27 Temmuz 2017 Perşembe
  • Altın143,552
  • BIST108.392
  • Dolar3,5328
  • Euro4,1224
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6289
  • İstanbul22 °C
  • Ankara30 °C
  • İzmir26 °C
  • Konya31 °C
  • Adana30 °C
  • Antalya28 °C
  • Diyarbakır34 °C
  • Bursa25 °C
  • Kayseri30 °C
  • Kocaeli24 °C
  • Şanlıurfa38 °C
  • Gaziantep32 °C
  • İçel31 °C
"MÜBAREK BELDELERİMİZİ KORUMAK İMAN MESELESİDİR"
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Fethullah Gülen'in ABD'deki durumu ne olacak?
Gazeteci - Yazar Ruşen Çakır bugünkü yazısında ABD'nin Gülen'i neden teslim etmeyeceğini yazdı.
Fethullah Gülen'in ABD'deki durumu ne olacak?
06 Eylül 2014 / 15:07 Güncelleme: 06 Eylül 2014 / 15:22

Ruşen Çakır Vatan gazetesindeki bugünkü köşe yazısında ABD'nin Gülen'i neden teslim etmeyeceğini ve reelpolitikte nasıl bir tablo oluştuğunu yazdı. 

Çakır, "Gülen'in ABD'nin çıkarlarına uygun hareket ettiği ve ılımlı İslam'ın en büyük temsilcisi olduğu için teslimi veya sınırdışı etmesi mümkün değil" dedi.

İşte Ruşen Çakır'ın o köşe yazısı:

Amerikan yönetiminin Fethullah Gülen’i Türkiye’ye iadesinin veya sınır dışı etmesinin şu aşamada çok zor olduğu kanısındayım. İlk akla gelecek gerekçeleri sıralayacak olursak:

1) 11 Eylül 2011 terör saldırılarının ardından Amerikan yönetiminin, kendi topraklarındaki her türden İslami faaliyeti çok yakından takip ettiği, en ufak bir kuşku halinde çok sert ve geri dönüşü olmayan uygulamalara başvurduğu biliniyor.

Öte yandan Gülen’in Pennsylvania’da hiç de mütevazı bir sürgün hayatı yaşamadığı, küresel ölçekteki hareketinin faaliyetlerini buradan yürüttüğü de biliniyor.

Gülen’in yanında geniş bir ekip olduğunu ve sürekli olarak dünyanın dört bir tarafından ziyaretçi kabul ettiğini en iyi FBI biliyor olsa gerek. Bütün bunlara rağmen Gülen’in şu ana kadar ABD’de herhangi bir ciddi sorunla karşılaşmamış olmasından hareketle kendisinin ve faaliyetlerinin Amerikan çıkarlarının aleyhine olmadığını, hatta tam tersinin kuvvetle bir olasılık olduğunu düşünebiliriz.

2) AKP’nin de dahil olduğu dünya çapındaki birçok İslami grup, parti ve hareketin aksine Gülen, Batı karşıtı bir İslam yorumu geliştirmiyor. Hatta onun, ABD başta olmak üzere Batı’da çok arzulanan “ılımlı İslam” kalıbına en yakın perspektifi geliştirdiğini söyleyebiliriz.

3) Bu açıdan bakıldığında Gülen Hareketi'nin eğitim kurumları temelinde yükselen küresel ağının birçok açıdan Amerikan (genel olarak da Batı) çıkarlarıyla uyum arz ettiği bellidir.

4) Washington, özellikle Suriye, Irak, Filistin gibi Ortadoğu ile ilgili konulardaki köklü görüş ayrılıkları nedeniyle belli bir süredir AKP hükümetiyle, özel olarak da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile arasına belli bir mesafe koyuyor.

Ayrıca Gezi direnişinden itibaren temel hak ve özgürlükler, hukuk devleti, yolsuzluklar gibi konularda Ankara’ya açık ve sert eleştiriler yöneltiyor.

5) Amerikan yönetiminin 17 Aralık sürecinde Hareket’e daha yakın bir pozisyon aldığı açıktır. Fakat Erdoğan’ın üste iki seçim başarısı elde etmesi nedeniyle bu tutumundan “mecburi” olarak belli esnemeler olduğu gözleniyor.

6) 17 Aralık sürecinde, Batı ve Amerikan medyasında çıkan çok sayıda haber, yorum ve analize baktığımızda çoğunda şunu görüyoruz: Hükümete yönelik bariz bir antipati, gülen Hareketi'ne yönelikse, gizlenme ihtiyacı bile hissedilmeyen bir sempati, en azından empati.

Reelpolitiğin dayatması

Dolayısıyla ABD Başkanı Obama’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tatmin edecek bir cevap vereceğini beklemek fazla gerçekçi olmaz.

Ancak Washington yönetiminin şu hususları gözeteceği de kesindir:

1) Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı mücadelede Türkiye’ye duyulan ihtiyaç.

2) Gülen Hareketi ile mücadele temelinde bir kampanya yürüten Erdoğan’ı üst üste iki seçim kazanmış olması. Buna karşılık Hareket’in her iki seçimde mağlup taraflara angaje olan Hareket’in belirgin olarak güç kaybetmesi.

3) Erdoğan’ın Gülen Hareketi’ne karşı savaşında şu ya bu şekilde, başta muhafazakâr camiadan olmak üzere üçüncü şahısları/grupları yanına çekebilmesi, buna karşılık hareketin iyice yalnızlaşması.

Ancak reelpolitiğin dayatmalarına rağmen Obama’nın Gülen konusunda Erdoğan’ın umduğu hızda ve şekilde adımlar atmasını şu aşamada beklemediğimi tekrarlamak istiyorum.

Bununla birlikte Gülen ve hareketinin bundan böyle ABD’de de eskisi kadar rahat hareket edemeyecekleri muhakkak. Belki de bu gerginlikten iade ve sınır dışı haricinde üçüncü bir formülle çıkmak mümkün olabilir: Gülen’in kendi rızasıyla ABD’yi terk etmesi.

Nitekim bir süredir Gülen’in yeni adresi olarak bazı ülkelerin adı telaffuz ediliyor. Olabilir. Ama bambaşka bir seçenek de Gülen’in kendi rızasıyla Türkiye’ye dönmesidir. Bunun bugün için çok gerçek dışı bir seçenek olduğunun farkındayım ama Erdoğan-Gülen savaşı o kadar kısa süre içinde o kadar sert bir şekilde gelişti ve o kadar çok şeyi değiştirdi ki her türlü ihtimale açık olmakta bir sakınca yok.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler