YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Hastanenin raporunda 4 yıl içinde neler yaşandığı
"Hastanenin raporunda 4 yıl içinde neler yaşandığı
"Hastanenin raporunda 4 yıl içinde neler yaşandığı
30 Ağustos 2008 / 14:54 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

Uzun yıllar askerî hastanelerde "çürük müracaatlarını" değerlendiren emekli Tabip Albay Prof. Alper, "Eminağaoğlu için verilen çürük raporu yeterli değil" dedi


Türkiye'nin önde gelen gastroentereloglarından Emekli Tabip Albay Prof. Dr. Ahmet Alper, hakkında “askerlik yapmamak için sahte rapor düzenlettiği” yolunda iddialar bulunan Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun raporlarını teker teker inceledi.


Uzun yıllar boyunca askerî hastanelerde, “çürük müracaatlarını” değerlendiren, binlerce kişinin “aslında çürük olmadığı halde askerlikten kaçmak için yol aradığını”, binlercesinin de gerçekten “çürük” olduğundan dolayı “askerlikten muaf tutulması” gerektiğini saptayan Alper, belgeler ışığında Vakit'in sorularını cevaplandırırken oldukça çarpıcı noktalar üzerinde durdu:


- İki belge var. Bu şahıs, 1988 yılında askerî hastaneye gidiyor. Oradan çıkan 22.12.1988 tarihli belgede, “Ayaktan sağlık kuruluna çıkması uygundur” deniyor. Hemen ertesi günün tarihini taşıyan bir başka belgede ise, “Heyet dolaşması gerekmez” deniliyor.


- “Heyet dolaşması gerekmez” işlemi, yürüyerek oraya gelen bir yedek subay adayı için pek yapılan bir işlem değildir, pek rastlanan bir uygulama değildir. Burada doğru olan “Ayaktan sağlık kuruluna çıkması uygundur” uygulamasıdır. Bir gün sonraki sıra dışı!..


- Şahıs, 1979'da yani 12 yaşındayken apandisit ameliyatı olmuş. 1984'te de, “çürük raporu almasını” sağlayacak olan ameliyatı olmuş. Ameliyat raporunu ve askerî hastane tarafından 1988'de verilen raporu incelediğinizde dikkatinizi neler çekiyor?


- Burada üzerinde durulacak iki nokta var. Birincisi; bu tip bir işlem için şahsın, apandisit ameliyatından sonra yaygın jeneralize peritonit (karın zarı iltihabı) oluşana kadar, 84 yılına kadar, üç beş sefer britlere bağlı olarak, hastanelere müracaat edip sıkıntısını ifade etmiş ve tedavi görmüş olması lazım. Bu şahıs askerî hastaneye gitmiş. Ona sormamışlar mı, ‘Bu süreç içinde ne gibi tedaviler gördün, hangi şikayetlerle nerelere başvurdun?'


Sonra, 1984'ten askerî hastaneye gittiği 1988'e kadar 4 yılda neler yaşadı? Peritonit (karın zarı iltihabı) geliştiği için, bu şahsın ondan sonra mesela bağırsak düğümlenmesi gibi tablolarla hastanelere müracaatı lazım. Böyle şeyler olmuş mu? O dört yılda neler yaşamış? Bu konuda da askerî hastanenin raporunda herhangi bir bilgi yok. Neden yok?!..


- Ameliyat raporunda her taraf cerahatli diyor. 1984'te ameliyat olmuş. 1988'de de çürük raporu almış. Bu dört yılda nasıl bir tablo gelişmiştir?..


- Şimdi onun için ben şöyle söyleyeyim. Biz mesela, ‘jeneralize peritonit yapışıklıklar oldu, bunu ele alalım' diyebilmek için, mutlaka iki tane üç tane bağırsaklarda seviye gösteren filmi, ilave ederiz. Böyle bir ameliyat olmuş kişi geldiği zaman karşıma, onun hakkında “Askerliğe uygun mu, değil mi?” kararını vermezden önce mutlaka bunları isteriz. Ortada nasıl bir durum var? 1984'te ameliyat olmuş ve düzelmiş mi? Diyelim ki, düzeldi. O zaman niçin gitmesin ki askere? Diyelim ki düzelmedi. O takdirde, 84'ten 88'e kadar yapılan tedavilerin belgeleri, filmleri vesaire nerede? Bunlar sorgulandıysa, askerî hastanenin 1988'deki raporunda olmalıydı. Hani nerede?..


- Askerî hastanenin raporunda üzerinde, bir uzman gözüyle durulması gereken başka noktalar var mı?
- Çok önemli bir eksiklik, ameliyat buysa, buna bir sürü diren koymak lazım. Yani karnında bir sürü diren (sonda) izleri olmalı. Karnını açtığınız zaman en az iki üç tane diren konulmuş yerler, eski ameliyat sonrası. O diren izleri de çok sekellidir. Diren bir plastik borudur, içerdeki püyü dışarı atsın diye. Askerî hastanenin raporunda bundan bahis yok!.. Halbuki, hastanedeki muayenede, göbek altı, göbek üstü ve yan taraflarda izlerin tespit edilmesi lazım. Hiçbir diren izinden bahis yok. Halbuki jeneralize peritonit ameliyatında mutlaka birkaç diren konur. Ve bu izler varsa, askerî hastanenin raporunda mutlaka yer almalıdır. Yer alır!.. Ama burada yok!..


- Sayın Eminağaoğlu'nun bugünkü durumunu tespit ederek, dününü bulamaz mısınız?


- Bunu göstermenin yolu eğer ki peritonit geçirdiyse bir de laparaskopi yapılmasıdır. Bunlar var mı, yok mu?.. Ne derece peritonit yapışıklıkları olmuş?.. Tam olarak hastalığın geçmişi ve bugünü, seyri bulunur. Basit bir şey, bu yapılır ve tartışma biter!..


- Eminağaoğlu'nun askerlik yapmasına mani olduğu iddia edilen hastalığı, eğitim ve iş hayatını etkiler mi? 1988'den 2008'e 20 senelik bir zamanı bu hastalıkla geçirmiş…


- Mutlaka etkiler. Gaz olur mesela, aşırı gurultu olur, büyük abdestini çıkarmakta zorlanır, bazen gerçekten fazlaca zorlanır. İleus dediğimiz hatta subileus dediğimiz tam tıkanma değil de tıkanmaya yakın haller görülür. İçindeki bağırsak muhtevası çıkmakta zorlanır. Hastanın iş hayatı bundan çok olumsuz etkilenir. Psikolojisinde de olumsuz etkiler yapar bu hal. Yani, belirtilen sebeple askerlik yapmayan birinin ondan sonraki hayatı da çok olumsuz etkilenmiş demektir. Peki nasıl etkilendi ve ilgili şahıs uzun yıllar boyunca hangi tedavilerden geçti. Bunların da ortaya çıkartılması gayet kolaydır. - Siz olsaydınız, böyle bir rapora imza atar mıydınız?


- Tek bir ameliyatla gönül rahatlığıyla biz bu zatın durumuyla ilgili olarak ‘askerliğe elverişli değildir' kararı vermeyiz. 1984'te tek bir ameliyat olmuşsa bunu yeterli görmeyiz. Biz en azından ikinci bir ameliyat hatta üçüncü bir ameliyat bekleriz, durum bu kadar sıkıntılıysa. Ancak bu demek değildir ki, mutlaka ortada bir yanlışlık vardır. Kamuoyunun vicdanı rahatsız. O halde, yapılacak iş bütün belgeleri ortaya koymak ve askerliğe gerçekten engel bir hastalık olduğunu şüpheye mahal bırakmayacak şekilde gözler önüne sermektir. Kamuoyu bunu bekliyor.


Vakit

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler