YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Hanefi Avcı: 17/25 Aralık aceleye geldi yoksa...
Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, gülen Hareketi'nin dünyada benzeri olmadığını belirterek, Gülen Hareketi ile hükümet arasındaki kırılma noktasının 2011 yılı olduğunu söyledi.
Hanefi Avcı: 17/25 Aralık aceleye geldi yoksa...
22 Mayıs 2015 / 14:23 Güncelleme: 22 Mayıs 2015 / 14:36

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, TGRT Haber'de Gülen Hareketi ile ilgili açıklamalar yaptı.

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, "17 ve 25 Aralık bir yalandır, toplumu aldatmaktır. Gülen Hareketi, Emniyet'te 2005'ten 2010 kadar süren etkin döneminde hiçbir yolsuzluk iddiasının üzerine gitmemiştir. 17 ve 25 Aralık aceleye gelmeseydi; Hükümet devrilmişti. Dönemin Başbakanı ve ailesi ile bakan ve büroktarlar ile çocukları tutuklanmıştı. Ülke kaosa girmiş, gerilemişti" ifadelerini kullandı.
 
"Kırılma noktası 2011"
 
Hanefi Avcı, "17 ve 25 Aralık operasyonu sonrası Gülen Hareketi'nin ölçüsüz, hukuku aşan akıl almaz faaliyetleri ortaya çıktı" dedi; 'ama' vurgusuyla, Gülen Hareketi ile Hükümet'in arasının açıldığı sinir uçlarını şöyle özetledi:

"Olayın tarafları açısından 'kırılma noktası' aslında; 17 ve 25 Aralık değildir. 2011'de Başbakanlık Ofisi'ne 'böcek' konulmasıyla başlayan olaylar zincirinde, Sayın Erdoğan sorumluların kim olduğunu biliyor, tahmin ediyor, yorum yapıyor ve mantıki temele zaten oturtuyordu.

Akabinde 2012'de MİT'e yönelik operasyon, sadece MİT'e ve MİT Başkanı'na yönelik bir girişim değil; aslında Hükümet'e ve Hükümet'in politikalarını hedef alan kalkışmaydı. Yine bu süreçte, Hükümet'in yürüyen soruşturmalarla ilgili 'beğenmediği, aksadığını' hissettiği Hareket müdahaleleri de söz konusuydu.

İktidardakilerin, davalardaki hukuka aykırılıklar ve aşırılılıkları frenlemek için çıkardığı yasaların 'uygulanmaması' da Gülen Hareketi ile Hükümet'in arasının açılmasına yol açtı. Ancak Gülen Hareketi, hiçbir yenilik teşebbüsleri ciddiye almıyor; yasa da çıksa, kanun da düzenlense, bildiğini okuyordu.

Hükümet ile Gülen Hareketi arasında zaten hep bir gerginlik vardı. Son noktada; Gülen Hareketikendisini o kadar güçlü gördü ki, Hükümet'i bile önünde engel belirleyerek, o iradeyi ortadan kaldırmayı planladı. Hareket talep eden değil; her şeye sahip olmak isteyen bir yere oturdu. 'Her şeye sahip olan, her şeyi yapan, Türkiye'yi dizayn eden benim, ülkeyi de benim yönetmem lazım' iddiasına geçti."
 
"Mesele Gülen Hareketi - Hükümet kadar basit değil"
 
Meselenin, 'Gülen Hareketi ile Hükümet arasında' bir olay olmadığına dikkat çeken Avcı, "Aslında Gülen Hareketi ile bütün devlet, Gülen Hareketi ile tüm millet arasında bir mesele var. Gülen Hareketidüne kadar Hükümet'in yanındaydı; bu sorun yine vardı, hem de bütün şiddetiyle vardı.

2007'den başlayan dinlemeler, belgeleri mevcut. Gülen Hareketi sadece birkaç kişiyi değil; toplumun bütün kilit noktalarını dinliyor. Basın mensuplarını, işadamlarını, Türkiye'deki bütün dini grupları, tüm askeri kişileri, Hükümet'in bütün bakanlarını dinliyor. Bunlar öyle küçük şeyler değil.

Gülen Hareketi; dinlemeleri, tuzak kurmak, kumpas kurmak yoluyla önce rakiplerini bertaraf etmek üzere değerlendirdi. Sonra illegal dinlemeler üzerinden topladığı bilgileri gerektiği gibi yorumladı. Böylece tüm toplumu düşündüğü şekilde yönetmeyi, yönlendirmeyi amaçladı. Mesele 'Hükümet, Gülen Hareketi meselesi' kadar basit bir dövüş, kavga, kısır döngü değil" ifadelerini kullandı.
  
"17-25 Aralık yalandır, toplumu aldatmaktır"
 
"Gülen Hareketi'nin hiçbir zaman yolsuzluğu önlemek ve bu yönde görev almak gibi bir hedefi olmadı" diyen eski Emniyet Müdürü, "Yolsuzluk iddiaları aslında bir yalan, şu 17-25 Aralık teşebbüsleri toplumu aldatmaya yönelik, taraftar toplama hamleleri... Biz bu tahkikatları berabar yapmayı daha evvel çok teklif ettik. O zaman bize çok kısıtlı yetki verdiler; sonra da bunu ortadan kaldırdılar aynı Hareket. İstanbul Emniyeti de buna katkı sağlamadı.

2008-2009'da yaptığımız olayı, bunun başlangıcı gibi gösteriyorlar; bu aldatmaca ve yalandır. Bunların onlarla hiçbir ilgisi yoktur. Emniyet istihbaratı, Gülen Hareketi'nin elindeydi. Daha sonra kaçakçılık, organize suçlar ve terörle mücadele birimlerinde de etkili oldular.

2008-2010 arası Gülen Hareketi, Emniyet'te çok etkin görünüyor. O tarihte, dünya kadar yolsuzluk olayı var. Bunların hiçbirine eğilmediği gibi, onların böyle bir operasyon yapma gibi bir iddiası ve gayreti de yok. Peki; iktidar partisi bürokratları ve görevlilerinin bu kadar çok olayı içinde neden yer almadınız? Size şikayet de olay da var; ama hiçbirine girişmemişsiniz... Hatta; 2005'te, 2006'da bizim Emniyet Müdürü olarak yaptığımız operasyonlarda, Gülen Hareketi engeli yaşadık.

Ne zaman ki; Hükümet'i hedef aldılar, arka arkaya operasyon başladı. Burada Hükümet ile bir hesaplaşma, Hükümet'i devirmeye yönelik bir girişim var. Amaçları yolsuzluğu ortaya çıkarmak değildir; bu çok açık... Bu ülkede yolsuzluk her dönem oldu. Geçmişte de olmuştur, gelecekte de olabilir" dedi.
 
"17-25 Aralık aceleye geld, tutmadı"
 
17-25 Aralık darbe teşebbüslerinin aceleye geldiğini ileri süren Avcı, "Gülen Hareketi'nin Emniyet'teki mensuplarının yer değiştirilmesi, tayin kararlarının verilmesi iddiası ortaya atılınca, paralel memurlar panikleyip 'Bizi görevden alacaklar' diye rapor ediyor ve böylece operasyonlar tam hazırlanılmadan öne çekiliyor.

Aslında kimsenin kimseyi değiştirme niyeti yok, öyle bir operasyon da yok; fakat emniyet içindeki bu dedikodularla, gece dosyalar hemen savcılığa taşınıyor ve düğmeye basılıyor. Aslında 17 ve 25 Aralık operasyonları daha geniş dönemlerle yapılacaktı. Gerçekten planlandığı gibi olsa, ikisi birden belirli bir zaman aralığında başlamış olsa, daha ileride yapılmış olsaydı Hükümet'in devrilmemesi, dik durması zor görünüyor. İkisi aynı anda başlayınca; Hükümet aleyhine tahribatı daha güçlü olamadı.

'Kader mi' diyelim; 17 Aralık bir dosya, 'memur suçları' ve normal usûle tabii, diğeri, 27 Aralık dosyası, özel bir dosya, terörle suçlar dairesine tabii... 17 Aralık'la ilgili hakim ve savcıları Gülen Hareketi ayarlamış, istedikleri kararları aldırdılar. Fakat diğer davada, 25 Aralık'ta 4 bakanın suçlandığı dosyada karar alacak hakimler, Gülen Hareketi'nden değil ve istedikleri de olmadı. O suçlamalara baktığınızda hakikaten Hükümet ayakta kalamazdı... İçişleri Bakanı Efkan Âlâ'nın tavrıyla işler ters döndü" açıklamalarında bulundu.
 
"Çözüm'de tehlike, MİT'teki Gülen Hareketi" 
 
Hanefi Avcı, MİT tırları ile ilgili de konuşurken; MİT'in alt kademesinde ve teknik yapıdaki yerlerinde çok sayıda Gülen Hareketi mensubu var. Bunlar uzun zamandır MİT'i ele geçirmeye çalışıyorlar. Hükümet'in barış politikası, Çözüm Süreci'ni de bunlar etkiliyor. Çünkü emniyetteki istihbarat, Gülen Hareketi'nin elinde... Yani MİT'in alt kademesine hakim olan Gülen Hareketi, üst yönetimde söz hakkı yok. Burada da MİT'i ele geçirme çabası var. Aslında Güney Doğu'da Gülen Hareketi, Hükümet'i etkisizleştirip kendi politikalarını uygulamak istiyordu. Dikkat ederseniz; MİT'in her türlü uygulamasını suç olarak lanse ediyorlar" dedi.

 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler