YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Erzincan'da yeni gelişme
Erzincan'da yeni gelişme
06 Mayıs 2010 14:37
Erzurum 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 3.gününde mahkeme başkanı, Erzincan İl Jandarma Komutanı Albay Ali Tapan'ın savunmasını istedi.

Erzincan'daki silahlı terör örgütü davasının tutuksuz yargılanan sanıklarından Erzincan İl Jandarma Komutanı Albay Ali Tapan, ''İddia makamının, İl Jandarma Komutanlığında yaptığı aramada, haber elemanlarının isim listesini deşifre etmesi jandarmanın terörle mücadelesini olumsuz etkilemiştir'' dedi.

Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 3. günündeki duruşmada, Mahkeme Başkanı Mustafa Karatay, hakları ve üzerine atılı suçlarını hatırlattığı Albay Tapan'dan savunması istedi.

Savunmasına, ''Bu dava baskı altında yapılıyor. Davaya dahil edilmek istenen kişilerin gizli tanık olmayı kabul etmemesi durumunda Ergenekon sanığı yapılacağından endişe ediyorum'' diyerek başlayan Tapan, sözlerinin kayda geçilmesini istememesi üzerine, Mahkeme Başkanı Karatay, '' O zaman şimdi söyleme, yargılamanın ardından bize söylersin'' dedi.

Daha sonra, dava dosyasını eleştiren Tapan, ''Sadece gizli tanıkların ifadesinden yola çıkarılarak açılan bu davada belirli amaç için hedef alınmış insanların her halükarda yargılanması hedef edinilmiştir. Asıl amaç ise kamuoyunda Türk silahlı Kuvvetleri'ne olan güveni sarsmaktır'' diye konuştu.

Gizli tanıklarının beyanının, bir davada tek başına delil olarak kullanılamayacağını, beyanı destekleyen somut delillerin mutlaka toplanması gerektiğini dile getiren Tapan, şöyle devam etti:

''Bir davanın açılabilmesi, gizli tanığın beyanını destekleyen delillere bağlıdır. Delillerle birlikte gizli tanık beyanı dikkate alınıp tartışılması gerekir. Ancak bu davada, gizli tanıkların ifadelerini destekleyen bir tek somut delil yoktur. Gizli tanık beyanı her ne kadar delil olarak kabul edilse de güvenilirliği en az olan delildir. Bu davada deliller toplanmadan dava açılmıştır.''

Davada yargılananlardan Yaşar Baş haricindekilerin tamamının vatandaşın mal ve can güvenliği için çalışan kamu görevlileri olduğunu anlatan Tapan, ''Bunlar hukuka aykırı eylemleri olmayan ve bağlı oldukları kurum gereği görevlerini yerine getirmişlerdir. Tek suçları, dini cemaatler hakkında soruşturma başlatmaları ve 2007'de Erzincan'da görevli olmalarıdır'' görüşünü öne sürdü.

''TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESİ OLMAM HAYATIMIN AKIŞINA TERSTİR''

Tapan, üzerine atılı suçlardan birinin de silahlı terör örgütü üyesi olmak olduğuna dikkati çekerek, savunmasına şöyle devam etti:

''Silahlı terör örgütüne katılmam hayatımın akışına terstir. 20 yılın üzerindeki meslek hayatım, terörle mücadeleyle geçmiştir. Üzerime atılı suçlar çok çirkindir. İrtica eylem planı için emir ve talimat verdiğim anlaşılmaktadır. Dosyada buna ilişkin en küçük bir delil bulunmamaktadır. 20 Temmuz 2009'da göreve başladım. Bir şahsın örgüte çekilmesi 2 günde gerçekleşmez. Ayrıca bu örgütün hiçbir eylemin olmaması da anlamlıdır. Gizli tanık beyanlarında bazı eylemler anlatılmış olmasına rağmen hiçbir somut delil sunulmamıştır.''

Terör örgütünün, cebir ve şiddet kullanarak suç işlemek amacıyla kurulan bir kişi topluluğu olduğunu dile getiren Tapan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Somut olayda ise terör örgütü üyesi olarak nitelendirilen kişiler, tayin olarak bir araya geldiklerinden bir örgütün varlığından söz edilemez. Atamalar, kanunlar çerçevesinde bağlı oldukları kurumlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Başsavcı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından, MİT mensupları Başbakanlık gibi kurumlardan tarafından gerçekleştirilmiştir.''

''3. ORDU KOMUTANI BERK İLE İLİŞKİM İLGİLİ MEVZUATLA SINIRLIDIR''

Dava dosyasında 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saydıray Berk ile ilişkilerinin de tanımlandırıldığını ifade eden Tapan, ''Dava dosyasında, 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk'in elindeki yetkiyi terör örgütü kurmak amacıyla kullandığı ve bana talimatlar verdiği belirtilmektedir. 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk ile ilişkim İl Jandarma Komutanı olmamdandır ve ilgili mevzuatla sınırlıdır. Sanık Cihaner'in CMK hükümlerini kapsayan talimatlarını yerine getirmem ve emrimdekilere bu talimatları yaptırmam ise görevim gereği doğaldır'' şeklinde konuştu.

''JANDARMANIN TERÖRLE MÜCADELESİ OLUMSUZ ETKİLENMİŞTİR''

Tapan, soruşturma aşamasında iddia makamının Erzincan İl Jandarma Komutanlığında yaptığı aramaya da dikkati çekerek, şunları kaydetti:

''İddia makamının istihbarat elemanlarının isim listesini deşifre etmesi, jandarmanın terörle mücadelesini olumsuz etkilemiştir. Erzincan, Tunceli'den Karadeniz'e geçmek isteyen terör örgütü PKK üyelerinin güzergahı üzerinde bulunmaktadır. Terör örgütü Kasım 2009'da Tokat Reşadiye'de 7 askerimiz şehit etmiş ve Nisan 2010'da da Samsun'da polis memurumuz şehit edilmiştir. Terörle mücadelede istihbaratın önemi küçümsenemez. Haber elemanları, terör örgütü üyelerinin faaliyetleriyle ilgili bilgi toplamada çok önemlidir. İddia makamının İl Jandarma Komutanlığında yaptığı aramada haber elemanlarını deşifre etmesi jandarmayı suçlamak amacıyla PKK ile işbirliği yaptığı anlamına gelir.''

Erzincan'daki Çatalarmut Barajı'nda bulunan mühimmatla ilgili de konuşan Tapan, ele geçen mühimmatın askeri birliklerinde bulunmadığını, üzerinde emniyete ait olduğunu gösteren bir yazı olduğunu savundu.

Çatalarmut Barajı'nın jandarma bölgesinde bulunduğunu, ancak mühimmatı ilk gören kişinin, jandarma yerine, emniyeti aradığını kaydeden Tapan, şöyle devam etti:

''Emniyetin jandarma bölgesinden gelen ihbarları jandarmaya intikal ettirmesi esastır. Ancak emniyet bunu yapmamış, tam tersine savcının da bilgisi dahilinde bu olay jandarmadan gizlenmeye çalışılmıştır. Bu durum, savcının bilgisi dahilinde belirli kişiler tarafından mühimmatın yerleştirildiği ve bir planlamanın olduğu şüphesini uyandırmaktadır. Bu soruşturmanın asıl amacı TSK'yı küçük düşürmektir. Soruşturma aşamasında şahsım ve kurumum hedef alınmıştır. Bu soruşturma, belirli cemaatlere yönelik yapılan soruşturmanın bir rövanşı olarak görülmüştür. Bu soruşturma, Erzincan'da emniyet ve asayişi sağlamakla görevli olan Jandarma, Emniyet ve MİT neredeyse çatışmanın eşiğine getirilmiştir.''

Savunmasını tamamlayan Tapan, mahkeme heyetinden, daha önceki HSYK kararı, ilgili kanunlara göre dava dosyasıyla ilgili görevsizlik kararı verilerek Yargıtay 5. Dairesi'ne gönderilmesini, kimlikleri aleni olan gizli tanıkların haklarındaki gizlilik kararının kaldırılmasını, 5 Kasım 2009'dan önce yasaya aykırı gerçekleştirdiğini öne sürdüğü dinlemelerle ilgili araştırma yapılmasını, hakkındaki adli kontrol kararının kaldırılmasını ve beraatını talep etti.

Mahkeme heyeti, Tapan'ın savunmasının ardından duruşmaya ara verdi.

Bu arada, 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk'in avukatı Zeynel Yüksel, adliye sarayı önünde gazetecilerin sorusu üzerine müvekkilinin duruşmaya katılmama mazeretini mahkemeye bildirdiğini, konuyla ilgili daha sonra basın açıklamasını yapacağını bildirdi.
AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler