19 Ekim 2017 Perşembe
  • Altın151,204
  • BIST108.162
  • Dolar3,6561
  • Euro4,3295
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8221
  • İstanbul22 °C
  • Ankara21 °C
  • İzmir26 °C
  • Konya21 °C
  • Adana31 °C
  • Antalya26 °C
  • Diyarbakır24 °C
  • Bursa25 °C
  • Kayseri21 °C
  • Kocaeli25 °C
  • Şanlıurfa27 °C
  • Gaziantep25 °C
  • İçel29 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Evren'i korkutan istek
Evren'i korkutan istek
05 Nisan 2012 07:30
Dün başlayan tarihi 12 Eylül davasına, müdahil avukatlarının istekleri damgasını vurdu.

Duruşmaya gelmeyen Evren’in “Mısır diktatörü Mübarek gibi kafeste getirilmesi” istendi. Ankara Adliyesi dün tarihi bir güne şahitlik etti. Tarihinde neredeyse her on yılda bir darbe olan bir ülkede ilk kez darbeciler, darbe yaptıkları için mahkeme önüne çıkarılıyordu.

Bu tarihi duruşmayı izlemek için erkenden adliyenin yolunu tuttum. Adliyenin çevresi adeta bayram yeri gibiydi. En milliyetçisinden en radikal solcusuna kadar herkes oradaydı. Onlarca pankartta, 12 Eylül rejiminin idam ettiği ’sağdan-soldan gençlerin’ fotoğrafları ve isimleri vardı.

İsmi anons edilince kalabalıklar hep birlikte ’burdaaa’ diye bağırıyordu. Faili meçhullerin sembolü Berfo Anada oradaydı. 31 yıldır her gün ardından ağladığı oğlunun hesabını darbecilerden sormak için gelmişti. Güvenlik kontrollerini geçip 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kapısına yöneldiğimde dışarıdaki izdihamın bir benzerini duruşma salonunun kapısında buldum.

‘HAYIR’CILAR ÖN PLANDA

147 kişilik salon erkenden dolmuştu. Dışarıda da bir o kadar bekleyen vardı. Zor da olsa içeri girip yerimi aldım. Mahkeme heyeti de 9:30’da hazırdı. Fakat izdiham nedeniyle duruşma yarım saat geç başlayabildi. Hatta salona girip girmeme tartışmaları da yaşandı. Duruşmayı sakin ve pozitif bir yaklaşımla yöneten mahkeme başkanı Süleyman İnce izdiham üzerine ilginç bir öneride bulundu: “Böyle bir şeyi önermeye utanıyorum ama sanık sıraları boş. Ayakta kalan avukatlar oraya oturabilir.“

Bu öneri avukatlar tarafından ’darbecilerin yerinde olmaktansa ayakta kalmak iyidir’ diyerek geri çevrildi. Aslında enteresan bir katılımcı profiliyle karşı karşıyaydık. Çünkü gerek salonda bulunan avukatlar ve müdahillik talebinde bulunan kurumlar gerekse adliye dışında protestolarda bulunan onlarca STK, düne kadar 12 Eylül referandumuna karşı ’hayır’ kampanyası yapmıştı.

Hatta hayır kampanyasının ateşli savunucuları arasında yer alan bazı avukatlar ve siyasi parti temsilcileri gün boyunca söz alarak ya da ekstra konuşarak yargılamanın öneminden bahsetmesi ilginç bir görüntü oluşturdu. Dünkü tablo tekrar gösterdi ki 12 Eylül referandumu Türkiye tarihinin kırılma anlarından birisi oldu.

ZİNDANLARIN TANIĞI VE SANIĞI

Mahkeme başkanı İnce, müdahillik taleplerini tek tek kayda geçirirken ismini söyleyen herkesin başı dikti. Mesela Ahmet Türk ’Diyarbakır zindanlarının tanığı ve sanığı’ diye yüksek sesle ismini söyledi. Ülkücüler adına gelen avukatlar da gür ve tok bir sesle ‘İdam edilen ülkücüler için buradayım’ dedi. Müdahillerin içinde taban tabana zıt siyasi görüşler vardı. Hatta duruşma salonu, birbiriyle kavgalı kardeşlerin miras paylaşımı için toplandığı bir davayı andırıyordu. Normalde bir araya gelmeyecek kişiler, partiler, kurumlar darbenin hesabını sorabilmek için el ele verdiler. Salonda her şey hazırdı hazır olmasına ama sanık sıraları boştu. Tabii söz alan her avukat Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın getirilmesi talep etti. En ilginç noktalardan birisi ise şüphesiz Evren’in avukatı Bülent Hayri Acar’ın savunma tarzıydı.

Yüksek sesle ve buyurgan bir eda ile konuşan Acar, esastan yargılamaya karşı çıktı ve ’savcının soruşturma, mahkemenin de yargılama hakkı olmadığını’ iddia etti. Hatta zaman zaman mahkeme başkanına ’Böyle yaparsanız konuşmam’ ’Sözümü keserseniz şöyle olur’ gibi ’ilginç bir ruh haliyle’ konuşması da salonda uğultular yükselmesine neden oldu. Balyoz ve Ergenekon sanıklarından alıştığımız ’mahkemeye hesap sorma, itibarsızlaştırma girişimlerini’ burada da gördük. Fakat öğle arası verilirken Evren ve Şahinkaya’ya kötü haber geldi. Mahkeme heyeti oybirliği ile avukatların talebini reddetti. Yani ’Millet adına bu yargılamayı yapmaya yetkiliyim’ diyerek tarihi davanın önünü açtı. 500’ü aşkın müdahil tek tek okundu. Müdahil avukatlar arasında zaman zaman söz sırası sorunu yaşansa da bütün avukatların üzerinde hemfikir olduğu konu “Evren ve Şahinkaya’nın duruşma salonuna getirilmesiydi.“ Mahkeme heyetinin iddianamenin okunması aşamasına geçmek istemesine de itiraz edildi. Her avukat ’Evren ve Şahinkaya burada olacak ve iddianame yüzlerine okunacak’ diyerek itiraz etti. Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde de bu yönde karar alındı.

TUTUKLAYIN İNTİHAR ETMESİN

Dikkat çekici ayrıntılardan birisi de Balyoz ve Ergenekon davalarında yaşanan ’Gatakulli’ iddialarının herkesin hafızasında geniş yer tutmuş olduğuydu. Çünkü tüm müdahil avukatlar Evren ve Şahinkaya’nın mahkemeye getirilemeyeceği ile ilgili alınacak rapordan şüphe duyduklarını gerekirse geniş katılımlı bir heyetin inceleme yapmasını talep ettiklerini kayda geçirdiler. İlginç çıkışlardan birisi de bu aşamada geldi. Müdahil avukatlar mahkemeden sanıkların tutuklanmasını istedi.

Gerekçesi ise suçun şekli ve Evren’in intihar etme riski. Söz alan bir avukat ’Tutuklayın ki intihar filan etmesin. Burada yaptıklarının hesabını verecek’ dedi. Bir diğer talep de tıpkı Öcalan gibi kesintisiz ve yüzyüze yargılama yapılsın şeklindeydi. Avukatların ortak talebi ise psikolojiyi yansıtması açısından önemliydi:

Avukatlar; “Tıpkı kafesteki Mübarek ya da tekerlekli sandalyedeki Pinochet gibi bile olsa mutlaka duruşma salonuna getirilsin“ oldu. Gün boyu davanın usulüne ilişkin teklifler, talepler görüşüldü değerlendirildi. Bu dava için çok şey yazacağız, konuşacağız. Fakat kesin olan şey şu; dün akşam gerek müdahil avukatlar gerekse de davayı izleyen darbe mağdurları başı dik bir şekilde adliyeden ayrıldılar. Dünkü duruşma da gösterdi ki her darbeci bir gün yargılanacak. Cumhurbaşkanı Gül’ün de dediği gibi bu dava bir zihniyet değişimine neden olacak ve ilk adım dün atıldı. Gerisi nasıl olsa gelir... BUGÜN
 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler