YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Eski başsavcı 'yargı bağımsız olmaz' deyip herkese
Eski başsavcı 'yargı bağımsız olmaz' deyip herkese
Eski başsavcı 'yargı bağımsız olmaz' deyip herkese
20 Mayıs 2008 / 07:57 Güncelleme: 20 Mayıs 2008 / 00:00

ÇYDD'nin panelinde konuşan eski başsavcı Sabih Kanadoğlu, Haşim Kılıç'a ve TBMM Başkanı Toptan'a ağır hakaretlerde bulundu.


İZMİR'de 12'nci Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Gençlik Kurultayı tarafından düzenlenen \'21. Yüzyılda Türkiye'yi yaratmak' konulu panele katılan Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, bir kapatma davası dolayısıyla kararı verecek olan yüksek yargı üzerine yapılan baskıların bugüne kadar Türkiye'de örneğinin görülmediğini söyledi. Kanadoğlu, "Kamuoyunun, vatandaşların bu yapılmış olan saldırıya karşı koymaları gerekir" dedi.


Sabancı Kültür Sarayı'nda Gençlik Kurultayı sonuç bildirgesinin okunmasın ardından gerçekleştirilen panele ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan başkanlık etti. Gazeteci -yazar Ümit Zileli'nin de konuşmacı olarak katıldığı panelde Kanadoğlu, 19 Mayıs'ın Türkiye'nin kutlaması gereken en önemli gün olduğunu söyledi. Herşeyden önce laik, demokratik, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin ne anlam ifade ettiğinin bilinmesi gerektiğini belirtip, laiklik, ulus devleti ve hukuk devleti ilkelerini hatırlatan Kanadoğlu, "Bu üç ilkenin herhangi birisini yozlaştırır, sulandırır, hırpalar ve yok etme durumuna getirirseniz, Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini sarsarsınız" dedi.


Kanadoğlu, yargının bağımsızlığını değil devletin bağımsızlığını tartışır hale gelindiğini vurguladı, hükümete eleştirilerini şöyle sıraladı:


"Bugün eğer yeni bir anayasa yapma hevesinde olan kişi ya da kuruluşlar daha milletin haberi olmadan hazırlanan taslağı onay almak için Amerika'ya götürüyorlarsa bu ülkede bırakın yargı bağımsızlığını, devletin bağımsızlığı yoktur. Eğer Adalet Bakanlığı bir ülkede kendi bürokratlarına hazırlattığı yargı reformu taslağını yüksek yargıya, baroya, kamuoyuna iletmeden bir AB komiserinin incelemesine sunuluyor ise orada yargı bağımsızlığından değil devletin bağımlılığından söz etmek gerekir."


Kanadoğlu, Gençlik Kurultayı Sonuç Bildirgesi'nde yeni bir anayasa yapılmasıyla ilgili öneri üzerine gençleri uyardı. Kanadoğlu, 23'üncü dönem TBMM'nin anayasa yapma yetkisinin olmadığını hatırlattı. Kanadoğlu, yapılmak istenen anayasanın özlenen bir anayasa değil, "bir seçim zaferinin kendi ideolojisine uygun Anayasa yapma hevesini taşıyanların ortaya attığı bir düşünce" olduğunu belirtti. İlk defa bir sivil anayasa yapılacağı sözünün de bir yalan olduğunu, Türkiye'nin 1921 ve 1924'te sivil anayasasını yaptığını vurgulayan Kanadoğlu, "Yeni anayasa yapma sözünü, amacın ortaya çıkarılış biçimine göre fevkalade tehlikeli görüyorum. Çünkü art niyetler ortaya çıkarılmıştır ama bu anayasanın neresinden şikayetçi olunduğu bir türlü söylenmemiştir" dedi.


Demokrasinin olmazsa olmaz koşullarından birinin de şeffaflık olduğunu söyleyen Kanadoğlu, "Şeffaf olabilmek için yönetimin bütün işlemlerinin açıkta, denetim altında olması lazım. Bizde demokrasinin şeffaflık ilkesi tersine çalışmaktadır. Yönetme için yapılanlar gizlidir. Ama açılan bir davada raportörün hazırladığı raporun kamuoyuna sızdırılması ayrı bir şeydir. Adalette şeffaflık vardır. Bu adaletteki şeffaflığın ne anlama geldiğini takdirlerinize size bırakıyorum" dedi şöyle konuştu:


"Bugün bir kapatma davası dolayısıyle kararı verecek olan yüksek yargı üzerine yapılan baskıların örneği bugüne kadar Türkiye'de örneği görülmedi. Davayı açan Yargıtay Başsavcısı değerli halefim hakkında söylenen bütün sözler, hakaretler, tehditler, şantajlar aslında Anayasa Mahkemesi'ne gönderilen mesajlardır. Yani \'herhangi bir ters karar verirsen, senin de başına gelecek budur', deniyor. Düşünebilirmisiniz ki dünyanın hiçbir yerinde ulusal onurunu koruyan hiçbir devlete kendi yargısının ne yapması lazım geldiği bir başka devlet tarafından söylenmemiştir ve söylenemez. Hiçbir çıkar bizim, Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal onurundan daha değerli değildir. Onun için herşeyden önce kamuoyunun, vatandaşların bu yapılmış olan saldırıya karşı koymaları gerekir. Ben gençlerin bu karşı koymanın bayraktarı olduğunu biliyorum. Gençler bu konuda hem ulusal onurumuzu, hem devletin bağımsızlığını hem de yargının korumak durumundadırlar. Ve bu görevi yerine getireceklerdir."


Sandıktan çıkan bir siyasi iktidarı temsil eden siyasi partinin kapatılamayağı söylemlerine dikkat çeken Kanadoğlu, "Devletin bütünlüğü ve ulusallığı aleyhine çalışan bir partiye demokrasi için gereklidir, diye bu faaliyetlerin devamına göz yumacak bir anayasa ve bir devlet düşünebilir misiniz? Veya cumhuriyetimizin ve demokrasinin temel esası olan laik cumhuriyet aleyhine çalışan siyasi partilere 'evet, sen şeriatı getirebilirsin, yolun açık, istediğin gibi çalış mı dersiniz? O halde ne oy alırsanız alın, sandıktan nasıl çıkarsanız çıkın istediğinizi yapmakta özgür olamazsınız. Çağdaş demokrasilerde buna izin verilmez" dedi.


Kanadoğlu, Venedik kriterlerinin uygulanmasını tavsiye edildiğine de dikkat çekti. Venedik kriterlerindeki şiddetin aynı zamanda cebir demek olduğunu kaydeden Kanadoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:


TOPTAN CEBİR UYGULUYOR!

"Cebir ikiye ayrılır maddi cebir, manevi cebir. Eğer gücü elinizde tutuyorsanız o gücünün sağladığı yasal olanaklar bir takım önlemler almaya çalışıyorsanız kendi düşünceniz uygun biçimde, siz manevi cebir kullanıyorsunuz, demektir. Yani Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın iktidardaki bir siyasi parti için açılan kapatma davası hem Birleşmiş Milletlerin İnsan Hakları Bildirgesine, kişisel ve siyasal haklar sözleşmesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygun olduğu gibi Venedik Kriterlerine de uygundur. Ama benim anlayamadığım yargının bağımsızlığını koruma durumunda olan yasama organı başkanının adeta nasıl karar verileceğini söyleyerek 'öyle bir karar olmalı ki, istikrar bozulmasın, tarafların hepsi oh desin ve böyle bir karar verirse Türkiye kurtulur' mesajıyla Anayasa Mahkemesi'ne karar sipariş vermesidir. Bari Sayın Başkan kararı da yazıp mahkemeye gönderseydiniz."


HAŞİM KILIÇ'A ELEŞTİRİ


Öte yandan Sabih Kanadoğlu Anayasa Mahkemesi Başkanı Halim Kılıç'a da eleştiri yağdırdı. Kanadoğlu, Kılıç'ın \'Hukukçu' olmadığını, mahkeme kararına rağmen Başkanlık yaptığını belirtirken, başkan ve üyelerin mensubu oldukları mahkeme saygılı olmak zorunda olduğunun altını çizdi. Kılıç'ı isim vermeden eleştiren, satır aralarında bir takım mesajlar vermekle suçlayan Kanadoğlu şunları söyledi:


"Başkan, 'Hakim tarafsız olmalı', dedi. Kastetmediği anlamda doğru söyledi. Kastetmediği anlam şudur: Özel yaşantısı itibariyle bir takım kuşkulara, söylentilere yol açmamalıdır, hakim. Hakim davasına bakacağı partinin mensuplarıyla kebapçı açılışına gitmemelidir. Özel yaşantısına dikkat etmelidir. Bu çocuklarının düğünü olur, beraber olabilecekleri toplantılar olur. Hakimin yapması gereken budur. Ama bunun için herşeyden önce hakim olmak gerekir. Hakim yasayla yapılamayacak bir sıfattır. Bir hakim her zaman laik demokratik cumhuriyetin yanında olmalıdır. Bir hakimin laiklik ilkesinin karşısında \'tarafsızım' deme hakkı ve lüksü yoktur."


Hürriyet

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler