YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Gül'den Kırmızı Kitap açıklaması
İngiltere'deki temaslarını sürdüren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 5 yıl sonra yeniden yazılan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ne değindi.
Gül'den Kırmızı Kitap açıklaması
09 Kasım 2010 / 07:49 Güncelleme: 09 Kasım 2010 / 07:51

Yeni belgenin modern bir anlayışla yazıldığını belirten Gül, devletin vatandaşını tehdit olarak göremeyeceğini söyledi.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Chatham House'ın, 2010 Yılı Devlet Adamı ödülünü almak üzere İngiltere'ye gelen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Londra'da kaldığı Mandarin Hotel'te kendisini takip eden gazetecilerle sohbet toplantısında konuştu. Toplantıda, füze kalkanı ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesi konuları öne çıktı. Gül şunları söyledi:

İÇ TEHDİT VAR MI?

Siyaset Belgeleri dönem dönem gözden geçiriliyor ve değiştiriliyor. Her dönem, o dönemin koşulları ve algısı neyse o yazılıyor. Son değişikliğin üzerinden 5 yıl geçti. Bu dönemin algısı daha farklı şimdi. Türkiye artık, AB ile tam bütünleşmeyi hedefleyen bir ülke. Siyaset Belgelerindeki tehdit algılamaları artık farklı bir konsepte oturtuluyor. Bizimki tamamen yeniden yazıldı. Son değişiklikten sonra devlet kendi vatandaşını tehdit olarak görmüyor. Soğuk savaş döneminin konsepti değil. Modern anlayışın, hür ve demokratik ülkenin anlayışı çerçevesinde yazıldı her şey. Bugün ortam güllük gülistanlık değil. Pek çok tehdit ve tehlikeler var. Devlet vatandaşı adına tedbir alacak.

BELGE NEDEN GİZLİ?

Onların (ABD ve Rusya gibi ülkeler) deklare etmediği başka doküman var mı, yok mu? Var. Biz değişiklikleri kısım kısım yapmıyoruz. Bu, vizyon kağıdı gibi bir şey. Hatta, belki bazı şeyler biraz daha açık yazılabilir. Neticede ortaya askeri ve siyasi strateji kağıdı çıkıyor. Açık da olabilir, üzerindeki bazı şeyleri farklı yazarsınız...

RENGİ HALA KIRMIZI MI?

(Güldü, cevap vermedi)

15 YIL ÖNCE...

Eskiden, insanlar düşmanlar ve dostlar diye ikiye ayrılıyordu. Bir zamanlar, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ni kanunların, Anayasa'nın, her şeyin üstünde görenler vardı. 10 yıl önce ben Meclis kürsüsüne çıkıp, bunları söyleyenlere "Ya siz ne diyorsunuz" diye sorduğumu hatırlıyorum. Anayasa'yı takmaz, bunu öne sürerlerdi.

İRAN OYLAMASINDAN SONRAKİ SİTEMLER

Psikolojik bir baskı var. Ben biraz da bunun bilinçli olduğu kanaatindeyim. Bunu medya üzerinden yapıyorlar. Türkiye'nin ekseni kaydı, gibi... Yabancı basın bizimle mülakat yapıyor. Orada anlatıyoruz, "Reformlar konusunda açın yolumuzu da daha çabuk bütünleşelim. Yolumuzu açın da AB müktesebatını adapte edelim" diyorum. "Sun'i problemler çıkarılıyor" diyorum. Ondan sonra sözü "Türkiye Doğu'ya mı kayıyor" konusuna getiriyorlar. Bazısı bilinçsiz ama biliyorum ki, bazıları itibariyle bilinçli bazı makaleler kaleme alınıyor. Sistematik biçimde yapıldığını görüyorum, bunların...

FÜZE KALKANLARI KİME KARŞI KONUMLANACAK?

NATO bir savunma paktı. Balistik füzelere karşı kendini koruma ihtiyacı duyuyor. NATO üyesi olmayan hangi ülkede balistik füze varsa NATO onlara karşı kendini savunacak.

AB ve NATO ilişkileri çok ciddi tartışmalı ve kavgalı. Türkiye'yi çok uğraştırdılar. Ama Türkiye bu konuda tek. Türkiye tamamen haklıdır. Pozisyonumuzu değiştirmemekte çok kararlıyız. AB toplantıları ile NATO toplantıları hep karıştırılır. AB dayanışmasını, NATO dayanışmasının önüne geçirmeye çalışırlar. Biz 1952'den beri üyeyiz, NATO'ya. Hür dünyayı korumak için için her defasında fedakarlık yaptık. Düne kadar savunma bütçemiz her şeyin önündeydi.

AVRUPA'DAKİ TÜRKİYE ALGISI

Avrupa'daki muhataplarımız, Türkiye'yi ne bırakıyorlar, ne de verdikleri değeri açıkça gösteriyorlar. Bazen de psikolojik baskı yapıyorlar. Bir yandan övüyorlar; Avrupa Birliği süreci, reformlar gibi konularda... Ondan sonra da Türkiye eksen kayması mı yaşıyor, Doğu'ya mı gidiyor, muhafazakarlaşıyor mu, dindarlaşıyor mu gibi eleştiriler geliyor. Böyle bir çelişki içindeler. Şunu itiraf edeyim ki, resmi düzeyde hiç eleştiri duymadım. İma edeni bile görmedim. Hep olumlu ve takdir ifade eden sözler duydum. (Bugün)

nato...
 // ibrahim çelikoğlu
Cumhurbaşkanı NATO'nun savunma paktı olduğunu söylüyor.Öyle olmuş olsaydı üyelerinin arasında itimat oluşurdu.NATO savunma füzelerini yerleştirdiği zaman Türk ordusuna görev verirdi.NATO var Türk yok.Böyle ittifak olurmu?..Doğru olan ve söylenmesi gereken söz;"Bize güvenemiyorsanız,bizde size güvenmeyiz"dir......
09 Kasım 2010 09:30
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler