YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Halil Berktay: PKK HDP'nin seçime girmesini istemiyor
Prof. Halil Berktay, "Sol liberaller kendi kibirleri yüzünden Erdoğan'dan nefret ediyor. Çözümün başarısı AK Parti'ye yaramaması için barışı sabote ediyorlar. PKK işlevsiz kalacağı için barışı istemedi." dedi.
Halil Berktay: PKK HDP'nin seçime girmesini istemiyor
14 Eylül 2015 / 10:50 Güncelleme: 14 Eylül 2015 / 11:03

Türkiye 3 yıl aradan sonra yeniden PKK şiddeti ile karşı karşıya. Geçmiş yıllarda PKK şiddetine karşı ulusal medyanın bir karşı duruşu vardı. Ancak bu kez durum farklı. 

CHP, FETÖ, HDP medyası, sol liberaller ve sosyalistler AK Parti iktidarına karşı PKK şiddetini tercih ediyor. Yaşanan şiddetin tüm sorumluluğunu Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yıkmak için PKK'ya örtülü destek veren bu çevrelere Türk solunun yakından tanıdığı bir isim olan Halil Berktay'dan bir itiraz geldi. 

Üst üste yazdığı yazılarla PKK, HDP, Sosyalistler ve sol liberalleri sert şekilde eleştiren Sabancı Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Halil Berktay, Sabah gazetesinden İsa Tatlıcan ile gündemi konuştu.

PKK'NIN BAŞLATTIĞI SAVAŞIN HAKLI HİÇBİR GEREKÇESİ YOK

Halil Bey, Temmuz ayından bu yana Türkiye yeniden savaşı konuşuyor. Gerçekten PKK ne istiyor?

PKK'nın kurulduğu dönemdeki hedefi Kürtler için Türkiye içinde özgürlük ve demokrasi değildi. Uzun süre Türkiyeli bir çözüm aramadı. İlk çıkış noktası bağımsızlıktı; ayrı bir devlet olmaktı. Zaman içinde, bir kere PKK Türkiye'den ayrılma hedefinden (en azından resmen ve lâfzen) vazgeçti. Amaçlarını daha çok "Türkiyeli" eşitlik-özgülük arayışlarıyla sınırladı.

İkincisi, buna paralel olarak Türkiye'de çok büyük gelişmeler oldu. Kürtlerin varlığını ve Kürt kimliğini inkâr politikası sona erdi. Temel bazı hak ve özgürlükleri tanındı ve tanınmaya devam ediyor. PKK sadece Kürtler için daha fazla özgürlük istiyorsa, bu savaşın hiçbir haklı gerekçesi yok. Tersten söyleyecek olursak; PKK hâlâ şiddete, silâhlı mücadeleye başvuruyorsa, demek ki başka bir hesabı var. 

BU SORUNU AK PARTİ'NİN ÇÖZECEĞİNİ DOMUZ GİBİ BİLİYORLAR

PKK son 10 yıldır Türkiye'de temel hak ve özgürlükler açısından meydana gelen değişimin farkında değil mi?

Bence domuz gibi biliyorlar. PKK liderliği Türkiye'deki hak ve özgürlüklerin hem şimdiye kadarki reformcu evrimin, hem de AK Parti'nin demokratikleşme adımlarını atmaya devam edeceğinin, meselâ yeni bir anayasanın gündemde olduğunun pekâlâ farkında. Ve asıl bundan korkuyor ve bu gelişmeyi sabote etmeye çalışıyorlar. PKK demokratik bir yaşamın yerli yerine oturmasını istemiyor. İşlevsiz kalacağı için.

ARTIK SAVAŞIN MÜPTELASI OLMUŞLAR

PKK'nın barışı sabote etmekte ne gibi bir çıkarı olabilir?

Bunun birkaç nedeni var. Bir kere, örgütün örgüt olarak kendi çıkarları, savunmak ve temsil etmek iddiasıyla yola çıktığı halkın çıkarlarının önüne geçiyor. Şiddet ve savaş doğrudan doğruya bir alışkanlık haline gelmiş. Bir iptilâ yaratmış. Kandil dediğimiz önderlik otuz küsur yıldır şiddetle yaşıyor. Şiddete dayalı bir yaşam ve yönetim tarzı oluşturmuş; silâh ve savaş müptelâsı haline gelmiş.

HDP PKK'NIN KUKLASI OLMUŞ

Sürecin sabote edilmesinde HDP nerede duruyor?

Zaman zaman bazı yayınlar görüyorum. "Kürt partisi HDP ve onun silahlı kolu PKK" deniyor. Çok yanlış. Silâhlı şiddet örgütü PKK ve "onun yasal kolu (belki yarı-kuklası) HDP" dense daha doğru olur.

SİLAHLI KANADIN PARTİSİ OLMAZ

Aynı şey değil mi?

Aynı şey değil. Örneğin Marksist gelenekte ve model oluşturduğu birçok başka harekette, öncelikle siyasî bir parti kurulur. Bunun yanında, şartlara göre bir silâhlı kanat, bir gerilla gücü, giderek bir "halk ordusu" oluşturulur veya oluşturulmaz. Böyle bir silâhlı kanat vücut bulursa, parti merkez komitesinin mutlak kontrolü altında olur ve partinin emrinden çıkmaz. Savaş denirse savaşır; barış yapıyoruz dendiği anda silâhı bırakıverir. PKK böyle değil. PKK kendine parti demekle birlikte aslen bir ordu görünümü ve niteliğinde. 

DURAN KALKAN'IN SİLAHSIZ SEÇİM ÇALIŞMASI YAPTIĞINI DÜŞÜNEBİLİYOR MUSUNUZ?

PKK'ya "silâh bırak, düz ovada siyaset yap" çağrıları anlamsız mı sizce?

Hayır, anlamsız değil; demokrasinin olmazsa olmazı olan normatif bir talep. Ama PKK'yı bir çıkmaza, ya da vahim bir karar ânına itekliyor. Şöyle bir şey düşünün: Cemil Bayık, Murat Karayılan, Duran Kalkan bölgeye gelecek; etrafında gerillaları olmadan herhangi bir birey gibi mahallelerde propaganda yapacak, halkla bire bir muhatap olacak. 

Kandil'in tepelerinde Olimpos tanrıları gibi efsanelere bürünmüş vaziyette yaşamayı bırakıp, sıradan insanlarla yüz göz olarak sivil siyaset yapacak ve oy toplayacaklar. Kendilerinin de birer fâni olduğunun ortaya çıktığı bir ortamda aldıkları oy oranına razı olacaklar. Böyle bir şey düşünebiliyor musunuz? 

PKK HDP'NİN SEÇİMLERE KATILMASINI İSTEMİYOR 

PKK seçimi ve HDP'nin seçimlere katılmasını istemiyor mu?

Bence bu olayların, özellikle Dağlıca ve Iğdır gibi büyük saldırıların, ya da Cizre'deki gibi silâhlı "özyönetim" (yani düpedüz iç savaş) ilânlarının ve onları izleyen şiddetli sokak çatışmalarının artık aslî amaçlarından biri, seçimleri yapılamaz kılmak. PKK'nın seçim istediği kanısında değilim. HDP'nin de seçime girmesini istemiyor. 

PKK seçimi erteletmeyi başarabilir mi?

Bilmiyorum. Sanmıyorum. Ama iki, şu da âşikâr ki, Türkiye'ye ve dünyaya seçimlerin göstermelik olduğu, aslında seçim yapılamadığı, sadece AK Parti'nin kendi kendine bir seçim yaptığı görüntüsünü verebilseler, çok mutlu olacaklar. Batı'nın Türkiye'de bir diktatörlük olduğu zırvalığına iyice kanaat getirmesi isteniyor. 

KÜRTLERDEN PKK'YA HOMURDANMALAR BAŞLADI

Kürt halkı PKK'nın yönettiği bu tür bir "özerklik" altında yaşamak ister mi?

PKK, Kürtlerin tarihsel mağduriyet mirasına ve Kürt halkının koruyuculuğu misyonuna yaslanmaya devam ediyor. Son savaşı başlatırken de bu mağduriyet zırhına sığındı; gene her şeyi bu sayede haklı gösterebileceğini sandı. Ama son haftalarda Kürt halkından belirli bir tepki ve isteksizlik, soğuma, uzak durma gözleniyor. Nereye kadar gider bilmiyorum.

Eğer PKK bu savaşı daha da uzatır ve Güneydoğu'daki yıkım derinleşirse, üzerine bir de HDP'yi seçime sokturmama binerse, bu homurdanmalar artabilir. Burada AK Parti'nin kalan bir buçuk ayda izleyeceği politikalar da çok önemli. Terörle mücadele edilirken, bölge halkına önemli reform, anayasa, özgürlük ve eşitlik mesajları verilmesi gerekir.

TARİH FATURAYI SOL LİBERALLERE ÇIKARACAK

"Sol liberal"lerin barış konusunda bu kadar isteksiz olmaları, PKK'yı bile bu konuda karamsar bir çizgiye itmeye çalışmaları nasıl açıklanabilir?

"Aman çözüm süreci zorlaşsın, uzayıp gitsin, sürüncemede kalsın, AK Parti'nin bir aldatmacasına indirgensin." Kökeninde AK Parti düşmanlığından başka bir şey yok. "Aman AK Parti bundan başarı elde etmesin, çözüm sürecinin başarısı AK Parti'nin hanesine yazılmasın." AK Parti'yi bir punduna getirip anormal yöntemlerle devirmek isteyenler bunu barıştan üstün tuttular. Bunu gelecekte tarihçilerin ısrarla yazacağını ve bunu yapanlara çok ağır bir fatura çıkaracağını düşünüyorum.

SOL LİBERALLER KİBİRLERİ YÜZÜNDEN ERDOĞAN'DAN NEFRET EDİYOR

Sol liberallerin Erdoğan'ı devirmeyi barıştan daha öncelikli gördüğünü söylediniz. Bu Erdoğan düşmanlığının kökeninde ne var?

2002-2012 arasında askerî vesayetin tasfiyesi temelinde AKP ile ittifak yapan kesimler nezdinde Erdoğan'ı nefret objesi haline getirmeye çalışma girişimi, Taraf'ın son dönemine rastlar. 2011'den sonra başlayıp gelişti; Gezi ve 17-25 Aralık 2013'ta doruğa çıktı.

Perde arkasında ne olmuş olabileceğine girmek istemiyorum. Beni entrikalardan çok ideoloji ilgilendiriyor. Sol aydınların bazı zihinsel alışkanlıkları olageldi. "Teori bizim, tarihin yönünü biz biliyoruz, makro tabloyu biz görüyoruz, buradan kaynaklanan bir entellektüel üstünlüğümüz var." Böyle bir kibir, kendini büyük görme söz konusu. 

GÜLEN ÖRGÜTÜNÜN BÜYÜK ROLÜ OLDU

Sol liberallerdeki Erdoğan düşmanlığında Gülen örgütünün etkisi olmadı mı?

Özel olarak Taraf'ın son dönem serüveninde ve sol aydınların aldığı pozisyonda Cemaatin büyük bir rolü olmuş olabilir. Bu kadar keskin bir virajı başka türlü açıklayamıyorum.

GÜLEN MEDYASI İLE PKK MEDYASI İTTİFAK HALİNDE

Son dönemde medya ilk kez PKK terörüne karşı net tavır koymadı. AK Parti düşmanlığı medyayı PKK seviciliğine kadar götürdü. Bunu nasıl açıklayabiliriz?

PKK medyası ile Cemaat medyası arasında ciddi bir ittifak olduğu açık. Özgür Gündem, Sözcü, Zaman ve Taraf gibi gazeteler başlı başına bir karşı-devrim odağı haline geldi. Onlar "devrimci halk savaşı" diyorsaben de böyle diyorum; "karşı-devrimci savaş" ve "karşı-devrimcilik odağı" diyorum. Çok farklı kökenlerden gelen bir takım güçler, olağan siyasete düşmanlıkta birleşti. Sizin "sol liberal" dediğiniz bazı eski sol aydınlar da bu anti-demokratik cepheye destek veriyor. Ama sonuç olarak yenileceklerini düşünüyorum.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler