25 Ocak 2017 Çarşamba
  • Altın147,005
  • BIST84.208
  • Dolar3,7769
  • Euro4,0596
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7314
  • İstanbul6 °C
  • Ankara-3 °C
  • İzmir7 °C
  • Konya-3 °C
  • Adana12 °C
  • Antalya9 °C
  • Diyarbakır1 °C
  • Bursa4 °C
  • Kayseri-1 °C
  • Kocaeli3 °C
  • Şanlıurfa3 °C
  • Gaziantep5 °C
  • İçel13 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Hanefi Avcı tahliye olduktan sonra ilk kez konuştu
Hanefi Avcı tahliye olduktan sonra ilk defa katıldığı bir televizyon programında yaşadıklarını, Gülen Hareketi'ni ve paralel yapıyı anlattı.
Hanefi Avcı tahliye olduktan sonra ilk kez konuştu
01 Temmuz 2014 / 08:20 Güncelleme: 01 Temmuz 2014 / 14:25

Haliç'te Yaşayan Simonlar kitabıyla paralel örgütün hedefi haline gelen Hanefi Avcı, cezaevinden çıktıktan sonra ilk kez canlı yayıında yaşadıklarını ve paralel örgütü anlatıyor.

Avcı, "aslında ben çok katı bir cemaat karşıtı da değildim, istediğim bu konuların açıklığa kavuşması" ifadelerini kullandı.

 Paralel örgütü Emniyet'e yerleştiren isim olarak Hanefi Avcı isminin zikredilmesi konusuna yanıt veren Avcı, bu iddianın gerçeği yansıtmadığını belirtti, "F. Gülen'le bir kez görüştük, Gülen Hareketi'nin içinde yakından tanıdığım insanlar var. Ama Gülen Hareketi'ne bir yakınlığım yok" ifadelerini kullandı.

Avcı sözlerini şöyle sürdürdü:

Gülen Hareketi'nin içinde suç işleyen insanlarla, kendi halinde yaşayan iyi niyetli insanları birbirine karıştırmamak lazım. Suç işleyenler, devlet kademelerinde, devletin talimatlarını değil Gülen Hareketi'nin talimatlarını uygulayanalardır. Gülen Hareketi'nin diğer müntesiplerinin suç işlediğine inanmıyorum.

Kendilerine mani olanları sahte belgelerle bertaraf ettiler

Emniyet içindeki Gülen Hareketi'nin mensupları yanlış yapmaya başladıkları zaman onlara karşı çıkmaya başladım.

İlk gördüğüm yanlış, Emniyet içinde kendilerine karşı çıkanları bir şekilde saf dışı bırakma çabalarıydı. Sahte ihbar mektupları ortaya çıktı. Kendilerine mani olacak insanları tek tek bertaraf ettiler.

O günlerde bu tutuma tavır aldım, bazılarıyla tartıştım. Açılan soruşturmalara baktım, klasik soruşturmalara hiç benzemiyor. İstedikleri kişileri, sahte belgelerle, istedikleri şekilde suçlamaya başlamışlardı.

Kitabımı yazım aşamasında gizli tuttum

Sevilay Yükselir'in, "kitabınızın yazım aşamasında, daha yayınlanmadan 'aman Hanefi Bey, yapmayın, başınız derde girer' şeklinde uyarılar yapıldı mı size" sorusuna ise Avcı şöyle cevap verdi:

Haliç'te Yaşayan Simonlar kitabını yayınlayana kadar gizli tuttum. Engelleme çabalarına karşı tedbir aldım. Kitaptan sonra taciz edilirim, rahatsız edilirim, açığım aranır diye düşünüyordum. Ama bu kadarını beklemiyordum.

Gülen Hareketi'nin operasyonel elemanlarının, yaptıkları işin doğru olduğuna inandıklarını, önceleri küçük suçlarla işe başladıklarını, sonra suçların boyutunun büyüdüğünü, en sonunda da yaptıklarının meşru olduğunu düşünmeye başladıklarını söyleyen Hanefi Avcı, "Gülen Hareketi mensupları önce küçük suçlarla başlıyor, sonra suçun boyutu büyüyor, sonra mensuplar, yaptıklarının suç olduğuna inanmamaya başlıyor. Bundan sonra da geri dönüş olmuyor" dedi.

Gülen Hareketi'ne itiraz etmeye kalkışırsanız...

Gülen Hareketi'nin bütün evraklarının sahte olduğunun altını çizen Avcı şöyle konuştu:

Gülen Hareketi'ne itiraz etmeye kalkarsanız, kendinize yeni bir dünya yaratmanız gerekir. Yeni arkadaşlar edinmeniz gerekir. Korku imparatorluğu kurdular.

Gülen Hareketi'nin tüm evrakları sahte. Dikkat edin, elle yazılmış hiç belge yok. Sanki tüm insanlar artık bilgisayarla yazıyormuş gibi. Sanki hiç elle yazılmıyormuş gibi. Bütün belgeleri dijital. İşadamlarını hapse attıracaklardı. Örgüte göre kendi dışındakiler gayri milli.

Evlere çocuk pornoları yerleştirdiler

Bazı insanların evlerine utanç verici porno kasetleri yerleştirildi. Çocuk pornoları yerleştirildi. Onur zedeleyici operasyonlar yaptılar.

Örgüt mensupları aslında kendi başlarına kalsa bu yanlışları yapmaz. Ama yukarıdan gelen bir emir olunca yapıyorlar. Emir yukarıdan geldiyse "kesin doğrudur" şeklinde algılıyorlar. Oradan ne geldiyle doğrudur, vardır bir bildiği şeklinde bir inanış var.

Ben ayrıldıktan 28 gün sonra makamda arama emri çıktı, bu tamamen hukuksuz

31.08.2010 tarihinde Eskişehir'deki makamımdan ayrıldım. Ayrılırken odamı boşaltırken personele zabıt tutturdum. Ankara'ya gittim. Benim ayrılışımdan 28 gün sonra Eskişehir'deki odama arama kararı çıkardılar. Orası artık bana ait değildi. Ve arama kararı çıkarabilmeleri için, orada bulunduğuna inandıkları delillere ilişkin emareleri hakime bildirmek zorundalar, ancak bu şartla arama kararı çıkartılabilir. Ancak hiç böyle bir şey olmadı. Sadece arama kararı vardı. Emareler kararda yazmıyordu.

HSYK'ya defalarca başvurdum, ancak ilgilenmediler

Hanefi Avcı, kendisine tuzak kuranlardan birinin bugün Yargıtay üyesi olduğunu, hak ihlalleriyle ilgili defalarca HSYK'ya şikayetlerde bulunduğunu, ancak HSYK'nın harekete geçmediğini belirtti.

Avcı sözlerini şöyle sürdürdü:

Bana yapılan hukuksuzluklara karşı hukuki mücadele başlatacağım. Ben HSYK'ya çok şikayette bulundum. Ama HSYK 2 yıl boyunca hiç bakmıyor bile. HSYK'nın da görevini yapması lazım. Yargıdaki hukuksuzluklarla mücadele etmek çok zor. Çünkü oranın hassasiyetleri var. Davam 9 aydır Yargıtay'da. "Örgüt üyesi" dedikleri isimler dışarıya çıktığında ben halen içerideydim.

7 Şubat öncesinde örgütün faaliyetlerinin ipuçları ortaya çıkmaya başlamıştı

7 Şubat öncesinde (Hakan Fidan'ın ifadeye çağırılması) aslında bazı emareler ortaya çıkmaya başlamıştı. 7 Şubat'tan sonra cezaevindeyken dedim ki "tamam artık devlet bunların niyetini artık görür".

MİT'te Gülen Hareketi'nin etkisi vardı ama orayı tam olarak ele geçirememişlerdi. Ele geçirmeye çalıştılar ama başarılı olamadılar. Hakan Fidan'ı tasfiye edip kendi elemanlarını yerleştirmeye çalıştılar. Ondan sonra zaten işler artık çok kolay olacaktı.

MİT'i ele geçirmeye cesaret etmek aslında korkunç bir cesaret. Bu kadar gözükaralığı anlamak mümkün değil.

Gülen Hareketi'nin belli hedefleri vardır! Aziz yıldırım da hedeflerden biriydi

Aziz Yıldırım her zaman Gülen Hareketi'nin hedefi oldu. Gülen Hareketi'nin belli hedefleri vardır. Mesela Cübbeli Ahmet Hoca Gülen Hareketi'nin hedefidir. Haydar Baş Gülen Hareketi'nin hedefidir. Yıldırım da Gülen Hareketi'nin hedefleri arasındadır. Şike operasyonunda şaibe olduğu aşikardır.

Gülen Hareketi'nin şike dinlemesine 2009'da başladı

Her olayı kullanıyorlar. Mesela Hrant Dink olayını kullanıp bir yerlere operasyon yapmayı düşündüler. Danıştay olayını, Özal'ın vefatını bahane edip bir takım insanların başına çorap örmeye çalıştılar.

F.Gülen hesap vermeli ama Türkiye şimdiye kadar ABD'den kimseyi alamadı

Gülen Hareketi'nin yaptıklarından dolayı, örgütün başında yer alan F.Gülen'in de hesap vermesi gerektiğinin altını çizen Hanefi Avcı, "Amerika Gülen'i Türkiye'ye iade eder mi" sorusuna ise şöyle cevap verdi:

Gülen Hareketi'nin başındaki isim o olduğu için onun da hesap vermesi gerekiyor. Ancak, iade konusunda, Türkiye şimdiye kadar ABD'den hiçbir adamı alamadı. Bu ABD'nin kötü niyetli olduğu anlamına gelmeyebilir. Orada farklı bir mevzuat var. Çok büyük bir uğraş vermek gerekiyor.

Cezaevinde yeni kitap için hazırlık yaptım

Cezaevindeyken "kaderim buysa çekerim" dediğini ifade eden Avcı, "çok kitap okudum, zaman çabuk geçti. Yeni kitap için hazırlık yaptım" dedi.

 

STARGAZETE

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler