YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
HZ. Muhammed'in merhameti nasıldı?
HZ. Muhammed'in merhameti nasıldı?
07 Ağustos 2013 00:51
Efendiler Efendisi daha duasını bitirmemişti ki, birden yanında Cibril-i Emîn ve dağların idaresi elinde olan bir melek beliriverdi.

Belli ki Mahzûn Nebi’nin yakarışları Arş-ı âlâ’yı titretmiş ve Allah, imdadına iki meleğini göndermişti.

Efendimizin meleklere verdiği cevap, onun eşsiz rahmet ve merhametinin göstergesiydi.

Müslümanlar için yeni bir yurt arayışı içinde olan Efendimiz, Taif’te umduğunu bulamamıştı. Oradan ayrılmıştı. Kalbi hiç rahat değildi. Zira Mekkelilerin kendisini doğup büyüdüğü memleketine kolay kolay bırakmayacağını iyi biliyordu. Acı ve endişesini dindiren tek şey Rabbine olan sonsuz güveniydi. Güvenini boşa çıkarmayan Allah Mekke’ye yaklaştığı sırada Cebrâil’i (a.s.) gönderdi.

Hz. Âişe anlatıyor:

“Bir gün Allah Resûlü’ne (s.a.s.):

- Uhud savaşından daha şiddetli, üzücü bir gün yaşadın mı, diye sordum.

-Senin kavminden çektiklerim o gün yaşadıklarımdan daha şiddetliydi. Abduyalil b. Külal’ı İslâm’a davet ettiğim zaman en çetin gündü...

Taif’ten dönerken Mekke’ye bir gün bir gece uzaklıktaki Karn-ı- Sea’lib mevkiine geldik. Burada başımı semaya kaldırdığımda bir bulutun beni gölgelediğini fark ettim. Biraz daha dikkatli bakınca Cebrâil’in (a.s.) bulutun içinde olduğunu gördüm. Bana:

- Allah Sakiflilerin sana söylediklerinin hepsini duydu, yaptıklarını gördü. Dağların idaresindeki meleği benimle gönderdi. Ona sana bunu yapanlar hakkında istediğin şeyi emredebilirsin, dedi. O sırada dağların idaresi ile ilgili melek bana selam verdi.

- Eğer dağları Taiflilerin üzerine kapatmamı istersen, hemen şimdi şu dağları alır üzerlerine kapatırım. İstersen hepsini yere batırırım, dedi. Ben:

-Hayır! Allah’tan onlara zaman tanımasını diliyorum. Belki Allah onların soylarından kendisine şirk koşmadan ibadet eden birilerini getirir, dedim. Melek:

- Sen gerçekten de Rabbinin isimlendirdiği gibi son derece yumuşak ve merhametli birisin, dedi.

Yuların parasını vermeyi unuttu

Günahtan tövbe etmek bazen dille yeterli olmaz. Onu fiille tamamlamak gerekir. Bazı suçlar vardır ki yalnızca pişman oldum, bir daha yapmayacağım demek çok da anlamlı olmaz. Harekete geçip bir şeyler yapmak, suçtan doğan zarar ziyanı mümkün olduğunca telafi etmek gerekir.

Sahabilerden Hz. Ebû Reyhâne katıldığı savaşların birinde orduyla birlikte Meyyafarikin’e gitmişti. Orada bir nalbur dükkanına girdi. Birkaç para vererek bir yular satın alacaktı. Yuları alıp gittiği halde dalgınlıkla adama parasını vermeyi unuttu. Meyyafarikin’den ayrılarak orduyla Ristin kalesine geri döndü. Hımıs’a 12 mil uzaklıktaki bu kaleye gittikten bir süre sonra aldığı yuların parasını vermeyi unuttuğunu fark etti. Oğluna:

- Aldığımız yuların parasını satıcıya götürür müsün, dedi. Oğlunun oldukça isteksiz olduğunu görünce, bineğinden indi eşyalarının içerisinden kendine yetecek kadar yiyecek aldı. Kalan eşyalarını oğluna teslim etti. Sonra arkadaşlarına:

-Aileme ulaştırıncaya kadar hayvanlarıma ve eşyalarıma göz kulak olurmusunuz, diye rica etti.

Arkadaşları:

-Niçin? Ne yapmak istiyorsun diye sordular. Sahabi:

- Alışveriş yaptığım yere dönüp, adama parasını verecek, kendisine emanetini teslim edeceğim, dedi. Bineğine binip Meyyafarikin’e kadar gitti. Yuları satın aldığı adamı bulup, parasını ödedi. Gönül huzuruyla ailesinin yanına geri döndü.

Bir dua

Sevdiğini cennetinle sevindirirsin, sevindir bizi!

Allahım! Hem seven hem de sevilmeyi dileyensin. Ey varlığı sevgi olan, ey sevginin sonsuz kaynağı! Biz var ettiğini severiz, Sen sevince var edersin. O sonsuz hazinenden bizim için de bir sevgi var et! O sonsuz sevgi selinin içine bizi de kat; sev bizi! Sen seversen sevdirirsin; sevdir bizi! Sevdiğini cennetinle sevindirirsin; sevindir bizi!

Bir ayet

Anne ve babana iyi davran

“Hani Lokman oğluna nasihat ederken: “Evladım, dedi, sakın Allah’a eş, ortak uydurma! Çünkü şirk pek büyük bir zulümdür.” Biz insana, annesine babasına iyi davranmasını emrettik. Zira annesi onu nice zahmetlerle karnında taşımıştır. Sütten kesilmesi de iki yıl kadar sürer. İnsana buyurduk ki: “Hem Bana, hem de annene babana şükret, unutma ki sonunda Bana döneceksiniz.” (Lokman Sûresi, 31/13-14)

 

BUGÜN

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler