YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Ergenekon'un LOBİ planı 7 yıldır biliniyor!
Ergenekon'un LOBİ planı 7 yıldır biliniyor!
Ergenekon'un LOBİ planı 7 yıldır biliniyor!
17 Temmuz 2008 / 18:33 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

Ergenekon soruşturması kapsamında gündeme gelen ve '28 Şubat'ı biz hazırladık' diyen 'LOBİ' planı 7 yıl önce basında neredeyse tamamen yayınlandığı halde üzerine gidilmemesi soru işaretleri uyandırıyor.


Taraf Gazetesi'nin yeniden gündeme getirdiği Ergenekon örgütünün LOBİ planı 7 yıl önce Aksiyon dergisinde yayınlanmıştı. Yeni haham Tuncay Güney'in polisteki ifadesinde deşifre ettiği bildirilen LOBİ planı dönemin organize suçlar şube müdürü Adil Serdar Saçan'ın arşivinde kaldığı ileri sürülüyor. Sivil Ergenekon kapağı ile çıkan Aksiyon dergisinin haberinde LOBİ şöyle anlatılıyordu:  


İçimizdeki Ergenekon


Ergenekon’un teknik olarak faaliyet alanları yurt dışı ve yurt içi olmak üzere ikiye ayrılıyor. Yurt dışındaki çalışmaları —bazıları tartışmalı bulunsa bile— Türkiye devletinin çıkarları doğrultusunda. Balkanlar, Ortadoğu, Kuzey Irak ve Orta Asya ülkelerindeki birçok askeri, siyasi ve ekonomik çalışmanın arkasında dolaylı olarak Ergenekon yapılanması var. Vatan menfaatleri doğrultusunda yapılan bu çalışmalara büyük ölçüde kimsenin pek bir itirazı olamaz!


Ergenekon’u Türk halkı ve Türk siyasi hayatı açısından asıl önemli kılan içerideki, Türkiye’deki operasyonları. Ergenekon, Türkiye’deki mevcut rejimin gerçek hâmisi olduğuna yürekten inanıyor. Ve bu inanç güç ile birleşince belirlediği ‘iç düşmanları’ yok etmek, pasifize etmek hatta ortadan kaldırmak için yapmayacağı ve yapamayacağı hiçbir faaliyet yok. Tertip, komplo, iftira, suikast vs...Onlara göre amaç meşru ise yöntemin legal ya da illegal olması önemli değil. Örneğin şimdiye kadar legal ve illegal karton İslami örgütler kurdurmakta, bunların legal olanını sokak hareketlerinde, illegal olanını da birtakım gizli operasyonlarda kullanmakta bir beis yok. Burada kilit nokta Ergenekon’un kimi, hangi kriterlere göre düşman ilan edeceği.


Ergenekon tek değil


Ergenekon dünyada tek değil, Devletin olduğu yerde bir ‘derin devlet’ öyle ya da böyle mutlaka var. Birçok NATO ülkesinde Gladio, Rüzgar Gülü, Süper Nato, Gehlen Harekatı gibi isimlerle karşımıza çıkıyor. Ergenekon’un İtalya’daki benzer yapılanması Gladio, 24 Eylül 1989’da deşifre edildi. İtalya’da Gladio’nun ortaya çıkışı ile başlayan süreç Mafya—Kilise—P2 Mason Locası—Parlamento—Emniyet örgütleri arasındaki gizli ve kirli ilişkilerin öğrenilmesi ve devletin Temiz Eller adı verilen bir dizi operasyonu ile sonlandırıldı. Gladio’nun soğuk savaş döneminde NATO tarafından kurdurulmasının arkasında SSCB’nin sol fikir ihracına karşı milliyetçi unsurların savaş gücü olarak oluşturulması vardı. Ama İtalya bu yapılanmayı meşru kabul etmedi ve büyük mücadelelerle tasfiye etti ya da tasfiye etmek zorunda bırakıldı


Aynı paralelde 1960’lı yıllarda Türkiye’de de benzeri bir yapılanmaya gidildi. 1983 seçimlerinde Ergenekon ilk başbakanını Türkiye’den çıkarmış olacaktı ki olmadı. Halk Turgut Özal demişti.


Ergenekon yok olmak istemiyor


İtalya’daki Gladio tasfiyesinin ardından Türkiye’de de benzeri bir tasfiyenin yaşanacağı, çünkü NATO’nun böyle bir örgüte ihtiyacı kalmadığı fikirleri savunuldu. Bu fikirlerde haklılık payı da vardı. Ama Ergenekon kendi dinamiklerini ve gücünü bulduktan sonra kendi kendisini yok etmeye yanaşmayacağı ve savunma refleksleri göstereceği es geçilen bir husustu. Ergenekon yaşamak istiyordu ve kendi hayatiyetini devam ettirebilmek için içeride tükenen sol fikriyatın yerine ikame edeceği yeni bir düşmana, yeni bir hayat eğrisine ihtiyaç vardı. Bu düşman kısa zamanda tespit edildi: Kemalizm’i reddeden İslamcı akımlar!


1996 yılında kurulan Refahyol hükümeti döneminde şimdilerde sokakta özgürce gezen Ali Kalkancı, Emire Kalkancı, Fadime Şahin, Müslüm Gündüz ve Sincan olayları döneme damgasını vurmuş ve nerede ise 28 Şubat Süreci’nin gerekçeleri haline gelmişlerdi. Bu olaylar hep fare kaç—kedi tut oyunu idi. Şimdilerde Ali Kalkancı’nın tekstil işi ile uğraştığını, Emire Kalkancı’nın bambaşka bir yaşantı içinde olduğunu, Fadime Şahin’in de restorant işlettiğini söylersek ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır.


Engenekon yeniden yapılanıyor


Dünya değişiyordu ve ülkeye ve dünyaya hükmetmenin metodlarında da ciddi yenilikler ortaya çıkıyordu. Globalleşmenin bir neticesi olarak 1999 yılında Ergenekon yeni bir yapılanma hamlesi içine girdi. Asker, bürokrat, sanayici, sivil toplum örgütleri, güvenlik şirketleri, nakliyat şirketleri, çeşitli vakıf—derneklerin etkin üyeleri ve basın mensuplarından birçok yetkilinin içinde bulunduğu bu yapılanma elde edilen tecrübeler ışığında organizasyon sistemini yeniliyor. 21. yüzyılda ülkelerin kaderlerini, siyasi aktivitelerden daha çok ve kesin olarak ekonomik güçlerin belirleyeceğini görüldü. Öyle ki; silahlı güçlerin hareket olanakları bile ekonomik koşulların kilitlenmesiyle kontrol altına alınabilecek. Bu nedenle Ergenekon’un Lobi adını verdiği program, ilk adımlarını ekonomik alanda atması ve ekonomik alanda giderek güç kazanıp denetleyici ve belirleyici unsura dönüşebilmesini en önemli ve birincil amaç kabul ediyor. İkinci (meşru) hedefi de, Türk toplumunun Kemalizm ve ulusal çıkarlar doğrultusunda yeniden yapılandırılması çalışmalarına ağırlık verilmesi.


Sivil unsurlar gözden geçirildi


Gelişen ve değişen siyasal, ekonomik, bilimsel ve toplumsal dünya koşulları ile bölgesel coğrafyasında ve kendi içinde Türkiye’nin özgür iradesi dışına ve ulusal çıkarlarına aykırı biçimde içine sürüklenmek istendiği çeşitli oluşumlar göz önüne alındığında; “Ergenekon”a bağlı olarak, “Sivil Unsurların” örgütlenmesi zorunluluğu kaçınılmaz bir gerçek olarak kabul ediliyor.


‘Lobi’ adı verilen gizli örgütsel çalışmanın sonuçları Ergenekon’un Türkiye ve dünya gerçeklerine nasıl baktığını ortaya koyması açısından çok önemli ipuçları veriyor.


Elde edilen raporun hemen giriş bölümünde, İngiltere, Almanya, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, SSCB gibi ülkelerin; kendi ideolojileri doğrultusunda, “sivil unsurlardan” sonuna değin yararlanmayı bildiği, emperyalist emelleri adına tüm dünya ülkelerinde her alanda çeşitli faaliyetler sonucunda kültürel, siyasal ve ekonomik çıkarlar elde ettiği ifade ediliyor.


Günümüzde değişen değil, giderek daha da geliştirilen sivil unsur etkinlikleri ile sürdürülmekte olan bu çalışmalar; sayıları giderek artan “sivil toplum örgütleri”, “insani yardım kuruluşları”, P—2 Mason Locası, Bilderberg Grubu vb. gibi çeşitli gizli ve örtülü adlar altında, dünyanın dört bir yanında ideolojik, siyasal, ekonomik, kültürel ve bilimsel çalışmaları örgütsel olarak yürüttüğü belirtildikten sonra raporda şu özeleştiri yapılıyor: “Türkiye ise; bu alanlarda çalışmalar yapmak yerine, siyasi parti kuruluşları ile onlara bağlı örgütlerin şemsiyesi altında kalmakla yetinmiştir. Böylelikle yalnızca siyasi liderlerin sultası altındaki siyasal otorite gruplarının kısır iç hesaplaşmaları içinde tıkanıp kalmış, dünyaya ve sınır komşularına ideolojisini tanıtıp kabullendirememişlerdir.”


Haberin bundan sonraki kısmında kendi görüşümüze fazla yer vermeden, içerden kendilerini nasıl gördüklerini yine onların ifadeleri ile ortaya koyacağız. Ancak bütün tarafsızlığımıza rağmen ortaya çıkan mekanizmanın, yurt içindeki kısmı dikkate alındığında, şeffaflık, demokrasi, milletin iradesini konuştuğumuz şu dönemde kökünün nerede olduğu bilinmeyen sistemin ne denli ürkütücü olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı?


‘Türk halkı Kemalizm’den soğudu!’


Ergenekon’un Türk halkının Kemalizm hakkında ne düşünüyor sorusuna verdiği cevap şöyle: “Toplum, Kemalist ideolojiyi gerçek anlamda özümseyememiş, emperyalist devletlerin ‘sivil unsurlarının’ ve yerli işbirlikçilerinin çabaları sonucunda —buna fırsat bulamamış— kaçınılmaz olarak, yabancı ideolojilerin cazibesine kapılmıştır. Gelişen dünya ülkelerindeki geniş halk kitlelerinin erişebildiği koşulları göz önüne alan Türk toplumu; gerçekte siyasi liderler ve yandaşlarının çıkarları adına hareketlerinden kaynaklanan hatalardan ötürü, Kemalizm’i sorumlu tutarak yargılamaya yönelmiştir. Türk halkı, toplumsal geri kalmışlık, mutsuzluk ve umutsuzluğun kaynağı olarak Kemalizm’i sorumlu tutar hâle gelmiştir. Ve bugün çeşitli ideolojiler doğrultusundan hareketle toplum düşünsel ve inançsal alanlarda parçalara bölünmüş, etnik ayrımcılık dünya platformunda kendisine yer edinebilmiş, toplum “yeni rejim” arayışlarının kaosuna sürüklenmiştir.”


Yaşlara göre rejim analizi


Çarpıcı tespitler devam ediyor. Türk toplumunun bugün; koskoca bir ömür boyunca kendisini sosyal güvence ve manevi tatmine ulaştıramayan, mutlu edemediği gibi umut verileri de ortaya koyamayan rejime karşı ümitlerini yitirdiğinin vurgulandığı rapora göre; “yaşlı insanlar(50 yaş üzeri); tümden güvenini yitirmiş, düş kırıklığı içindedir. Orta kuşak (35—50 yaş arası) olarak ele alınacak nesil için de durum böyledir. Genç kuşak ise (18—30) kendilerinden önceki kuşakların yaşamak ve katlanmak zorunda kaldıkları koşullar ile gelişmiş ülke insanlarının eriştikleri koşullar arasında muhasebe yapmakta ve mevcut rejimin kendilerine bir gelecek sağlayabilecek güç ve dinamiğe sahip olmadığını peşinen görmektedir. Geniş halk kitleleri umutsuzluğun ivmesi ile kaosu yaşamaktadır.”


Bir tür acı itiraf denebilecek değerlendirmelerin ardından halkın kaderci yapısının patlamaları engellediği anlatılıyor: Onca kötü ve adaletsiz eğitime karşın; Türk insanı kendisini içinde bulunduğu koşullara direnç gösterebilecek bir biçimde eğitebilmiştir. Bu nedenle —dış güçlerin onca emperyalist çabalarına karşın— Türkiye Cumhuriyeti’nde geniş halk kitlelerine dayalı sosyal ve siyasal patlamalar bir türlü gerçekleştirilememiştir. Türk toplumu hangi görüş ve inanca sahip olursa olsun, —tarihsel birikim sonucu— bilmektedir ki; ülke ayakta kalamadığında, birey olarak kendisi de var olamayacaktır. Bu nedenle bir yandan varlığının devamını sağlamak, diğer yandan “zulüm rejimi” olarak tanımlar hale geldiği mevcut düzeni değiştirmenin yollarını aramaktadır.


Bu sosyolojik saptamalardan sonra “Ergenekon”un kontrolünde, sivil usur olarak çalışması planlanan Kemalist/sivil “Lobi”den sözediliyor ve lobinin yapacağı çok yönlü yararlı faaliyetlerle yeniden dirilişe geçileceği savunuluyor. Aksi halde emperyalist güçler, özellikle orta ve genç kuşağın içinde bulunduğu arayış ve kaos ortamında, Türkiye’nin geleceğini büyük bir rahatlıkla kendi çıkarları doğrultusunda biçimlendirebileceği tehtidi savruluyor.


Tezlerini güçlendirmek için raporda bazı legal/sivil toplum örgütlerinin çalışmalarına değiniliyor. Örneğin: Federal Alman Friedrich Eber Stiftung Vakfı ile Konrad Adenauer Vakfı’nın çalışmalarından yalnızca birkaçına bakılacak olduğunda, “Türk Gençliği 98— Suskun Kitle Büyüteç Altında”, “Avrupa Birliği’nin Akdeniz Politikası ve Türkiye”, “Enformel Sektör ve Sosyal Güvenlik: Sorunlar ve Perspektifler”, “Türkiye’de Sendikacılık Hareketleri” ve “Türk Medya Sektöründe Yoğunlaşma Hareketleri ve Beklenen Etkileri” gibi çeşitli araştırma raporları hazırladıkları görülüyor. “Bu çalışmaların pek çok benzerlerinin Avrupa ve ABD’nin sivil unsurları tarafından gerçekleştiriliyor oluşu; Türk sivil toplum örgütleri içinde etnik, fundamentalist, kültürel, siyasal ve ekonomik faaliyetlerde belirleyen faktör olarak etkin ve yoğun bir biçimde yer alabilmeleri ise; küçümsenecek bir unsur olamaz” deniliyor.


Sivil unsurlarla temasa geçilecek


Mevcut rejimin, “Harp Akademileri”nden yetişen, yalnızca silahlı kuvvetler mensuplarının savunduğu ve dayatmaları ile ayakta tutmaya çalıştıkları bir rejim ve “izm” olarak gösterilmeye devam edileceğine dikkat çekilen rapora göre insanlarının “köşe dönücülüğe” koşullandırılarak, paraya ve çıkarlara endekslenmiş, tüm manevi değerleri yıpratılarak dejenere edilmiş bireylerden oluşan bir topluma dönüştürülen kitleleri, sivil unsurların etkinlikleri birleştirecek, özüne sarılması gereğini motive edecek, moral ve umut kaynağı olacaktır.


Bu faaliyetlerin sonucunda işbirlikçilerin de dize gelebileceği düşüncesine hakimler. Bu sayede Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı sivil toplum örgütleri, önlerinde ilk kez bir sivil kontra hareketin direncini bulacaktır. Karşılaşacakları bu sivil direnç, etkinliklerini sıfır noktasına çekecektir. Yetişkin ve yetişmekte olan gençlik, özüne uygun platformlarda kendisini ifade edebilecektir. Lobi’nin faaliyetleri, siyasi otorite grupları ile dış kaynaklı, işbirlikçi, sözde sivil toplum örgütlerinin bölücü ve yıkıcı girişimleri etkisiz kılınacaktır. Lobi’nin kontra direnci ile karşılaşan siyasi otorite grupları, doğal olarak Kemalist sivil “Lobi” ile işbirliğine yönelme zorunluluğu duyacaklardır. (Örneğin: benzer dış güç odakları arasında yer alan Mason locası ve Bilderberg grubu ile iş birlikçiliğe yönelinmesi gibi) Aksi halde halkla bütünleşmeleri mümkün olmayacaktır. Mevcut Medya yapılanması ise; Kemalist sivil “Lobi”nin faaliyetleri karşısında, çıkarlar adına, halkı siyasi otorite gruplarına yönlendirmeyi ve bütünleştirmeyi başaramayacaklardır.


Lobi’nin amacı


Ergenekon, 20. yüzyılın son dönemlerinde giderek sayıları artan, çalışmaları yoğunlaşarak geniş halk kitlelerini hedef alan ve Türk sivil toplum örgütleri ile bütünleşerek, siyasi otorite grupları üzerinde etkin baskı unsuru haline dönüşen yabancı ülkelerin sözde sivil toplum örgütleri, gerçekte siyasi ve emperyalist ideolojik çalışmaların örtüsü olarak kabul ediyor.


Yabancı ülkelerin Türkiye’de faaliyet gösteren Sivil Toplum Örgütlerinin amacı: Türkiye Cumhuriyeti’ni etnik/fundamentalist/siyasal/ekonomik faktörlerinden yararlanarak; bölerek yıkmayı, başarılamaz ise de çıkarlara yönelik yönlendirmelerle bir anlamda yönetebilmeyi hedef aldığının belirtildiği raporda, ilk adımlarının kültürel ilişkiler düzeyinde atıldığı söz konusu kuruluşların bugün ulaştığı nokta, mevcut rejimi tümüyle kontrol altına alma aşamasına eriştiği gibi; ülkenin bölünmenin eşiğine getirilebilmiş olmasıyla da ne denli büyük sakıncalar yaratılabileceklerinin son 15 yılda yaşanılan olaylar ile ortaya çıktığına işaret ediliyor;


“Her birinin ardında görünen sözde vakıf kuruluşlarının finanse ettiği söz konusu sivil toplum örgütleri, bilindiği üzere, gerçekte ait oldukları ülkelerin hazine kasalarından karşılanan milyarlarca dolarla finanse edilmektedirler. Atacakları her adım ise; yine ait oldukları ülkelerin gizli istihbarat örgütlerinin son derece deneyimli araştırmacı teorisyenlerince planlanmaktadır. Türkiye’de faaliyet göstermekte olan yabancı sivil toplum örgütleri, kültürel, ekonomik, bilimsel ve siyasal olmak üzere her alanda her türden argümandan yararlanmaktadır. Yabancı sivil toplum örgütleri, Türk halkının demokratik haklarını kullanabilmek amacıyla kurdukları, sözde sivil toplum örgütleri, dernekler, vakıflar, medya ve benzer faaliyetlerini de finanse ederek, kendilerine yerli işbirlikçiler oluşturmaktadırlar.”


28 Şubat Ergenekon eseri


Rapor, “Milletlerarası pek çok anlaşmalar ve ait oldukları ülkelerin resmi misyonlarının koruma şemsiyesi altında rahatlıkla ve örtülü olarak “istihbarat”, “provokasyon” ve “yıkıcı/bölücü faaliyetler” yürütebilen bu kurumların çeşitli alanlarda kendi ülke çıkarlarına uygun biçimde düzenledikleri raporlar, Türkiye’nin uluslararası platformlarda atacağı her adımın belirleyici etkeni haline gelmiştir” cümlesine yer verdikten sonra şöyle devam ediyor: “Siyasi otorite grupları, salt oy kaygısı ile —tarihsel süreç içinde— “tarikat liderleri” ile işbirliğine yönelmişlerdir. Cumhuriyet yasalarıyla men edilmiş olmasına karşın; dergâhların faaliyetlerine göz yummuşlardır. Çıkara dayalı bu sorumsuz tutum sonucunda ise; rejim karşıtı fundamentalist görüş iktidar olabilmiştir. Bu iktidara son veren koşulların oluşturulabilmesi için, büyük ve olağanüstü bir karşı çaba gereği doğmuş ve sonucunda dış ülke otoriteleri ile yerli işbirlikçilerinin tarih önünde “sivil darbe tezgâhı”, “Türk Silahlı Kuvvetleri dayatması” olarak tanımlama cüretini gösterebildikleri 28 Şubat süreci yaşanmıştır.”


Mafya siyasete hakim


Raporda, siyasi otorite gruplarının çıkarları adına MAFYA grupları oluşturduğu ve bu yolla pek çok devlet ihalesi, bankalar, stratejik öneme sahip enerji üretim tesislerinin yanı sıra; çeşitli üretim birimlerini adeta “ele geçirme” operasyonları sonrasında yandaş kartellerin eline geçtiği iddia edilerek, uyuşturucu, silah ve kumarın, her dönemde ve her grup tarafından finans kaynağı olarak kullanıldığına dikkat çekiliyor.


“Kamuoyunu etkileyen, yönlendiren ve biçimlendiren medya organları, ülke çıkarlarını hiçe sayarak, salt kendi çıkarlarına uygun hareket eden mekanizmalar haline getirilmiştir. Direnenlerin ise; önüne çeşitli setler çekilerek ayakta kalıp varlıklarını sürdürmeleri olanaksız kılınmıştır. Türkiye’de 1995 yılından 1999 yılına değin oldukça kısa bir süreçte, küçük ama bağımsız tek bir yayınevi kalmamıştır. Çünkü medya kartelleri ile banka sektörü kitap yayıncılığına —üstelik kâr oranı çok düşük olmasına karşın— yönelmiş, her türlü düşünce üretimine bu yolla çok kolayca, zahmetsizce ve topluma hissettirilmeksizin sözde kültür hizmeti gerçekleştirilerek son verilmiştir.”


Kemalist yazar yetişmiyor!


Raporun ilginç analizlerinden birisi de kuşak değişimi ile ilgili değerlendirmede karşımıza çıkıyor. 1950—1960 doğumluların ardından gelen kuşaklar arasında varlığından söz edilebilecek tek bir yazar yetişmemiş olması, faaliyetlerin ne denli sindirici, yok edici ve zararlı olduğunun en belirgin kanıtı olduğu belirtiliyor.


Finans kaynakları kurutulacak!


Türk sivil toplum örgütlerinin finans kaynaklarının, yabancı ortaklı karteller ve dış ülkelerin vakıf veya sivil toplum kuruluşları olduğu, derneklerden başlayarak vakıf ve sivil hareket örgütleniş biçimlerinin her aşamasında ülke dışı kaynaklarca finanse edildiği iddia edilen raporda, programlanan kamu örgütlenişinin, ulusal çıkarlara uygun olmasının beklenemeyeceği, “Lobi”nin göstereceği faaliyetler ile yukarıda işaret edilen alanlarda çok daha kolay ve sağlıklı istihbarat toplayabileceği ve değerlendirme ile analizini gerçekleştirebileceği, kontra senaryolar üretilip, etkinlikler tasarlayarak uygulamaya koyulacağı, kamuoyunun Kemalist ideolojiye ve ulusal çıkarlara uygun sivil hareketi sahiplenerek katılımını sağlayabilecekleri anlatılıyor.


Gençler örgütleniyor


Bir çok kişinin Siyaset Meydanı ve Ateş Hattı programında Çağdaş, İlerici derneklere gidip gelen 1930’lu yıllardaki ideolojileri savunan gençlerin nerede yetiştiğini merak ettiklerini biliyorum. Raporun bu bölümü konuyu yeterince aydınlatacak doneleri veriyor: “Lobi, geniş halk kitlelerine yönelik çalışmalarında özellikle gençlerin Kemalist ideoloji ve ülke çıkarları doğrultusunda yeniden örgütlenmelerini sağlamayı tasarlamaktadır. Dış ülke istihbarat örgütlerinin uzantıları olan kuruluşların, finans ve kontrolünde etkinlikler sergileyen, mevcut sivil toplum örgütlerinin ulusal çıkarlara aykırı faaliyetlerini sağlıklı biçimde belirleyerek bu faaliyetlerin kamuoyunu etkilemesinin önüne geçilmesini sağlamak için; gerekli önlemleri alıp kontra teori ve senaryolar üreterek uygulama alanları yaratılması ve yaşama geçirilmesini sağlayacaktır. Bir merkezde toplanacak olan bilgiler ışığında analiz ve değerlendirme yapacak, teori ve senaryolar üreterek, iletişim ve propaganda yoluyla ulusal çıkarlara aykırılıklar karşısında sivil direnç odakları oluşturacaktır.”


Engenekon holdingleşmek istiyor


Ergenekon, Lobi yapılanması ve tüm faaliyetleri mevcut hukuk platformu ile çerçevelemek istiyor. Örgütlenme, yapılanma ve faaliyetlerinde legal sınırlar içinde kalarak böylece temiz toplumun özlemi içindeki kamuoyunun, özlemini duyduğu, kendi yapısına uygun sivil toplum örgütlerine kavuşmuş olacağı düşünülüyor. Lobi’nin her girişimi kendi içinde oluşturulan hukuk birimi tarafından yasal koşullara uyumlu hale getiriliyor. Lobi’nin Kemalist ideolojiye bağlılığı ve bağımsızlığı, kendi içinde uygulamaya koyacağı ticari faaliyetler ile sağlanacak. Lobi, çeşitli alanlarda kuracağı ticari şirketlerin faaliyetleriyle giderlerini karşılayacak, projelerini uygulama olanağına kavuşacak ve mevcut rejim karşıtı yapılanmaların oluşturduğu ekonomik güçlerin faaliyet gösterdikleri alanlarda rekabete yönelerek, ülke ekonomisinin rejim karşıtı güçlerin denetim ve kontrolüne geçirilmesi çabalarına engel olacak.


Lobi, tasarım, girişim ve uygulamalarında toplumun temiz toplum özlemi arayışına örnek sivil toplum örgütlenmelerinin oluşturulmasında önderlik edecek. Girişimlerinin mevcut anayasal düzenin kurallarına uygunluğu ilkesi ön planda tutulacak. Sivil toplum örgütlerinin ulusal çıkarlara uygun tepkisel eylemlerde bulunması sağlanacak ve kitlesel tepkiler organize edilerek kontrolde tutulması sağlanacak. İşlev ve misyonunu tamamlamış çeşitli işçi sendikalarının, sivil toplum örgütlerinden etkilenmeleri sağlanarak, mevcut sendikaların tepkisel ve kitlesel eylemlerinin endirekt metodlarla yönlendirilmesi sağlanacak.


Lobi, prensip olarak hiçbir zaman doğrudan doğruya toplumsal eylemler içinde yer almamaya titizlikle riayet etmek istiyor. Oluşturacağı sivil toplum kuruluşlarının etkinlik ve eylemler düzenlemesini organize ve kontrol eden güçlü bir mekanizma olarak kalmaya çalışıyor. Aynı şekilde ticari ve kültürel faaliyetlerde de doğrudan doğruya girişim ve etkinlikler içinde yer almayıp, tüm faaliyet alanlarında organizasyon çatısı altında oluşturduğu kuruluş ve örgütleri amaçları doğrultusunda harekete geçiren bir mekanizma olarak kalmaya özen göstermeyi planlıyor.


Ekonomi ön planda


Ergenekon’un yeni yapılanmasında ekonomik faaliyetlere verilen önem hemen dikkat çekiyor. Günümüz dünyasında tüm güçler ekonomik güçten kaynaklanan hareket ve yaptırım gücü elde edebilmektedir. Bu nedenle amaçlanan girişimlerin uygulanabilmesi ve sonuca ulaşılabilmesi için, ekonomik faaliyetler ön planda tutulmalıdır. Lobinin amaçlarından saptırılmaması için, ekonomik olarak güçlü olabilmesi esastır. Faaliyete geçirilmesi planlanan Lobi, öncelikle ticari şirketler aracılığı ile ekonomik güç kazanmalı, ardından kuracağı vakıf ile de ekonomik gücünü artırma çalışmalarına yönelmelidir. Bilginin para kaynağına dönüşebilirliği gözden kaçırılmamalı, mevcut istihbarat birikimlerinden ekonomik güç elde edebilmek için yararlanılmalıdır.


Vakıfları vakıflarla durdur!


Mevcut pek çok sivil toplum örgütü ile çeşitli alanlarda faaliyet gösteren pek çok vakıf bulunmakta. Ergenekon, bunların finans kaynakları ve amaçlarını saptayıp kontra faaliyetler ile önlerinde güçlü dirençler oluşturmayı tasarlıyor. Mevcut sendikaların yönetim kadrolarının ilişkiler ağı yeniden gözden geçirilerek, siyasi ve ekonomik güç odaklarıyla ilintileri ele alınacak, tabanları bu ilişkiler hakkında bilgilendirilerek, işçi kitleleri üzerindeki etkinlikleri kırılıp güçleri zayıflatılacak.


Ergenekon’a göre ülke ekonomisini elinde tutan ve kişisel çıkarları adına ulusal çıkarları hiçe sayabilen, çok uluslu şirketler ile ortakları olan güçlü holdinglerin faaliyetleri kontrol altına alınmalıdır. Bu türden holdinglerin faaliyet ve planlamaları hakkında istihbarat sağlanmalı, engelleyici kontra önlemler üretilmeli ve uygulamaya konulmalıdır. Gereğinde bu holdinglerin ihtiyaçlarına cevap verecek ticari şirketler kurularak, müşterek ilişkiler geliştirilmeli ve işbirliği içinde olunmalıdır. İnsan kaynaklarına dayalı ticari bir danışmanlık ve hizmet şirketi kurularak, güçlü ticari kuruluşlarda kadrolaşma sağlanabilmelidir. Yine aynı amaçla bir güvenlik şirketi kurularak, işadamlarının güvenliği sağlanabilmeli ve böylece her alanda kadrolaşma gerçekleştirilebilmelidir. Mafya grupları tümüyle yeniden gözden geçirilmeli, deneyimli mevcut grupların karşısında yeni ve güçlü bir grup oluşturularak, denetim ve kontrol altına alınmaları sağlanmalıdır. Lobi, çalışmalarında medya kuruluşları ile doğrudan temasta bulunmamaya azami özen göstermelidir. Daha çok organizasyonun şemsiyesi altında yer alacak sivil toplum örgütleri ile vakıfların faaliyetleri doğrultusunda bağlantı kurdurulması sağlanmalıdır.


Ergenekon’un Lobi çalışmasının etraflıca anlatıldığı raporda altı çizilen bir konu da Lobi’nin prensip olarak hiçbir girişim ve eylemin içinde yer almaması ve tümüyle yasal düzenleme içinde hareket etmesi, toplumsal prensiplere saygılı olması, örnek bir sivil toplum kuruluşu olarak, siyasetten tümüyle uzak bir yapı olarak faaliyet göstermesi.
 
Emir ve tensiplerinize...


Raporun sonuç ve önerilerin yer aldığı son kısmında ilginç bir hitap tarzı dikkat çekiyor: ‘Emir ve tensiplerinize sunulan bu çalışma’ dendikten sonra rapora masonik Bilderberg örgütü, Alman Nazi örgütlenmesi, İngiliz İstihbaratının örtülü örgütlenmesi, İngiliz İstihbaratının örtülü örgütlenme modelleri ve bazı Avrupa ülkelerinin sivil toplum örgütlenişleri ile Doğu kaynaklı bazı istihbarat ve siyasal örgütlenmelerinin kaynaklık ettiği kaydediliyor.


Türkiye'nin Efendileri'nin durmayacağını, dahada ileri gitmek istediğini raporun şu son cümlesi çok net ortaya koyuyor: "Geleceğin dünyasında "sanal ortam" büyük önem
ifade edecek olmakla birlikte, katı gerçekler belirleyici ve sonuçlandırıcı unsurlar olmaya devam edecektir.
Ergenekon'un Lobi adını verdiğimiz örgütsel organizasyonun faaliyetlerine önümüzdeki zaman dilimi içinde çok daha fazla gereksinimi olacağı görüşünde haddimizin sınırlarını zorlayan ısrarcılıktaki ifade ve işaretlerimizin amacı, konunun öneminden
kaynaklanmaktadır."


ORGANİZASYON PLANI


9 departmandan oluşan Lobi'nin organizasyon planı, aşağıdaki birimlerden oluşmaktadır: Departmanlar, Ergenekon tarafından örgütün merkez üyeliğine atanmış güvenilir yöneticiye doğrudan bağlı olarak yönetilecek. Beş sivil yönetici personelin Ergenekon ile teması ise;
atanmış ve güvenilir iki sivil personel ile sağlanacaktır. Departman başkanları merkezdeki beş
yönetici tarafından seçilecek ve yönlendirilecektir.


1. MERKEZ
Lobi'nin merkezden görev alması için, Ergenekon tarafından atanmış güvenilir beş sivil yönetici bulunacaktır. Yönetici personelin görevi elde edilen veriler ışığında organizasyonu gizlilik prensiplerine sadık kalarak sağlıklı biçimde yönetmek olduğu kadar, her alanda gelişim ve tekniğini de artırmaktadır. Bunun yanısıra, birimlerin oluşturulması ve birimlerin
sağlıklı, düzenli ve etkin biçimde işleyişini sağlamaktır.


2. ARAŞTIRMA VE BİLGİ TOPLAMA
Araştırma ve Bilgi Toplama Departmanı, merkez üyelerince seçilmiş bir başkan ve on kişilik bir yardımcı kadrodan oluşmaktadır. Lobi'nin amaçları doğrultusunda istihbarat verileri toplamak, arşivlemek ve merkeze sunmaktır.


3. ANALİZ VE DEĞERLENDİRME
Analiz ve Değerlendirme Departmanı, bir başkan ve beş kişilik yardımcı bir kadrodan oluşmaktadır. Elde edilen istihbarat verilerinin analiz raporlarının hazırlanması
çalışmalarını yürütmekle sorumludur.


4. FİNANS VE TİCARET
Finans ve Ticaret Departmanı, bir başkan ve altı kişilik yardımcı personelden oluşmaktadır. Ticari koşulları yakından izlemek, ticari faaliyet ve yardım alanlarının belirlenmesi çalışmalarının yürütülmesinden sorumludur.
Ayrıca, ülkenin içinde bulunduğu ticari ve ekonomik koşulların belirlenmesi çalışmalarını yürütür. Bu birimin başkanı örgütün ticari şirketlerinin kuruluş, organizasyon ve denetimini kontrol eder.


5. KÜLTÜR VE BİLİM
Kültür ve Bilim Departmanı, bir başkan ve altı yardımcı personelden oluşmaktadır. Bilimsel ve kültürel gelişmeleri yakından izlemek ve yararlanılabilecek alanların tespiti çalışmalarını gerçekleştirir. Kültürel ve bilimsel faaliyetlerde bulunarak kamuoyunu ulusal çıkarlar doğrultusunda aydınlatıp yönlendirme çalışmalarını yürütür. Ülke çıkarlarına aykırı kültürel
faaliyetleri tespit eder ve karşı argüman üreterek kamuoyunu ve sivil toplum kuruluşlarını karşı bilinçlendirme ile gereğinde karşı eylemlere yöneltir.


6. TEORİ VE SENARYO
Teori ve Senaryo Departmanı, bir başkan ve beş senaristten oluşmaktadır. Bu departmanın görevi, ihtiyaç duyulması halinde elde edilen analiz raporlarından yararlanarak kontra teori ve senaryolar üretmektir.
Ulusal çıkarlara aykırı teori ve senaryoların çürütülmesinde belirleyici rol oynar. Uygulamaya konulması düşünülen senaryoların sağlıklı sonuçlara ulaşmasını sağlamak amacı ile, karşılaşılacak kontra senaryoları belirleyerek önlem alınmasını sağlar.Kültürel, bilimsel senaryo kurguları ile kamuoyunun ajite edilmesinin önüne geçecek argümanlar üretir. Medya kuruluşlarını yönlendirme çalışmalarına katkıda bulunur.


7. İLETİŞİM VE PROPAGANDA
İletişim ve Propaganda Departmanı bir başkan ve beş yardımcıdan oluşmaktadır. Bu departmanın görevi amaçlara uygun olarak medya kuruluşlarını bilgilendirmek, yönlendirmek ve bu yolla kontrol altında tutmaktır.
Ayrıca, faaliyetlerde amaçlara uygun kamuoyu oluşturulması ve kamuoyunun desteğinin sağlanması çalışmalarını yürütür. Bunların yanısıra organizasyonun ilişki kurmayı tasarladığı kişi, kurum ve kuruluşlar üzerinde etkileme çalışmaları gerçekleştirerek, sağlıklı ilişkiler kurulabilmesinin alt yapısını hazırlar.


8. HUKUK
Hukuk Departmanı, bir başkan ve beş yardımcıdan oluşmaktadır. Organizasyonun girişim ve faaaliyetlerinin mevcut yasaların hukuksal temeline dayandırılabilmesi çalışmalarını yürütür. Bu departmanda yer alacak personel hukukçulardan oluşur. Organizasyonun hukuk işlerini üstlenecek olan bu departman, hukuksal kurallardan azami ölçüde yararlanılması çalışmalarını yürütür.


9. ULUSLARARASI İLİŞKİLER
Uluslararası İlişkiler Departmanı, bir başkan ve altı yardımcısından oluşmaktadır. Bu departmanın görevi, organizasyonun uluslararası alanlardaki faaliyetlerinin sağlıklı biçimde yürütülmesini sağlamaktır. Türkiye'de faaliyet göstermekte olan uluslararası kuruluşların
çalışmalarını analiz etmek, bu kuruluşlar ile yakın ilişki kurulmasını sağlamak ve dış güç odakları olan bu kuruluşların amaçlarının belirlenmesini sağlamaktır.


KADRO
Organizasyonunda yalnızca sivillerin yer alacağı bu örgütlenme, köprü eleman ile Ergenekon'a bağlı olarak faaliyet gösterir. Organizasyonun merkezinde görev alacak beş sivil personel ile köprü personel görevini üstlenecek iki sivil, Ergenekon tarafından belirlenerek atanır. Birim başkanları ile örgütün kuracağı vakıf ve ticari şirketlerin yöneticileri ve sahipleri ise; merkezde yer alan yönetim personeli tarafından seçilir. Böylelikle gizlilik esasının korunması sağlanmalıdır.
ELEMAN PROFİLİ
Lobi örgütlenmesi içinde yer alacak elemanların çağa ayak uydurabilecek donanım, bilgi ve deneyime sahip olması esası aranacağı gibi, gereğinde her tür eleman profilinden yararlanılmasından kaçınılmaz. Özellikle sistemle barışık olmayan, aradığını bulamamış yapıdaki kişilikler seçilir. Çünkü bu tür kişiler sistemin boşluklarını, mekanizmanın işleyişini, oyunun kurallarını ve zaaflarını çok daha iyi bilmektedirler.


BİRİM BAŞKANLARI
Örgütlenme içinde departmanların işlev ve amaçlarına uygun yapıya sahip, konusunda deneyim sahibi kişiler tercih edilir. Birim başkanları Lobi faaliyetlerini tümü ile serbest girişimcilik sınırları içinde kaldığı konusunda kuşkuya kapılmayacak şekilde yönlendirilir. Ortak amaçlar, fikir birliği ve inançlar doğrultusunda çalıştırılır. İşbirliğinde organizasyonun kuruluş ve faaliyet amacı olarak esas; kâr ve topluma yarar sağlanması vardır.


KÖPRÜSEL PERSONEL
Ergenekon tarafından atanan iki sivil, mutlaka başka kuruluşlarda görevli olanlar arasından seçilir. Böylece gizliliğin sağlanması kurunmuş olacaktır. Bu kişilerin yeterli bilgi ve deneyim sahibi olmalarından sonra, organizasyonun merkez yönetiminde yer almaları sağlanır ve organizasyonun merkez başkanı bu kişiler arasından seçilir.


FİNANS
Lobi'nin faaliyetlerinin finansı başlangıç noktasında Ergenekon tarafından karşılanır. Ancak, ilke olarak organizasyon ilk ticari şirketini kurup faaliyete geçirmesinin ardından finansal desteğe son verilir ve örgütün kendisine finans kaynakları oluşturulması sağlanır.


TİCARİ ŞİRKET FAALİYETLERİ
Organizasyon, kısa süre içinde belirleyeceği alanlarda ardışık olarak ticari şirketler kurup yönetmeyi ve giderek artan finanse kaynaklarına sahip olabilmeyi amaçlıyor. Bu gelişmenin süratle sağlanabilmesi için, ticaret hukuku içinde yararlanılabilecek pek çok argüman mevcuttur. Başlangıçta kurdurulacak şirketlerin sürekliliği değil, finanse sağlanması dikkate alınarak hareket edilir. Kalıcı ve alanında etkin güç olarak geliştirilecek şirket kuruluşları organizasyonlarına yeterli finanse kaynağına ulaştırılmasının ardından yatırım gerçekleştirilir. Bu yatırımlar sonucunda giderek organizasyona ait holdingler oluşturularak, uluslararası ticari faaliyet girişimlerine geçilir. Lobi'ye göre Finans dünyasında yer alarak, ekonominin kontrol edilebilir düzeye erişmesi ise; holdinglerin faaliyetleri sonucu hedefe ulaşılmasını sağlayacaktır.


VAKIF FAALİYETLERİ
Organizasyonun mutlaka birkaç vakıf oluşturması gereği vardır. Böylelikle gücü ve etkinliği artırabileceği gibi organizasyon şemsiyesi altında kurumlar oluşturur. Oluşturulan bu kurumlar aracılığı ile uluslararası ilişkiler kurulur ve her alanda çeşitli yararlar elde edilme amaçlanır. Organizasyon amaçlarını en sağlıklı şekilde perdeleyecek olan kurumlar vakıflar olabilir. Lobi, fundamentalist faaliyetler doğrultusunda kurulan çeşitli vakıfların yurt içi ve yurt dışında halktan para toplayarak güçlenmesinin önüne geçilebilmesi için de aynı kulvarda kurulacak naylon bir vakıfla önlenebilmesi mümkün görmektedir. Haberi orjinal şekliyle okumak istiyorsanız tıklayın:


(Kanalahaber.com)


 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler