YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Erdoğan paralel yapıya meydan okudu!
Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu
Erdoğan paralel yapıya meydan okudu!
11 Şubat 2014 / 12:41 Güncelleme: 11 Şubat 2014 / 14:39

 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, 30 Mart yerel seçimlerine 47 gün kaldığına işaret ederek, AK Parti olarak uzun süredir yoğun şekilde devam eden seçim hazırlıklarını belli aşamaya getirdiklerini, büyükşehir ve il adaylarını açıkladıklarını vurguladı.

Erdoğan, gelecek hafta yoğun şekilde mitinglere başlayacaklarını dile getirerek, 81 ilde, ilçelere varıncaya kadar propaganda çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.

"Seçimin ayrı bir özelliği var"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 30 Mart seçimlerinin çok önemli olduğunu, seçim sürecinin de oldukça zorlu geçeceğini defalarca dile getirdiğini vurguladı. Erdoğan, sözlerini, ""Bu seçim, herhangi bir şahsın belediye başkanı seçilme seçimi değildir. Bu seçimin ayrı bir özelliği var. Bütün gelişmeler şunu gösteriyor; bu seçimde AK Parti'nin oyunu nasıl aşağı çekebiliriz. Bütün gayretler buna yönelik" diye sürdürdü.

"Kazanan darağacı oldu"

Milletin, tarihi boyunca çok büyük acılar yaşadığını, çok büyük badireler atlattığının altını çizen Erdoğan, zaferler kazandığını, destansı kahramanlıklar yazdığını, medeniyet inşa ettiğini, onurunu, istiklalini, şerefini, hürriyetini yiğitçe muhafaza ettiğini anlattı. Erdoğan, şunl kaydetti:

"Yani izzetini, azizliğini gerçekten hak etmiş bir millete sahibiz. Böyle bir milletin evlatlarıyız. Ama aynı zamanda çok çileler çekmiş, çektiği çileler adeta yüzüne, yüreğine işlemiş bir milletiz. Böyle bir milletin mensuplarıyız. Geriye dönün, Anadolu'nun, Trakya'nın şehirleri, kasabalarıyla, köyleriyle yaşadığı o uzun tarihi  gözünüzün önüne getirin. Her neye ihtiyacı varsa hep millete gidildi. Paraya ihtiyaç varsa millete gidildi. Eğer fedakarlık, cefa gerekiyorsa, bir yükün, bedelin altına girilmek gerekiyorsa tek adres milletti, millete gidildi. Ama o aziz millet, karar süreçlerinin hiçbirinde yer almadı, milletin görüşlerine başvurulmadı, milletin hissiyatı dikkate alınmadı, milletin itirazına kulak verilmedi. Cefayı çeken her zaman millet oldu ama sefayı bir avuç seçkin zümre  sürdü. Öküzünü vereceksin dediler, hiç itiraz etmedi. Kara sabanın önüne kendisi geçti, tarlasını sürdü, öküzünü verdi.  Buğdayından, tavuğundan, horozundan pay vereceksin denildi,  bağrına taş bastı, midesine taş bağladı varını yoğunu verdi. Biricik evladını, yavrusunu, ana kuzusunu, yüreğinin parçasını askere gönderdi, tabut içinde geri getirdiler, yutkundu, olduğu yere çöktü, vatan sağolsun deyip, kaderine razı oldu. Ama yol, hastane, okul istedi yapmadılar, doktor, hemşire, öğretmen istediler göndermediler, yetiştirmediler.

Huzur, emniyet, istikrar istedi bunu da vermediler. Hani o acıklı türküde diyor ya 'Şavata'dan Ankara'ya ses gitmiyor. Bizim gitmeye kuvvetimiz hiç yetmiyor. Malımız yok, yolumuz yok, Ankara'ya ses verecek dilimiz yok. Bu ne biçim memlekettir oy.' İşte bu millet, asırlarca adeta inim inim inledi. Bir anne düşünün, yavrusunu 9 ay karnında taşımış, beslemiş, büyütmüş, yürütmüş, yavrusunu canından bir can, parça olarak görmüş, delikanlı olunca eline, saçına kınalar yakmış, duvarlar, davulla, zurnayla askere uğurlamış. Yavrusu şehit olup, tabut içinde geri geldiğinde düşmanı sevindirmeyeceğim diyerek, bir damla göz yaşı dökmemiş, başını bir an yer eğmemiş. Vatan sağolsun diyerek, Anadolu kadınının ne mübarek, ne aziz, ne yüce bir varlık olduğunu bütün dünyaya göstermiş. Bu başka analarda olmaz, bu ancak bizim analarımızda olur.

 Ama bir devlet dairesine gidince yüzüne bakılmamış, 'başörtülüsün, sen buraya giremezsin' demişler. 'Başörtülüsün, sen okuyamazsın', 'Sen köylüsün, taşralısın, fakirsin' demişler. Yetmemiş daha da ileri gitmişler, 'Sen makarnacısın', 'Sen aptalsın', 'Sen göbeğini kaşıyansın', 'Bidon kafalısın' demişler. Bu ülke bunları gördü. Daha yakın zamanlara kadar bu ülke, bunları yaşadı. Onun kendi iradesini ortaya koyarak verdiği oyu, bu zihniyetle değerlendirmişler. Herşeyi ama herşeyi milletten aldılar ama milletin görüşünü, fikrini, hissiyatını, zerre kadar önemsemediler. Demokrasiye geçilmiş olması, sandığın ortaya konması, millete seçme hakkı verilmesi bile milletin kararının, milletin itirazının duyulmasına yetmedi. Merhum Menderes gibi, milletten, milli iradeden bahseden siyasetçiler geldi ama sonuçta kazanan darağacı oldu, cellatlar oldu, kazanan yine CHP oldu. Yine sermaye, yine seçkinler oldu. Sandıktan hangi sonuç çıkarsa çıksın, bu ülkede medyanın dediği oldu, sermayenin dediği oldu, demokrasi dışı kurulların, çetelerin, mafyanın dediği oldu."

"Bu ülkede artık iktidarları siz belirliyorsunuz"

Millete seslenen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu ülkede artık iktidarları siz belirliyorsunuz. Bir yerlerden talimatla değil, siz, bu milletin evlatları belirliyor. Bu ülkede kararları artık siz veriyorsunuz, milletim veriyor, bundan rahatsız oluyorlar. Siz sandıkta ne derseniz o oluyor. Artık bu ülkeyi idare fırkası değil, sizler, yani millet idare ediyor, bundan rahatsız oluyorlar. Her meselenin çözüm yeri işte burasıdır, TBMM'dir. Fakat birileri çıkıyor, 'siz çoğunluksunuz ama azınlığa zulmediyorsunuz.' Azınlığın güvencesi biz olduk. Bugüne kadar azınlığa bu ülkede hiçbir zaman hakları verilmedi. Biz onların haklarını da güvence altına aldık. Az oy alan siyasi partileri söylüyorsan, onların bu dönemde yaptıklarını hiçbir dönemde muhalefette olan iktidarlar yapmadılar, yapamadılar. Ama bu dönemde yaptılar. Bu ülkenin Başbakanı'nı kalkıp, iktidarları kalkıp Batı'ya gidip şikayet edecek kadar bunlar alçaldılar. Burada Parlamento'da yaptıklarınız yetmiyor mu, gidip bunu Batı' ya ne anlatıyorsunuz? Batı'nın hangi ülkesinde muhalefette olan siyasi parti, Türkiye'ye gelip de kendi iktidarlarını şikayet etti, bugüne kadar hiç duydunuz mu? Onlar yeri geldiğinde otururlar ülkenin menfaati için her türlü dayanışmayı yaparlar. Ama bizim ülkemizde böyle bir dayanışmayı hiçbir zaman göremezsiniz. Tam aksine atılacak her türlü olumlu adımın her zaman karşısında olmuşlardır. Kardeşlerim, bu ülke artık kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarla yönetilemez. Bu ülke artık faiz lobisi, medya lobisi, sermaye lobisi tarafından idare edilemez."

Erdoğan, 17 Aralık'tan sonraki mücadelelerini "yeni bir istiklal mücadelesi" olarak ilan ettiklerini hatırlatarak, 17 Aralık saldırısının sadece AK Parti'ye, Hükümet'e yönelik bir saldırı olmadığını söyledi. 17 Aralık saldırısının millete, ülkeye, yeni Türkiye'ye, Türkiye'nin tüm kazanımlarına yönelik saldırı olduğunu anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"17 Aralık saldırısı, sadece ve sadece bir yıkım projesidir. Dikkat edin sadece ve sadece yıkmanın peşindeler. Sadece yıkmaya çalışıyorlar ama yapmak gibi bir dertleri, yapmak gibi bir hedefleri yok. 'AK Parti  gitsin, Hükümet gitsin' diyorlar. AK Parti'nin, Hükümet'in yerine, geçmişte, eski Türkiye'de olduğu gibi kaosu, belirsizliği, istikrasızlığı, yoksulluğu, yolsuzluğu, yasakları öneriyorlar. Milletin devre dışı olduğu idare fırkasının memleketi idare ettiği ve hep belli kesimlerin kazandığı bir Türkiye özlemi içinde her türlü ahlaksız saldırıyla üzerimize geliyorlar. Şunu da buradan açık açık ifade ediyorum; CHP'nin iradesine bu süreçte çok açık bir şekilde ipotek konulmuştur. MHP'nin iradesine bu süreçte çok açık bir şekilde ipotek konulmuştur. Gizli görüntü kayıtları, gizli ses kayıtları CHP'yi de MHP'yi de esir almıştır. CHP'nin gizli görüntü kayıtlarıyla nasıl  şekillendiğini, Sayın Baykal'ın nasıl gönderildiğini tüm millet açık, net şekilde gördü.

Bu oyunun arkasında da paralel yapı vardı. Bunu ben ilan ettim. Şimdi onlar düşünsünler, şimdi onlar gidip paralel yapıyla irtibat kursunlar, o dostlarıyla...'Ya bunu nasıl ortaya çıkardınız, nasıl böyle bir şeyi yapsınlar' diye onlar sorsunlar, onlar arasınlar, onlar bulsunlar. İşte o şekillenme devam ediyor. O şekillenme CHP'nin aday belirleme sürecinde kendisini çok net biçimde hissettiriyor. Yolsuzluktan ihraç ettiklerini aday yapıyorlar. Kendi içlerinde aday yokmuş gibi bir çok şehirde dünya görüşlerini asla paylaşmadıkları kişileri gördüğünüz gibi aday gösteriyorlar. Takdirleridir, saygı duyarız, hayırlı olsun."

Başbakan Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan ifadeleri şöyle:

-Bosna Hersek'teki olayları kaygı ile izliyoruz. Dualarımız onlarla.

-Yurtdışındaki vatandaşlarımız Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bulunduğu ülkede oy kullanabilecekler.

-Kuzey Kıbrıs'ta daha doğrusu Kıbrıs'ın genelinde yeni bir sürece doğru gidiyoruz. Temennim odur ki; şu anda inşallah gelinen noktadan geri adım atılmaz ve böylece Kıbrıs sorununu da çözmüş oluruz diye inanıyorum. Bunun beklentisi içerisindeyiz.

-Yarın inşallah İspanya Başbakanı ile Batıkent-Sincan metro hattını açıyoruz.

-30 Mart seçimlerin çok çok önemli olduğunu, oldukça zorlu geçeceğini söyledim. Bütün gelişmeler bunu gösteriyor.

-Sizler bu seçimde öyle bir gayret içinde olacaksınız ki, AK Parti daha da güçlenerek seçimden çıkaracaksınız.

-Cumhuriyet tarihimizde hatta yüzlerce asırlık tarihimizde millet iradesi ilk kez bu ölçüde karar süreçlerine AK Parti döneminde yansımıştır.

-Cefayı çeken her zaman millet oldu, sefayı süren ise bir avuç azınlık oldu.

-Sandıkta hangi sonuç çıkarsa çıksın, sermayenin, medyanın, demokratik dışı kurumların, mafyanın dediği oldu.

-Artık bu ülkeyi idare fırkası değil sizler yani millet idare ediyor. Bundan rahatsız oluyorlar.

-Bu saldırıda bir kısım yargı, emniyet teşkilatı kullanılıyor. Bizim karşımızda mertçe samdıkta çıkamıyorlar.

-Baykal'ın nasıl gönderildiğini herkes gördü. Bunun arkasında da paralel yapı vardı.

-Bu saldırıda bir kısım yargı, emniyet teşkilatı kullanılıyor. Bizim karşımıza mertçe sandıkta çıkamıyorlar.

- Biz irademizi asla sinsi yapılalara teslim etmedik, etmeyiz.

-CHP'nin iradesine bu süreçte çok açık bir şekilde ipotek konulmuştur. MHP'nin iradesine bu süreçte çok açık bir şekilde ipotek konulmuştur. Gizli görüntü, gizli ses kayıtları CHP'yi de MHP'yi de esir almıştır. CHP'nin gizli görüntü kayıtlarıyla nasıl şekillendiğini, Sayın Baykal'ın nasıl gönderildiğini tüm millet açık, net bir şekilde gördü. Bu oyunun arkasında da paralel yapı vardı. Bunu ben burada ilan ediyorum. Şimdi onlar düşünsünler.

-Mersin'de validen belediye başkanına, AK Parti İl Başkanlığı'ndan CHP'ye, MHP'den BDP'ye kadar tüm partiler dinlenmiş ve kaydedilmiş. Sadece benim, Cumhurbaşkanımızın değil, bakanların, milletvekillerinin, bürokratların, sanatçıların, gazetecilerin görüşmelerini dinlenmiş. Bunlar şantaj amacıyla kullanılmış.

-AK Parti kasetler yoluyla yıpratılmaya çalışılıyor. Buna boyun eğmeyiz. Bunu yaparsak milletin emanetine ihanet ederiz.

HSYK Genel Kurulu'nun toplanamaması

-Başbakan Erdoğan, HSYK Genel Kurulu'nun toplanamamasına ilişkin, "Aynı anda hasta olmuşlar. Kimisi resmi iznini kullanıyor, kimisi de bir yerlerden rapor almak suretiyle genel kurulun toplanmaması için adım atıyor. Bunlar devleti çalıştırmamanın adımlarıdır. Bu nasıl anlayıştır? Hani dürüsttünüz siz? Tezgahı bu şekilde çalıştırıyorlar. HSYK'ya siz bunun için mi seçildiniz? Oranın genel kurulunu çalıştırmamakı için mi seçildiniz. HSYK'nın Parlamento'da yasalaşma noktasında çıkmasını engelleyenlere sesleniyorum; siz bunu engellediniz, burayı çalıştırıyorsunuz. Bu ne demektir; siz paralel yapıyla müşterek hareket ediyorsunuz, ey CHP, ey MHP" dedi.

-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, illegal yapılanmanın davalara nasıl etki ettiğini gördüklerini, burada hukuk diye birşeyin olmadığını vurgulayarak, "Bunların millete verecek hesabı var mı, yok böyle bir şey, Bunların sadece liderlerine verecekleri hesapları var. Bunlar inanın Allah'a verecekleri hesabı da düşünmüyorlar. Çünkü bu millete verilecek hesap başka. Önce halka ve biz hakka verilecek hesabın gayreti ile koşuyoruz" dedi.

-Ameliyatımızı bile gündem konusu yapıp "beddualarınız tutmadı" diyor.Böyle şey olur mu? Ne çirkin yakıştırmalar.

-Biz 7 Şubat olduğunda bu meselenin ciddiyetini anladık.Şu anda yargıda bu meseleyle ilgili hazırlık yapılıyor.

-Aramızda Türkiye düşmanlarına uşaklık edenler çıksa da,biz bir olarak milletin iradesini savunmaya devam edeceğiz.

-30 Mart yeni Türkiye için bir milat olacaktır.

 

AA

14:19
 // CEMAAT HALT PARTİSİ
Sahi bir muhalefet vardı; ne oldu o'na? Hükümet, karşısında muhalefet olmayınca kimlerlerle uğraşıyor görün....
11 Şubat 2014 14:19
13:31
 // Ramazan Avcı
Allah "uzun adama" uzun ömür versin!...
11 Şubat 2014 13:31
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler