YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Erdoğan belgeyi açıkladı
Erdoğan belgeyi açıkladı
23 Kasım 2011 11:36
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu... Erdoğan, konuşmasına öğretmenler günü nedeniyle öğretmenlere AK Parti hükümetler döneminde yapılan iyileştirmeleri anlatarak başladı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dersim olaylarıyla ilgili belgeler açıkladı.

Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Dersim olaylarıyla ilgili belgeler açıkladı. Başbakan Erdoğan, Dersim'e yapılan operasyonların, bir isyanın bastırılması olarak zihinlerde ve vicdanlarda meşrulaştırılmaya çalışıldığını söyledi.

Erdoğan, bunu iddia edenlere karşı söyleyecek çok söz olduğunu ama ilk Meclis;te Dersim Mebusu olarak, bizzat Atatürk tarafından davet edilen Diyap Ağa'dan hiç kimsenin söz etmediğini dile getirdi.

Dersim operasyonları sonucunda tutuklanan ve asılan Seyit Rıza'nın, 1915 olayları sırasında, işgalci ordulara karşı savaştığından, dönemin valisi tarafından da ''din ve namusuyla bize hizmet etti'' diyerek şereflendirildiğinden kimsenin bahsetmediğini dile getiren Erdoğan, ''Dersim'de, adım adım çerçevesi çizilmiş, bahaneleri hazırlanmış bir operasyon var. Çeşitli tarihlerde dersim raporları hazırlanıyor." dedi.

Bir raporu salondakilere gösteren Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: "Bakın şu rapor sadece 100 adet bastırılarak, zata mahsus olarak, bu notla belli yerlere gönderilmiş bir rapordur.

Sayın Kılıçdaroğlu, belge, arşiv bilmem ne bunlardan bahsetti. Bakınız, Başbakanlık'ın arşivi açıktır. Sayın Kılıçdaroğlu, görmek istiyorsan, inceleme yapmak istiyorsan buyurursun, görürsün, incelersin. Oranın ilkeleri ne ise o şartlar içinde bu konudaki bilgisizliğinin giderirsin."

Rapordakileri açıklayan Başbakan Erdoğan, sadece bir kaç cümleyi aktarmak istediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sayfa 199: 1926 yılında, mülkiye müfettişi Hamdi Bey'in raporuna atıf yapılıyor ve deniliyor ki: Dersim, Hükumet-i Cumhuriye için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde kat;i bir ameliye yapmak ve ihtimalatı elimeyi önlemek, selameti memleket namına farz-ı ayndır. Bu kadar bu işi önemsiyorlar. Adeta bugünün ifadesiyle 'olmazsa olmaz' bu anlama geliyor.

Sayfa 201'de şu ifade var: Dersim, Türkiye için cehalet, maişet darlığı, dahili ve harici tesvilat ve Kürtlük temayülatı ile bulaşmış, tehlikeli bir çıbandır. Bu çıbanın kat'i bir ameliyeye tabi tutulması lazımdır. Bunun için evvela silah toplamak, badehu, ardından ıslahat yapmak icap eder.

Bu rapor, eski raporları hatırlattıktan sonra kendi çözüm önerilerini ortaya koyuyor: Nerede? Sayfa 237-246 arasında, Dersim'e yapılacak harekatın ayrıntıları, göç ettirilecek aşiretlerin listesi, bunların ne yöntemle yapılacağı anlatılıyor.

Tabii ben bu raporu açık gösterecek değilim, çıkardığım özetten okuyorum.

Belge 1: yine 1935 yılında bir kanun çıkarılıyor. Kanun;un adı: Tunçeli vilayetinin idaresi hakkında kanun. Sadece Tunçeli'ni kapsamıyor. çevre illeri de kapsıyor. Kanun'un ilk maddesinde şu belirtiliyor:

Madde 1: Tunçeli vilayetine, ordu ile irtibatı baki kalmak ve rütbesinin salahiyetini haiz bulunmak üzere korkomutan rütbesinde bir zat vali ve kumandan olarak seçilir. Sonra, bu vali ve kumandana yasada çok enteresan haklar tanınıyor. Mesela vali ve kumandan gerek görürse, aileleri bir yerden bir yere göç ettirebilir. Mesela idam hükümlerinin vali ve kumandan tarafından tecileni gerek görülmezse hemen idam edilir. Sayın Kılıçdaroğlu, haberin var mı bunlardan? Vardır da söylemiyorsun.

Mesela ceza mahkemelerinde verilen kararların temyizine gerek yoktur. İşte bu kanunun ardından, hazırlıklar yapılıyor, 1937,1938 ve 1939 yıllarında Dersim'de maalesef büyük bir dram yaşanıyor. Havadan, karadan, toplarla, hatta gaz bombalarıyla, Dersim'de hareket eden her şey, çocuklar, kadınlar katlediliyor."

MUHSİN BATUR

Dersim olayları sırasında orada asker olan Muhsin Batur'un anılarından da söz eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Muhsin Batur'un kim olduğunu biliyorsunuz değil mi? O dönemde başka partiler yok. Sadece CHP var. Şimdi CHP kendi geçmişini güya bunlardan kurtaracak. Onun için bana fatura kesmek istiyor. 'Başbakan özür dilesin' diyor. Bütün bu işlerin banisi sizsiniz. Yani bizim devlet olarak özür dilememize mani birşey yok ama bu işin iradesini kullanan sizsiniz, siz... Sizin zihniyetiniz, CHP zihniyeti...

Buna eski defterleri karaştırmak denilmez, eğer eski defterleri karıştırmaya muhtaç biri varsa o da sizsiniz. Çünkü sen ne diyorsun? 'Ben yeni CHP'yim' diyorsun. Madem yeni CHP'sin onu eleştir. eleştiremiyorsun.

Daha geçenlerde anma törenleri yaptın. Ve bütün biraz sonra gelecek belgelerin, bu belgelerin altında imzası olan zat için anma törenleri yaptın.

Dersim olayları sırasında orada asker olan Muhsin Batur, anılarında aynen şu ifadeyi kullanıyor: günlerden birgün emir geldi. tren yoluyla Elazığ'a vardık. Elazığ'da Tunceli içinde o zaman Bingöl, Erzincan da keza öyle... Oradan da ilk durak Pertek olmak üzere harekete geçtik. iki aya yakın Dersim'de görev yaptım. Okuyucularımdan özür diliyorum ve yaşantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum.

Üstad Necip Fazıl, Dersim'deki facianın tarihte bir benzerinin olmadığını ifade ediyor...

Babalarını arayan ve yanına gitmek istediklerini söyleyen iki masum çocuk Hozat Kaymakamı tarafından süngületilerek babalarının yanına gönderiliyor. Kendisinin öğretmen ve köy halkıyla alakasız bir şahıs olduğunu iddia ederek, alevler içinden fırlamak isteyen bir genç, kalasla alevlerin içine itiliyor ve karşısında da sigara içiliyor. İktidar CHP iktidarı, zihniyet CHP zihniyeti.

Bir köy halkı, önce kurşunlanıyor, daha sonra buğday sapları üzerinde yakılıyor. Üstad, faciayı şu satırlarla anlatıyor. Mazgirt Tersemek nahiyesinin halkı doğranmakta.

Merhamet sahiplerinden biri, birle on yaş arasında 20 kadar çocuğu alıp bir derenin içine saklamıştır. Vaziyet birden haber alınıyor. Çocukların öldürülmeleri emri veriliyor. Fakat bu emri yerine getirebilecek kimse bulunamıyor. En katı yürekliler bile, böyle müdafaasız masumlara silah kullanamayacaklarını söylemeye mecbur kalıyorlar. Nihayet kara suratlı bir adam bulunuyor ve bir dere içinde titreşe titreşe bekleyen 20 masumun işi bitiriliyor."

"MURAT SUYU KIPKIZIL AKTI"

"Murat suyunun, kandan kıpkızıl aktığını görenler olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: "Dersim vakasının en büyük mazlumlarından Seyit Rıza'nın hikayesi ise ayrıca yürek burkucu. Yahu bunları anlatıyorum bunlar mı sıkıntı veriyor, Kılıçdaroğlu ve yahut senin zihniyetine, senin inancına, bunlar mı ters düşüyor.

Dönemin Malatya Emniyet Müdürü İhsan Sabri Çağlayangil, bir röportajda bunu şöyle anlatıyor. 'Son sözünü sorduk; Kırk liram var, oğluma verirsiniz' dedi. Bu sırada Fındık Hafız asılıyordu.

Asarken iki kez ip koptu. Seyit Rıza görmesin diye ben arabanın önünü kapattım. Fındık Hafız'ın idamı bitti. Seyit Rıza'yı meydana çıkardık. Soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Rıza, meydan insan doluymuş gibi sessizliğe ve boşluğa hitap etti: Evlad-ı kerbalayıkh, bi hatayıkh, yani Kerbala'nın çocuklarıyız, biz hatasızız. Ayıptır, zulümdür, cinayettir." (Cihan)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler