YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Hrant Dink suikastine paralel kamuflaj
İstanbul eski Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İhlan Güler, Hrant Dink soruşturması kapsamında verdiği ifadede Ramazan Akyürek'in suikast notunu gizledğini iddia etti.
Hrant Dink suikastine paralel kamuflaj
18 Aralık 2014 / 09:00 Güncelleme: 18 Aralık 2014 / 12:09

Güler, o dönem kendilerine gelen notta ‘ses getirecek eylem yapılacak’ dendiğini oysa başında Akyürek’in olduğu EGM İstihbarat Dairesi’ne giden ve ayrıntılı bilgiler de içeren ‘ne pahasına olursa olsun Dink öldürülecek’ notunun kendilerinden gizlendiğini söyledi.

Stargazete'den Kemal Gümüş'ün haberine göre, İstanbul eski Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İhlan Güler, Hrant Dink Suikasti ile ilgili olarak verdiği ifadesinde paralel yapı operasyonlarında tutuklanan Eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi C Şubesi Müdürü Ali Fuat Yılmazer’i suçladı.

Yılmazer’i uzun yılardır tanıdığını anlatan Güler, Dink soruşturması kapsamında önceki gün Savcılığa verdiği ifadesinde , kendisine gönderilen yazının esas itibariyle Osman Hayal’e ilişkin bir araştırmayı kapsadığını ifade etti.

“İstanbul’a Trabzon’dan yazılan Dink ile ilgili 17 Şubat 2006 tarihli yazı ile yine Trabzon İl Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek imzalı İstihbarat Daire Başkanlığına yazılan ve C Şube Müdürlüğüne giden 17 Şubat 2006 tarihli yazı ve bu yazının ekinde yer alan F4 raporuna baktığımda büyük farklılıklar var.

Ayrıca bu F4 raporu bize gönderilmedi’’ diyen Güler, Trabzon’dan, İstanbul’a yazılan yazı da “ses getirecek bir eylem yapılacağı”nın yazdığını, EGM İstihbarat Daire Başkanlığına yazılan yazı ekindeki F4 raporunda ise Hrant Dink’in ‘’ne pahasına olursa olsun, öldürüleceği’’ yönünde bir bilgi paylaşımı yapıldığını belirtti.  “Eğer bize Dink’in öldürüleceği bilgisi verilse idi biz çok daha üst düzeyde ele alırdık” diyen Güler şunları söyledi: “İstihbarat Daire Başkanlığına gönderilen yazıda öldürme eyleminin nasıl yapılacağı, eyleme giderken baz istasyonundan kurtulmak için telefon götürmeyecekleri, silahı köyden temin edecekleri yönündeki bilgiler bize bildirilmemişti, yani bize eksik bilgi verilmiştir.’’

EGM İstihbarat ve Trabzon sorumlu

Güler, kendisinin ardından İstanbul Emniyeti İstihbarat Şube Müdürlüğü’ne atanan Yılmazer’in ‘İstanbul Emniyeti’nide hiç çalışma yapılmadı’ sözlerinin yalan olduğunu belirterek, Akyürek’in soruşturmanın başından itibaren ‘araştırma yapılmadı’ diyerek bilgi gizlemek için ve suikastteki kendi sorumluluklarını ortadan kaldırmak amacıyla müfetişlerden log kayıtlarını gizlediğini belirtti. 

‘’Birlikte çalışmamışlarsa ve ölüm meydana gelmiş ise kim sorumludur?’’ sorusuna da Güler, ‘’Yazıyı paylaşmayan Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü yetkilileri ve EGM İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü yetkilileri sorumludur, eğer İstihbarat Daire Başkanı ve yardımcılarının da bilgisi var ise onlarda sorumludur, her ne kadar İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü bizimle bilgi paylaştığını söylüyorsa da kesinlikle doğru değildir’’ cevabını verdi.

Cinayetten sonra görevden alındım

Dink cinayetinden 6 gün önce dönemin Personel Daire Başkanı Coşkun Çakar’ın ısrarıyla İstihbarat Daire Başkanlığı’nın kompleksindeki Recep Güven’in evinde gizli bir toplantı yaptıklarını anlatan Güler “Bu toplantıda bana İstanbul’dan ayrılmam için baskı yapıldı. Toplantıyı Akyürek’e anlattım ‘Arkadaşların kararına karşı çıkamam’ dedi.  5-6 gün sonra Dink cinayeti oldu ve ortam değişti. Beni cinayetten 10 gün sonra aldılar, yerime bir müddet sonra Ali Fuat Yılmazer’i atadılar” dedi.

Danıştay'a bağlamam istendi

Savcı Doğan’ın, Ali Fuat Yılmazer’in ifadesinde ‘’Ankara’da Danıştay saldırısı olduktan sonra Muzaffer Tekin isminin tespit edilmesine rağmen İlhan Güler, bu konuda çalışma yapmadı” beyanlarının sorulması üzerine Güler şunları söyledi: “Danıştay saldırısından sonra, sanık Alparslan Aslan ile Danıştay cinayetinden 5-6 ay önce Muzaffer Tekin ile 50 küsur saniyelik bir görüşmesi olduğu, bunu da gerekçe göstererek Muzaffer Tekin hakkında Danıştay saldırısı ile ilişki kurulması istendiğini anladım. İçeriğini sordum, yani konuşmanın Danıştay saldırısı ile bağlantı kuracak bir görüşme olup olmadığını sordum, içeriğini önemsemediklerini, sadece bu telefon irtibatını önemsediklerini anlayınca bunun doğru ve ahlaki bir yol olmadığını düşündüğümü söyledim’’ dedi.

 

STARGAZETE

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler