YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Erdoğan: " Ne oğlum ne de damadım..."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan AK Parti İstanbul ilçe adaylarını tanıtım toplantısında konuştu.
Erdoğan: " Ne oğlum ne de damadım..."
26 Ocak 2014 / 15:02 Güncelleme: 26 Ocak 2014 / 17:52

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlenen İstanbul belediye başkan adayları tanıtım töreninde kürsüye çıkarken, salonda "Türkiye seninle gurur duyuyor" şeklinde slogan atıldı. Erdoğan, bu slogana, "Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Biz enerjimizi sizlerden alıyoruz, sizlerle yola çıktık, sizlerle yürüyoruz, sizlerle yürüyeceğiz" diyerek karşılık verdi.

Bugün açıklayacakları ve kamuoyuna tanıtacakları ilçe belediye başkan adaylarının, İstanbul'a hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, "Yeniden aday olan arkadaşlarımıza, ilk kez aday olan arkadaşlarımıza, seçim sürecinde ve vazifeyi devraldıktan sonraki 5 yıllık süreçte başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı.

İstanbul'un "çok farklı bir bahara" hazırlandığını kaydeden Erdoğan, "İstanbul, 30 Mart akşamı başlayacak ve 5 yıl boyunca inşallah hiç sona ermeyecek yeni bir baharın, yeni bir ilkbaharın coşkusunu yaşıyor. Salon buna şahit, Türkiye'nin en büyük salonu buna şahit. Büyükşehiriyle, ilçeleriyle, İstanbul, yeni ve yeniden bir fethi mübinin heyecanını yüreğinde taşıyor. Şunu unutmayın sevgili kardeşlerim: Bizim için her gün, yeni bir gündür. Bizim için her başlangıç, yeni bir başlangıçtır. Yunus Emre'nin söylediği gibi, 'Biz, her dem yeniden doğan gönül neferleri, gönül fatihleriyiz'. Biz, asırlardır devam eden bir yürüyüşün mirasını devraldık, inşallah, asırlarca devam edecek bir kutlu yürüyüşün sahipleri olarak, hiç bitmeyen, hiç tükenmeyen, asla ara vermeyen bir hizmet yarışında, son nefesimize kadar ülkemize, milletimize, şehirlerimize hizmet üreteceğiz. Biz bu millete, efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. Bu hizmetimize devam edeceğiz" diye konuştu.

İstanbul'un sadece bir şehir olmadığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"İstanbul sadece bir şehir değildir. İstanbul, hakikati olan bir şehirdir. İstanbul, felsefesi olan, tarzı olan, kimliği olan bir şehirdir. İstanbul, medeniyetler inşa edecek birikimi olan, hazineleri olan, insanlığa istikamet gösteren bir şehirdir. Hiç kuşkunuz olmasın, İstanbul, gönüllerin başkenti, dünyanın incisi, şehirlerin annesidir. İstanbul'a hizmet etmek için İstanbul'u anlamak gerekir. İstanbul'a hizmetkar olmak öyle büyük bir makamdır ki, bu yüce makama ulaşmak için İstanbul'un ruhunu, özünü, felsefesini teneffüs etmek gerekir. Fethi ve Fatih'i anlamayanlar İstanbul'a hizmet edemezler. Bir gönül yapmanın, bir gönüle girmenin, gönüller fatihi olmanın ne anlama geldiğini bilmeyenler İstanbul'a hizmetkar olamazlar. İstanbul'un minarelerini, o minarelerden okunan ezanları, İstanbul'un türbelerini, makamlarını, camilerini, İstanbul'un makberlerini bilmeyenler, İstanbul'un surlarının anlattığı asırlık öyküleri dinlemeyenler, İstanbul'un sokaklarının konuştuğu dili anlamayanlar, İstanbul'a hizmetkar olma şerefine nail olamazlar.

Bu şehrin dünya bilimine, sanatına, siyasetine yaptığı katkıları göremeyenler, bu şehrin adının Mekke ile Medine ile Kudüs ile Şam ile aynı hizaya yazıldığını idrak edemeyenler bu şehre hizmet üretemezler. Kur'an-ı Mübin, Mekke'de nazil oldu, Kahire'de okundu ama İstanbul'da yazıldı. Bir Kur'an şehri olan İstanbul'un sayfalarını açıp okuyamayanlar, okumayanlar, İstanbul'un harfleriyle, İstanbul'un mürekkebiyle, İstanbul'un hatlarıyla gönül bağı kuramayanlar İstanbul için hizmetkar olma bahtiyarlığına erişemezler. İstanbul'dan sadece Batı'ya bakanlar yanılır; İstanbul'dan sadece Doğu'ya bakanlar yanılır; İstanbul'da tarih ile modern, dün ile yarın arasında tercih yapanlar; geçmiş ile geleceğin irtibat köprüsünü kuramayanlar, İstanbul'dan yalnızca bir kesime hitap edenler yalnız kalır. İstanbul, kucaklayan şehirdir, kuşatan şehirdir, İstanbul tüm sakinlerine eşit mesafede durabilen bir şehirdir. İşte onun için, hoşgörüsü, şefkati, nezaketi olmayanlar gönül bağı kuramazlar. İstanbul, buraya gelenlerin değiştirdiği değil, buraya gelenlerin değiştiği, İstanbullu olduğu, değiştiren ve dönüştüren bir şehirdir."

İstanbul'un "karma", "melez", "toplama", "yapay" bir şehir olmadığını vurgulayan Erdoğan, "İstanbul medeniyetlerin bir potada eridiği değil, medeniyetler inşa eden şehirdir. Yani İstanbul, omurgalıdır. İstanbul dik duran bir şehirdir. İstanbul etkilenen değil, etkileyen şehirdir. İstanbul, her rüzgar karşısında eğilen değil, rüzgarlara yön veren, gerektiğinde fırtınaları söndüren, gerektiğinde fırtınalar oluşturan şehirdir. İşte bu şehrin hizmetkarı, bu şehrin taşını toprağını olduğu kadar, havasını suyunu olduğu kadar, sokağını, ruhunu, özünü, anlamış, bunlara nüfuz etmiş, bunları içselleştirmiş olmak zorundadır" ifadelerini kullandı.

 "Zaman zaman alelade hizmetkarlar da seçildi"

İstanbul'a zaman zaman "alelade hizmetkarlar" da seçildiğini kaydeden Erdoğan, "İstanbul, zaman zaman, İstanbul'un ruhunu anlamayan, tanımayan başkanlara şahit oldu. İstanbul'un o dönemlerde nasıl eza ve cefa çektiğini, İstanbul'un o dönemlerde nasıl haksız muameleye, nasıl zulme uğradığını sizler de gördünüz, sizler de yaşadınız. Artık o dönemler geride kaldı. O dönemler, milletin derin hafızasında yer etti ama artık tarihte kaldı. İstanbul, AK Parti yönetiminde, şanına yaraşır, büyüklüğüne yaraşır, ihtişamına yaraşır şekilde hizmetle buluştu. Küçük ya da büyük, irili ufaklı nice projeyle, İstanbul'un çehresi değişti. Bizim idaremizde, İstanbul'un sadece çehresi değil, talihi değişti, mecrası değişti, geleceği, istikbali şekillendi" ifadelerini kullandı.

"CHP'nin çakılı çivisi yok"

Erdoğan, kendisinin İstanbul'u CHP yönetiminden devraldığını hatırlatarak, ana muhalefet partisine yüklendi. İstanbul'a dair yapılan yatırımlara ilişkin görüntülerin hemen hepsinin 1994 yılı sonrasında yapılan yatırımlar olduğunu ve CHP'nin çakılı çivisi olmadığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"İşte bu kardeşiniz İstanbul'u Cumhuriyet Halk Partisi'nin o aciz, o zavallı gaflet dolu yerel yönetiminden devralmıştı. Hatırlayın o günleri... İstanbul, susuzdu. İstanbul, hava kirliliğinden geçilmiyordu. İstanbul, çöp dağlarıyla maalesef kirliydi ve aynı zamanda İSKİ yolsuzluklarıyla da CHP zihniyeti, yolsuzlukların, rüşvetin tescil edildiği bir CHP iktidarıyla baş başaydı. Kardeşlerim; biz geldik, İstanbul'a temizlik geldi. Biz geldik İstanbul hava kirliliğinden temizlendi. Biz geldik İstanbul yeşillendi. Biz geldik, çöp dağlarından, İstanbul'u tertemiz hale getirdik. Öyle ki, Habitat 2 toplantısında, dünyanın en temiz şehirlerinden bir tanesi olarak İstanbul ilan edildi. Buna ulaştık. Susuz İstanbul suya kavuştu ve üstelik bir taraftan denizin altından, bir taraftan 180 kilometreden, Istranca dağlarından, dağları delerek İstanbulumuz'a suyu getirdik. Birileri, bizden önce CHP'li yerel yönetici, güya bulutlara yağmur bulutları atarak su getirecekti, gelmedi. Yalova'dan tankerlerle su taşıyacaklardı, olmadı. Çünkü CHP zihniyetinin olduğu yer kuraktır. O zihniyetin olduğu yer kirlidir. O zihniyetin olduğu yerde bereket yoktur, bunu böyle biliniz."

"İstanbul'un, 80 vilayetin ona baktığı, ona yöneldiği bir şehir" olduğunu kaydeden Erdoğan, "Hamd olsun, Rabbime hamd olsun, İstanbul'a bu şekilde hizmet etmeyi bize nasip etti. Biz CHP zihniyetinden devraldıktan sonra, İstanbul halkı, tüm İstanbullular, bir daha bizden başkasına İstanbul'u teslim etmedi. Çünkü onlara inanmıyordu, onlara güvenmiyordu. Biliyordu ki İstanbul ancak bu zihniyetle daha ileriye gider, daha modern bir şehir olur. Hele hele yerel yönetimle, merkezi yönetim bütünleştikten sonra, konuşmaya gerek yok. Eserleri gördünüz, eserleri yaşıyorsunuz. Toplu taşımda gördünüz, çevrecilikte yeşillendirmede gördünüz. Kardeşlerim 153 yıllık hatırayı, gerçekleştiren iktidarımızı gördünüz. Boğaz'ın 62 metre derinliğinden, Marmaray'ı geçiren, günde ortalama 150 bin kişinin taşındığı İstanbul'un Marmaray'ını gördünüz. Acaba bizden öncekiler bunu niye yapamadı? Ayaklarına pranga mı vurmuşlardı? Elleri kolları bağlı mıydı?" diye konuştu. ,

İstanbul'a yapılan raylı sistem yatırımlarını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"İnşallah, 400 kilometrelik bir hafif metro ağıyla, raylı sistemlerle güçlenen bir İstanbul. İnşallah bu 720 kilometreye kadar uzanacak. Bu ağların yanı sıra metrobüslerle çok farklı bir İstanbul'u yaşıyoruz. Artık bu duraklarda, onbinlerce İstanbullu, hamd olsun, her geçen gün toplu taşımacılık kültürünü yaşamaya başladı. Bütün bunlar İstanbul ulaşımına rahat nefes aldırabilmek içindi. Fakat burada sıkıntılar yaşıyoruz, bunu inkar etmemiz mümkün değil. Bu biraz da lüksün artmasından kaynaklanıyor. Artık düşünün ki bir kapıcı, bir odacı, rahatlıkla otomobil alabilir duruma geldi. Bu da bir refah düzeyinin ifadesidir. Dün akşam bir misafirliğe gittim. Orada bana ev sahibi şunu söyledi: Yanımda çalışanlar, verdiğim ücret şu, ama buna rağmen otomobil alıyor. 'Oğlum daire alsana, niye otomobil alıyorsun?' dediğimde, 'Olur mu efendim, herkes arabaya binerken, benim de arabaya binmem lazım' diyor. Böyle bir yapı var. İnşallah bu güzelliklerle her geçen gün daha güzel olan bir İstanbul."

Ulaşım

Marmaray'ın güneyinde otomobillerin kullanacağı bir tüp geçit yaptıklarını, gelecek yıl bunun da açılışının yapılacağını, ayrıca Yavuz Sultan Selim Köprüsünün yapımına başlandığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Çoğu gitti azı kaldı, inşallah 2015'te Yavuz Sultan Selim Köprüsünü de açacağız. Böylece ağır vasıtalar şehir merkezine giremeyecek. Ağır vasıtalar oradan gidecekler. Otomobiller de oradan gidebilirler. Bir özeliği daha var 4 gidiş, 4 geliş. Ortasından, onun da bir raylı sistem geçiriyoruz. Orada da bir toplu taşıma olayını ayrıca yaşayacağız. Kardeşlerim, bütün bunları yaparken, burada bir kararlılık var. Nedir o? Bugüne kadar, memuruna işçisine, bizden önce maaşını veremeyen iktidarlar vardı. Biz şimdi bu yatırımları yapabiliyoruz. Bir sıkıntımız yok. Üçüncü köprüde, devletin kasasından, kesesinden para çıkmadan bunu yaptırıyoruz. Bedeli ne? 2.5 milyar dolar. Önümüzdeki yıl açıyoruz. Bitmedi, çok daha önemli bir şey var. Üçüncü havalimanını yapıyoruz. Çünkü, artık Sabiha Gökçen, Atatürk havalimanları yetmiyor.

İhtiyacımızı karşılamıyor. Artık havada yarım saat, 45 dakika, uçaklar inemiyorlar. Dolayısıyla kalkışta, tehirler var. Sonunda dedik ki biz çok daha büyük bir havalimanını yapalım, dünyada ilklerin arasına girsin. 100 milyon yıl/yolcu kapasiteli bir havalimanı yapalım dedik. 100 milyonun üzerinde olacak. Maliyeti ne biliyor musunuz? 42 milyar dolar. Yine biz, cebimizden para vermiyoruz. Tamamıyla para, yüklenici firmalardan çıkıyor. Diyoruz ki al sana 20 yıl. 20 yıl burayı çalıştır, 20 yıl çalıştırdıktan sonra bu tesisler ne olacak? Ya tekrar devlete teslim veyahut da yeniden oturacağız, anlaşacağız ve bedelini alacağız ve yola devam edecekler. Kardeşlerim, bu anlayış, bunlarda olmadı. Neden? Çünkü bunların kafa yapısında ülkeye hizmet yok. İnsanına hizmet yok. Bunların derdi başka. Bunlar sadece çamur atarlar. Tutmasa da iz bıraksın diye. Eğer İstanbul'u bir dünya başkenti yapacaksan, bu eserlere ihtiyaç var. Bakın şimdi, önümüzde Kanal İstanbul var. Kanal İstanbul bunları rahatsız ediyor. Kanal İstanbul ile beraber 42 kilometre bir kanal açıyoruz, Karadeniz'i Marmara'ya bağlıyoruz."

"Biz, bunların akıllarının almadığı şeyleri gerçekleştiriyoruz"

Erdoğan, konuşmasında, İstanbul-Ankara arasına yüksek hızlı treni yaptıklarını, Eskişehir-Ankara arasında hızlı trenin çalıştığını, 1-2 ay içerisinde İstanbul-Ankara arasında da yüksek hızlı trenin çalışır hale geleceğini, test sürüşlerinin bitmek üzere olduğunu, Ankara-Konya, Konya-Eskişehir arasındaki trenin çalıştığını ve diğer illerle bağlantıların devam ettiğini de anlattı.

İstanbul-İzmir Otoyolu'nun yapıldığını, İzmit geçişinde "muhteşem" bir asma köprü yapıldığını, dünyadaki ilkler arasında yer aldığını, 15 Mart gibi açılmasını umut ettiklerini dile getiren Erdoğan, çalışmaların bitmek üzere olduğunu, çok kısa bir zamanda betonların suyun üstüne çıktığının görüleceğini ifade etti.

Erdoğan, "Biz, bunların akıllarının almadığı şeyleri gerçekleştiriyoruz, çünkü dertliyiz. Çünkü biz bu millete sevdalıyız, bu ülkeye sevdalıyız. Evelallah dünyada ne yapılıyorsa onun daha ileri olanını yapmanın gayreti içerisindeyiz" dedi.

"Kampanyamız için elimizdeki tüm imkanları sonuna kadar kullanacağız"

İstanbul'un, dünya şehirlerinin, dünya başkentlerinin timsali bir şehir olduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"80 vilayetin İstanbul'a bakıp, İstanbul'u örnek aldığını unutmayacağız. Dünya şehirlerinin, dünya başkentlerinin İstanbul'dan ilham aldıklarını unutmayacağız. İstanbullu olmak, İstanbul'da yaşamak elbette bir insan için büyük bahtiyarlıktır, büyük talihtir. Fakat İstanbullular, 80 vilayete karşı, dünya başkentlerine karşı omuzlarında sorumluluk taşırlar. İşte bu sorumluluğu hiç bir zaman unutmayacağız. 30 Mart, bu sorumluluğun tecelli edeceği tarihtir. 30 Mart, İstanbul'un dünyaya bir kez daha demokrasiyi, barışı, kardeşliği, dayanışmayı haykıracağı bir tarihtir. 30 Mart, İstanbul'un tüm dünyaya Türkiye'nin etkisini, Türkiye'nin gücünü, Türkiye'nin tarihiyle, ecdadıyla, medeniyet tasavvuruyla büyüklüğünü göstereceği tarihtir.

11 yılın en önemli seçimine giriyoruz. Sadece İstanbul için değil, Türkiye için, hatta tüm dünya mazlumları için son derece önemli bir seçime giriyoruz. Bir anlık ihmale bile tahammülümüz yok. Bir anlık rehavete dahi fırsatımız olamaz. 2 ay boyunca, bütün İstanbul'u kapı kapı dolaşmaya hazır mıyız? Bütün İstanbul'la yüz yüze, göz göze, rube ru görüşmek zorundayız. Buna hazır mıyız? Bizim seçim stratejimiz, her zaman, her seçimde, gönülden gönüle irtibat kurma üzerine inşa edilmiştir. Kampanyamız için elimizdeki tüm imkanları sonuna kadar kullanacağız ama hepsinden daha çok gönlümüzü, kalbimizi ortaya koyacağız. Samimiyet, kararlılık, cesaret bu seçimde de şiarımız olacak."

Başbakan Erdoğan, yaptıklarının bu seçimde kendilerini anlatan eserleri olacağına işaret ederek, şunları söyledi:

"İstanbul'dan tüm Türkiye'ye sesleniyorum: Bizde proje var. Bizim eserlerimiz var. Muhalefetin anlatacak hiç bir eseri yok, hiç bir eseri yok. Projelerimiz, bu seçimde de bizim avantajımız, bizim alameti farikamız olacak. Eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ulaşımda, tüm altyapı üstyapıda, enerjide, gıdada, tarımda, sosyal yardımda anlatacaklarımız var. Bütün bunların yanında, düşmüşün yanında oluşumuz, yoksullukla, yasaklarla, yolsuzlukla mücadelede anlatacaklarımız var.

Biz popülizmle işi idare edenlerden olmadık, olmayacağız. Biz, Kaf Dağı'nın ardındakileri vaad edenlerden olmayacağız. Biz, ilkesiz, ufuksuz, plan ve projesiz, yerel ve küresel ölçekte vizyonsuz söyleme, üsluba başvuranlardan olmayacağız. Bizi, eserlerimiz anlatıyor ve anlatacak ama yetinmeyeceğiz, yeni projelerle, yeni ufuklarla İstanbul'un ve İstanbullular'ın huzuruna çıkacağız."

İstanbul'u, İstanbul'un dostları kadar, İstanbul'un kardeşleri kadar, İstanbul'un hasımlarının da çok yakından izlediğini ifade eden Erdoğan, yurt dışına çıktığında bütün devlet, hükümet başkanlarının kendisine, "10 yıl önce İstanbul'a gelmiştim, bambaşkaydı. Fakat 2 yıl önce uluslararası bir toplantı için geldim, farklı bir İstanbul gördüm. Bu şehriniz gerçekten bizi büyülüyor. Şimdi eşime sözüm var, eşimle beraber İstanbul'a geleceğim" dediğini aktardı.

Erdoğan, "İşte İstanbul böyle bir şehir. İstanbul ve Türkiye'nin değiştiğini görenler, bunu durdurmak, bunu engellemek, önünü kesmek için gayret gösteriyorlar" dedi.

 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler