YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Erdoğan'a 'cami' yanıtı
Erdoğan'a 'cami' yanıtı
08 Haziran 2011 09:05
Habertürk TV'de Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtlayan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın camileri ahıra çevirdiler iddiasına cevap verdi. Kürt sorununu nasıl çözeceklerinin formülünü anlattı...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, demokrasinin sağlıklı tecelli edebilmesi için sadece sandık görevlisinin değil, gönüllü yurttaşların da sandıklardaki olaylara dikkat etmesi gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, Habertürk kanalında katıldığı ''Teke Tek'' programında, gazeteci Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtladı.

Altaylı'nın, CHP'nin Kürt meselesini nasıl çözeceğini sorması üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Olay ekonomiktir, sosyaldir, psikolojiktir, diplomatiktir, çok karmaşık bir olay. 30 yıldır çözülmemiştir, derinleşmiştir. Çözülmemesinin temel nedeni, siyaset kurumumun görevini yapmamasıdır. Siyaset kurumu çözüm üretmedi, işi güvenlik güçlerine havale etti ve 30 yıldır bu sorun çözülmüyor. Bu sorunu nasıl çözeriz  Biz dedik ki; 'Bu sorunu ancak biz çözeriz, barışı ancak biz getiririz'. Çünkü CHP'nin geleneğinde bu vardır, çünkü biz bunu aşarız. Çıktı Sayın Erdoğan dedi ki; 'Sizin bir formülünüz varsa, verin bari o formülle biz çözelim'. Formül şu, duysun; bir toplumsal uzlaşmayla bu sorun ancak çözülebilir. Ne tek başına CHP'nin, AKP'nin, MHP'nin ya da BDP'nin çözeceği bir sorun değil. Sorun bir ulusal politika gerektiren bir sorundur. Nasıl çözülecek  Her partiden akil adamlar masanın etrafında oturacaklar, bunun birinci koşulu bu. İkinci koşulu, bunlar bu olayı asla iç politika malzemesi yapmayacaklar. Sivil toplumdan, barolardan, şuradan, buradan görüş alacaklar.''

Altaylı'nın, ''Bunlar gerektiğinde gidip Öcalan ile de görüşecek mi '' demesi üzerine Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bu akil adamlar, sorunun çözümü oradaysa, gitsin görüşsünler, sorunun çözümü orada değilse görüşmesinler. Onlar karar versinler. Gelip kendi genel başkanlarına bilgi verecekler. Tek başına karar almakta zorlanabilirler. İç politika malzemesi yapılmamasını istememin nedeni de o. Amaç, var olan bir sorunu çözmekse, insan hakları, özgürlük ve demokrasi temelinde çözmemiz lazım. Kısıtlayarak, yasak getirerek bu sorunlar çözülemez. Biz bu sorunun çözümünde bu yolun, çözüme en yakın yol olduğuna inanıyoruz. Eğer çözüm bulursak, hiçbir siyasi parti de 'Bunu ben çözdüm' diye ortaya çıkmayacaktır. Her siyasi parti diyecek ki; 'Bu bir ulusal sorundur'. Nasıl dış politikada sorun varsa, o soruna karşı ortak çaba harcıyoruz, burada da ortak çaba harcanır ve bu sorun çözülür.''

''EN ÇOK AKRABALARIM MAĞDUR OLDU''

SSK'ya akrabalarını sokup sokmadığı yönündeki soru üzerine Kılıçdaroğlu, SSK'da 65 bin kişinin çalıştığını, genel müdür olmadan önce de olduktan sonra da bu kurumda akrabalarının görev yaptığını belirtti.

Kılıçdaroğlu, ''Hiçbir akrabamı, ne daire başkanı, ne şube müdürü, ne de hastane başhekimi yapmadım. En çok da onlar mağdur oldular'' dedi.

Düzenlenen bir sınava herkesin girebileceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Sınavla ilgili hiçbir şaibe söz konusu değil. Üstelik girenlerin hiçbirisini özellikle terfi ettirmiyorum, 'sen yakınlarını aldın, şu noktaya getirdin' denmesin diye. Biz damadımızı getirip, medya grup başkanlığı yaptırmadık. Bir bakanın çocuğu gitti TPIC'te önemli bir görev aldı. Ona hiç kimse bir şey söylemedi. O bakan kim olduğunu biliyor, ama AKP'den 'bunu bana açıklayın' derlerse, söz açıklayacağım. Birisinin teyzesinin oğlu Danıştaya üye yapıldı. Benim bir yakınım sınavı kazanmış, bir yere gelmiş, terfi dahi ettirmiyoruz onu. Sadece kıdemi veriliyor, ondan ötürü ben suçlanıyorum. Bu doğru değil tabii'' şeklinde konuştu.

SANDIK GÜVENLİĞİ

Sandık güvenliği konusundaki görüşleri sorulan Kılıçdaroğlu, ''İstanbul'da anakent belediye başkan adaylığı sırasında benim seçim büroma bir telefon geldi, 'çöpte oy pusulaları çıktı, buraya gelir misin, müdahale edelim' diye. 'Gelmem' dedim. 'Niye ' dediler, eğer çöpte oy pusulası çıktıysa, önce sorumluluğu kendimizde aramalıyız. O sandıkta bizim görevlimiz yok muydu  Oradan ders aldık. Referandumda bu olayı biraz pişirdik, bu seçimlerde daha sıkı tuttuk. Sandık görevlilerimiz var, eğittik onları. Partimizin bir katını tümüyle seçime adadık. Bir provasını yaptık'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, ''Demokrasinin sağlıklı tecelli edebilmesi için sadece sandık görevlisinin değil, gönüllü yurttaşların da sandıklardaki olaylara dikkat etmeleri gerekir'' dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki ile ilgili soru üzerine, şu yanıtı verdi:

''Nurettin Sözen ne yaptı  Davayı açan kim  Gidip suçluyu yakalayıp, mahkemeye teslim eden, mahkemede tanıklık eden kim  Sözen. Sözen suçlu değil ki. Özhaseki'ye bir şey söylemiyorum. Benim söylemek istediğim, iktidar, belediye, adliye ve valilik arasındaki bir olaydan söz ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki bir ilk olaydan söz ediyorum. Dosya kapatılıyor. Alınan tutanakların bir kısmı dosyalara girmiyor. Belli kişilerin mal varlıkları soruşturulmuyor. Vali yardımcısı diyor ki; 'Bu dosya sıradan bir dosya değil. Özel yasaya göre bunun incelenmesi gerekir' diyor. Ama savcı olayı değiştiriyor, başka bir konuma getiriyor. Sıradan bir belediye çalışanı gitmiş, birisinden sanki rüşvet almış, gelmiş gibi... O tutanakları, o makbuzları mahkemeye bakalım ibraz edecekler mi ''

''HİÇBİR CAMİ TÜRKİYE'DE AHIR YAPILMAMIŞTIR''

Altaylı'nın, CHP'nin üzerinde, geçmişe yönelik faturalar ve bu faturaların toplumda yarattığı algılar bulunduğunu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da ''CHP camileri ahır yaptı, varlık vergisini getirdi'' diyerek CHP'yi suçladığını belirtmesi üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Hiçbir cami Türkiye'de ahır yapılmamıştır. Bunu bir tarafa yazalım. Kutsal emanetlerin saklandığı bir cami var. İşgal sırasında emanetler camiye konuyor, cami korunuyor. Doğal olarak korunduğu için de namaz kılınmıyor. Askerlik sırasında silahlar, yiyecek, erzak camiye saklanıyor. İslam tarihinden bir parça bilgisi olanlar bilirler ki erzak camilerde Hazreti Muhammed döneminde de saklanmıştır o zamanki mescitlerde. Bunun da örnekleri çok vardır. Ben onlardan da vazgeçtim, o suçlamalar yapılır, yapılmaz. Ama ben şuradan bir çağrı yapmak isterim, AKP döneminde cami alanı olarak ayrılan yerin rant alanı haline getirildiğini ispat edersem, Recep Tayyip Erdoğan çıkıp bu milletten özür dileyecek mi, dilemeyecek mi  İmar planında cami alanı olarak ayrılmış, gözünüz o kadar dönüyor ki, burayı camilikten çıkarıyorsunuz, rant alanına dönüştürüyorsunuz. Ben bunu ispat edersem, ne yüzle milletin yüzüne bakacaklar.''

Altaylı'nın, ''Din düşmanı değil misiniz peki  Çünkü eski genel sekreterinizin alaycı sözleri var'' şeklindeki sorusuna Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

''İnançlara saygılı olmak zorundayız. Hiç kimse inanca düşmanlık etmemeli. İnanca düşmanlık, aslında bir insanlık suçudur. Benim manevi duygularıma birisi nasıl gelip düşman olabilir, benim inancıma nasıl birisi gelip müdahale edebilir. Bu nedenle miting meydanlarında şunu ısrarla söylüyorum, biz herkesin inancına, etnik kimliğine saygılıyız. İnsan inancıyla ve etnik kimliğiyle Allah'ın yarattığı en değerli varlıktır.''

''Türbanlı bir hanım Meclise girdi diyelim, ne yapacaksınız '' sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, ''Parlamentonun iç tüzüğü var, bunun gereklerine hepimizin uyması lazım. 'Başı açık' diye bir ifade var. Kadın milletvekilleri pantolon giyemiyor, biz kot giyemiyoruz, kravatsız giremiyoruz Meclise. Geçmişte bir MHP milletvekili dışarıda türban takardı, içeriye başı açık girerdi. Bu kurallara herkesin uymasını isteriz'' diye konuştu.

KASET SİYASETİ

''Kaset siyaseti devam eder mi '' sorusuna Kılıçdaroğlu, ''Onun devam edip etmeyeceğine Erdoğan karar verecek'' yanıtını verdi. Altaylı'nın, ''Siz iktidarın mı bu kasetleri yayınladığı düşüncesindesiniz '' şeklindeki sorusuna da Kılıçdaroğlu, ''Önce onların bilgileri oluyor. Çünkü Erdoğan yaptığı bir konuşmada, bir kasetten söz etti, 'yarın, öbür gün yayınlanacak' dedi, ertesi gün de yayınlandı. Sayın Arınç'ın da açıklamaları var. Sayın Arınç, 'daha önümüzdeki günlerde yeni kasetler, yeni telefon konuşmaları çıkacak' diyor. Demek ki bilgileri var. Herhalde önce iktidara servis ediliyor, iktidar da bunların içinden beğendiklerini herhalde medyaya servis yapıyordur. Aklımıza o geliyor'' yanıtını verdi. (AA)

"laik devlet"tir...
 // ibrahim çelikoğlu
Laik devlet" demokrasinin olmazsa olmazlarındandır."Laik devlet" olmayınca özgür millet yok demektir.Ya din devleti veya din karşıtı(düşmanı)diktatörlüğü vardır.CHP,Padişahçı milliyetçileri istismar ederek,din düşmanlığını en acımasızca,zalim diktatörlük şeklinde uygulamış,böylece milli birlik beraberliğe darbe indirilmiştir.Cumhuriyete sahip çıkılamamışlığın özünde CHP zalimliği yatar.Seçeceğini bile bulmakta şaşırtılmıştır.CHP anayasay...
08 Haziran 2011 11:08
Nasıl bir anlayıştır
 // Şizofren KeMAL mi demek lazım...
Ne anlayış ne karakter bunu acıklabilir... Tarih bilgisi tuhaf yaşı yeter bir cok olayı görmeyeki bu gözünün önümü göremiyor......
08 Haziran 2011 09:51
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler