YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Gülen'in 'Futbol İmamı'ndan olay açıklamalar!
Gülen örgütünde yıllarca futbol camiasının imamı olarak görev yapan Said Alpsoy, Gülen Hareketi'nden ayrılış sürecini ve Fethullah Gülen'in gerçek yüzünü anlattı.
Gülen'in 'Futbol İmamı'ndan olay açıklamalar!
02 Haziran 2014 / 09:08 Güncelleme: 02 Haziran 2014 / 10:02

Said Alpsoy 17 yıl Gülen hareketinin yayın şirketinde görev aldı. Camianın şirketlerinin yayın danışmanlığından futbolcu imamlığında, bürokrasideki genç Gülen gönüllülerinin “hizmet ağabeyliği”nden kitapların dini açıdan kontrollü görevine kadar birçok kademede görev aldı. Şimdi Gülen hareketinin gerçek yüzünü anlatan üç kitap çalışması hazırlığı içinde.
 
Said Alpsoy, Gülen hareketi içinde 17 sene bulunmuş entelektüel bir isim. Edebiyat Fakültesi'nde öğrenim görürken Gülen grubu ile tanıştı.

Uzun yıllar Gülen hareketinin yayın ve dağıtım şirketinde yayın danışmanlığı görevini yürüttü. Son 6 yılında ise bu harekete ait yayınevleri ve kitabevlerinde basılan ve dağıtılan kitapların dini açıdan kontrol görevini yani "sansür" hizmetini üstlendi.
 
Said Alpsoy'un Gülen Hareketi içindeki misyonu sadece bundan ibaret değil. Aynı zamanda Süper Lig'de top koşturan, kamuoyunun yakından tanıdığı birçok ünlü futbolcunun ve bazı bürokratik kademelerdeki genç Gülen Hareketi gönülülerinin "imamlık" ve "hizmet ağabeyliği" görevini de yerine getirdi.
 
Gülen grubundan ayrıldıktan sonra bağımsız yazarlık ve yayıncılık faaliyetine devam eden Said Alpsoy. Bugünlerde Gülen hareketinin geçmişi, bugünü ve yarınını anlatan üç kitap çalışması hazırlığı içinde.

Said Alpsoy ile Gülen hareketi içinde geçen yıllarını ve 17 Aralık operasyonunun ardından yaşanan süreci Sabah gazetesine anlattı.
 
*********
İftire, itibarsızlaştırma, karalamaya maruz kaldım!

-Said Bey isterseniz önce Gülen hareketi içinde geçen yıllarınızdan bahsedelim.

1965 yılında İzmir Foça'da doğdum. İstanbul Üniversitesi Tarih bölümünündeki eğitimimi yarıda bıraktım. Dini ilimler ve tarih alanında kendimi yetiştirmeye çalıştım. 17 sene Gülen Hareketi'nin içinde aktif olarak yer aldım. Bu sürecin son altı senesinde Kaynak Holding bünyesinde Gülen hareketine ait kitabevlerinde satılan kitapların dini açıdan kontrolünü yapıyordum.
 
-Sizin için kırılma noktası ne oldu? Gülen hareketinden neden ayrıldınız?

Benim için 3 tane kırılma noktası var. Birincisi hizmetle bağımı kesmeme neden olan süreç. Zaman içerisinde, Gülen Hareketi'ne ait kitapevlerinde satılan kitaplarda islami hassasiyetimiz ve ölçülerimiz dikkate alınmamaya başlandı. Bu duruma gösterdiğim tepkilerin hiçbiri ciddiye alınmadı. Benim hizmete katıldığım yıllardaki iman kurtarma misyonu 2000'li yıllarda bir ticari faaliyete dönüşmüştü.
 
Mavi Marmara'dan sonra Gülen Hareketi'yle duygusal bağım koptu
 
-Ayrıldıktan sonra duygusal bağınız devam etti mi?

2003 yılında ayrıldım ve hizmetle kurumsal ve gönül bağım ortadan kalktı. 2010 yılı Mayıs sonundaki Mavi Marmara saldırısında Fethullah Gülen'in "otoritelerden izin alınmadan gidilmemesi gerekirdi" şeklindeki açıklamaları ve sonrasında 5N 1K yapımcılarına "Mavi Marmara'da katledilenler şehit değildir" demesi bende ikinci kırılmaya neden oldu. Bu kırılma ile Gülen'in şahsı hakkında taşıdığım bütün olumlu düşünceler ortadan kalktı.
 
Üçüncü kırılmayı da 17 Aralık'ta yaşadım. Bu süreçle birlikte, Gülen hareketinin Türkiye için çok büyük bir tehdit kaynağı haline geldiğini gördüm
 
-Ayrıldıktan sonra nelerle karşılaştınız?

Ayrıldıktan sonra bir yayınevi çatısı altında İslami tebliğ faaliyetine devam etme gayreti içindeydim. Fakat, ayrılmamla birlikte, bazı üst düzey Gülen Hareketi yöneticilerinden kaynaklanan ve beni, tanıyan insanların nezdinde itibarsızlaştırma amacına yönelik karalama ve iftira faaliyetleri ile karşılaştım. Bu iftiraları yayanlar, yayınevinin finansörleri ile temasa geçip benimle ilgili akla hayale gelmeyecek yalanlarla mali desteklerini çekmesini sağladılar. Bu yüzden yayınevini satmak zorunda kaldım. O günden bu yana hayatımı, İslami alt kimlik aidiyetlerinden bağımsız bir yazar olarak sürdürüyorum.
 
Futbolcuların imamlığı görevini yürüttüm
 
-Sizin için "futbolcuların imamı" da diyorlar. Gerçekten futbolcuların imamı mısınız?

Gülen hareketi içerisindeki son yıllarımda Süper Lig'deki futbolcularla 'hizmet abisi' olarak ilgilendim. O dönemde futbolcuların resmi bir imamı vardı ama aktif değildi. Aktif olarak o görevi ben yerine getiriyordum. Bu durumdan hizmetin üst düzey yönetiminin haberi ve onayı vardı. Amaç, futbol takımlarından Gülen Hareketi'ne adam kazanmaktı. Kamuoyunun yakından tanıdığı birçok futbolcu ile hizmet adına ben ilgileniyordum.
 
-Türkiye'de paralel devlet yapısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

1970'li yılların başından itibaren Fethullah Gülen ısrarla, 'masonlar ve din düşmanları Anadolu'nun fakir fakat zeki çocuklarını devşirip milletin başına bela, dini ve kültürel varlığına düşman ediyorlar; biz de İslam adına alternatif bir eğitim altyapısı hazırlayıp kendi insanımızın devşirilmesine izin vermeyelim', söylemini yoğun olarak tekrarlıyordu. Bu argüman, Türkiye genelinde muhafazakar halk kitlesi üzerinde çok ciddi bir kabul ve destek gördü. Hizmetin okulları ve diğer eğitim kurumları böylece vücut bulmaya başladı.
 
Devleti ele geçirme hırslarına yenildiler
 
-Masum başlayan hareket bugünkü duruma nasıl geldi?

Ortaya yurtlar, dershaneler ve okullardan oluşan adeta bir imparatorluk çıkmıştı. Sonrasında güç zehirlenmesi yaşamaya başladılar. Kendilerine verilen halk desteği büyük bir güce dönüştü. Bu, Gülen ve hareketinin üst yönetimi tarafından hazmedilemedi. Anadolu insanının kültürel ve manevi değerlerini koruma, İslam'ı anlatma/yayma hedefi, yerini Gülen ve hareketinin üst yönetiminin devleti ele geçirip hükmetme hırslarının tatmin amacıyla yer değiştirdi.
 
-Siyasete müdahale etme fikri nasıl oluştu?

7 Şubat 2012 krizi ile Gülen hareketinin gizli amacı artık görünür hale geldi. Ancak 17 Aralık operasyonu ile bu görünür hale gelmiş olan amacın gerçekleştirilmesi hamlesiydi. Buna bir tür 'ya hep ya hiç' harekatı ya da bir hükümet darbesi de diyebiliriz.
 
Erdoğan'ın liderlik gücünü unuttular
 
-Sözünü ettiğiniz bu hükümet darbesinde gerçekten başarılı olabileceklerini düşündüler mi?

Hesabı temelde şuydu: Uluslararası siyonizmin ve ABD Neocon'larının desteklediği hiçbir hamlenin başarısız olamayacağına dair kesin bir inanç besliyorlardı. Bu da onları alışılmışın dışında son derece rijit ve saldırgan bir tavra sürükledi.
 
-Sizce Gülen hareketi 17 Aralık'ta neden başarısız oldu?

İşin özü Cenab-ı Hak'kın takdiridir. Sebepler açısından ise birincisi Türk halkının derin tarihsel sağduyusu ile haklı olan ile-haksızı, saldıran ile-savunanı ayırt edebilme yeteneği ve şuur altında hala iliklerine kadar Müslüman kalmaya devam etmiş olmasıdır. İkincisi ise Başbakan Erdoğan'ın tahmin edemedikleri, liderlik yeteneği, çabuk ve kesin hareket edebilme dirayetidir. Üçüncüsü, sözünü ettiğimiz tepkisinde, Başbakan Erdoğan'ın ihtiyaç duyacağı kadro desteğini verebilecek nitelik ve niceliğe sahip dindar ve vatansever bir bürokrat katmanının artık yetişmiş olmasıdır.
 
Bu çatışma sürecinde 'Fethullah Gülen stratejik aklı'nın atladığı veya ihmal ettiği en önemli dinamik ise 2200 yıllık geleneğe sahip olan bir devletin bir emekli vaiz ve onun etrafında kümelenmiş 5-10 bin fanatik bürokrat tarafından teslim alınmasının yapısal olarak imkansız oluşuydu.
 
Gülen Hareketi tabanı dağılma sürecine girdi
 
30 Mart seçim sonuçları Gülen hareketinden nasıl bir yankı buldu?

-Fethullah Gülen ve yakın çevresi yani çelik çekirdek bugün itibariyle rasyonalitelerini tamamen kaybetmiş ve tavırlarını içgüdüsel tepkileri ile yönlendirir hale gelmiş bulunuyorlar. Bu durum, ilmi analizlerden ziyade aslında bir psikiyatristin alanına girer.
 
-Peki Gülen hareketinin tabanı, paralel yapının darbe planlarının boşa çıktığının farkında mı?

Gülen Hareketi tabanının birinci halkası diyebileceğimiz kitle, zaten onlarca yıldan beridir "hocaefendi asla yanılmaz" şeklinde bir beyin yıkama operasyonu ve "Hocaefendi kültü" ile zihinsel bir sakatlığa maruz bırakıldıkları için onlar hakkında da 'ümitsiz vak'a' diyebiliriz. Gülen Hareketi tabanının ve finansmanının büyük kısmını oluşturan dış halka ise şu an zaten çok hızlı bir dağılma süreci yaşıyor.
 
Her yıl güçlerinin yarısını kaybedecekler
 
-Eski bir Gülen Hareketi mensubu olarak Gülen hareketinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Her şey bu hızla giderse, maddi ölçüler açısından Gülen Hareketi, önümüzdeki 2-3 sene boyunca her sene varlığının en az yarısını kaybetmeye devam edecektir. Er ya da geç, Gülen'in ölümünü müteakip ise o günkü hareketin çok hızlı biçimde parçalanacağını söylemek ise kehanet değil, sosyolojik bir zorunluluğun tespit edilmesi olur.
 
-Gülen Grubu'nun uluslararası desteği kaybedeceğini düşünüyor musunuz?

17 Aralık darbesinde başarısız olduktan sonra, önümüzdeki süreçte kendilerine verilen yeni misyonlarda da başarısız olurlarsa, hizmetin dış desteğini oluşturan Siyonist ve Neocon çevreler, Gülen Hareketi hakkında, 'ses var görüntü yok' tarzında bir değerlendirme yapıp desteklerini çekerek Fethullah Gülen hareketini yokluğa mahkum edeceklerdir.
 
Başarsalardı 'Gülen faşizmi' gelecekti
 
-Bir de tersinden bakalım. 17 Aralık operasyonu başarılı olsaydı, iktidar düşürülebilseydi bugün nasıl bir Türkiye'de yaşıyor olacaktık?

17 Aralık ve 25 Aralık operasyonları başarılı olsaydı Fethullah Gülen de Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık yetkilerinin bir araya getirildiği bir güce sahip olacaktı. Gülen, adı konulmamış bir biçimde, o yetkinin tek sahibi olacaktı. Ve Türkiye de karanlık bir Gülen faşizmi dönemine yuvarlanacaktı. Bu teşhisi aşırı ve subjektif bulanlar olursa, Gülen Hareketi'nin, dünyada, yazılmış fakat henüz yayınlanmamış bir kitabı (yani Ahmet Şık ile Nedim Şener'in kitabını) yasaklamanın ilk örneği verdiğini ve böyle bir suç nedeniyle kitabın yazarlarını aylarca hapiste tuttuğunu hatırlatalım.
 
Gülen'i mehdi ve mesih olarak görüyorlar
 
-Hareketin tabanının Fethullah Gülen'e bakışı nedir?

Gülen Hareketi'nin bir kısmı Fethullah Gülen'in Mehdi olduğuna, başka bir kısmı ise Mesih olduğuna inanır. Bu konuda en mütevazi olanlar "asrın alimi" derler ki biz bunu islami terminolojide "müceddid" olarak değerlendirebiliriz. Ama, 'üçü de değil, o sadece ünvansız bir hidayet önderi, bir hareket lideridir' şeklinde değerlendiren kimseye ben rastlamadım.
 
17 Ağustos depremini bile Gülen Hareketi'ne bağladılar
 
-Son dönemde ülkemizi üzen bazı olaylar Gülen hareketi tarafından farklı yorumlanıyor. Bu yorumları nasıl değerlendiriyorsunuz?

17 Ağustos 1999 depreminden sonra Fethullah Gülen " bu çarpan bir TIR'dı. Arkadan tren geliyor" demişti. Bu depremin sebebini 18 Haziran 1999 gecesi ATV Ana Haber Bülteninde Ali Kırca'nın başlattığı Gülen ve hareketine yönelik aleyhte kampanyaya bağlıyordu. Yakın çevresine, "Ben Amerika'da garip bir yetimim, annem, babam yok, bana sahip çıkan yok. Allah da bana böyle sahip çıkıyor" şeklinde konuştuğunu biliyoruz.
Fethullah Gülen, çocukluğundan itibaren kendisinin manevi-tarihi bir misyon yüklenmiş, olağanüstü bir insan olduğu konusunda kesin bir inanca sahiptir. Bunu eserlerinin birçok yerinde satır aralarında ifade etmiştir.
 
Her felaketi kendi hesaplarına yontarlar
 
-Günümüzde de kuraklık ve Soma faciası gibi tüm Türkiye'yi ilgilendiren meselelerde de benzer yorumlar görüyoruz.

Gülen'in 22 Aralık'ta yaptığı o unutulmaz bedduadan sonra Gülen Hareketi genelinde bir felaket beklentisi oluştu. Bu beklenti halen devam ediyor. Yani Allah korusun ülkemizin ve milletimizin başına gelebilecek her çeşit felaket bu insanları fevkalade sevindirecektir. Çünkü o zaman yaşanan çatışmada Fethullah Gülen ve çevresindekilerin haklı ve mağdur, Erdoğan'ın ise haksız ve zalim olduğu, o nedenle de Hoca'larının yaptığı bedduanın tuttuğu şeklinde bir sonuç ortaya çıkacağına inanıyorlar. Böylesine hastalıklı ve gayrı-islami bir ruh haleti içindeler. Ve ülkenin yaşadığı/yaşayacağı her çeşit olumsuzluğu kendi hesaplarına yontabiliyorlar.
 
Herkül bir Yunan tanrısı adıdır

-Gülen'in web sitesinin adı Herkül. Bu da tartışma konusu oldu. Sizce neden bu isim tercih edildi?

-Bence rasyonel bir cevabı yok. Herkül bir Yunan tanrısı. Müslüman bir alim olma iddiasında bulunan biri sitesinin ismini neden bir Yunan tanrısından alıyor?
 
-Yasadışı dinlemeler de çok fazla tartışılıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Gülen Hareketi güç sahibi olmayı becerdi ancak o gücü kullanıp kontrol altında tutmayı beceremedi. Bu durum 19. yüzyılın ünlü İngiliz siyasal bilimcisi Lord Ackton'un ifadesiyle: "Güç bozar, mutlak güç mutlaka bozar". Gülen Hareketi'nin 800 binden fazla insanı dinlediğinden söz ediliyor. Neredeyse herkesi dinlemişler. Yani bulunca bunamışlar ya da güçlerinin altında ezilmişler.
 
Gülen'den sonrası yok!

 
-Gülen sonrası da konuşuluyor. Mustafa Özcan'ın ikinci isim olduğu söyleniyor. Siz Gülen sonrası hakkında ne düşünüyorsunuz?

Evet Gülen Hareketi içinde Mustafa Özcan, Abdullah Aymaz, İsmail Büyükçelebi, Mehmet Ali Şengül gibi ikinci üçüncü adam isimleri sayabiliriz. Ancak sosyolojik bir zorunluluktur ki karizmatik liderlerin ikamesi ve yedeği olmaz. Gülen'in karizmatik bir lider olduğu ise hiç kimsenin tartışmadığı bir gerçektir. Dolayısıyla Gülen sonrası, hareket açısından bir kaostur.
 
-Gülen hareketinin samimi gönüllülerine vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Fethullah Gülen'de gördüğünüz dikkat çeken, tepki alan, İslam'ın ölçülerine göre kalp tırmalayıcı olan şeyler için elinizi vicdanınıza koyun ve "Hz. Peygamber böyle yapar mıydı?" sorusunu kendinize sorun.

 

SABAH

01:21
 // NİNJA FETO
Karizmatik mi?... Hahahahhha... Tipi Şener Şen'e benziyor. Bu hokkabazın neresi karizmatik. Bizim Kürtler, ''mini rèqè bèr çemoné'' derler. Yani ''su kaplumbağaları gibi'' bir tipi var....
03 Haziran 2014 01:21
allah bu örgütün mensubu olanlara akıl fikir versin
 // bekir yıldız
ALLAH gözlerini açsın düşünüp görerek,sorgulayarak anlamaya çalışmalarını ve hak yola gelmelerini nasip eylesin.aslında bunlar bizim milletimizin haleti ruhiyesini ve dini sorumluluklarını din anlayışlarındaki eksikliklerin açık ve acı bir göstergesidir.gerçekten içim acıyarak söylemek zorundayım ki ülkemiz insanının neredeyse tamamına yakını kendi çıkarına göre bir islam uydurup yaşama anlayışını benimsemiştir.devletimizin din konusuda çok acil önlemler alması ve uygulaması zorunludur....
02 Haziran 2014 Pazartesi 09:12
ne adına? kim adına?
 // ibrahim kıyakoğlu
cia ile büyüyen MOSSAD ile gönülden gönüle ilişkiler kuran türkiyeye ve islama düşman vatikanı İslamlaştırma adına islamı vatikanlaştırmak isteyen teknolojinin bütün imkanlarını kullanarak kendisine karşı çıkanları hatta gönüldaşlarını da gizlice dinleyen ve onları \'\'TEKNİK NAKAVT\'\' eden kurduğu korku imparatorluğuyla kendisini mehdi gibi gösteren hastalıklı bir ruh haliyle karşı karşıyayız yüce Allahı\'m bunun gibilere hiçbir zaman fırsat vermez ama alacağımız çok ama çok dersler...
02 Haziran 2014 Pazartesi 09:08
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler