YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Hüseyin Hatemi: "Paralel yapı boş durmaz"
Prof. Hüseyin Hatemi, 30 Mart seçim sonuçları, 17 Aralık darbesinin perde arkası, Cumhurbaşkanlığı seçimi, İslami cemaatlerin Gülen Hareketi'ne tepkisi ve bu hareketin geleceği ile ilgili görüşlerini anlattı.
Hüseyin Hatemi: "Paralel yapı boş durmaz"
18 Nisan 2014 / 09:47 Güncelleme: 18 Nisan 2014 / 10:04

Türkiye, 30 Mart seçimlerinin hemen ardından Ağustos ayında gerçekleştirilecek olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini tartışmaya başladı.

Siyasi yorumcular ve akademisyenler, 30 Mart seçimlerinde büyük hüsrana uğrayan Paralel Yapı'nın Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde de boş durmayacağının altını çiziyor.

Bu isimlerden biri de Hukuk Profesörü Hüseyin Hatemi.

Bir dönem Gülen Hareketi'nin toplantılarına katılan Hatemi, "Gülen hareketi ile menfaat bağı olmayan herkes gerçeği artık gerçeği gördü" diyor.

Hüseyin Hatemi, Cumhurbaşkanlığı seçimleri, Anayasa Mahkemesi, AK Parti içindeki suskunlar hakkında çarpıcı uyarılarda bulunuyor:

Sabah'tan İsa Tatlıcan'ın haberi:

Gülen kaybetti ama maç hala bitmedi

-17 Aralık sürecini neden yaşadık? Sizce Gülen Hareketi, kaybedeceği baştan belli olan bu operasyona neden girişti?

-Kaybedeceklerini düşünmüyorlardı. Saddam gibi kazanacaklarını düşünerek harekete geçtiler. Aslında birdenbire olan bir şey değil. Hareket kara günlerde ortaya atılmak için hazırlandı. Bir deneme sürecinden geçirildi.

ABD Büyükelçisi Morton Abromovitz'in referansı ile Fethullah Gülen'in ABD'de oturumuna izin verilmişti. ABD'nin istediği dini kuşağı oluşturmak için Orta Asya'da büyümesinin önü açıldı.  Şii düşmanlığı, Pers düşmanlığı İsrail dostluğu buradan kaynaklanmaktadır. Gülen Hareketi'nin görevi ve ilkesi budur. Bizzat bunun için yetiştirildiler. Saddam gibi Gülen Hareketi de kaybetti. Gülen'i ABD'de barındıran iradenin şimdi bazı çekinceleri var. Ama hala maç bitmiş değil.

Gülen Hareketi'nin yurt dışındaki okullarında bazı sorunlar olduğunu duyuyoruz. Anladığım kadarıyla siz darbenin başarısız olmasının etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?

-Tehlikeyi fark ederek Azarbeycan okullarını kapattı. Afrika ülkelerinde okullarını açsınlar. Rusya'da faaliyet göstersinler. Türkiye dışında oralarda Türkçe olimpiyatları yapsınlar. Ama artık İslam dünyasını rahatsız etmesinler.

İslami cemaatler siyasete sahip çıktı 

17 Aralık darbe girişiminin ardından 30 Mart seçimleri de Gülen Hareketi açısından hüsranla sonuçlandı. Gülen Hareketi'nde bu başarısızlık nasıl karşılandı sizce?

-Gülen Hareketi içinde menfaat bağı ile bağlı olmayanlar olayın gerçeğini gördü. Cemaat ve tarikatlar da bu gerçeği gördü. Gülen Hareketi'nin memurları ise birdenbire ortada kalmamak için canla başla savunmaya devam ediyorlar. Daha üst kademe daha hırsla hareket ediyor. Hareket'in başındaki de sistemin devamı için mücadeleye devam ediyor.

İslami cemaatlerin Gülen Hareketi - AK Parti çatışması hakkındaki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Bu meselede Sünni cemaatler Alevilerden daha iyi sınav verdi. Sünniler tehlikeyi erken fark ederek AK Parti'nin yani siyasetin yanında yeraldı. Diğer cemaatlerin Gülen Hareketi'nin karşısında yer almasının arkasında "devletten beslenme" şeklinde açıklanmasını da inandırıcı bulmuyorum. Bu bir menfaat ittifakı değildir. Sürüyü kurda satmama ahlakına sahip olan islami cemaatler ülkeyi satmadılar.

Başbakan Erdoğan'ı yalnız bıraktılar

-Geçtiğimiz günlerde Melih Gökçek gazetemize bazı açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalar hakkında ne söylemek istersiniz?

-17 Aralık darbesini sahneye konulurken Tayyip Erdoğan tehlikeyi hemen idrak etti. Seçimlere bel bağladılar. Çok şükür seçimde de muvaffak olamadılar. Şimdi de tehlike geçmiş değil.

AK Parti içinde gemi fareleri var. Başbakan'a rağmen sessiz kalıp ortamı kollayanlar var. Gemi su almaya başlayınca karşı gemiye yüzmeye çalışanlar vardı. Troya atlarının içinden çıkabilecekler vardır. Çok dikkatli olmak lazım.

Başbakan 17 Aralık operasyonu ve sonrasında yalnız bırakıldığını düşünüyorum. Elbette destekleyen, sağlam duran önemli isimler vardı ama büyük ölçüde yalnız bırakıldı. Ben bir akademisyen ve hukukçu olarak bu tehlikenin püskürtülmesi için elimden gelen desteği verdim. AK Parti içinde pusuya yatanlar oldu. Gelene ağam, gidene paşam demeye hazırlananlar vardı.

Gülenciler "mutacı" iftirası uydurdu

Siz İran Şiiliğini de Türkiye'deki Sünni Müslümanların da yakından tanıyan birisiniz. Gülen Hareketi'nin sosyal medya üzerinden Sünni Müslümanlara yönelik "Mutacı" yakıştırması hakkında ne düşünüyorsunuz?

"Mut"a sempozyumu düzenleyerek ne yapmak istediklerini anlamıyorum. Ben Türkiye'de Sünniler arasında bir tane muta nikahı kıyan insan görmedim. Bırakın Sünnileri, Caferi vatandaşlarımız arasında da böyle bir şey yaşanmıyor. İran'da bile muta nikahı kıymış insanlara rastlamazsınız. Gülen Hareketi'nin Sünni bir hareket olan AK Parti'ye muta nikahı yakıştırması yapması anlaşılır gibi değil.

İran ile Türkiye'nin iyi ilişkiler içinde olmasını istemiyor. Başbakan 17 ve 25 Aralık operasyonundan sonra İran'a giderek bunların oyunlarına karşılık "kendimi ikinci vatanımda hissettim" dediğinde Gülenciler iyice çileden çıktı. Onun için sadece Şiilere yöneltebilecekleri bir iftirayı AK Partilileri yönelterek "mutacı" yalanını uydurdular. O da tutmadı.

Haşim Kılıç'ın hiç şansı yok

-Önümüzde kritik bir Köşk seçimi var. Bu seçim süreci hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tayyip Bey'in bir dönem daha Başbakan olması bana uygun geliyor. Ancak Köşk'e de kimin çıkacağı da benim için soru işareti. Muhalefetin adayının Haşim Kılıç olduğu söyleniyor. Başbakan'ın ya da AK Parti'nin çıkaracağı bir adayın karşısında hiç şansı yok. Bence Çankaya çok önemli.

Cumhurbaşkanlığı'na kimsenin endişe duymayacağı birinin bulunması gerekir. 17 Aralık püskürtüldü ama tehlike hala geçmiş değil. İlk ortaya atıldığında karşıydım ama Başkanlık sisteminin Türkiye'ye çok uygun bir sistem olduğunu düşünmeye başladım.

AYM bireysel başvuruda yetkisini aştı

Bir hukuk profesörü olarak Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvurularla ilgili verdiği son kararları nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Bu tür başvuruları Anayasa Mahkemesi'nin reddetmesi lazım. Ama burada Anayasa Mahkemesi hata etmiş. Twitter doğal olarak serbest olması

gerekir. Türkiye'nin kurallarını kabul etmiyorum derse, hükümet de hukuk devleti ilkeleri nedeniyle Twitter'ı kapatabilir. Fertleri korumuş oluyoruz. Fertlere karşı yapılacak olmadık saldırı ve isnatları kaldırmıyoruz diyebilme hakları yok. Bence iktidarın aldığı karar doğrudur. Anayasa Mahkemesi bu meselede yetkisini aşmıştır. Büsbütün yargıdan da güvenimizi kaybediyoruz.

Anayasa Mahkemesi'ne "bireysel başvuru" hakkı verilirken amaç bu değildi. İddia edildiği gibi Çankaya adaylığı için bu tür kararlara imza atılıyorsa bence hiç şansları yok.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler