YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Firari Hizbullahçı'dan mektup var!
‘Yakalanmamak için uğraşacağız onlar yakalamak için uğraşacak’
Firari Hizbullahçı'dan mektup var!
08 Mart 2011 / 08:24 Güncelleme: 08 Mart 2011 / 08:26

Terör örgütü Hizbullah’ın Şura Üyesi Edip Gümüş, örgüte yakın bir siteye gönderdiği mektubunda, “Şartlar ve oluşturulan hava gereği kimseye haber vermeden ortalıktan çekilmek zorunda kaldık. Elhamdülillah selametteyim” dedi.

CMK 102’den serbest bırakıldıktan sonra haklarında yeniden tutuklanma kararı çıkarılınca yurtdışına kaçtığı tahmin edilen terör örgütü Hizbullahçı zanlılardan ilk kez ses çıktı. Örgütün Şura Üyesi Edip Gümüş, örgüte yakın huseynisevda.net adlı internet sitesine bir mektup yolladı. Serbest kalma süreci ve sonrasını anlattığı mektubunda Gümüş, hükmü kesinleşmediği halde 10 yıldan fazla cezaevinde kalanların serbest bırakılmasına ilişkin yasanın daha önce 1 Nisan 2008 tarihinde yürürlüğe girmesinin öngörüldüğünü savunarak, ‘Hizbullahçılar bundan yararlanmasınlar’ diye birçok dosyanın alelacele 31 Mart 2008’de karara bağlandığını öne sürdü. Gümüş, mektubunda özetle şu görüşlere yer verdi:

İŞİN FARKINA VARILSAYDI BIRAKILMAZDIK: “Bugüne kadar başka coğrafyalardaki hareketlerin, yapıların karşılaşmadığı bir süreç ve şartlarla karşılaştık. Binlerce kardeşimizle çok sıkıntılı zindan sürecini yaşadık. Bizim çıkmamıza gelince... Söz konusu yasa ilk çıkarıldığı zaman, verilen ilk süre dolmadan bir kaç gün önce cezaevi idaresi tutuklu ve hükümlülerin listesini çıkarıyordu. O zaman yasa yürürlüğe girmiş olsaydı, şimdiden çok daha fazla kardeşimiz faydalanmış olacaktı. Mesela; Nusaybin dosyası 31 Mart 2008 tarihinde gece yarısına doğru bitirildi. Ancak yasa, diğer dosyadakiler istifade edemesin diye 31 Aralık 2010 tarihine ertelenmişti. Malum yasayla çıkmamız gerekmesine rağmen, ‘Yine erteleyecekler, bizim farkımıza varsalar işi sürüncemeye bırakıp 26 Ocak’ta jet bir kararla hükmü kesinleştirecekler’ diye düşünüyor ve söylüyorduk. Zira 1990’lardan bugüne kadar Yargıtay’a giden dosyalarda hiçbir zaman hiçbir arkadaşın lehine karar çıkmamıştı. Demek Allah’ın takdiri başkaydı. Cenab-ı Allah; Yargıtay dâhil olmak üzere, İslam düşmanı bütün basın mensuplarını da kör, sağır ve dilsiz etti. Eğer basın bir hafta, bir kaç gün hatta bir gün önce bile işin farkına varıp yaygara çıkarmaya başlasaydı yine bırakılmayacaktık.”

GAFFAR OKKAN SÖYLEMLERİYLE TEHDİT: “Kolluk kuvvetleri, gözaltında işkenceyle beraber hakaret ederek; “Beş yıl sonra kimse Hizbullah cemaatinin isminden bile bahsetmeyecek. ‘Bir dönem böyle bir cemaat vardı’ bile demeyecekler” diyorlardı. Hesaplarını, programlarını buna göre yapıyorlardı. “Onu dışarı çıkarın, yer gösterme adı altında bir yerlere götürüp öldürün” şeklinde Gaffar Okkan’ın söylemleriyle tehdit ediyorlardı. En hafif tehditleri de; “Sen zannediyor musun ki cezaevine arkadaşlarının arasına gidip çalışmaları idare edeceksin? Dört ay sonra Diyarbakır Yüksek Güvenlikli Cezaevi bitiyor. Ölünceye kadar bir delikte seni tek başına bırakacağız” şeklindeydi. Bu, sadece onların hesapları ve arzuları idi. Allah’ın hesabı ise başkaydı. Yirmi yıl boyunca, yani 1980- 2000 arası dünyevi hiçbir karşılık beklemeden sadece O’nun (cc) rızası için çalışan ve O’nun rızasının dışında bir beklentileri olmayan binlerce insanın emekleri ve umutları heba olmayacaktı. Binlerce kardeşimizin günlerce, aylarca süren sıkıntılı gözaltı sürecini her şeye rağmen atlattık. Sadece Rabbimize dayandık, O’na güvendik.”

ÇIKMANIN HESABINI YAPMADIK: “Bizim çıkmamıza gelince... Ne gözaltında ne de cezaevinde hiçbir zaman çıkmanın hesabını yapmadık. Kardeşlerimizin yanında çıkmaktan bahsetmeye bile haya ediyorduk. Eğer öncelikle kimlerin çıkabileceğinin bir listesini yapmış olsaydık, kendimizi listenin en sonuna yazacaktık herhalde.”

HÜKÜMETİN AÇIKLAMASI KAÇIŞI TETİKLEDİ: “İlk iki gün söylenenlerin hesabını yapmadık. Ne zaman ki hükümet yetkilileri ‘şu anda bile yargı istese bu işi bir saatte halleder’ deyince, bizi yakalayacakları kanaati hâsıl oldu. Şartlar ve oluşturulan hava gereği kimseye haber vermeden ortalıktan çekilmek zorunda kaldık. Elhamdülillah selametteyim. Hakkınızı helal edin. Biz yakalanmamak için uğraşacağız, onlar yakalamak için uğraşacak. Hamd olsun Rabbime İkibin sonrasında değişik ortam ve yerlerde yapılan hakaret ve ithamlara cevap verilmiş, cevaplar yazılmış ve konuşulmuş. Onun için İslam ve Müslüman düşmanlarına bu sefer cevap yazmayacağız. Bizlerin ortalıktan çekilmesini bahane edip, kuruluşlarından bu yana Müslüman halka hizmet etmek, Müslüman halka doğru yolu göstermek için yazan ve konuşanların evlerine, müesseselerine ve kurumlarına yapılan oparasyon ve baskınlar tüm Müslümanların malumudur. Yapılan operasyon ve baskınların zülüm olduğu, adaletsiz davranıldığı herkesin malumudur. Rabbim, operasyonlara muhatap olan Müslümanların yaptıklarını, yazdıklarını ve söylediklerini biliyor ve görüyor. Müslümanlara yapılanların hesabını Allah’ın mutlaka soracağına inanıyoruz” (Vatan)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler