YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Erdoğan'dan Baykal'a yanıt var
Erdoğan'dan Baykal'a yanıt var
06 Şubat 2010 08:04
Başbakan Erdoğan 'GATA'yı neden 3 yıl sonra söyledin' eleştirilerine yanıt verdi: "Baykal'ın tavsiyesini o gün yaptım"

Başbakan, CHP liderine “Senin tavsiyeni 3 yıl önce yaptım” dedi, MHP liderini ağır eleştirdi: “Erkek parti diye yola çıkanlar Meclis kapısında U dönüşü yapıp, bu ülkenin kadınlarına dil uzatacak, başörtüsünü ayaklarının altında çiğneyecek kadar izansızlık abidesine dönüşmüştür...”

Emine Erdoğan’ın GATA’ya giremediği tarihte yani 2007’de Genelkurmay Başkanı emekli Org. Yaşar Büyükanıt’tı...

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen partisinin Kadın Kolları Eğitim Toplantısı’nda yaptığı konuşmada güncel
 konulara ilişkin açıklamalarda bulundu, GATA eşi Emine Erdoğan’ın alınmamasıyla ilgili yaptığı açıklamalara gelen eleştirilere yanıt verdi. Erdoğan, özetle şöyle konuştu:

Bizzat söyledim...

- MHP lideri Bahçeli ve CHP lideri Baykal, eşimle ilgili konuyu dün bugün işlemeye devam ediyorlar. Bu işi siyasete alet ettiğimi konuşuyorlar. Ben kendilerine diyorum ki siz hala bu reva görülen uygulamanın karşısında olacağınıza kalkıp hala bu işin siyasi istismar nedeni olduğunu söylüyorsunuz. Sayın Baykal, bu senin bana tavsiye ettiğin şeyleri ben gününde yaptım. Senin yapamayacağın boyutta yaptım. Ben olayın gelip de sokakta anonsunu yapmadım. Üç yıl sabrettim. Şimdi gündeme getirilince de cevabını verdim. Bunu o dönemdeki Genelkurmay Başkanı’na bizzat söyledim, bizzat sordum. Gerisini anlatmıyorum. Çünkü bazı şeyleri farklı bir
 şekilde anlatmak doğru değil. Burada sen haklının doğrunun yanında olacağına, hala kalkıyorsun, bu uygulamayı yapanlarla değil, ’Bunu niçin siyasete alet ediyorsunuz’ diyorsun. Eğer buysa siyasete alet etmek, evet o zaman sen siyasete alet et. Ama bunun siyasetle alakası yok. Bunu eşim içinde aynı şekilde aynı dozda yaparım, başka bir bayan için de aynı şekilde aynı dozda yaparım. AK Parti, MHP’nin o çirkin, o terbiye dışı, milletin hassasiyetlerini, kutsal değerlerini çiğneyen üslup seviyesine asla düşmeyecektir.

O leke hiç çıkmayacak

- Bu ülkenin kutsal değerleri, bu ülkenin hassasiyetleri, bu ülkenin gelenekleri, örfü, ananesi bu kadar ayaklar altına alınmamış, milliyetçilik iddiası hiç bu kadar pespaye bir seviyeye düşürülmemiştir. Salı akşamı TBMM kürsüsünde sergilenen densizlik, Türk siyasi hayatına olduğu kadar MHP’nin tarihine de kara bir leke olarak kazınmıştır ve o leke oradan hiçbir zaman çıkmayacaktır. O gün orada, TBMM’nin kürsüsünde maske bir kez
 daha düşmüştür. ’Ürkek değil erkek parti’ diye yola çıkanlar, daha Meclis kapısında iken U dönüşü yapmış, bugün ise bu ülkenin kadınlarına dil uzatacak, bu milletin peygamberiyle istihza edecek, baş örtüsünü ayaklarının altında çiğneyecek kadar izansızlık abidesine dönüşmüştür. Peygamber Efendimizi siyasi polemiklerin malzemesi haline getirmek kimin haddinedir? Sayın Bahçeli’nin gerek bu konuşmaya -kendi milletvekiliyle alakalı söylüyorum- gerek vekillerinin saldırı ve hareketlerine sessiz kalması ayrıca vahim bir olaydır...

Türkiye özür bekliyor

- 3.5 senede ülkenin ekonomisini, iç politikasını, dış politikasını, sosyal yaşamını felç ettiler. Her şeyden öte, bu ülkenin itibarını yerlerde süründürdüler. Ülkenin milli bankasını zarara uğratanlar, milletimizi bir gecede fakirleştirenler ihanetle, hıyanetle, bölücülükle suçlayacakları birilerini arıyorlarsa buyursunlar aynaya baksınlar. MHP o gün DSP’nin ANAP’ın kuyruğuna takıldı. Bugün de CHP’nin kuyruğuna takılmış, CHP gölgesinde, CHP’nin kanatları altında geçinip gidiyor. O gün milliyetçi harekete, MHP’ye verilen oyları, DSP’nin ANAP’ın hizmetine peşkeş çekenler, bugün de yine benim MHP’ye oy vermiş vatandaşımın iradesini CHP’ye teslim ediyorlar... Bahçeli ile Baykal’ın ruh ikizi olduğunu söylüyordum. Bunu söylediğimde de hop oturup hop kalkıyorlar. Eksik söylemişim, şimdi daha iyi anlaşılıyor ki bunlar ruh ikizi değil bunlar tek yumurta ikizi. Tüm Türkiye
 MHP yönetiminden bir özür açıklaması bekliyor. Dün MHP Genel Merkezinden yapılan açıklama, özür yerine yeni hakaretlerle, yeni tehditlerle doluydu. Bu kadar pişkin bir siyasi tutum olabilir mi? Bu kadar dengesiz, sağlıksız bir siyasi ruh hali olabilir mi? Geçmişte sokaklarda sergiledikleri kavgacı tavrı şimdi siyasete taşıyorlar.

Bunlar faşizmi iyi bilirler

- Sayın Bahçeli tehdit ediyor, hakaret ediyor, bize, özel sektöre şuna buna vesaire. Sayın Bahçeli, senin gücünü bilmem ne olursan ol. Ama bu tehditlerle AK Parti’yi sindireceğini zannediyorsan şunu bil, bizim verilecek tek can borcumuz Allah’adır. Hiçbir zaman bu tehditlerin bize tesir etmez. Her şeyden önce siyaset ahlakını iyi öğren. Orada yanındakiler edep, adap tanımadan davranış içine girerlerken orada sus pus seyretmen seni kurtarmaz. Çünkü bütün onların sorumlusu sensin. Meclisteki o hale gelişin sorumlusu sensin. Yanındaki milletvekilinin akla hayale gelmez, ahlaki olmayan ifadeleri kullanmasına vesile olan sensin. Dolayısıyla millete bunun hesabına verecek olan da sensin. Sivil faşizm diye bir şey varsa bugün temsilcisi bu zihniyettir. Bunlar faşizmi iyi bilirler. Onunla da uyumludurlar.

Bahçeli’ye dava açtı

Başbakan Erdoğan, TBMM Genel Kurulundaki olaylara ilişkin önceki gün yaptığı yazılı açıklamayla kişilik haklarına saldırıda bulunduğu gerekçesiyle, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye 100 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı.

GÜLDAL MUMCU’YA ELEŞTİRİ

Sınırsız yanlışlara fırsat vermiştir


- EŞLERİ, kadınları tartışmaların içine çekmek, orada Grup Başkanvekili hanım kardeşimize edebe, adaba sığmayacak şekilde saygısızca saldırmak kimin haddine? Burada özellikle o gün tabii ki Meclis’i yöneten Hanımefendi, buradaki sınırsız yanlışlara ne yazık ki fırsat vermiştir. Başbakan Yardımcımız, bir ’milletvekili’ sıfatıyla o Mecliste iki dönem başkanlık yapmış olmanın kendisine sağladığı bu noktadaki deneyim ve tecrübeyle Hanımefendi’ye gidip, ’yaptıklarınız yanlış, adeta CHP’nin bir militanı gibi yönetiyorsunuz, siz tarafsız olmak durumundasınız, bu şekilde giderse bu sıkıntı doğuracak’ demesinden Sayın Deniz Baykal rahatsız olmuş ve tabii hanımefendi de yürütmenin yasamaya baskısı olarak gösteriyor. Sen onu öyle gösterme. Senin ifadelerin yasamanın yürütmeye baskısıdır, bunu böyle gör. Neymiş, odasına baskın yapmış. Edep yahu edep. Ne yazık ki Hanımefendi bunu bir ’baskın’ diye ifade etti. O odaya rahatlıkla milletvekilleri girer, Meclis Başkanı ile Meclis Başkanvekilleri ile de rahatlıkla görüşür ama nasıl ifade ediyor? ’Efendim orası soyunup giyinme yeridir’... Yani, görmediğimiz, bilmediğimiz yer olsa bize de yutturacaklar.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler