YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Faili meçhullerde zaman aşımı uyarısı
İnsan Hakları İzleme Örgütü:Faili meçhul cinayet davaları zamanaşımı tehlikesi altında...
Faili meçhullerde zaman aşımı uyarısı
04 Eylül 2012 / 09:23 Güncelleme: 04 Eylül 2012 / 09:25
İnsan Hakları İzleme Örgütü, 1990'lı yıllarda Türkiye'de yaşanan faili meçhul cinayet soruşturmalarının zamanaşımı riski altında olduğunu açıkladı.

"Adalet Vakti-Türkiye'de Doksanlarda Gerçekleşen Faili Meçhul Cinayetler ve Kayıplar İçin Cezasızlığın Sona Erdirilmesi" başlıklı 68 sayfalık rapor, dün kamuoyuna duyuruldu. Faili meçhul cinayetler ve kayıpların ağırlıklı olarak 1992-1995 yılları arasında meydana geldiğine dikkat çekilen raporda cinayet ve kayıpların yaşandığı tarihte yürürlükte bulunan ceza yasasına göre 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmak üzere olduğu kaydedildi. Raporda, Diyarbakır'da görülmekte olan ve emekli Albay Cemal Temizöz'ün de sanıkları arasında bulunduğu faili meçhul cinayetler davası, model dava olarak değerlendiriliyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (HRW) hazırladığı rapor, Şırnak'ta akrabalarının devlet görevlilerince öldürüldüğü veya kaybedildiğine inanılan 55 kişiyle yapılan görüşmelere dayanıyor. Raporun açıklandığı basın toplantısına katılan mağdur yakınları, sevdiklerini öldüren ve kaybedenlerin yargılandıklarını görmek istediklerini dile getirdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü araştırmacısı Emma Sinclair-Webb de yaptığı değerlendirmede, "Türkiye'deki ağır insan hakları ihlallerinin soruşturulmasını engelleyen eski yasaların güvenlik güçleri ve kamu görevlilerinin cinayet ve işkence suçlarından yakayı sıyırmasını sağladığını" savunarak, "Mağdurlar için adaletin sağlanmasının önünde herhangi bir zaman sınırlaması olmamasını sağlamak için Türkiye yetkilileri harekete geçmelidir." dedi.

Faili meçhul cinayetler ve kayıpların ağırlıklı olarak 1992-1995 yılları arasında meydana geldiğine dikkat çekilen İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün raporunda cinayet ve kayıpların yaşandığı tarihte yürürlükte olan ceza yasasına göre 20 yıl olan zamanaşımı süresinin dolmak üzere olduğu kaydedildi. HRW raporunda Diyarbakır'da görülmekte olan ve emekli Albay Cemal Temizöz'ün de sanıkları arasında bulunduğu faili meçhul cinayetler davası model dava olarak değerlendiriliyor. Davaya ilişkin değerlendirmelerde ise soruşturmanın dar kapsamda tutulması, "Savcı, cinayetlerde Cemal Temizöz'ün ardındaki muhtemel emir-komuta bağlantısını, örneğin işlendiği iddia edilen suçlarla ilgili bölgenin daha kıdemli subayları arasındaki komuta sorumluluğunu araştırmadı." sözleriyle eleştiriliyor. Davanın görülmesi sırasında, tanıklara müdahale etme girişimleri olduğuna dair açık bulgular ortaya çıktığı savunulan raporda, "Tanık Koruma Kanunu Cemal Temizöz davasında uygulansaydı, savunmasız tanıkların davaya katılmaktaki gönüllülükleri ciddi şekilde artabilirdi." ifadelerine yer verildi.

Raporda ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 12 Eylül 1980 askerî darbesinden beri devlet görevlilerince gerçekleştirildiği düşünülen kayıplar, cinayetler ve diğer ağır insan hakları ihlallerinin araştırılması için bağımsız bir 'Meclis hakikat komisyonu' kurması gerektiği belirtildi. Önümüzdeki 3 yılın kritik önem arz ettiği vurgulanan raporda, zamanaşımı riskinin kalkması için 12 Eylül davasında olduğu gibi söz konusu eylemleri bu kapsam dışında tutacak bir düzenlemenin yürürlüğe konulması gerektiğinin altı çizildi. Raporda, Güneydoğu'da gerçekleştirilen cinayetler, zorla kaybetmeler ve insan haklarına ilişkin diğer suçların kapsamı, yaygınlığı ve resmî görevlilerce hoş görülmesi sebebiyle, insanlığa karşı işlenmiş suçlar içine alınması gerektiği de savunuldu.

SORUŞTURMANIN KAPSAMI GENİŞLETİLMELİ

HRW raporunda, geçmişe dönük yargılama sürecinin başarıyla yürütülebilmesi için temel bazı tavsiyelerde bulundu. Hükümetin gerekirse yasal düzenleme yoluyla zamanaşımı riskini tamamen ortadan kaldırması gerektiğine vurgu yapılırken, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndan (HSYK) da özel uygulamalar talep edildi: "HSYK, geçmişte devlet görevlilerince işlendiğinden şüphelenilen -zorla kayıp etme, cinayet ve işkence gibi- ağır insan hakları ihlalleriyle ilgili soruşturmaların özel olarak görevlendirilmiş ve gündelik iş olarak diğer olağan suç soruşturmalarını üstlenmeleri talep edilmeyecek savcılar tarafından yürütülmesini sağlamalıdır. " Soruşturmalarda emir-komuta zincirinin göz ardı edilmemesi gerektiğinin altı çizilen raporda "Soruşturmalar yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde emir-komuta zincirini içermeleridir." ifadeleri yer alıyor. (Zaman)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler