YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Erdoğan: Bizim görevimiz bu
Başbakan Erdoğan,Erzurum'da gençlik temsilcileriyle buluştu. "Empati yapıp kendimizi başkasının yerine koymalıyız" diyen Erdoğan " Ben herkese iş bulamıyorsam ona yiyecek ve yakacak götüreceğim. Bu sosyal devlet olmanın bir gereği"dedi.
Erdoğan: Bizim görevimiz bu
27 Ocak 2011 / 16:00 Güncelleme: 27 Ocak 2011 / 16:13

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''benim doğrum tek ve yegane doğrudur' diyenler, 'benim ideolojim tek seçenektir' diye düşünenler, 'benim yaşam tarzım, fikirlerim, inançlarım herkesinkinden üstündür' kanaatinde olanlar, bunu başkalarına dayatma çabası içine girdiklerinde nasıl bir zalimliğin içine de girdiklerini lütfen görsünler'' dedi.

Başbakan Erdoğan, gençlik temsilcileriyle gerçekleştirdiği toplantıda bir konuşma yaptı.

''Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi''ne değinen Erdoğan, birlik ve kardeşliğin önemine değindi ve bu unsurlara gölge düşürülmemesi gerektiğini vurguladı. Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Birliğe karşı çıkılabilir mi? Kardeşliğe karşı çıkılabilir mi? Birlik içinde olmak istiyoruz, kardeş olmak istiyoruz. Bunun içini nasıl zenginleştirirseniz zenginleştirin. Siz de kendimize göre zenginleştiriyoruz.

Başta diyoruz ki 'empati yapacağız.' Kendimizi başkasının yerine koyacak ve meseleye bir de o gözle bakacağız. Ben kendim için ne istiyorsam karşımdaki için de onu isteyeceğim. Bunu sorgulamak durumundayız. Hiç kimse kendi anne babasını, doğduğu şehri, ülkeyi, ana dilini, kültür kodlarını tercin ederek dünyaya gelmiyor. Onlar farklı zenginliklerle dünyaya geliyor. Bu toplumun zenginliğini de zaten bu oluşturuyor. Yani her doğan aslında bir sermaye ile geliyor. Diğerleriyle, o toplumla bunu bütünleştirdiğimiz zaman ortaya farklı bir sermaye zenginliği çıkıyor. Hepimiz isimsiz bir bebek olarak dünyaya gözlerimizi açtık. Bizi diğerlerinden farklı kılan birçok vasfımız süreç içinde ve bizim dışımızda şekillendi. Söylemek istediğim şudur: Biz, her şeyden önce insanız, biz can taşıyoruz. Dillerimiz, inançlarımız, derimizin rengi, kültürümüz, şehrimiz, ideolojilerimizin ötesinde biz hepimiz birer insanız.

Batıdaki genç kardeşim, bir an olsun, kendisini doğudakinin yerine koysun. Doğudaki, bir an olsun, kendisini kuzeydekinin, güneydekinin, batıdakinin yerine koysun. İstanbul'da doğmuş, büyümüş olan kardeşim, 'acaba Hakkari'de doğup büyüseydim ne olurdu?' diye kendisine sorsun, bunu sorgulasın... Veya bir milliyetçi genç kendisini bir solcunun, bir sosyalistin yerine bir an olsun koysun. O sosyalist genç de bir an olsun kendini milliyetçi gencin yerine koysun, onu anlamaya çalışsın. Bir an olsun muhafazakarla, bir an olsun dindarla, bir an olsun modernle empati kurmaya çalışalım. Zengin kardeşim, kendisini bir an olsun yoksulun yerinde görsün.

'Benim doğrum tek ve yegane doğrudur' diyenler, 'benim ideolojim tek seçenektir' diye düşünenler, 'benim yaşam tarzım, fikirlerim, inançlarım herkesinkinden üstündür' kanaatinde olanlar, bunu başkalarına dayatma çabası içine girdiklerinde nasıl bir zalimliğin içine de girdiklerini lütfen görsünler.''

Bunun çok önemli olduğunu anlatan Erdoğan, bu nedenle yapılması gerekenin de gezmek ve dolaşmak olduğunu söyledi.

''İSTANBUL'DA ÇOK FARKLI BİR LÜKS İÇİNDE YAŞAYABİLİRDİM''

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Ben İstanbul'da çok farklı bir lüks içinde yaşayabilirdim... Ama İstanbul'un varoşlarında yaşayanların nasıl yaşadığını biliyor muyuz? Gidip orada bir evde oturduk mu? Bir Romanın nasıl yaşadığını biliyor muyuz? Gidip bir Romanın evinde oturduk mu? Veyahut da kenar, köşedeki bir Kürt kardeşimin, Zaza kardeşimin, Boşnak kardeşimin evinde acaba oturduk mu? Acaba onlarla beraber bir yemek yedik mi, sohbete katıldık mı? Ama sizin bu başbakanınız bunları yaptı, yapıyor. Belediye başkanlığımda da yaptım, başbakanlığımda da yaptım. Çünkü insanı tanımam, insanı anlamam için önce onların yaşam tarzını görmem, bilmem, anlamam gerekiyordu. Onlarla bunu yaşamam gerekiyordu. Tüm arkadaşlarıma da sürekli hep bunu telkin ediyorum. Gittiğimiz yerde muhakkak bunları yapalım.

Şimdi bize diyorlar ki 'sadaka dağıtıyorlar'. Devlet sadaka dağıtır mı? Devlet sadaka dağıtmaz... Devlet; demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olmanın gereğini, sosyal devletin gereğini yerine getirir. Yani devletin dağıttığı bir sadaka değil, bir iane değildir. Sosyal devletin gereğini yerine getiriyoruz. Bunu birbirinden ayıralım. Bizden önceki iktidarlar bunu yapmadıysa bizim yapmayacağımız anlamına mı gelir? Eğer ben herkese iş bulamıyorsam, ne yapacağım? Onun geçimi için ona bir şeyler getireceğiz. Gıdasından tutun yakacağına varıncaya kadar götüreceğiz.

Bizim görevimiz bu. Sadaka göndermek değil, bu vatandaşımın en doğal hakkıdır. O zaman benim zaten arkadaşlarımla birlikte bu makamda olmamın anlamı yok ki. Biz niye buraya geldik?''


AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler