27 Temmuz 2017 Perşembe
  • Altın143,135
  • BIST108.392
  • Dolar3,5328
  • Euro4,1224
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6194
  • İstanbul24 °C
  • Ankara28 °C
  • İzmir25 °C
  • Konya26 °C
  • Adana29 °C
  • Antalya28 °C
  • Diyarbakır30 °C
  • Bursa20 °C
  • Kayseri29 °C
  • Kocaeli22 °C
  • Şanlıurfa35 °C
  • Gaziantep30 °C
  • İçel30 °C
"MÜBAREK BELDELERİMİZİ KORUMAK İMAN MESELESİDİR"
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
G20 zirvesine Türkiye damgası
G20 Zirvesi’nin ikinci gününde birçok liderle biraraya gelen Başbakan Davutoğlu, ABD Başkanı Obama ile Irak ve Suriye meselesini görüştü.
G20 zirvesine Türkiye damgası
16 Kasım 2014 / 09:30 Güncelleme: 16 Kasım 2014 / 09:37

Obama’nın da Esed’in gitmesinden yana olduğunun altını çizen Davutoğlu, ''ABD-Türkiye arasında görüş ayrılığı yok'' dedi.

Davutoğlu toplantıda açıkladığı, Türkiye'nin 1250 maddelik eylem planının diğer ülke liderlerinin oldukça dikkatini çektiğini de söyledi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, G20 Liderler Zirvesi’ne katılmak için gittiği Avustralya’nın Brisbane kentinde, kendisini takip eden medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleri ile sohbet etti.

İşte Başbakan Davutoğlu'nun gazetecilere yaptığı açıklamalardan satır başları;

ABD Başkanı Obama'ya Myanmar ile ilgili açıklamasından dolayı teşekkür ettim. O da ''Müslümanların haklarının verilmesi konusunu yakından takip ediyorum'' dedi. Myanmar Cumhurbaşkanı ile de uzun bir görüşme yaptım. Diğer liderlerle de yemekte görüştük.

ABD ile Türkiye arasında görüş ayrılığı yok

Askerden askere eğit donat konuşmaları da yapıldı. Halep’e yönelik baskı ABD’nin görüşünü etkiledi. Esas itibarıyla Esed’in ve IŞİD’in gitmesi konusunda ABD ile Türkiye arasında bir görüş ayrılığı yok. Obama da Esed’in gitmesi gerektiğini söyledi.

Yön değiştirmesi vakit alıyor

Amerikan sisteminin yön değiştirmesi vakit alıyor. Ben yönün değişmekte olduğunu gördüm. Tespitlerde farklılık yok, aslında sahaya yansımaya da başladı. Suriye halkı arasında, Şam'da, Halep’te Selefilik zemin bulmadı. IŞİD ile 'şehir İslamı'nı yok eden bir baskı uyglandı.

Ne kadar geç kalırsak riskler o kadar büyüyecek, bunu anlatmaya çalışıyoruz. Tehlikeyi yakından hissettiğimizden ''hemen çözelim'' diyoruz. ABD ise Irak’ta yeni bir savaştan çıktığı için tereddüt ediyordu.

Obama da gitmesinden yana

Bugün açık yüreklilikle rejimin IŞİD’i istismar ettiğini, Halep’e yönelik rejimin saldırılarını ABD de görüyor. Obama da, toptan bir dönüşüm olmadan IŞİD’e karşı çözüm olmayacağını, Esed’in gitmesi gerektiğini söylüyor.

Kobani, büyük resmin görülmesini engelledi

Daha önce ABD, ‘önce Irak’ diyordu. Biz ise Irak ve Suriye birlikte ele alınmazsa, bir yerden çıkan IŞİD’in diğerine gireceğini söylüyorduk. Şimdi nüanslar daralıyor. Gelinen noktada, ilk sırada ÖSO ve ılımlı güçler hızlı bir şekilde desteklenecek. Esed ve IŞİD dışında üçüncü bir güç, alternatif olmadan, Suriye krizinden çıkılamaz. Kobani, büyük resmin görülmesini engelledi.

3 ülke grubu mevcut

Sabah oturumundaki duruma bakıldığında, farklı bakış açılarına sahip 3 ülke grubu göze çarpıyor. Biri ABD ve İngiltere’nin başını çektiği genişlemeci, liberal ve talebi artırmaya yönelik eğilimi olan grup... Fransa, İtalya bile bu gruba yakındı. Buna karşı antienflasyonist tutumları öne çıkaran, sıkı para politikalarını ve mali disiplini benimseyen, özellikle Almanya’nın başını çektiği bir grup... Biri de Japonya ve Çin gibi dış ticaret fazlası olan ülkeler.

Bu tür zıtlaşmalar uygun değil

ABD, Çin ile çevre konusundaki anlaşmazlıklarını çözerek gelmişti. Asya ile ilişkileri toparlamış görünüyorlardı. Enerji fiyatlarındaki düşüş Çin’in lehine, Rusya’nın aleyhine bir durum yaratıyor. Temel tartışma konusu talebin artırılmasıyla ilgili oldu.
Obama, Merkel ve Cameron konuştuktan sonra, söz aldım ve bu tür bir zıtlaşmanın uygun olmadığını söyledim. Herkes kendi ülkesinde kriz karşısında ne yaptığını anlatıyor.
Türkiye’nin 12 yıllık reform sürecine bakıldığındaysa, üç ekseni var:

İlgi çeken eylem planı

1* Siyasi istikrar; Türkiye dışında benzer bir siyasi istikrar yok.
2* Makro ekonomik istikrar ve mali disiplini koruma.
3* Büyürken enflasyonu kontrol ederek, reformlar geliştirme, kalkınma ve büyümeyi sağlama.

İlkine dönersek; 2014 sınamalarla karşı karşıya olduğumuz bir yıldı. 30 Mart ve 10 Ağustos’ta iki seçimin siyasi istikrarı destekleyecek şekilde sonuçlanması, elimizi güçlendirdi. G20’de, 62. Hükümet’in programı 8 aylık değil 9 yıllık bir perspektifle hazırlanmış bir programdı, bunu anlattım.

Başka ülkelerde bir benzeri yok

Makro-ekonomik istikrar bağlamında da Orta Vadeli Programı açıkladık ve seçim popülizmi yapılmayacağını deklare ettik. Üçüncü alanda da reel sektörün dönüşümü üzerinden yapısal reformlar tanımladık. 1250 maddelik eylem planı çok ilgi çekti.
Bu ve 25 sektörde yapısal dönüşüm öngören programımızın başka ülkelerde benzeri yok. Dolayısıyla, hem mali disiplinin devamlılığı hem de yapısal reformları birarada gerçekleştirmek mümkün; kutuplaşmaya lüzum yok.

Sadakate çağırdım

Avrupa ile ABD arasında TTIP imzalanırsa ve Türkiye dışında kalırsa, çok adaletsiz bir durum oluşur. Cameron sesli olarak, OECD Genel Sekreteri Jose Angel Gurria, IMF Başkanı Lagarde bu görüşümüze hak verdi. Türkiye’nin zarar görmemesi için ABD de Avrupa da bu konuda adım atabilir; AB ''Beraber yapalım'' derse de, ABD ''Türkiye’siz başlamam'' derse de olur... ''AB’yi bizimle yaptığı anlaşmalarla ilgili sadakate çağırıyorum'' dedim.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler