YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Erdoğan: AB'nin raporu provokatif bir yaklaşımdır
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "AB ile ilişkilerimizin göçmenler, bazı fasılların açılması, vize serbestisi gibi pek çok konuda olumlu yönde seyrettiği bir dönemde böyle bir raporun önümüze getirilmesi tam anlamıyla provokatif bir yaklaşımdır" dedi.
Erdoğan: AB'nin raporu provokatif bir yaklaşımdır
19 Nisan 2016 / 13:17 Güncelleme: 19 Nisan 2016 / 14:25

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhtarlar toplantısında konuştu.

İşte Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar: 

AB'NİN RAPORU PROVOKATİF BİR YAKLAŞIMDIR

Bizim tepkimiz kurumsal olarak Avrupa Parlamentosu'na veya raporun kendisine değil. Bizim tepkimiz, raporun yapıcı değil yıkıcı bir anlayışla hazırlanmasınadır.

Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin göçmenler, bazı fasılların açılması, vize serbestisi gibi pek çok konuda olumlu yönde seyrettiği bir dönemde böyle bir raporun önümüze getirilmesi tam anlamıyla provokatif bir yaklaşımdır, davranıştır. Herhalde bunu Avrupalılar görecektir, temenni ederim ki görürler.

BUNLAR CİBİLİYETİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR

Rapora bakıyorsunuz Kıbrıs konusunda, Ege'deki sorunlar konusunda aynı sakat yaklaşım. Yargı bağımsızlığı, ifade, basın ve toplanma hürriyeti konularındaki eleştirilerde aynı sakat bakış açısı. 

Güneydoğu'daki şehirlerimizde yaşanan olaylarla ilgili yine benzer yalan yanlış ifadeler. Tabi raporu yazanın akıldanesi HDP'liler olduğu için sonucun bu şekilde çıkması şaşırtıcı değil. 

Biz bunları çok iyi biliriz. Bunlar cibiliyetinin gereğini yapıyor. Hele bir de raporun 1915 olayları var ki tam evlere şenlik. 

Adeta ülkemizin ve milletimizin ne kadar hasmı varsa kafalarındakileri ve gönüllerindekileri rapora dercetmişler. Bu raporun herhangi bir bağlayıcılığı yok. Zaten arkadaşlar kendilerine iade ettiler.

10 BİNE YAKIN MUHTARIMIZI AĞIRLADIK

Güzel buluşmalarımız inşallah ülkemizdeki muhtarların tamamına ulaşana kadar devam edecek. Hamdolsun 10 bine yakın muhtarımızı ağırlamış olduk. Birileri bundan rahatsız oluyor. İnşallah 52 bine yakın muhtarımızın tamamıyla burada buluşacağız. Bunlar rahatsızlıklarını dışa vururken işi muhtarlarımıza hakaret etmeye kadar vardırabiliyor.

Geçtiğimiz haftalarda güya mizah dergisi kapağında muhtarlarımızı aşağılayan, istiskal eden karikatür yayınlamıştı. Muhtarlarımızın gösterdiği tepki üzerine bu dergi yine kapaktan özür dilemek zorunda kaldı.

Sizler bu densizlere hadlerini bildirmemiş olsaydınız yaptıkları terbiyesizlik yanlarına kâr kalacaktı. Siz muhtarsınız, sizin birliğiniz hiçbir şeyle mukayese edilmez.

Hacı Bektaş Veli Hazretleri bir olalım, iri olalım, diri olalım derken biz buna bir şeyi daha ilave ediyoruz; kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım derken bunu kastediyoruz.

İİT'DE BİRLİK VE DAYANIŞMAYA VURGU YAPTIK

İslam İşbirliği Teşkilatı'nın dönem başkanlığını devraldık. Bu önemli zirvenin temasını adalet ve barış için birlik ve dayanışma olarak belirledik. 56 üyeli İİT'nin 25 ülke devlet ve hükümet düzeyinde katıldı. 

Gerek zirve toplantılarında, gerek zirve öncesi ve sonrası görüşmelerinde ısrarla birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptık. Zulüm etrafında birleşenler sadece zalimlerdir. İnsanoğlu hep adalet ve barışın arayışı içinde olmuştur. Bu günümüzde de devam ediyor.

BİZ HEP HAYRI ANLATACAK, KÖTÜDEN DE MEN EDECEĞİZ

Biz hep hayrı anlatacak, emredecek, kötüden de men edeceğiz. Dünyada yaşanan sıkıntıları göze aldığımızda bu teşkilata çok önemli görevler düştüğünü görüyoruz. Dünyada 1,7 milyar Müslüman var. Bunların koordine olması lazım. Bir ümmet bilinci içinde geleceğe yürümesi lazım. 

Teşkilatın kurumsallaşması, faaliyet alanının genişlemesi için çalışacağız. Teşkilatı adına ve misyonuna yakışır bir konuma getirmek istiyoruz. Müslümanların adının terör, sefalet, cehaletle değil; medeniyetimizin parlak günlerinde olduğu gibi insanlığa hizmetle anılması en büyük temennimizdir. 

İSLAM DÜNYASININ İÇİNDE OLDUĞU ÜÇ BAŞLIK VAR

Birlik ve beraberlik konusu ülkemizde yaşanan sıkıntıların tek çaresidir. Bu hafta Kutlu Doğum'u yaşadık. Bu hafta boyunca da başlık bir taraftan tevhid vahdet, diğer taraftan birlik çağrısıydı. 

Terörle anıldığımız bu zamanlarda İslam dünyasının içinde bulunduğu üç başlık var. Bir tanesi mezhepçilik, bir tanesi ırkçılık, diğeri de terördür. 

İSLAM İÇİNDE BÖYLE BİR AYRIMCILIK OLAMAZ

Mezhepçiliktir çünkü, İslam dünyası içinde öyle bir virüs haline geldi ki, bu yayılma adeta bir din gibi algılanmaya başladı. Bizim bu noktada dinimiz İslam'dır, İslam'ın içinde böyle bir ayrımcılık olamaz. Buna sıcak da bakamayız. Bize sorduklarında Müslümanım deriz ve gereğini yerine getiririz. Mezhepçilik ayrımcılık olacaksa vay bu toplumun haline. 

İkincisi ırkçılık. Bizde Romanmış, Boşnakmış, Lazmış, Çerkezmiş, Türkmüş, Kürtmüş bizde böyle bir şey yok. 

ÇÖZÜM SÜRECİNİ BUZDOLABINA KOYDUK

Üçüncüsü de terör. Geldiğimiz nokta ortada. Çok kayıplar verdik. 40 bini aşkın insanımız 35 yıldır terörün kurbanı oldu. Önce 'Demokratik Açılım' dedik olmadı. 'Milli Birlik ve Kardeşlik' dedik olmadı.

En sonunda 'Çözüm Süreci' dedik yine istismar edildi, yine olmadı. Artık bunların hepsi bir kenara. Çözüm sürecini de ne dedik 'buzdolabına koyduk'. Şimdi operasyonlar dönemi. Ne olacak bu operasyonlar döneminde?  Bu iş bitecek.

Çünkü bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur. Sonuna kadar üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Askerimizle, polisimizle dayanışma içinde bu işi sürdüreceğiz. Bu işi başaramazsak yazıklar olsun. Bu işi başaracağız. Bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur, kimsenin bir şeyler elde etmeye de hakkı yoktur.

Yaşanan bu terör olayları terör örgütünün şehir merkezlerinde uygulamaya çalıştığı eylem stratejisi yok olmuştur. Battık, mahvolduk, bittik diyorlar, nereye kaçacağız diyorlar. 

BÖLGE HALKI YAŞANANLARI GÖRMÜŞTÜR

Bölge halkı yaşananları görmüştür. Tüm güvenlik güçlerimiz gerçekten fedakarca müdahaleyle terör örgütünü bir kez daha yenmiştir. Özerklikçilik oynayanlar kaybetmiştir. Milletimizin mahremini çiğneyerek onun gönlüne gireyeceğini zannedenler sadece nefreti kazanmıştır. 

TÜRKİYE'NİN BUGÜNKÜ SINIRLARI BİZİM SON SINIRLARIMIZDIR

Türkiye'nin bugünkü sınırları bizim son sınırlarımızdır. Osmanlı Devletinin toprak büyüklüğü 100 yıl önce yaklaşık 5 milyon kilometrekareydi. Cumhuriyetimizi ilan ettiğimizde sonradan topraklarımıza katılan Hatay ile birlikte bunun ancak 780 bin kilometrekaresini yani altıda birini muhafaza edebildik.

Elbette asıl hedefin bizi bu coğrafyadan tamamen kazımak, silip atmak olduğunun farkındayız. Hiç kimse kusura bakmasın, artık o devir geride kaldı.

ASKERİMİZLE, POLİSİMİZLE, KÖY KORUCUMUZLA HEP BERABERİZ

Bu milletin huzuruna kimsenin kastetmeye hakkı yoktur. Sonuna kadar tüm güvenlik güçlerimizle üzerine üzerine gidiyoruz, gideceğiz.

Askerimizle, polisimizle, köy korucumuzla hep beraberiz. Dayanışma içerisinde bu işi sürdüreceğiz. Eğer bunu başaramazsak yazıklar olsun, bunu başaracağız. Bu millet güçlüdür ve bunu başarmaya da muktedirdir.

TERÖR ÖRGÜTÜNÜN EN KÜÇÜK BİR İZİ, ZERRESİ DAHİ KALMAYACAK

Yaşatmak değil sadece ve sadece öldürmek için faaliyet gösteren terör örgütünü, tüm isimleri ve yandaşlarıyla bölgeden ve ülkemizden söküp atmadan yaşanan acıların önüne geçemeyiz.

Çözüm arıyorsanız işte size çözüm; terör örgütünü en küçük bir izi, zerresi dahi kalmadan bu topraklardan söküp attığımızda çözümü gerçekleştirmiş olacağız.

KANDİL'DEKİ TERÖR BARONLARININ UMRUNDA MI?

Şehitlerimiz namusları bildikleri vatanlarını, milletlerini müdafaa uğrunda hayatlarını kaybettiler. Peki terörist sıfatıyla hayatını kaybeden bu Kürt gençleri ne uğrunda öldü?  Pek çoğunun mezarı dahi olmayacak bu gençlerin ölümü Kandil'deki terör baronlarının umrunda mı acaba? 

Kandil'deki terör baronlarını, ülkemizdeki terör eylemleri için yönlendirenler bakımından bu ölümlerin sadece birer taktikten, birer istatistikten öte anlamı var mı?  Yok.

 

KENDİ KENDİLERİNE ÖZERKLİKÇİLİK OYNAYANLAR KAYBETMİŞTİR

Askeriyle, polisiyle, korucusuyla, istihbaratçısıyla tüm güvenlik güçlerimiz, gerçekten fedakarca bir mücadeleyle terör örgütünü bir kez daha yenmiştir.

Kendi kendilerine özerklikçilik oynayanlar kaybetmiştir. Çukur siyasetiyle netice alacağını sananlar hüsrana uğramıştır. Milletimizin mahremini çiğneyerek onun gönlüne gireceğini düşünenler sadece insanımızın nefretini kazanmıştır.

TBMM'DE DOKUNULMAZLIK KONUSUNDA SAĞLANAN UZLAŞMAYI TAKDİR EDİYORUM

Milletvekili dokunulmazlığının amacı bellidir. Kürsüden ifade ettiğiniz düşünceler konusunda dokunulmazsınız. Diğer soruşturma ve kovuşturmaların, üzerinizde baskı aracı olarak kullanılmaması için de suç üstü halleri dışında bu tür süreçler milletvekilliği süresince donduruluyor.

Ama siz bu imkanı tutup da terör örgütünü desteklemek, terör örgütünün bir militanı gibi davranmak için kullanırsanız, kusura bakmayın eninde sonunda dokunulursunuz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bu konuda sağlanan uzlaşmayı ben takdirle karşılıyorum.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler