDDEDİLDİ''

Şüpheliler Barış Terkoğlu, Coşkun Musluk, Şükrü Doğan Yurdakul, Muhammet Sait Çakır ve Barış Pehlivan'ın, fiili, hukuki durumlarıyla ilgili bilgi verilen dilekçede, müvekkillere isnat edilen suçlamalara dayanak oluşturan dijital dokümanların tamamının hukuka aykırı bir niteliğe sahip bulunduğu, savcılıkta müvekkillere yöneltilen soruların tamamen gazetecilik faaliyetine ilişkin olduğu ve suçlamalara konu haberlerle yayınların tamamının düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırları içinde yer aldığı öne sürüldü.

Şüpheli müvekkillere ilişkin defalarca yapılan tahliye taleplerinin, CMK'nın 101/2. maddesine aykırı olarak reddedildiği vurgulanan dilekçede, kanunun amir hükmü gereği her türlü hakim ve mahkeme kararında delillerin hukuki irdelemesinin yapılmasının zorunluluk oluşturduğu ve bu kapsamda mahkemenin iddianamede şüphelilere isnat edilen suçlamalara konu delillere ilişkin hukuka uygunluk denetimi yapmasının kanunun emredici hükmünün bir gereği olduğu ifade edildi.

''Kişi özgürlüğünün söz konusu olduğu bir yargılama sürecinde, ülkemizdeki ortalama yargılama sürelerine bakıldığında belki de yıllar sonra bu aşamaya gelinecek olması karşısında bu denetimin bir an önce yapılmasındaki hukuki ve fiili fayda daha iyi anlaşılabilecektir'' ifadesi kullanılan dilekçede, şüpheliler Terkoğlu, Musluk, Çakır ve Pehlivan hakkındaki tutuklama kararlarının kaldırılmasına, doktorlardan alınan bilgiye göre sağlık durumu kritik seviyede olan Yurdakul'un tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilmesi talep edildi.

Dilekçede ayrıca, gerekçeleri ortadan kalkan kısıtlama kararı sebebi ve savunma hakkının daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla kabulü kararı öncesinde iddianamenin şüpheli avukatlarına verilmesine karar verilmesi de istendi.

AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler