YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Fransa Cumhurbaşkanı: Türkiye'nin AB süreci sürmeli
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşen François Hollande, Türkiye'nin AB sürecinin sürmesi gerektiğini belirterek "Zaman zaman zor konular da gündeme gelecektir. Gereksiz yere bir takım korkular ajite edilmemeli" diye konuştu.
Fransa Cumhurbaşkanı: Türkiye'nin AB süreci sürmeli
27 Ocak 2014 / 21:08 Güncelleme: 27 Ocak 2014 / 21:15

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Türkiye'nin AB üyelik sürecine ilişkin olarak, "Herhangi bir tarih öngörülmemiştir. Günün birinde bütün fasıllar tamamlanınca, sonra ilgili halkların kararına göre, bir hipotez olarak üyelik düşünülebilir. Her halükarda bu Fransa'da referanduma tabidir" dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Fransız mevkidaşı Hollande, Çankaya Köşkü'nde başbaşa ve heyetlerarası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hollande, AB müzakere sürecine ilişkin soru üzerine, zaman zaman zor konuların gündeme gelebileceğini belirterek, şunları kaydetti: "Nasıl bitecektir bu süreç? Herhangi bir tarih öngörülmemiştir. Günün birinde bütün fasıllar tamamlanınca, sonra ilgili halkların kararına göre, bir hipotez olarak üyelik düşünülebilir. Her halükarda bu Fransa'da referanduma tabidir. Dolayısıyla, gereksiz yere bir takım korkuları ajite etmeye çalışmanın bir anlamı yoktur. Bu konuda nihai kararı Fransız halkı alacaktır."

Üyelik tarihi konusuna değinen Hollande, "Tarih konusu gündeme bile gelmemiştir, bu tarihten uzağız" ifadesini kullandı. Sürecin devamının önemini vurgulayan Hollande, "Fakat ben bu sürecin sürmesi gerektiğine inanıyorum. Yoksa hiçbir işe yaramamış olur. Başta onu öngörüp de sonra onu engellemenin nasıl bir anlamı olabilir?" diye konuştu.

Fransa'da önceki cumhurbaşkanlığı döneminde bloke edilmiş başlıklar olduğuna dikkati çeken Hollande, şöyle devam etti: "Zannediyorum açılabilecek olan fasıllar konusunda, özellikle Türkiye'de bugün görüşülen konuları da ilgilendiren, mesela erklerin ayrımı konusu var, temel haklar var, hukuk devleti, adalet gibi konular var. Bu süreç de Türkiye'ye destek olacaktır. Türkiye neleri başarabileceğini de ispatlayabilecektir."

1915 olayları

Hollande, Fransa'nın 1915 olaylarına yönelik tavrına ilişkin soru üzerine, tarihle ilgili çalışmaların acılı olabileceğini ancak yapılması gerektiğini söyledi. "Yapmamız gereken, barışmayı, anlaşmayı sağlamaktır" diyen Hollande, "Daha önce olmuş olanların araştırılması, yapılmış olanların tanınmasıyla ilgili bir çalışma yapmamız gerekiyor" diye konuştu.

1915 olaylarının gündeme geleceği bir zaman dilimine girildiğine işaret eden Hollande, şunları kaydetti: "Bana bir soru soruyorsunuz ne yapacağımız konusunda. Doğru olanı yapacağız, hakikati arayacağız ve herkesin konuyu anlamasını sağlamaya çalışacağız. Fransa'da bir kanun oylandı ve hukuka geçti. Bu noktadan itibaren, hem hukuk konusunda hem Avrupa'nın bu konudaki kararlarının uygulanması gerekiyor. Soykırımın inkarını cezai müeyyideye tabi tutan bir çerçeve karar var. Dolayısıyla, uluslararası anlaşmalar çerçevesinde bu hukukun da en iyi şekilde uygulanması gerekecek."

Cumhurbaşkanı Gül: AB bizim için stratejik bir hedeftir

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Türkiye'de siyasi istikrarda herhangi bir tereddüt yoktur. Bugün karşılaştığımız çeşitli tartışmalar var. Bunlar bazen sert olabilir ama Türkiye'nin siyasi istikrarında veya Türk ekonomisinin herhangi bir şekilde güveninde bunların etkisi ve izi yoktur" dedi.

Türkiye'nin AB'ye hangi tarihte üye olmasını beklediğine ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Gül, AB üyeliğinin Türkiye için "stratejik bir hedef" olduğunu vurgulayarak müzakerelerin başarıyla bitirilmesi halinde bile tam üyeliğin garanti olmadığına dikkati çekti. Fransız halkının referandumda ne diyeceğinin bilinemeyeceğini ifade eden Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hatta Türk halkı o zaman ne diyecek onu da bilemem. Belki Türk halkı o zaman 'Biz Norveç gibi olmak istiyoruz' da diyebilir. Dolayısıyla siz 'ne zaman tam üye olmak istiyorsunuz, bir tarih' dediniz. Bunda bir acelemiz yok. Ama acelemiz bir konuda var açıkçası, o da şu: Müzakere sürecini götürürken, yaparken karşımıza engel çıkartılmaması. Siyasi blokajları veya başka konuları bu işin içine getirip, koyup başka meselelerin arkasına takılarak, başka üyeler için de söylüyorum bunu, Fransa için söylemiyorum sadece, engel çıkartılmaması. Çünkü bu teknik bir süreç.

Teknik süreç de AB'nin bütün müktesebatının Türkiye olarak üstlenilmesidir. Ümit ederim ki herkes bu konuda verdiği söze sadakat gösterir. Çünkü ahde vefa da AB'nin temel ilkelerinden birisidir. Çünkü bu anlaşmalar yapılırken, birçok stratejik çalışmalar yapıldı, 'Türkiye AB için değerli mi değil mi' diye. Herkes oy birliğiyle değerli gördüğü için Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlandı. Devletler arası, ülkeler arası ilişkilerde herhalde kandırmaca olmaz. Dolayısıyla burada bizim beklediğimiz ahde vefa ve müzakere sürecimizi başarıyla bitirmemize fırsat verilmesi. Günü geldiğinde de Fransız halkı, Avusturya halkı, Türk halkı ne der tam üyelik için, o zaman ona bakarız.

Diğer konularda şunu da söylemek isterim: Türkiye'de siyasi istikrarda herhangi bir tereddüt yoktur. Türkiye'de güçlü bir hükümet vardır, Parlamento'da çoğunluğu vardır. Bugün karşılaştığımız çeşitli tartışmalar var. Açık bir toplum, AB ile müzakere yapan bir ülke, demokratik, hukuk standartlarını belli bir noktaya getirmiş bir ülke, dolayısıyla olgunluk içinde çeşitli tartışmalar vardır. Bunlar bazen sert olabilir ama Türkiye'nin siyasi istikrarında veya Türk ekonomisinin herhangi bir şekilde güveninde bunların etkisi ve izi yoktur. Bu bakımdan değerli Fransız dostlarımıza, ortak büyük çıkarlarımız için bu gezi bir fırsattır. Bunu en iyi şekilde değerlendirmek her iki ülkenin halkının da faydasınadır, bunu da hatırlatmak isterim."

"Yüzyıl önce yaşanan olaylarda çekilen acılar, hepimizin ortak acılarıdır"

Fransa'da gündeme gelen 1915 olaylarına ilişkin İnkar Yasası konusunun görüşmede ele alınıp alınmadığı ve Türkiye'nin bu konudaki duruşunun ne olduğu sorusu üzerine Gül, gerek baş başa ve gerekse heyetler arasında "açık ve samimi şekilde her şeyi konuştuklarını" söylediğini anımsatarak bu konuların da görüşmede ele alındığını aktardı.

Cumhurbaşkanı Gül, sözlerine şöyle devam etti: "Çünkü biliyoruz ki ilişkilerimizi zaman zaman gölgeleyen bir konu olmuştur bu. Yüzyıl önce yaşanan olaylarda çekilen acılar, hepimizin ortak acılarıdır. O zaman sadece Türkiye'nin Ermeni vatandaşlarının değil, Müslüman Türk vatandaşlarının da çok büyük acıları olmuştur. Balkanlardan 3 milyon insan tükene tükene Türkiye'ye zor ulaşmıştır. O yılların acılarını eğer biz nesilden nesile taşıyacak olursak bu, doğru bir hareket değildir. Onun için bu konuda yapılacak şey: bunu tarihe bırakmak, daha doğrusu tarihçilere bırakmak. Travmaları, acıları tekrar ortaya getirmek değil, tarihçilerle bu işi çözmek...

Biz bütün arşivlerimizi açmaya hazırız, açtık. Üçüncü bir ülke de bu işe katılabilir. Ortak tarih komisyonu bu meseleye bakar ve bunun içinden ancak böyle çıkılabilir. Nitekim Fransa ve Cezayir ilişkilerinde de gösterilen yol bu olmuştur. Tek taraflı olarak bu mesele halledilemez. Beraber halletmek gerekir."

"Bu konunun lehinde, aleyhinde herkes istediğini söyleyebilir"

Bu konuyla ilgili farklı düşünceler olabileceğine dikkati çeken Gül, "Türkiye'de daha önceki yasalarımız bu konuların rahat konuşulmasına engeldi. Ama biz yasalarımızı değiştirdikten sonra bugün bu konunun lehinde, aleyhinde herkes istediğini söyleyebilir" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Gül, "Zannediyorum ki birçok Fransız dostumuz bunu böyle düşünmüyor. 'Türkiye'de hala birçok şey konuşulamaz' diye biliyorlar. Ama Türkiye'de yazabilirsiniz, konuşabilirsiniz, iddia edebilirsiniz. Böyle bir ortam Türkiye'de söz konusu iken, Fransa'da da lehinde, aleyhinde konuşulabilmesini ancak normal görürüm" değerlendirmesini yaptı.

İfade özgürlüğünün merkezinin Avrupa olduğunu belirten Gül, "Bu konuda Fransız Anayasa Konseyi'nin verdiği kararı biz saygıyla karşıladık. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Perinçek davasında verdiği karar var, ifade özgürlüğüyle ilgili biliyorsunuz. O çerçevede bakmak lazım" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Gül, şunları kaydetti: "Bu acıları çocuklardan çocuklara, yeni nesillere taşımak yerine, buralardan dostluk çıkartmaya bakmamız gerekir. Çanakkale Savaşı'nda, o zaman Avustralya'dan, Yeni Zelanda'dan gelip bizim topraklarımızda bizimle savaşan insanlar vardı. Ama biz oradan dostluk çıkarttık. Her sene şimdi Avustralya'dan, Yeni Zelanda'dan insanlar, binlerce insan akın akın geliyorlar, dostluğumuzu konuşuyoruz. Bu olaydan da artık, bu coğrafyanın insanları olan hepimiz için yeni bir dostluk çıkartmak gerektiği kanaatindeyim."

"Acılar, feryatlar devam eder"

Cumhurbaşkanı Gül, Fransız bir basın mensubunun, "Avrupa'dan gelen yüzlerce cihatçının güvenlik sorunu yaratabilecekleri konusunda ne düşünüyorsunuz" sorusunu yanıtlarken, görüşmelerde hem Suriye'de yaşanan acıları hem de Cenevre'deki çalışmaları hem de bazı olumsuzlukları konuştuklarını bildirdi.

Gül, "Cenevre'de yapılan çalışmaların muhakkak bir siyasi çözümle neticelenmesi ve muhakkak bir geçiş hükümetiyle ama kontrolü, gücü, yaptırım gücü olan bir geçiş hükümetiyle neticelenmesini arzu ediyoruz. Bu olmadığı takdirde oradaki acılar, feryatlar devam edecektir ve oradaki boşluktan da bir çok olumsuzluklar çıkacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'de 250 bini kamplarda yaşayan 700 bin mülteci olduğunu anımsatan Gül, 2,5 milyar dolarındaki finansmanın da Türkiye tarafından karşılandığını ifade etti. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande'a, Türkiye'nin bu konudaki gayretlerini yakından bildiğini ve takdir ettiğini kamuoyuyla paylaştığı için teşekkür eden Gül, "Bunların gölgelenmesini ve bilinmesini arzu etmek isterim" dedi.

"Yanlış faaliyet içinde olanlar yakalanır, iade edilir"

Eğer Fransa, Almanya, Suudi Arabistan veya başka bir ülkeden Türkiye'ye turist olarak gelen insanlar içerisinde suç potansiyeli taşıyanların veya Türkiye üzerinden başka yollarla Suriye'ye geçme potansiyeli olanların Türkiye'ye bildirilmesi gerektiğine vurgu yapan Gül, şunları belirtti:

"Türkiye'ye 36 milyon turist geliyor. Biz sınırda, kapıda herkesi durduramayız ve 'Gelme' diyemeyiz. Bunun için istihbarat ve güvenlik teşkilatları arasındaki işbirliğinin daha başka bir düzeye taşınması konusunda da anlaştık, konuştuk. Bize eğer bildirilirse ki 'Şu çocuklar, gençler, şu insanlar aşırı faaliyetler içinde, bizim takibimiz altında, siz de bunlara dikkat edin' denirse ancak o zaman biz müdahale edebiliriz. Yoksa yasal yollarla Fransa'dan, İngiltere'den, Almanya'dan çıkıp Türkiye'ye gelen bir insana biz havaalanında 'Türkiye'ye niye geldin' demeyiz.

Sınırımızda güvenlik tedbirlerimiz çoktur. 900 kilometre bir Suriye sınırı vardır, orada insani amaçla kurulan kamplar vardır. Bunlarla uğraşırken, bunların arasından güvenlik birimleri eğer yanlış faaliyetler içinde olanlar varsa bunları yakalar, iade ederler. Bu konuları konuştuk."

Tarihi ziyaret

22 yıl aradan sonra Türkiye'ye Fransa'dan bir cumhurbaşkanının devlet ziyareti yaptığını anımsatan Gül, Hollande'ın ziyaretini "tarihi" olarak değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Gül, "Bu ziyaret vesilesiyle Türk-Fransız ilişkilerinin layık olduğu seviyeye ulaşacağından da eminim" diye konuştu.

Fransa Cumhurbaşkanı Hollande ile NATO zirvesi dolayısıyla Chicago'da ve New York'ta bir araya geldiklerini de belirten Gül, bu görüşmelerde ikili ilişkileri ve bölge konularını ele aldıklarını, iki ülke arasındaki ilişkilerinin hak ettiği seviyeye getirilmesi konusunda iradeyi paylaştıklarını aktardı. Cumhurbaşkanı Gül, söz konusu görüşmelerde Hollande'ı Türkiye'ye davet ettiğini, bugün bu ziyaretin gerçekleştiğini söyledi.

Hollande ile çok sayıda Fransız iş adamının da Türkiye'ye gelmesinden büyük memnuniyet duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, baş başa görüşmede geniş bir şekilde Türkiye-Fransız ilişkilerini samimi ve açık yüreklilikle geniş bir şekilde gözden geçirdiklerini, bölge konularını ele aldıklarını belirtti. Heyetler arası görüşmede de konuları daha detaylı bir şekilde incelediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu bir gerçektir ki Türkiye ve Fransız ilişkilerinin 500 yıllık bir geçmişi vardır, 15'inci, 16'ncı yüzyıllara kadar gitmektedir ve Fransa, daima Türkiye'nin Batı'ya açılan bir penceresi olmuştur. Bu çerçevede gerek siyasi ilişkilerimiz gerekse kültürel, eğitim ilişkilerimiz çok canlı olmuştur. Bugün de bu ilişkilerimize geçmişindeki derinliğe yakışır bir şekilde bugünkü ilişkilerimizi o noktaya getirmek için gayet samimi görüşmeler gerçekleşmiştir.

Siyasi konularda, şu an en önemli mesele: bölgesel olarak baktığımızda Suriye meselesidir. Bu konuyu geniş bir şekilde konuştuk ve ifade etmek isterim ki daha önce New York ve Chicago'da bir araya geldiğimizde Suriye meselesinde her ikimizin tespit ettiği konularda bugün aynı noktadayız. O gün dikkat ettiğimiz maalesef olumsuz gelişmeler bugün gerçekleşmiştir. Bu konuda dayanışmamız devam edecektir.

Ayrıca, Doğu Akdeniz'i konuştuk. Doğu Akdeniz'in istikrarı, güvenliği ikimizi de yakından ilgilendirmektedir. Türkiye, Akdeniz'in doğusunda, Fransa ise batısında iki Akdeniz ülkesidir. NATO içinde biz müttefikiz, AB ile müzakere yapan bir ülkeyiz."

"Nükleer enerjide işbirliği büyük bir hamledir"

İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin potansiyelinin büyük olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, "Ticaretimiz 15 milyar dolar civarında gerçekleşti ama bugün Sayın Cumhurbaşkanı ile koyduğumuz hedef, 20 milyar avrodur. Bunun gerçekleşeceğine de inanıyoruz" ifadesini kullandı.

Fransa'nın dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olduğuna işaret eden Gül, son 10 yıl içinde yapılan reformlarla Türk ekonomisinin de güçlülüğünü, dışarıdan ve içeriden gelecek her türlü şoka karşı hazır olduğunu gösterdiğini belirtti. Gül, şöyle konuştu: "Türkiye'de 7 milyar doların üzerinde Fransız yatırımı söz konusudur. Türkiye'nin de Fransa da 1,5 milyar dolar civarındadır. Bu rakamlar çok daha ileri seviyelere ulaştırılabilir. Türkiye'de çok köklü Fransız şirketlerinin faaliyet göstermesinden de büyük bir memnuniyet duyuyoruz. İmzalanan anlaşmalar, ilişkilerimizin ne kadar geniş alanda olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda tarımda, savunma sanayinde, enerji konularında çok ileri derecede işbirliği imkanlarının var olduğunu biliyoruz.

Özellikle barışçıl amaçlarla nükleer enerjide işbirliği yapmaya başlamamız çok sevindiricidir ve çok büyük bir hamledir. Bundan Türkiye olarak biz büyük bir memnuniyet duyduğumuz gibi eminim ki Fransa da büyük bir memnuniyet duymaktadır. Türkiye enerji konusunda maalesef dışa bağımlı bir ülkedir, alternatif enerji kaynaklarımızı geliştirmek zorundayız. Bunlardan birinin de nükleer enerji olduğunu bilmekteyiz. Yine birçok Fransız firmasının Türkiye'de farklı enerji alanlarında faaliyet gösterme arzusunda da büyük bir memnuniyet duyuyoruz."

"Türk halkının da başka tercihleri olabilir"

Türkiye-Fransa ilişkilerinin önemli noktalarından birinin AB olduğunu kaydeden Gül, Türkiye'nin 1996'dan bu yana Gümrük Birliği'ne üye olduğunu, 2005'ten bu yana da AB ile müzakereleri sürdürdüğünü anımsattı.

"Bu konuda Fransa'nın son yıllardaki, özellikle Sayın Cumhurbaşkanı Hollande ile müzakere sürecimize baktığı olumlu tavırdan dolayı da teşekkür etmek istiyorum" diyen Cumhurbaşkanı Gül, müzakere sürecinin otomatik olarak tam üyeliği getirmediğini, Fransa ve Avusturya'nın da müzakerelerin başarıyla bitmesi halinde referanduma gitme kararları olduğunu, bunun da saygıyla karşılandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Müzakere süreci AB kriterlerini, gerek hukuk normlarını gerek ekonomik normları gerekse demokratik normları, yargı norm adapte etme sürecidir. Bu süreç teknik bir süreçtir ve bu sürecin tıkanmamasını, bunun üzerinde herhangi bir siyasi ipoteğin olmamasını çok arzu ediyoruz. Neticede Türkiye, müzakere sürecini başarıyla bitirdiği takdirde o zaman Türk halkı da belki başka tercihlerde bulunabilir. Fransız halkının da her türlü tercihini tabii ki saygıyla karşılayacağız. Ama müzakere sürecini bitirmiş bir Türkiye'nin AB için de Türkiye'deki bütün Fransız şirketleri için de değerli olduğu apaçık ortadadır. Bu bakımdan Fransa'dan, bu konuya müzahir olmasını ve bizim müzakere sürecimizi başarıyla bitirmemiz için herhangi siyasi bir engelin ortaya çıkmamasını özellikle rica ediyoruz."

"Görüşmeler açık ve samimi geçti"

Görüşmelerin "gayet açık ve samimi geçtiğini" bir kez daha vurgulayan Gül, "Türkiye ve Fransa ilişkilerini çok ileri düzeylere, tarihten gelen derinliğin hak ettiği seviyeye çıkartma konusunda iradelerini bir kez daha ortaya koymuşlardır" dedi.

Hollande'ın ziyaretinin başarılı geçmesini dileyen Cumhurbaşkanı Gül, İstanbul'daki iş forumu toplantısına birlikte katılacaklarını kaydederek Türk iş dünyasının ne kadar dinamik olduğunun ve ne kadar büyük potansiyel ihtiva ettiğinin görüleceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini, "Bunun ilişkilerimizde yeni bir ivme oluşturduğundan hiç kimsenin şüphesinin olmaması gerektiğini ifade ediyorum" diye konuştu.

11 anlaşma imzalandı

Ortak basın toplantısı öncesinde, Cumhurbaşkanı Gül ve Fransa Cumhurbaşkanı Hollande'ın huzurunda çeşitli alanlarda 11 anlaşma imzalandı.

MÜSIAD-CGPME arasında iyi niyet mektubu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile GDF-Suez Grubu arasında işbirliği protokolü, Fransız Kalkınma Ajansı ile Hazine Müsteşarlığı Arasında Mali İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı, Fransız Kalkınma Ajansı ile Hazine Müsteşarlığı arasında sürdürülebilir orman yönetimi program finansmanına ilişkin 150 milyon avro tutarında kredi anlaşması, TÜBİTAK ve Ulusal Araştırma Ajansı arasında ortak araştırma projeleri için ortak çağrı protokolüne imza atıldı.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan ile Üretken Kalkınma Bakanı Philippe Arnaud Montebourg ve Çevre, Sürdürülebilir Kalkınma ve Enerji Bakanı Philippe Martin, "Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme ile Üretken Kalkınma Bakanlığı ve Çevre, Sürdürülebilir Kalkınma ve Enerji Bakanlığı Arasında Raylı Ulaştırma Alanında Ortak Bildiri"ye imza koydu.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Fransa Dış Ticaret Bakanlığı arasında iyi niyet beyanını Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı ile Dış Ticaret Bakanı Nicole Bricq, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Fransa Tarım, Tarımsal Gıda ve Orman Bakanlığı arasında iyi niyet beyanını da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile Tarım, Gıda Endüstrisi ve Orman Bakanı Stephane Le Foll imzaladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile Üretken Kalkınma Bakanı Philippe Arnaud Montebourg ve Çevre, Sürdürülebilir Kalkınma ve Enerji Bakanı Philippe Martin, "Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Fransa Üretken Kalkınma Bakanlığı ile Çevre, Sürdürülebilir Kalkınma ve Enerji Bakanlığı Arasında Enerji Alanında Ortak Bildiri" ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fransa Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliği Anlaşması"na imza attı.

"İşbirliği için Stratejik Çerçeve"yi de Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius imzaladı.

 

AA

işimiz yok.
 // sdk_e@hotmail.com
süremeli sürmeli ... daha ne kadar sürecek kardeş.. biz sizi istemiyoruz.. birgün aklınız başınıza gelecek ama.. o akıl geldiğinde biz yanında olmayacağız. bizim ne size ne sizin medeniyetinize.. nede başka bir şeyinize ihtiyacımız var. bize insanlığı ve sosyal devletliği en son öğretecek sizlersiniz. siz engizisasyon mahkemeleri zamanında yaşarken benim atam FATİH imarathane kurdurup yaşlı, fakir, sakat ve kimsesizlere gece vakti yemek dağıtırdı. siz sadece sömürüyü bilirsiniz. hadi ordan...
27 Ocak 2014 Pazartesi 21:58
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler