YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Hiç kimse meydan okuyamaz
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, 28 Şubat soruşturması için "28 Şubat olması lazım gelen noktaya geldi" dedi.
Hiç kimse meydan okuyamaz
27 Mayıs 2012 / 17:21 Güncelleme: 27 Mayıs 2012 / 17:27

Bakan Yıldırım, Gebze-Orhangazi-İzmir (İzmit körfez geçişi dahil) otoyolu projesi kapsamında yapılacak İzmit Körfezi Asma Köprüsü'nün 3 boyutlu tam modelinin ''Rüzgar Tüneli'' testi için dün geldiği İtalya'nın Milano kentinde, gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi.

28 Şubat'ın "üzeri kapanabilir bir iş olmadığı"nı ifade eden Binali Yıldırım, "28 Şubat, olması lazım gelen noktaya geldi. 28 Şubat, öyle üzeri kapanabilir bir iş değildi. Birçok insanın yüreğini sızlatan, birçok insanı mağdur eden açıkçası darbe desen darbe değil. Böyle zamana yayılmış, demokratik tavır adı altında bir baskı rejimi. Adı konmamış" dedi.

Bu sürece herkesin alet edildiğini söyleyen Bakan Yıldırım, "Medyayı, yargıyı, bürokrasiyi, iş alemini alet ettiler. Hepsini hizaya dizdiler ve bu işi yaptılar. Ama başardıklarını zannettiler. 'Bin yıl artık memleket feraha erdi' dediler. Ne oldu  10 yıl bile sürmedi. Olmaz, insanın tabiatına aykırı" diye konuştu.

Kimsenin yaptığı bir şeyin yanına kar kalmadığını belirten Yıldırım, "İnsanın onuruna yakışmayan müdahalelerin devamı olmaz. Ne oldu  Her şey ortaya çıktı. Eğer kamu adına güç kullanıyorsan, kamuyu temsil ediyorsan, o gücü de belirli amaçlar adına istismar ediyorsan bunun hesabını er-geç verirsin" ifadelerini kullandı.

Bir gazetecinin "yaşanan dalgalarla her hafta insanların tutuklandığı"nı dile getirmesi üzerine Binali Yıldırım, şunları kaydetti:

"İyi bunu diyorsunuz da o savcılar o zaman neredeydi  Asıl onu sorgulamak lazım. Bir ifrattan başka ifrata gidilsin demiyorum. Benim alanım değil. Bu yargı mensupları birbiriyle ilişki kurup, bir çalışma mekanizması var. Kalkıp da 'niye bu kadar ayarı kaçırdınız' demek bizim haddimiz değil. Yani ben bunu doğru bulmuyorum. O zaman hukuk devleti boşta kalır. Biz onların işlerini doğru yaptığını kabul ediyoruz. Öyle kabul etmek zorundayız. Onlar da bizim işimizi doğru yaptığımızı kabul etmek zorunda. Eğer, etik demokratik düşünce geçerli ise böyle olmak zorunda."


-"Uygulamalarda hepimizin yanlışı var"-


"Uygulamalarda hepimizin yanlışı var" diyen Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, tutuklamaların uzun süre olması ve kovuşturma dosyalarının hazırlanmasında Türkiye'de sıkıntılar olduğunu söyledi.

Bakan Binali Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ülkemizde, yargılama ağırlıklı olarak bilirkişiye havale edilmiş durumda. Dosya hazırlığı da polise havale edilmiş durumda. Bu sefer, bu yargılamada güven sorunu doğuruyor. Şimdi AB'nin her yılki tenkitlerinde, yargıya olan güvenin daha da azaladığı yönünde şeyler var. Bize karşı suçlamalar var. Bu yönde olumsuz raporlar geliyor. Bundan Türkiye'nin kurtulması lazım. İnsan kaynağı ve kapasitesiyle ilgili bir konu. Yargıda da böyle, bürokraside de böyle. Bütün alanlarda böyle bir sıkıntımız var."


-250. maddeye yeni düzenleme geliyor-


Tutukluluk süreleri ve tutuklama oranının çok fazla olduğunu kaydeden Yıldırım, "Bir noktada hak veriyorum. Yani kamu vicdanında, yargıyla ilgili düşünce henüz istediğimiz yerde değil. Mesela 250. maddenin, özel yetkili savcıların yetkilerini çok ölçüsüz kullandığı kanaati kamuoyunda yerleşti" dedi.

Bakan Binali Yıldırım, konuya kendi alanından bir örnek vererek, "Bakın en canlı örneği; bizim sivil havacılıktan. Yazıcıoğlu kazasıyla ilgili bilirkişi raporu yazan arkadaşlar, alındı. Malatya Özel Yetkili Savcılığı'nın soruşturma dosyaları devredilir devredilmez, alındı onlar. 9 ay yattılar, şimdi de çıktılar. Şimdi sormak lazım bu adamlar niye 9 ay yattı  Suçlama ise silahlı terör örgütü kurmak. Bu arkadaşların görevleri olmuş kazaya rapor yazmak. Hep bunu yapıyorlar. Bundan başka işleri yok. Bunu kime anlatabilirsiniz" diye konuştu.

Bu durumun toplumda sorgulandığını aktaran Yıldırım, şu bilgiyi paylaştı:

"Onun için biz şimdi 250 ile ilgili bir düzenleme yapacağız bunun kararını verdik. 250'deki yetkilerin daha itinalı kullanılmasına yönelik. Bir kere kamu adına yetki kullanan kimse lafügüzaf olamaz. Bu dengenin sağlanması lazım. Kamu adına yetki kullananların verdikleri karardan doğan zararın kendilerine rücu etmesi lazım. Memurda böyle ama yargıda böyle bir şey yok. Belki terfi gecikmeleri yaşanıyor ama bunlar yeterli önlemler değil. Adalet Bakanlığı şu anda o çalışmayı yapıyor."


-Tutuklu milletvekilleri konusu-


Bu konuda kendisinin de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gibi düşündüğünü bildiren Yıldırım, "CHP, avaz avaz dokunulmazlıkları kaldıralım diye bağırıyor. Peki kardeşim oradaki tutuklulara niye ayrıcalık istiyorsun  Milletvekilleri bırakılsın diğerleri kalsın. Hepsini bırakalım. Kendi siyasi söylemleriyle çelişki halinde" dedi.

Binali Yıldırım, "Yargıyı beğenmeyebiliriz ama hiç kimse meydan okuyamaz. O bir meydan okumadır. Ciddiye almama, 'ben milletvekili adayı yaparım, bu yargıyı da sulandırırım' anlayışını herkesin terk etmesi lazım" yorumunu yaptı.

Siyasi rakipleriyle sahada yarışmayı tercih edeceğini belirten Yıldırım, "Siyaset onu gerektirir. Bir yerde de Türkiye'nin kurumlarını yok saymak. Yani adaylığı tartışmalı olan arkadaşları bile bile aday göstermek iktidar partisiyle seçimde bilek güreşi yapmak seçim mücadelesi dışında, 'Ben sizin yargılamalarınıza, sizin tasarrufunuza meydan okuyorum' deniyor, bu bizim tasarrufumuz değil ki" şeklinde konuştu.

Milli iradenin, kamuoyu olduğunun altını çizen Binali Yıldırım, "Yargılamayı yapan kimse baştan beri bu mesajı, alıp ona göre bu yargılama sürecini mutlaka bir şekilde hızlandırıp, sonuçlandırması lazım. Bunu parlamentoda bir düzenlemeyle yapmak, o yargıya, süte su katmak gibi olur" dedi.

Bir gazetecinin Hakan Fidan olayını hatırlatması üzerine Yıldırım, o konuda işin o aşmaya gelmediğini ve tam örtüşen bir örnek olmadığını belirterek yanıt verdi.

"Masumiyet" karinesinin esas olduğunu vurgulayan Bakan Yıldırım, bir gazetecinin "tutukluluk süresinin cezaya dönüşmemesi" yorumuna da "Doğru" diyerek, destek verdi.


-27 Mayıs-


Sohbet toplantısının yapıldığı tarihin 27 Mayıs'a denk gelmesi anımsatılan Binali Yıldırım, kendisinin o dönemde 7 yaşında olduğunu dolayısıyla hatırlayamadığını, ancak 27 Mayıs'ın bugüne kadar yapılan darbeler içinde halkı çoğunluğu itibariyle en fazla etkileyen darbe olduğunu söyledi.

Yıldırım, 27 Mayıs'ın etkisinin fazla olmasını ise şöyle açıkladı:

"Bu darbe, darbenin büyüklüğünden değil, darbenin sonucundaki idamlardan dolayı. O, Türk halkını hakikaten derinden sarsmıştır. Ama Türk halkı yine silahlı kuvvetlerine, ordusuna her şeyi içine atmış, tavır almamıştır. O, çok önemli bir ayrıntıdır. Daha sonra kurum içinde yanlış yapan ve bu işi tekrarlayanların silahlı kuvvetlere zararı, 60 darbesinden daha fazla olmuştur. 71, 80, 28 Şubat, 27 Nisan. Yani bu çok önemli bir ayrıntıdır. Türk halkının asaletini gösteren bir şeydir." AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler