YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Günahım kadar sevmem, ama...
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Silivri'de tutuklu bulunanlarla ilgili konuştu. Arınç, 'Orada günahım kadar sevmediğim gazeteci bir insan var. Ama burada adaletsizliğe tahammül edemeyiz' dedi.
Günahım kadar sevmem, ama...
18 Ağustos 2010 / 09:24 Güncelleme: 18 Ağustos 2010 / 09:32

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, her sanık, her tutuklu için dosyadaki delil durumuna göre tutukluluk halinin sona erdirilmesi gerektiğini belirterek, ''Keşke yapmasalardı, orada günahım kadar sevmediğim gazeteci bir insan var. Ama burada adaletsizliğe tahammül edemeyiz'' dedi.

Arınç, Bugün televizyonunda katıldığı, ''Temsilciler Meclisi'' programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

''Mustafa Özbek ve Balbay'ın, 'darbeyi planladıkları iddia edilen komutanlar dışarda, biz neden içerdeyiz' söylemi var. Neler düşünüyorsunuz?'' sorusuna Arınç, bu konuda daha önce bir başka programda açıklamalar yaptığını anımsattı.

Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

''O gün canlı yayında söylediklerime çok geç uyandılar. Aslında, 'bu adam o gün ne dedi?' diye hala tartışıyorlar. Birileri bunları uyarmış, 'bu tersten çakar' diye. Konuşmanın üzerinden iki gün geçmesine rağmen, hala uyanamamışlar, benim söylediklerimi maalesef anlamış değiller.

Burada önemli olan şu, tutuklama bir tedbirdir. Bir kaçma tehlikesi varsa ağır cezalık cürüm işlemişse delili karartma ve yok etme endişesi var ise tutuklanır. Bu tutuklama ne kadar sürebilir, deliller, sorgular, savunmalar tamam olacak. Ondan sonra mahkemelerin vereceği kararlarla ilgilidir. Mahkemeler kendi içerisinde bu şekilde işler.

Tuncay, Ahmet, Mehmet her kimse onları ayırt etmiyorum, kim içerdeyse, hakkındaki deliller toplanmışsa sorgusu, savunması yapılmışsa suçluysa ya da suçsuzsa mahkeme onun beraatına ya da tutukluluğunun devamına karar verecektir. Bu, mahkemenin vereceği bir karardır.''


-''ASLOLAN KİŞİNİN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR, TUTUKLAMA İSTİSNADIR''-


Adaletin herkes için olduğunu vurgulayan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Sorguları yapılan tüm sanıkların birbiriyle olan ilişkilerini, kendileri için mahkeme heyetinin düşündüğü delil durumunun vereceği cezayı dikkate almak gerekir. İki sene yattıysa bu adamlar, bana göre 10 seneye bedeldir tutukluluk halleri. Şu kadar içerde yatarsa zaten tahliye olacak. Hükümle birlikte olsa bile. Her sanık, her tutuklu için dosyadaki delil durumuna göre tutukluluk halinin sona erdirmek gerekir. Şunu söylemek istiyorum, her sanık hakkında, delil durumuna göre, sizin tutuklamaya istisna, tahliyeye kesin olarak bakmanız lazım. Aslolan kişinin özgürlüğüdür, tutuklama istisnadır.''

Arınç, geciken adaletin adalet olmadığını ifade ederek, tutuklama ve gözaltı kararına rağmen, bazı kişilerin mahkemeye gelmediğini belirterek, şunlara dikkati çekti:

''Hatta bir bakıyorsunuz, bir bakanın yanında arzı endam ediyorlar. Bir başkası Yüksek Şura toplantısında Başbakan'ın karşısında oturuyor. Bunlar hakkında tutuklama kararı var. Ama bunlar bir güç gösterisi ile mahkeme ile alay eder noktaya gelmişler. O mahkemenin hakimi ile aynı hukuktan geçmiş kişiler, onlar hakkında tutuklama kararı vermiş, aynı hukuktan geçmiş X mahkemesinin de tahliye kararı alması dikkat çekici bir olaydır.

Gücüyle kuvvetiyle temsil ettiği misyonuyla veya birilerinin onlara sahip çıkması ile aslında tutuklanması gereken, hukukun da böyle olmasını emrettiği kişiler bir şekilde dışarda kalıyorsa 'Bunların güçlü, kuvvetli arkaları var, onlar hakkında tutuklanma kararı vermeyip bizi hala tahliye etmeme konusunda direniyorsunuz' derlerse ben vicdan sahibi biri olarak onları dinlemek zorundayım. Benim söylemek istediğim bu.''

O kişilere bir kırgınlığı, husumeti olmadığını, vicdan sahibi bir insan olduğunu kaydeden Arınç, şunları dile getirdi:

''Keşke yapmasalardı, orada günahım kadar sevmediğim gazeteci bir insan var. Ama burada adaletsizliğe tahammül edemeyiz. Yargı kendi içerisinde iyi işleyecek. Eğer taraf tutmaları varsa isimleri ile beraber bu hakimlerin neden tutukladığı veya neden tahliye ettiği konusunda iddialar varsa bunun üzerine gitmemiz lazım.

Adalet herkese lazım. Adalet herkese eşit dağıtılmalı. Bizim aslında HSYK için Anayasa değişikliğinde ısrar etmemizdeki temel nedenlerden birisi de budur. Yargıda bağımsızlık kadar tarafsızlık da önemlidir.''


-''DARBEYE TEŞEBBÜS ARTIK AYIP BİR SUÇ''-


Bir başka soru üzerine de ''Cuntacılık, darbeye teşebbüs etmek Türkiye'de artık çok ayıp bir suç ve kimsenin de cesaret edemeyeceği çok kötü bir iş haline geldi'' diyen Arınç, bu iddiaların ciddi olduğunu ifade etti.

''Heron soruşturması'' ile ilgili değerlendirmesi de sorulan Arınç, bunların açığa kavuşturulmasının önemine işaret etti.

Terörle mücadelenin zafiyete uğratılmamasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Arınç, bu iddialarla ilgili ciddi bir soruşturma yürütülmesi gerektiğini bildirdi.

Bir başka soru üzerine de Arınç, referanduma sunulan Anayasa değişikliğinin sadece YAŞ ve HSYK kararlarının yargıya açılmasını öngördüğünü, terfilerin bu kapsamda olmadığını söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun üslubuna ilişkin değerlendirmesi de sorulan Arınç, ''İddialı sözler söylüyor ama üslup bakımından boş ve kötü buluyorum. Vaatleri bakımından Cem Uzan'ı ve Genç Parti'yi andırıyor'' diye konuştu.

Arınç, Hacıbektaş'taki törenlerde bazı bakanlara gösterilen tepkiyle ilgili soruya karşılık da ''Bunlar CHP'nin militanları. Bu provokasyondur, provokatörlerin işidir'' dedi.

Referandumdan çıkacak sonuçla ilgili beklentisi de sorulan Arınç, ''Bu bir halk oylamasıdır. AK Parti'nin oyunu göstermez, bunu kullanmayız. Sonuçta iktidar da muhalefet de değişmeyecek'' şeklinde konuştu.

12 Eylülde çıkacak sonucun tüm siyasi partiler için yeni gelişmeleri gündeme getirebileceğini ifade eden Arınç, referandumu boykot etmenin yanlış olduğunu, herkesin sandıkta oyunu kullanması gerektiğini belirtti.

Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) referandumda kullanılacak mühürle ilgili kararını da eleştiren Arınç, ''YSK son zamanlarda HSYK gibi oldu'' dedi. AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler