YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Hıncal Uluç'a sert tepkiler
Hıncal Uluç'a sert tepkiler
05 Şubat 2011 08:32
Sabah Gazetesi yazarı Hıncal Uluç'un, dünkü köşesinde Defne Joy Foster hakkında kaleme aldığı yazıya ünlü isimlerden tepki yağdı...

Hıncal Uluç'un dün Defne Joy Foster'ın ölümü ile ilgili kaleme aldığı yazı büyük tepki topladı... Peki Hıncal Uluç ne yazdı, gerçekten haksız mı?

İşte Sabah gazetesi yazarı Hıncal Uluç'un o yazısı ve Uluç'a gelen tepkiler;

(...) Perşembe sabahı, evde kahvemi içip gazetemi okurken, Fatoş geldi. Evdeki yardımcım..
"Hıncal Bey haberiniz var mı, Defne Joy ölmüş.. Evinde ölü bulmuşlar" dedi..
Defne Joy'la tanışmayız. Televizyon izleyen biri olmadığım için, sokakta yanımdan geçse tanımam.. Ama hele son zamanlardaki ününü hemen her gün gazetelerin magazin sayfalarında okuyorum. Acun'un, her programı olay olan, bence günümüzün 1 nolu yapımcısı Acun'un son yarışması "Yok Böyle Dans"ın yıldızlarından.. Yarışmayı kazanacağını kimse tahmin etmiyor, ama kimse de elenmesini istemiyor. Öyle sempatik, öyle hayat doluymuş..
Hatta Sevgili Yüksel (Aytuğ) "Acun bu kız elenirse onu sunucu yap, kaybetme" diye öğüt de veriyordu geçen hafta, Yakın Kumanda'da..
İşte ölen, o daha iki gece evvel seyircilerini coşturan hayat dolu kız..
Hemen TV'ye davrandım.. Haberleri izliyorum.. Ekranın başında donup kaldığımı hatırlıyorum..
Arka arkaya şoklar..
Defne Joy'un ölü bulunduğu yer kendi evi değil. Bir bekar erkeğin evi..
Bekar erkek, benim küçük kuzenim, Sanem'in kardeşi Kerem..
Beni donduran, Defne'nin ölü bulunduğu evin önünde canlı yayın yapan NTV habercisinin sözlerinden biri oldu.
"Defne Joy Foster'in kocası İlker Yasin Solmaz, az önce buraya geldi. Çok üzgün görünüyordu.."
İşte o an, orda kalakaldım.
O çarşamba sabahı, dünyada yerinde olmayı istemeyeceğim bir tek kişi vardı.. İlker Yasin Solmaz..
Düşünebiliyor musunuz?..
Sabaha karşı telefonunuz çalıyor ve haber veriyorlar.
"Eşiniz öldü. Gelin cenazeyi alın.."
"Nerde, nasıl, ne zaman?.."
"Sabaha karşı bir bekar evinde ölü bulundu. Polis soruşturuyor.."
Ne hale gelirsiniz?.. Ne düşünürsüz?..
Ne olursunuz?..
Dün sabah gazeteme baktım..
Tonla haber, tonla yazı.. Defne üzerine.. Ölen Defne'nin dramı üzerine..
Ama asıl ölü, hem de "Yaşayan Ölü" İlker Yasin Solmaz'la ilgili tek satır yok.. Asıl trajediyi yaşayan adamın adı geçmiyor nerdeyse, haberler ve yorumlarda..
İnsanlık ölmüş sanki..
Defne öldü.. Onun için her şey bitti..
Ama bu genç adam yaşayacak.. 18 aylık bebeği ile yaşayacak..
Yarın o bebek aklını başına toplayacak yaşa geldiğinde "Baba bana annemi anlat" diyecek?..
Ne anlatacak İlker Yasin?.
Gencecik, hayat dolu karısı, 18 aylık bebeğinin annesi beklenmedik şekilde ölmüş.. Ona mı ağlayacak İlker Yasin.. Yoksa bir bekar evinde, sabaha karşı kanında tonla alkolle ölü bulunmuş, ona mı çıldıracak?..
Empati, mempati.. Hadi kendinizi İlker Yasin'in yerine koyun dostlarım..
"Acun yarışmayı durdursun.. Kupayı da Defne'nin 18 aylık bebeğine versin" diye hamasi bir tavsiyede bulunan Sevgili Yüksel'e sorum var..
Defne senin eşin olsaydı, dikkat et, sadece "Olsaydı" diyorum.. O "Mesela" yı okurken bile ne hale geldiğini tahmin ettiğim için.. "Defne senin karın olsaydı, gene bu yazıyı yazar mıydın.."
Kerem'in adını duyunca, Gökmen Özdemir'i aradım, Vatan'dan.. Arkadaşı..
"Sor bakalım kerataya, evli barklı ve çocuklu kadını niye götürmüş evine" dedim. "Sordum bile ağbi" dedi, Gökmen.. "Vallahi daha o gece tanıştık. İkimizin de kafası iyiydi. Gittik işte" demiş, Kerem..
Defne'yi nerdeyse "Azize" ilan eden Ayşe kardeşim..
İşte anlatmak istediğim bu..
Bizim zamanımızda Aşka düşülürdü.. Falling in love..
Daha tanıştığın gece, eve, yatağa koşmanın adı da love.. Ama onun fiili başka.. Aşk Yapmak.. Making love..
Benim aşka düşmeye saygım var.. Ama aşk yapmaya yok..
İnsan evliyken de âşık olabilir. Evli birine de âşık olabilir.. Gönül ferman dinlemez, demiş eskiler.. Durup dururken dememişler.. Yüzlerce yıllık deneyim..
Gönül ferman dinlemez tamam ama, 18 aylık bebeği olan evli genç kadın da, daha o gece tanıştığı erkeğin evine koşmaz..
Bunu bana kimse kabul ettiremez. Ben mahalle baskısından da korkmam. Kafamı kesseler düşündüğümü söylerim..
Defne boşanma kararı almış mı?. Mahkemeye baş vurmuş mu?. Evini ayırmış mı?. Ayrı mı yaşıyor eşinden, bebeğinden..
Bilmiyorum.. O konuda satır okumadım, ne öncesinde magazin sayfalarında. Ne de ölümü sonrası haberlerde ve yorumlarda..
Yani..
Ortada çok açık, çok seçik bir "İhanet" var.. Hem de aşk aldatması bile değil. Bir gecelik macera/ One night stand için, aldatılan bir koca ve unutulan bir bebek..
Ölmüş.. Allah rahmet eylesin..
Ama böyle bir insana, öldü diye saygı duymamı kimse benden beklemesin..
Kimse de, onu Azize ilan ederek, gençliğin önüne "Rol model" diye koymaya kalkmasın..
Defne Joy Foster'in ölüm sebebi bilinmiyor..
Astım hastasıymış. Fena halde sarhoşmuş. Bilinen o.. Alkol mü?. Son zamanlarda zararı bilimsel araştırmalara konu olan, bir nevi doping, enerji içeceklerinin aşırı kullanılması mı?. Uyuşturucu mu?. 10 gün içinde Adli Tıp gerçeği açıklayacakmış.. Öğreneceğiz.
Ama benim görüşüm değişmeyecek.
Defne'nin ölümü tipik bir "Su testisi, su yolunda kırıldı" olayıdır!..

Foster’ın bir gecelik macera için kocasını aldatırken öldüğünü öne süren Uluç, yazısını “Defne’nin ölümü tipik bir ‘Su testisi, su yolunda kırıldı’ olayıdır” cümlesiyle noktaladı. Bu satırlar, özellikle sosyal paylaşım sitelerinde büyük tartışma yarattı.

Ayşe Özyılmazel: Bu yazı değil, bu resmen kötülük. Bir yazı okudum, kanım dondu, bu kadarı fazla, çok fazla!

Metin Arolat: Demiş ki “Kim olduğunu bile bilmem, yanımdan geçse tanımam”. Yine de kalemini saplamış “su testisi su yolunda kırılır” diye. Keşke tanısaydın, keşke... O zaman o kalemi kalbine saplar, yine de yazmazdın. Birileri onun cenazesinde “Onu nasıl bilirdiniz” diye soracak. “Acımasızdı, kötü kalpliydi” diye haykıracağım o zaman. Bunlar, Defne’mi bir kez daha öldürdüler.

Sevim Gözay: Çocuğu, karısı, sevgilisi, aşkı, seksi olmayan adamın “hıncı” bu kadar zehirli olabiliyor işte.

Işın Karaca: Kağıda dokunan kalem, kibritten daha çok yangın çıkarır. Empati yapayım diyorum, hiçbir yere sığmıyorsun.

Armağan Çağlayan: Vicdanın sesi olayım derken, vicdansızlığın sesi olmak!

Tuğba Özerk: Ben Hıncal Uluç’un insan olabilme ihtimalini sevdim...

Pınar Altuğ: E Hıncal yuh ama! Pes, ben ne diyeyim sana!

Biricik Suden: Fuları biraz gevşetelim, beyine oksijen gitsin. HINCını ALa ala bitiremedi hayattan. İnsanları kötülemek, hatalarını çıkarmak neye iyi geliyor? Başkasına namussuz demek sizi namuslu yaptı mı bari?
 

DEFNE
 // EDA
Neden kimse Kerem Altanı sorgulamıyor.
Madem Defne evli neden evine davet ediyor.
Hadi davet etti neden evde bırakıp saçma sapan Dr arıyor.
İlk okul çocuğu bile Kerem Altan gibi davranmaz.Bence Kerem Altanı aklamaya çalışmış Hıncal Uluç ve tabiki de saçmalamış....
07 Şubat 2011 16:53
İMZAMI BENDE ATARIM
 // resul
Sayın uluç'un yazısının altına bende imzamı atarım. Karsı cıkanlar aynı seyi yapanlar kendilerine mazeret hazırlıyorlar....
06 Şubat 2011 06:16
yuhh diyorum başkada birşey diyemiyorum!!!!!!!!!
 // emel
o gece orada yaşananları gören bilen varmı? Acaba o Kerem bey gerçekten doğrularımı anlattı? Defne'nin oraya illaki ihanet amaçlı gittiğini kim biliyor? Hani bunun kanıtı? Eğer Defne eşini aldatmak için gitseydi neden yatağa girmek için bekledi, neyi bekledi? Hiçbirşey bilmeden görmeden duymadan ahkam kesmek ne kadar kolaymış. Bu iftiradır. Hemde hiç tanımadığın bir insanın arkasından bunları yazmak kesinlikle iftiradır. Yazık. Sizin o saygın kişiliğinize....
05 Şubat 2011 23:35
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler