27 Mart 2017 Pazartesi
  • Altın144,263
  • BIST90.383
  • Dolar3,6117
  • Euro3,9021
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,5095
  • İstanbul7 °C
  • Ankara5 °C
  • İzmir10 °C
  • Konya6 °C
  • Adana12 °C
  • Antalya14 °C
  • Diyarbakır6 °C
  • Bursa8 °C
  • Kayseri4 °C
  • Kocaeli7 °C
  • Şanlıurfa10 °C
  • Gaziantep2 °C
  • İçel15 °C
BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Erdoğan'a kurulan siyasi tuzak
Erdoğan'a kurulan siyasi tuzak
17 Nisan 2014 11:45
30 Mart seçimlerinde Başbakan Erdoğan ve düşmanlarının savaştığını iddia eden Mehmet Metiner, Başbakan Erdoğan'a kurulan tuzağa dikkat çekti.

Yeni Şafak'taki bugünkü kaleme aldığı köşe yazısında "Amaç R. Tayyip Erdoğan'ın sadece siyasi hayatının bitirilmesi değildi, yanısıra ellerinin kelepçelenerek içeri tıkılmasını sağlamaktı." yönünde ifadeler kullanan AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, "Erdoğan'a yapıştırılan diktatör ve despotik ifadeleri birer iftiradan ibarettir. Erdoğan kadar istişareye önem veren bir başka lider henüz gelmiş değildir. Erdoğan liderliğinin sırrı şurada yatıyor: En geniş anlamda yapılan bir istişare neticesinde varılan kararı kararlılıkla tatbik etmek." dedi.

Metiner, Başbakan Erdoğan'a kurulan tuzağı da şöyle anlattı:

"Başbakan için kurulan siyasi tuzaktan bahsediyorum.

Bütün tuzaklar Başbakan için kuruluyor çünkü.

Gezi süreciyle başlayan 17 Aralık süreciyle devam ettirilen operasyon Başbakan Erdoğan'ın siyasi hayatına son vermek üzere kurgulanmıştı.

Seçim sonuçları bu kurguyu da tuzağı da berhava etti.

Seçim sonuçları aynı zamanda şunu gösterdi: Bu millet artık başında güçlü bir lider olsun istiyor!

O liderin de R. Tayyip Erdoğan olduğuna inanıyor.

30 Mart seçimlerinde Başbakan Erdoğan ve düşmanları savaştı.

Evet savaş diyorum, çünkü seçim savaş mantığıyla yapıldı.

Amaç; R. Tayyip Erdoğan'ın sadece siyasi hayatının bitirilmesi değildi, yanısıra ellerinin kelepçelenerek içeri tıkılmasını sağlamaktı.

Aziz milletimiz bu oyunu gördü ve inanıp güvendiği liderinin arkasında durdu.

AK Parti'nin aldığı oylar yerel seçim dinamikleri dolayısıyla yüzde 46 çıktı. Bu oyların tamamının R. Tayyip Erdoğan'ın liderliğine verildiğine ise hiç kuşku yok.

Seçim sonuçlarıyla aziz milletimizin verdiği mesajı oraya buraya çekmeye hiç gerek yok.

Bu millet Çankaya'da R. Tayyip Erdoğan'ı görmek istiyor.

O yüzden seçim sonucunun hemen ertesinde yaptığım yorumlarda, aday olması halinde R. Tayyip Erdoğan'ın ilk turda yüzde 55 gibi yüksek bir oy alarak Çankaya'ya çıkacağını söyledim.

Başbakan Erdoğan henüz bu konuda kararını vermiş değil.
İstişarelerini sürdürüyor.

Erdoğan kendi görüşünü kendi partisine ve kitlesine dayatan bir lider hiç olmadı.

Hep istişareye önem verdi.

Partisinin, arkadaşlarının ve milletin kendisine layık gördüğü görevleri kabul etti.

Erdoğan liderliği kişi kültüne dayalı bir liderlik değildir.

Erdoğan liderliği en geniş ve kapsamlı anlamda istişareye yaslanan ve o istişare neticesinde varılan karara güçlü ve kararlı bir biçimde uyulan bir liderlik olmuştur.

Erdoğan'a yapıştırılan diktatör ve despotik ifadeleri birer iftiradan ibarettir.

Erdoğan kadar istişareye önem veren bir başka lider henüz gelmiş değildir.

Erdoğan liderliğinin sırrı şurada yatıyor: En geniş anlamda yapılan bir istişare neticesinde varılan kararı kararlılıkla tatbik etmek.

Ortak akıl neticesinde alınan kararın arkasında cesaretle ve kararlılıkla, hem de ödün vermeden durmanın adı otoriterlik ise, evet Erdoğan liderliği bu anlamda otoriterdir.

Bunu niye mi söylüyorum?

Şunun için elbet:

'Yeni Türkiye'nin güçlü bir lidere ve liderliğe ihtiyacı var.

'Yeni Türkiye'nin inşasında R. Tayyip Erdoğan'a ihtiyaç var.

Kim ne derse desin benim gönlümde yatan isim R. Tayyip Erdoğan'dır.
Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet deneyimlerinde seçimli ilk Cumhurbaşkanı olarak

Çankaya'ya çıkacak bir R. Tayyip Erdoğan hiç kuşkusuz tarihin yürüyüşünü de değiştirecektir.

Onun Cumhurbaşkanlığı dönemi her türlü vesayetin ve millete rağmen kurulan eski sistemin defterinin de dürülmesi anlamına gelecektir.
Çünkü bir tek onun güçlü ve cesur liderliği sayesinde Türkiye'nin önünde böyle yeni bir sayfa açılabilir.

Seçim sonuçları gösteriyor ki bu millet başında Başbakan Erdoğan'ı görmek istiyor. Ancak Çankaya'nın labirentlerine sıkışıp kalan siyaseten etkisiz ve yetkisiz bir Cumhurbaşkanı olarak değil, bizatihi yürütmenin başında olan bir Cumhurbaşkanı olarak görmek istiyor.
Bunun için sistem değişikliği acil bir zaruret arz ediyor.

Eski tarz Cumhurbaşkanlığı dönemi sona ermelidir.

Halkının içinde olan, halkının desteğiyle Türkiye'ye yön veren ve Türkiye'nin meselelerinde aktif rol alan güçlü bir liderlik olsun isteniyor.

Aksi takdirde halka Cumhurbaşkanı seçtirmenin zaten bir anlamı da yok, gereği de...

Halk bürokrat bir Cumhurbaşkanı istemiyor.

Halkın bu beklentisini karşılayabilecek tek lider olarak Başbakan Erdoğan'ın görüldüğü apaçık bir gerçek.

Seçim sonuçlarını başka türlü okuyanlar yanılırlar.

'Herkes Çankaya'ya çıkabilir, ancak Erdoğan çıkamaz!' diyenler millet iradesine karşı apaçık bir saygısızlık içindedirler.

Millet kimi isterse onu başına çıkarır.

Milletle başa çıkılmayacağını o birileri hala anlamadıysa ne diyelim...

Şimdi geliyorum Başbakan Erdoğan için kurulan siyasi tuzağa...

Şu algı yerleştirilmek isteniyor:

'Başbakan Çankaya'ya çıkarsa parti ne olur?'

Bu masum sorunun akabinde verilen cevaplar ise manidar:

'Parti kendi içinde bölünür parçalanır. ANAP'ın başına gelen AK Parti'nin de başına gelir. O yüzden Erdoğan partisinin ve hükümetin başında kalmalı.'

İnceden inceye ve derinden derine Başbakan Erdoğan sevgisiyle güya örülmüş bu propagandayla Başbakan Erdoğan'ın Çankaya'ya güçlü bir lider olarak çıkışı engellenmek isteniyor.

Evet, sözünü ettiğim siyasi tuzak bu...

Yeni dönemdeki bu algı operasyonuna asla itibar edilmemelidir.

Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkmasını özellikle hangi çevrelerin istemediğine bakarsanız bu siyasi tuzağın gerçek sahiplerini de görmüş olursunuz.

İlk turda seçilecek kadar güçlü bir halk desteğine sahip olan bir lider, kaçınılmaz olarak artık bu ülkenin partili Cumhurbaşkanı'dır. Ve ortaya çıkan gerçeklik ise, fiili başkanlık sistemidir. Mevcut Anayasa'ya göre yürütmenin başı olarak da zaten Cumhurbaşkanı gösterilmektedir.
Ortaya çıkan bu fiili durum kısa bir süre sonra yapılacak genel seçimlerden sonra ortaya çıkan yeni Meclis tablosuyla anayasal ve yasal zemine oturtulur.

Türkiye'nin gidişi, başkanlık veya yarı başkanlık sistemine doğrudur.

Ve bu yürüyüşün en güçlü adayı ve hak edeni ise R. Tayyip Erdoğan'dır.

Merak etmeyin, AK Parti'ye hiçbir şey olmaz.

Çünkü R. Tayyip Erdoğan'ın liderliği devam eder.

Unutmayalım ki, AK Parti gerçekliğinde liderlik makamla alakalı bir durum değildir.

Erdoğan'ın en başta gelen özelliği, bu davanın lideri olmasıdır, biline."

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler