22 Eylül 2017 Cuma
  • Altın145,411
  • BIST104.001
  • Dolar3,5083
  • Euro4,1894
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7586
  • İstanbul18 °C
  • Ankara17 °C
  • İzmir17 °C
  • Konya15 °C
  • Adana26 °C
  • Antalya25 °C
  • Diyarbakır19 °C
  • Bursa15 °C
  • Kayseri12 °C
  • Kocaeli16 °C
  • Şanlıurfa23 °C
  • Gaziantep21 °C
  • İçel27 °C
Doğu - Batı savaşında zihinlerin işgali
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Erdoğan: Onlar tarih oldu
Başbakan Erdoğan Vakıflar Haftası dolayısıyla Meclis Tören Salonu'nda konuştu: Kökü olmayan ağaç olmaz
Erdoğan: Onlar tarih oldu
03 Mayıs 2010 / 12:42 Güncelleme: 03 Mayıs 2010 / 12:56

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Ağaç kökleriyle yaşar. Kökü olmayan ağaç olmaz. Aynı şekilde milletler de medeniyetler de kökleriyle yaşar'' dedi.

Erdoğan, Vakıflar Haftası dolayısıyla TBMM Tören salonunda düzenlenen törende yaptığı konuşmada, haftanın hayırlı olmasını diledi.

''Vatan, alelade bir toprak parçası asla değildir'' diyen Başbakan Erdoğan, ''Vatan; o toprağı sevgi, merhamet, şefkatle yoğrulması, can feda edecek kadar sahiplenilmesi ve muhafaza edilmesidir'' diye konuştu.

 Anadolu ve Trakya'nın bin yıllar boyunca bizim sevgi medeniyetimizle yoğrulduğunu, tarihin en büyük kahramanlıklarına ev sahipliği yaptığı gibi, tarihin en gözde eserlerine de ilham kaynağı olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bizim bu topraklar üzerine kurduğumuz ve dünyaya örnek teşkil eden medeniyet, altını çizerek ifade ediyorum; bir sevgi medeniyetidir. Biz, gerektiğinde vatanımızı savunmak noktasında hiçbir tereddüt göstermeyen, vatanı namus olarak addedip, siperlere koşan ve omuz omuza o siperlerde can feda eden insanların torunlarıyız. Ama aynı zamanda bizler, barış zamanlarında insan odaklı, daha geniş manada canlı odaklı medeniyetler inşa eden, çevresiyle, canlılarla, toprakla, estetikle, tabiatla barışık bir kültürün de takipçileriyiz. 

Vakıf medeniyeti, kendisini insanlığa vakfetmek, insanı ve canı hayatın merkezine alarak, insanlığın yararına çalışmak anlayışı üzerine kuruludur. Bu vakıf anlayışı, göçmen kuşlarını da düşünür, garip gurebayı, fakir fukarayı da düşünür, kimsesizi, yolda kalmışı da düşünür.

Bizi birbirimize bağlayan sevgi, merhamet, dayanışma, kardeşlik gibi özellikler, vakıf anlayışıyla daha da güçlenmiş, bizi bir ve beraber yapmıştır. Onun için vakıf demek sağdan soldan toplanılarak oluşturulmuş bir kese değildir aslında. Vakıf denilen aslında kişinin, geçmişteki büyüklerimizin ifadesiyle, ceb-i hümayundan (padişahın kişisel parası) vermek suretiyle bir hayrı inşa etmesi demektir. Bugün bunlar çok farklı şekilde devam ediyor, süre gidiyor.''

''İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN''

  'Bakınız, dünya üzerindeki bir çok topluma nasip olmayan bir medeniyet tasavvurumuz var'' diyen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu medeniyet tasavvurunda devlet kuran, o devleti yücelten, huzur ve güvenliğe kavuşturan, Osman Gazi kadar, Orhan Gazi kadar, dikkat ediniz, 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' diyen Şeyh Edebali vardır.

Bu topraklar Alpaslan gibi, Melik Şah gibi, Kılıçarslan, Selahaddin Eyyubi gibi tarihe mal olmuş devlet adamları çıkarması yanında, Mevlana gibi, Yunus gibi, Hacı Bektaş Veli, Pir Sultan Abdal, Karacoğlan gibi sultanlarını da yetiştirmiş topraklardır. Bizim tarihimizde Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve Yavuz Sultan Selim büyüktür, ulu şahsiyetlerdir, ancak en az onlar kadar Ak Şemsettin, Mimar Sinan, Hayrettin, Fuzuli, Nedim ve daha niceleri büyüktür, uludur ve en az onlar kadar şöhretlidir.

Her zaman ifade ediyorum; bizim medeniyetimizde kalem, kılıcın önünde yer alır. 3 kıta üzerinde hüküm sürmüş Osmanlı Devleti'nin, bugün o kıtalarda nasıl anıldığına hepimiz dikkat etmek durumundayız. Balkanlar'da Osmanlı Devleti, zulüm ile baskı ile değil, Mostar Köprüsüyle, Drina Köprüsüyle, Karagöz Bey Camisiyle, Vardar Köprüsü, Kosova Taş Köprüsüyle, Vidin Köprüsüyle, binlerce sebiliyle, han, hamam ve kütüphaneleriyle hatırlanmaktadır. Ortadoğu'da Osmanlı, sömürüyle, istismarla, emperyalizme değil, Kudüs'te tesis ettiği barış ve huzur ortamıyla, Hicaz Demiryoluyla, Bağdat Demiryoluyla, Mescid-i Haram ile Kerbela ile inşa ettiği su kanallarıyla anılmaktadır...

Aynı şekilde Afrika'da, ta Ace'de Afrika'nın zenginliklerini dışarıya kaçıran bir bir Osmanlı değil, oralara köprüler, camiler, sebiller, medrese ve kütüphaneler inşa eden bir Osmanlı vardır.

Herkes, her toplum, tarihine, geçip gitmiş bir zaman dilimi olarak bakabilir, nostalji gözüyle bakabilir, tarihini unutabilir ya da geçmişine sırtını dönebilir ama biz bunu yapamayız. Yapmak istesek de yapamayız. Tarihimizden, onun bugüne taşınan eserlerinden sıyrılamayız.''

''TARİH OLDULAR''

''On yıllar boyunca bırakın Balkanlar'daki, Asya'daki, Ortadoğu'daki, Afrika ve Avrupa'daki eserlere, kendi topraklarımızdaki eserlere dahi sahip çıkılmadı'' diyen Başbakan Erdoğan, ''onları kendi kaderlerine terk ettiler. Tarihe ve tarihi mirasa sırtlarını dönenler, işte görüyorsunuz; bugün tarih oldular ve isimlerini kimseler anmıyor'' görüşünü ifade etti.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Tarihin unutturulmak istendiği, tarihin yeniden ve farklı şekilde yazılmak istendiği dönemlerden geçtik. Oysa şunun idrakine varmak zorundayız: Bizi ülke ve millet olarak var eden tarihimizdir. Tarihi olmayanların geleceği olmaz bunu böyle bilmek zorundayız. Bizim geleceğimiz de tarihimizle şekillenecektir ve şekillenmektedir. Ağaç kökleriyle yaşar. Kökü olmayan ağaç olmaz. Aynı şekilde milletler de medeniyetler de kökleriyle yaşar. Açık söylüyorum; istediği kadar iyi eğitim alsın, teknolojiyi istediği kadar iyi kullansın, dünyayı istediği kadar yakından takip etsin eğer nesiller Şeyh Edebali'yi, Osman Gazi'yi, Ali Kuşçu'yu, Fatih'i, Mimar Sinan'ı, Fuzuli'yi, Hacı Arif Bey'i tanımıyorsa, onlardan ilhamını almıyorsa, alamıyorsa, asla ve asla kalıcı ve güçlü bir gelecek inşa edemez. Arif Nihat Asya bunu en güzel şekilde ifade ediyor. 'Bu kitaplar Fatih'dir, Selim'dir, Süleyman'dır. Şu minare Sinan'dır haydi artık uyuyan, destanını uyandır'.

Yahya Kemal, 'ruh ufuksuz yaşamaz' diyor. Bizim de genç nesillere 'Fatih'in ruhu kadar Çanakkale'nin, Kurtuluş savaşı'nın, Gazi Mustafa Kemal'in ruh dünyası kadar Mimar Sinan ve Selimiye'nin, Süleymaniye'nin ufkunu kazandırmamız gerekiyor.

Şu 7,5 yıl içinde Türkiye'nin her köşesinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün İsmet İnönü'ye yazdığı o mektuptaki o incelik var ya... Ah ah, o mektubu iyi incelemek lazım, teferruatına girmeyeceğim. Hani diyor ya, 'o camiler, kervansaraylar askerlerden boşaltılsın...' Sadece o değil, orada daha başka şeyler de var. onu eğer incelersek, araştırırsak onların içinde nelerin olduğunu görürüz. İşte biz, oraları onlardan temizliyoruz. Ve bu nesile onları kazandırdık, şimdi de geleceğe kazandırıyoruz. Fark bu.

7,5 yıl içinde tarihi eserlerimiz yeniden hayata döndü. Bunlar ahır olarak kullanılıyordu. Bu ahırlardan temizledik. Bu tarihe ihanet değil midir? İşte bunlardan temizleyerek onları bugüne ve geleceğe kazandırdık. Yeniden can suyuna kavuştular.''
AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler